Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Yöntembilim
 YöntemBilim Forumu | Yöntem Bilim | Yöntembilim  
Mesaj icon Konu: HER ve HIÇ ve HEP Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3910

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: HER ve HIÇ ve HEP
    Gönderim Zamanı: Bugün Saat 01:09

HER ŞEYİ BİLİRİM

Şahin DOĞAN yazdı:

Havalar serinledi. Ardından hastalık başladı. Soğuk algınlığı, diş ağrısı, kulak ağrısı. "Kayıp Aydınlanma" çok şükür bitti. 682 sayfa. Beş günümü aldı. Çeviri güzel. Yazarın perspektifi harika. Amatör ve usta bütün araştırmalar için zengin bir bibliyografyası var. Bazı zamanlar bırakmak istedim çünkü çok lüzumsuz ayrıntılar vardı. Ama buna rağmen çekici ve doyurucu bir kitap. Kitapta İslam dünyasındaki 800 ila 1200 yılları arasında cereyan etmiş olan iki kutbun ezelî savaşı anlatılıyor. Kör taassup ile hür düşüncenin ezelî savaşı bu. Okurken Seyyid Hüseyin Nasr, Ziyaüddin Serdar, Fuat Sezgin, İhsan Fazlıoğlu geldi aklıma.
Kimler yok ki: Buhari, İbn-i Hanbel, Gazali, Razi, Maturidi, Tirmizi, Beyhakî, Kindi, Biruni, İbn-i Sina, Harezmi, Yusuf Has Hacip, Kaşkarlı Mahmut, Ravendi, Rudeki, Firdevsi, Buzcani, Hivi, Hayyam, Nevai, Tusi... mezkûr tarih aralığındaki Müslüman aydınlanması nasıl başladı, nasıl bitti, neden bitti? Kitap bu soruların etrafında dönüyor. Muhtemel bütün cevaplar ve tezler masaya yatırılıp değerlendiriliyor. Bu aydınlanmayı bitiren nedenlerin en çekicisi ve en ikna edicisi "karanlık deha Gazali'nin" akla ve hür düşünceye vurduğu ölümcül darbe, yazara göre. Bu ölümcül darbenin tesiri koyu bir şekilde günümüzde hala devam ediyor. "Niyeti ne olursa olsun, Gazali'nin yazdıkları İslam adına akılcılığı ve aydınlanmayı savunanları susturmak isteyen herkese gayet etkili bir entelektüel araç vermişti." (s.479)
Kitapta İbn-i Sina ve Gazali'nin hayatına dair bazı ilginç detaylar var. Mesela Gazali'nin geçirdiği bunalımın sadece felsefi bir bunalım olmadığı, Hamileri olan Sultan Sercer ve Nizamulmülkü kaybedeşi olduğunu söylüyor. Arkasındaki koruyucu diasporayı kaybedince kendini kaybediyor Gazali. Merv, Bağdat, Isfahan, Tus, Semerkant, Horosan, Samarra, Belh, Gazne gibi kadim şehirler hakkında verdiği bilgiler her meraklı sanat tarihçisinin dikkatini çekecek yetkin bilgiler. Kitapta zaman zaman konu insicamı dağılıyor. Aslında 40-50 sayfada anlatılabilecek bir meseleyi 682 sayfada anlatmaya çalışıyor.
Sözgelimi merhum Cemil Meriç bütün meseleyi şu tek paragrafta özetliyor: "Bize göre dava şu: bir yanda kafası işleyen, kâinatın muammalarını anlamak için hem dinlerin hem felsefelerin ışığından faydalanmak isteyen bütün bilgilere, bütün düşüncelere açık birkaç kişi. Ötede mutlak hakikati belli sloganlara irca ederek Müslümanlığı fıtri bir imtiyaz olarak kendilerine mal eden bir iki oportünist. Ve ikincilerin etrafında kümelenen adsız ve şuursuz yığın." (Cemil Meriç, Jurnal 2, s.318)
Sabırla ve teenni ile okudum ama çok keyif aldığımı söyleyemem. Bir parça ders kitabı gibi "sıkıcı" geldi bana. Vazife hissi altında finallere hazırlanır gibi okudum. Altını çize çize, kenarlara notlar düşe düşe. Neden bu kadar itina ile sonuna kadar okuduğumu bilmiyorum. İyi ki okudum. Sabrı ve ilim talebi olanlara tavsiye ederim. Sırada Merdan Yanardağ'ın "İçtihad Kapısı-İslam Dünyasının Süren Orta çağı" isimli kitabı var. Bakalım Yanardağ ile halvetimiz nasıl olacak.
(Şahin DOĞAN, 05 Ekim/2022)

HİÇ BİR ŞEYİ BİLEMEM

Onun yazacağı bir sorunu ve konu olmaz zaten


HEP BİR ŞEY BİLDİM

Bu yüzden düşünmeye cür'et ve konuşmaya cesaret ettim:

Kültürün olmazsa olmaz bileşenleri olan dil ve din bilim ve hukuka intikal etti.. dilin ve bilimin esası olan İKTİSADI.. dinin ve hukukun esası olan ADALETİ, ticaret ve siyaset gerçekleştiremiyor ve ticaret teknolojiye ve siyaset ideoloji inkilab edip insanı doğaya yabancılaştırıyor ve insanı insandan uzaklaştırıyorsa İNSAN tehdit ediyor demektir. Bunun için acilen bilimin HİKMETE.. hukukun AHLAKA.. yönelmesi gerekiyor.. aksi halde insaniyeti kübra olan islamiyet tehlikede demektir.

Çünkü insan olmadan islamiyet olmaz ve islamiyet olmadan da insan kurtulamaz.

osmanziya 26.02.2025 Üçyol İzmir 01:19
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3910

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 23:03
Hanım, halkın iyi bildiği iki pencere bulunur.. biri kainat ve biri insan. Fakat bilim insanları ve özellikle filozof olanları biraz derin düşünür ve derler ki sizi her ne kadar evreni ve adamı ayrı ayır düşünüyorsunuz lakin biri asıldır, diğeri gölge. Yani onlar var olanı evren ve insan olarak ikiye ayırmazlar. Var olan bir tanedir ancak bunlardan biri asıl olanıdır diğeri gölge.. işte bu nokta da onlar yine İKİYE ayrılırlar. Sağ da olanlar der ki İNSAN asıldır, kainat ona bağlı ve onun gölgesi olarak ortaya çıkıyor. Sol da olanlar da hayır efendim.. asıl olan KAİNAT'dır.. insan ona bağımlı ve ikincil olarak var oluyor. İşte bu nokta da bunları duyan SOKRAT.. öyle saçma şey olur mu ? Bir yandan bakıyorsunuz kainat görünen öbür yanda insan oluyor. Öyle ise bizim ne kainat ne de insan hakkında tam bir bilgimizi bulunmaz. Bildiğimiz sandığımız diğer şeyler hakkında tam ve kesin bir bilgimiz olamaz. İnsan ve kainat hakkında bilgimiz bulunmuyorsa tanrılar hakkında da bilgimiz de güvenilir değildir. Hatta siz bilmiyorsunuz da ben biliyor değilim. Bende bilmiyorum. Öyle ise benim bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir.. demiş.. AGNOSTİZM'in kapısını açmıştır. Gnost.. bir şey bilme .. agnostizm ise hiç bir şey bilmeme.. aslında insanın BİLGİ bakımında iki TEMEL durumu bulunur.. ya bir konu hakkında KESİN bilgi sahibi olur.. ya da yaklaşık ya da kuşkulu bilme durumu olur. Yaklaşık bilgiyi kuşkulu bilgi kümesine katarsak iki bilgi kümemiz olacaktır.. birisi kesin ve tam bilgi.. diğeri kuşkulu ve yaklaşık bilgi.. birinci guruptakilere felsefe DOĞMATİKLER'ler.. ikinci guruptakileri de SEPTİKLER adı veriliyor. SONUÇTA bu çeşitli konular ve alanlar ve bilgiler ve düşünceler karşısında bizim iki eşit kararımız oluşur ya kesin (kat'i) ve tam (bütün) bilgiler ediniriz.. ya da kuşkulu (şüpheli) ve yaklaşık (takribi) bilgilere sahib oluruz. İşte parça parça durumlar hakkında bu bilgi kararlarım.. parça parça değil tüm evrene ve bütün insana ilişkin olduğunda septikler AGNOSTİK oluyorlar.. doğmatikler de SKOLASTIK. Bu iki durum ve sonuçlara evrene ve insana değil de Tanrı'ya ilişkin olduğunda durum biraz daha karışık ve karmaşık hale geliyor. Yukarıda söylediğim.. teist.. deist.. panteist.. panenteist.. ateist.. gibi felsefi ve dini kavramlar ve terimler ortaya çıkar. Ancak bütün bu curcuna.. sadece DÜŞÜNCE alanında.. bunların duyum, duygu, dilek, eylem, işlem. yaşantı görüş, tutum gibi gibi insanın çeşitli bilim ve etkinlik alanların yansımaları çok daha karmaşık çeşitlilikler çıkarıyor. Evet hepimiz bir ve bütünüz. Ancak konuşmaya ve düşünmeye başlayınca ortaya iste istemez türlülükler ve buna bağlı olarak çeşitlilikler çıkıyor. Bütün bunlardan da ruhumuz sıkılıyor ve tekliği arıyoruz. Bu da doğal öbürü de normal. Bunların arasına bir anormal ve sanal ve yapay olanlarda girince ortaya çıkan resim çağımızı gösteriyor. Buna karşı YBA ile bulduğum çözüm sözümüzde taşınan bilgi ve değer sağlam ve sağlıklı bulunmasına dikkat edelim sonuçta güvenilir olmasına duyarlı olalım.. diyorum lakin TAM MURADIM da bu değil.. sözün sağlam ve sağlıklı olmasının ölçüt ve kriterini gelin hep birlikte saptayalım.. demek istiyorum. Osmanziya yontembilim.com    
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3910

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: Bugün Saat 23:06


İnsanda sadece akil degil nefis ve kalb ve ruh dahi söz konusu. Sonuçta düşünce önemli olmakla birlikte duyum.. duygu.. dilekleri de yaşanti ve davranıslarinda etkilidir.

osmanziya

face de TC EMRE UMUT UĞUR paylaştı:

“Kaybolduğumuzda, aslında en çok kendimizi buluruz.”
Yalnızlığımızı hissederek kendimizi nasıl buluyoruz?
Kaybolduğumuzda yavaş yavaş yalnızlığa sürükleniyorsak, bir amaç ya da hedefimiz yok gibiysek.
Kendimi bulursak amacımıza veya hedefine ulaşıp yavaş yavaş kendimize gelmeye başlarız ve kendi yolumuzu çizmeye başlarız.

Ocean Vuong



dedim ki:

Maşaallah.. güzel bir tespit.. tebrik ederim.

ancak bundan sonrası oraya yazmadım.. çünkü burası halka göre değil..

KAYBOLMA insanın yoksulluk.. hastalık.. yaşlılık.. yoksunluk ve yitmek (ölmek) gibi YOKLUK YOKUŞUNU indikten sonra sonra zenginlik.. sayınlık.. enginlik ve benginlik gibi VARLIK BAYIRINI çıkma savaş ve barışını verme durumunda orta çıkabilir diye düşünüyorum.

Baksana KAYB olmada GAİB olma sesi çınlıyor.

osmanziya 26.02.2025   


Düzenleyen osmanziya - Bugün Saat 23:17
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk