Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Yöntembilim
 YöntemBilim Forumu | Yöntem Bilim | Yöntembilim
Mesaj icon Konu: MERAK(Kapalı Konu Kapalı Konu) Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya01
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ekim-2009
Konum: İzmir
Gönderilenler: 381

Hak Puan : 10
Kidem : 7
OrtalamaHak : % 100
Irtibar :2

bullet Konu: MERAK
    Gönderim Zamanı: 05-Kasım-2012 Saat 14:07

MERAK

BAK dizini içindeki dosyalar:

uploads/20121105_140656_BAK.rar

Bu gün meraklı bir akrabamı ziyaret ettim..

Benim için merak şu alaka çerçevesinin sol alt köşesine yerleşen bir alaka idi.. Meraklı kardeşim dedi ki merak ortada olsa yani merak kavramını / terimini tablonun ortasına yerleştirirsek ne olur.. ve nasıl bir anlam çerçevesi çıkar ?

İŞTAH ------------------------------- İŞTİYAK

ALAKA

AŞK ------------------------------------ MERAK

Yaptığımız sohbetin özetinden bir kısmını bu yazının dizini içindeki dosyalarda görebilirsiniz. Bu anlam çerçevelerini insanlarla karşılıklı konuşurken adım adım oluşturuyoruz. İnsanlar kafa sallayarak ya da evetle onaylayarak sonraki aşamalara geçiyoruz. İzleyenlerim kavramların yerleştirilmesindeki mantığı anlamasalar da ya nezaketen anlamadıklarını ifade etmiyorlar ya da anlamış görünüyorlar.. sanırım yüzde yetmişi anlıyorlardır. Hiç anlamıyorlar diyemeyiz. Elbette hiç anlamadıkları ve sonuçta sıkılacakları ve esneyecekleri anlatımı sürdürmeyecek kadar da bende de nezaket var. Sonuçta tablolar oluştuğunda birbiriyle bağlantılı kavramların nasıl bir “sihirbazlık ”la kurulduklarını gördüklerinde bunu benim yeteneğime ya da birikimime ya da deneyimime verme olasılıkları yüksektir.

Yıllardır insanbilimle uğraşmaktan gelen bir bilgi birikimim ve yöntembilimsel analizden gelen bir kavram disiplinim var.. tevazu göstermek gerekmez, çünkü hoca yasa, usta da çaba istemez. Bu doğaçlama gibi spontane bir olgudur bundan dolayı sahiplerine övünme payı bırakmaz. Elbette ustalığın etkisi yadsınamaz.

 

Ancak ilgili kavramların birbiriyle bağlantılı olarak sürekli bir şekilde ANLAM ÇERÇEVESİ oluşturabilmesi dahi benim maharetim ve mefaharetim olamaz.

Bu anlam çerçevelerinin birini ya da bir kaçını bir makale konusu ya da kitab tezi olarak ayrıntılı anlatmam da YAZARLIK psikozuma uymaz.

 

Çünkü yaşanan bir gerçeği sergileme ya da içerikli bir bilgi verme veya bilinmeze veya bir sorunu çözmeye ilişkin bilgiyi dillendirerek bunu geleceğe sunma gibi bir kaygım yok. Bu gibi içerikleri yöntembilimin biçimini gösterme ve nasıl kullanıldığını öğretme maksadıyla kullanırım.

 

Belki bir süre sonra bu güne kadar olan bu politikamı değiştirerek muayyen bir ya da birkaç konuya ait içerikli bilgi vererek yöntembilimsel analizin tanıtımını yapmak gibi bir yolu seçmek zorunda kalabilirim. Şimdilik böyle bir şey düşünmüyorum.

 

Bu güne yaptığım iş.. bir düzine tablo içeren dosyaları webime yüklemek ve ona ilişkin birkaç sayfayı geçemeyen düz yazı ile tabloların reklam ve tanıtımını yapmak. Böylece düz yazının propagandasıyla tablolarımı merak edip onları inceleyerek alaka duyanların yöntembilimsel analizi öğrenmeyi istemelerini ararım. Bu TÂLİB olmaktır. Ya da düz yazılarımı okumayı deneyenlerin, içerikli bilgilere ilişkin sorularını, görüşlerini ve eleştirilerini beklerim. Bu TALEBE olmaktır.

 

Osmanziya talebe (öğrenci) beklemiyor değil tâlib (öğrenici) arıyor. Çünkü talebe bilineni arar tâlib bilinmeyeni ister. Fakat gölgesinde yaşadığım Mustafa BUĞUÇAM, öğrenci seven öğretmen ya da okur arayan yazar gibi içerikli konuların kralı olmaya heves edebilir ve bu krallık saplantısını da giderek aşırır ve sapıtırsa tanrı saydığı bir sanrıya sardırırsa kendisine de öğrencilerine de, okurlarına da yazık olur. Bu gibi tehlikeler hümeze suresinde “fi amedim-mümeddede” sırrıyla ifade ediliyor. Bundan kurtulmak ve HUTAME’ye düşmemek için hatt-ı sureti ve hadd-i şekli birbirinden ayıracak düzeyde bir AR’ayışa ve anlayışa ulaşmak gerekmektedir. Bunu şöyle ifade ederim: Düşünenleri arıyorum çünkü arayanları düşünüyorum. Çünkü öğren-i-cimlerle birlikte yarın aramayı düşünenlerin eline oldukça verimli ve yararlı bir anlatım aygıtı ve anlam sürücüsü vereceğiz.

 

Bu gibi çalışmalarla sözcüklerin, örneğin burada “merak” kelimesi.. bu sözcüğün kökenine inmek.. dil bilimde ayrı bir ihtisas ve ilim dalıdır. Sanırım bunun adına etimoloji deniyor.

Etimoloji sanırım bir etnisite ye ilişkin .. olgusal ve bulgusal bir araştırma alanı.. benim üzerinde durduğum dilin bu filolojik kısmı değil de semiotik kısmı.. semantik ve sentakstan ibaret bu alan dili; tarihi bir varlık değil de hali hazır bir ontik varlık olarak ele alıp sözdizimsel (beyani) ve anlambilimsel (maani) yapı, işlev ve ilişkilerini incelemektir. Bu ilişkileri de yöntembilimsel analizle ele alıp konunun anlatım çerçevesini kurmak ve kavramların anlam bağlamlarını kurgulamaktır. Bu çerçeve ve bağlamların belli konu ve kavramlarına ilişkin olan İÇERİKLİ modellerimi de değiştirerek ve düzelterek geliştirmektir. Bunların yöntembilime ilişkin olanları da insanbilime ilişkin olanları da vardır. Bu tabloların değeri ve kalitesi de yüksektir, sayısı ve kantitesi dahi çoktur. Ancak bunların kıl kadar değeri gözümde yoktur. Gerçi hedeflerimden birisi bunların cami ve külli olanlarını seçerek bir hülasatülhasıla oluşturmak yani üretimimin İÇERİKLİ özetini ortaya koymak ise de yöntembilime tâlip bulma hedefimi hiçbir zaman ikinci plana atamaz. Belki içerikli bilgilerimi derleme işini sonradan başkaları da yapacaktır ancak kendim üzerime düşeni yaparak onların bir işine yardımcı olmak isterim.

 

Şimdi bu yazıya ilişkin MERAK kavramına gelirsem.. sözcüğün tam ortasında bulunan harf “R” harfi görme türlerine ilişkin sözcüklerde bol bol bulunan müşterek bir ses’tir. Rüyet, rüya, riya, irade, irae, daire, idare, terbiye, seker, meker, rakı, rock, rab, rahman, rahim, riyaset, riayet, rasat, rabas, basar, nazar, basiret, nazariye, tarz, suret, arz, farz, revh, reca, rıza.. rıza yani HOŞ GÖRMEK.. ve bunlar gibi türlü türlü görmeler ve örmeler Türkçe bile bu “re” ya da “ra” sesiyle ifade ediliyor ve hatta “ha-R-f” sözcüğünün maruf olmasında bile tarife ihtiyaç bırakmayacak bir tarzda etrafa, eRa basaRı ve iRfan nazarRı verir ki Türkçede harfi karşıladığım AR sesini İR-de-leme’den çıkarıyorum.

 

Harf (AR) ile vehim (İR-deleme) arasında nasıl bir bağlantı kurdum ?

Anlam olarak kurdum, çünkü harfler yapay varlıklardır ve sanal nesnelerdir. Vehmi ve fiktif varlıklar bizim dilimizin öğelerini oluştururlar.

 

Ad olarak kurdum, çünkü Türkçe’de yapıyoR, ediyoR, geliyoR, gidiyoR, geliR, oluR, hatta en önemlisi “DIR” ve “VAR” örneklerinde olduğu gibi yapım ve çekim eki yani harfi olarak “r”sesinin arapça HARF kelimesi için Türkçe karşılığı olarak kullanmaya en yakın ses olduğunu düşündüm. Haydi.. bu HARF / AR ismi türk milletine hayırlı olsun…

Merakın kök sesi olan “R” harfini / arını hallettikten sonra gelelim merakın kendisine..

“merak”, ALAKA ile başlayan fakat İLİM ile biten bir sürecin ortasında yer alan dört alakadan biridir. Diğer üç alaka; iştah, iştiyak ve aşktır.

 

Aşk muhabbet ile biter. Merhamet ile derinleşir. İştah şehvet ile başlar ihtiyaç ile derinleşir. Aşkın derinliği ile iştahın derinliğini karşılaştırmak isterseniz, bedenin derinliği ile ruhun derinliğini karşılaştırın!

 

Acaba merakın derinliği cesaset (casusluk) olabilir mi ? iştiyakın derinliği cesaret (kahramanlık) olabilir mi ? Amma bizim kavramımız merak.. bu sözcüğü BAK ile karşılamak isterim.. muhkem ya da müteşabih bir açıklamasını yani teşbihini bulamayınca şüphe eden bir yanı yok mu merakın. Ya da mesaili suale çevirebilen merakın başımıza açtığı yareler, yarım yarıkların başımıza açtığı yara, kıçımıza yaradan az değildir… Başımızdan kıçımıza kadar sorunlarla yüklü olan biz insanın bu sorunları sorulara çevirerek soruya yanıt ve soruna çözüm getirmesi doğal bir gereksinimdir fakat süreli dizilerin önünde yitirilen zamanlar merakın boşa harcanması değil midir ? Merak ilmin hocasıdır, soru da onun asistanıdır fakat bu hoca ve talebeyi zaman canavarına dönüştürmek trafik canavarından daha büyük kayıplara sebeb olduğunu yarın anlyacağız.. cesetlerine geri gelen ruhlar, kendilerine VAKTİN HESABI sorulduğunda yitirilen zamanların ve fırsatların muahezesini kime yapacaklar ?

 

Merakı "BAK" ile karışlamak isterim fakat rabas var, rasat var, illeti (sebeb ve neticeyi) merak var, akibeti (istikabali ve ahireti) merak var, sual var, şüphe var.. hasılı pek çok alakaların ve ilgilerin ucunda merak var.. sadece nedene ve niçine bakmak ve sonucu ve meyveyi beklemekten ibaret değil merak, sormak ve kuşkulanmakta var. Bu durumda türlü görmeleri kapsayan ve çeşitli bakmaları içeren "merak"a türkçe bir karşılık bulmak kolay bir iş değil.

 

Merak konusunda icab CEB’inin, vecibe CİB’inin, cevab ÇİP’inin ve vacib CÜBBE’sinin içinde kaybolan karanlıklar, bizim CEBANETİMİZİ, ister sol canibimizde dursun ister sağ cenabımızda bulunsun.. bilinmez bilgileri ve gizemli gerçekleri aramak için yakılmış bir mumdur.. başka bir ifadeyle mağaramızı mağazaya dönüştüren girişimler mündemiç ve gelişmelerde meknuz muazzam bir anahtardır merak.

 

Fakat bizler iştah ve iştiyak ayaklarıyle yeri eşeleyen tavuklar gibi olduk.. aşk ve merak kanatlarını açan kartalların bilgi dağlarında, sevgi zirvelerine yaptıkları yuvalardan bigane kaldık.. merakımızı dizilere ve aşkımızı da fantezilere harcadık.. görsel ve işitsel dünyanın çekiciliği tefekkürümüzü üfürdü ve tezekkürümüze tükürdü… Bazen sözün büyüsüne takıldık bazen gözün rengine bayıldık… Merak etme sen.. diyen yare aldandık merak etmedik. Oysa meraya-yı mevcudatta cilvelenen hakikatleri ve kitabet-i hadisatta yazılan haberleri setr eden seker ve meker’imiz merakın canına okudu.. şeker gibi geldi gışâ’veler, teker gibi oldu mekerler.. esrik bir adama tuzak bir soru sorsan.. onu boru sanmaktan başka horunu bulamazsın.

 

Perdeler ve örtülerle görülen gölgelerin ÖRGÜ’leri ardındaki ziyaya hasım ve nura düşman olduk. Dini vaz’dan ve felsefeyi edebiyattan ve hikmeti san’attan ve en nihayet hakkı hakikatten ayıramaz olduk. Bir lokmada boğulduk ve bir öpmekte nefesimiz kesildi.. Hasılı kendimize yazık ediyoruz.. yediğimiz bu kazıkla..

 

Allah akıbet ve ahiretimizi güzel ve iyi etsin, duasından başka bir umudumuzda yoktur. Bunun için BAK’manın şerrine karşı da BEK’lemekten başka bir çare bulunmaz. REVH esintisi kesilmeden ve RECA kapısı kapanmadan MERAK’ımızı merak ediyorsanız.. dosyalardaki tablolarla bir yolculuğu deneyelim.. belki araklayan meraktan kurtulabilmek için gözümüzü kapatan vehmimizi bozar ve gönlümüzü örten hayalimizi yırtabiliriz.

Bizim yapabildiğimiz tek iş böyle gizemli yazılarla yöntembilimsel analizin reklam ve görsel düşüncenin propagandasıdır.. asıl malı götürecek iş merakınızı medya krallarının ekran köleliğinden kurtarıp terakki raksındaki rakımını yükselterek O’nu tanımakta kullanarak kulluğunuzu artırmaktır.

 

Sağlıcakla kalın.

 

OSMANZİYA

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE

semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim

için düz yazıdan özür dilerim

http://sites.google.com/site/yontembilim/

http://sites.google.com/site/insanilim

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/

http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/

http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/

http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/

www.yontembilim.com

www.insan-bilim.com

 



Düzenleyen osmanziya01 - 08-Kasım-2012 Saat 11:00
BEYAN dogru olmali ve MAAN hakikati bulmalidir
IP
taharriyat
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 25-Kasım-2009
Gönderilenler: 26

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

bullet Gönderim Zamanı: 05-Kasım-2012 Saat 19:29
http://www.objektifhaber.com/curiosity-ilk-mars-kumunu-yuttu-141528-haber/
Nükleer keşif aracı Curiosity, kısa bir süre önce Mars yüzeyinde parlak bir cisme rastlamış, cismin uzay aracından düşmüş olabileceği ihtimalinin göz önüne alınmasının ardından cisim olduğu yerde bırakılmıştı. Curiosity, son analizlerinde, tekrar parlak cisimlere rastlarken, bu cisimlerin Mars’a özgü olduğunu tespit etti.
‘Rocknest’ adı verilen bölgede robotik kolunu kullanarak ikinci kez parlaklık tespit ettiği bölgeyi kazan ve kepçesini doldurduğu kumu inceleyen Curiosity, parlak cisimlerin Mars’a ait olduğunu ortaya çıkardı. Curiosity’nin rastladığı ilk parlak nesnenin uzay aracından düşmüş plastik bir parça olabileceği ifade edilmişti.
NASA, en son keşfin ardından yaptığı resmi açıklamada, “İlk başta Curiosity’den düşen parçalar olduğu düşünülen ve bu yüzden uzay aracının numune işleme mekanizmasına konulması istenmeyen nesnelerin, Mars’a ait olduğu” ifade edildi.
Curiosity’yi kontrol eden bilim insanları, yapılan son tespitin ardından üçüncü kez kazı yapmak için Curiosity’nin kepçesini ve numune işleme mekanizmasını temizledi.
İLK MARS KUMUNU YUTTU
NASA, Curiosity’nin kepçesiyle üçüncü defa doldurduğı toprak numuneyi, bugün Kimya ve Mineraloji Cihazı (CheMin) tarafından analiz etmek için yuttu. İlk Mars kumunu yutan Curiosity, Mars'taki analizlerinde de önemli bir adım attı.
Curiosity projesinin başındaki California Teknoloji Enstitüsü'nden John Grotzinger, "CheMin ilk Mars kumunu tattı. Curiosity görevinde önemli bir çizgiyi geride bıraktık" dedi. CheMin, Mars görevinde ilk kez kullanılırken, kepçedeki numuneler daha sonra Mars Numune Analizi (SAM) cihazına dökülecek.
CheMin ve SAM cihazlarının yapacağı analizler, Mars’ta bir zamanlar mikrobiyolojik yaşam olup olmadığı konusunda önemli bulgular sunacak.
Curiosity, 5 Ağustos günü Mars’ın Gale Krateri’ne indikten bu yana geçen iki ayı aşkın sürenin ardından, uzun süre deney ve analizler yürüteceği ‘Glenelg’ noktasına gidiyor.
Mini Cooper büyüklüğündeki 2.5 milyar dolarlık uzay aracı, insanlığın bir başka gezegene bugüne kadar yolladığı en büyük keşif aracı olma özelliğine sahip. Curiosity, Mars’ta en az iki yıl süren analizlerde bulunacak.

ntvmsnbc
 
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3996

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

bullet Gönderim Zamanı: 06-Kasım-2012 Saat 17:13

 

 

 

 

Bir şeye başlamadan önce onu nasıl bitirileceğini öğren..

Resim olayı gösteriyor ben de az buçuk İngilizcemle onu çevirdim…

En genel yasa “önce başlat sonra bitir”dir ve bu yüzden

insan öncesini de merak eder sonrasını da merak eder.

Yani işin başını ve sonunu düşünür.

Ancak SONU düşünülmeden başlanan işler olduğu gibi

BAŞI bitirilmeden sonlandırılmak istenen işler de vardır.

Bu ikisi de doğru değildir.. “sonuç”suz kalırlar, çünkü.

Ancak bu görünürde’dir..

çünkü genel yasaya göre gerçekleşen, ihdas eden OLAY’ların mutlaka bir itibar edeni vardır ki bu itibara göre bir sonuç ve onun kazancı ya da kaybı ve hatta sorumluluğu olacaktır. Yani hiçbir olay “sonuç”suz değildir. Sonuçsuz görünmesi de görecedir.. dünyada sonucu yoktur ama ukbada vardır.  Hatta dünyada bile vardır.. örneğin bir başarısızlık;  sonuçsuzluk  değil deneme ve yanılma ile işleyene bir ders, bir bilgi ve bir öğüt vermiştir.

Sonu görmek ve sonucu elde etmek onuncu adımda mı yoksa on birinci adımda mı ortaya çıkar bilinmez ancak yöntembilimsel analiz gibi köklü bir konuda ve uzun vadeli bir PROJE’de bu güne kadar PARTİ’sinin oluşmamış bir görünüm ortaya çıkması.. onun Para ve Pazar aşamalarının sonuçlanmayacağı anlamına gelmez.

Çünkü bu İŞ, 120 yıllık proje, 10 yıllık parti , 1 yıllık para ve 1000 yıllık Pazar aşamaları olan bir davadır.

Bu demektir ki proje safhası bile bir insanın ömrünü aşıyorsa (120 yıl) benim yapabileceğim bir şey yoktur demektir. Ancak bu proje ve parti konusunda HİÇ BİR ŞEY yapmadığım anlamına gelmez.

MERAK hakkında yazı yazdım ve çevreme de olabildiğince de duyurdum. Bir gün için de 20 reyting almış ve hiçbir soru ve eleştiri getirmemişse ( ki bu istenilen tenkid ve sual bu web için çölde su bulmak gibi zor bir sonuçtur) bu olumsuz sonuç bana şu dersi vermiştir.. insanlar sen isteyince değil sen istemeyince ilgilenirler.. merakın kökü olan ve insanın kendisinden yaratıldığı ALAKA (ilgi) sadece ilim ve irade ile emr ve halka bağlı bir merkez değil TAM TERSİNE bu sayılan yaratılış ve buyruluş ile istek ve istenci etkileyen bir era, tera ve yera’dır. Birinci, ikinci ve üçüncü tekil şahıs olan MERAK’lar zamanı gelince ALAKA’lardan çıkarlar. Bahar gelmeden çiçekleri serada açtırabilirsin fakat tadı olmaz.

Aslında eğer “merak” konusunda yeterli görüş, eleştiri ve katılım olsaydı insanbilime ilişkin içerikli bir çalışmada başlamış olurdu.. belli olmaz ileriki günlerde gelecektir  İnşaallah.

Talibleri arıyoruz, talebeleri bekliyoruz.. talebe leb demeden leblebiyi anlayana denir.. talib ise lüb’ün ne olduğunu arar.. yani birinde zeka buluşu diğerinde akıl arayışı vardır. Her ikisi de makbulümüzdür.. yeter ki olsun.. talebelerin bir kısmı asıl aradığım talibler haline gelecektir yeter ki tebligatımız yerine ulaşsın.. reklamımız fayda versin ve propagandamız muhatab bulsun.

Meraklı akrabamın sorusuna yanıt olacak merak şemasını aşağıda çıkardım. Bu şemayı (diyagram) bu iletinin dizinin içinde olan tabloları (levha) incelediğinizde daha iyi anlayacaksınız.

İLLET

RABAS ---------- Merak ----------- RASAT

AKİBET

İnsan bir nesnenin veya kimsenin ya da bir işin başını ve sonunu merak eder.. bazen sonuna erişir başını merak eder bazen de bir işi başlatır sonunu merak eder..

Sevgili Taharriyat.. bu gün sana, bana ve mustafa buğuçam’a baktım da güldüm.. sen sorular soruyorsan benden çoğu zaman yanıt alamıyorsan.. mustafa buğuçam da yazılarımı düzeltmekten fırsat bulduğu zamanlarda yanıt vermeye çalışıyor.. bir de kutlu Aytuğ var.. bir kaçak kızımız Fatma çırak.. bizi uzaktan ve derinden izleyen Kızılkaya kızımız.. yani topu topu altı kişiyiz.. birbirimize attığımız top bir gün çığ haline gelip yollarımı örtecek ve içinde kalanların nefesini mi kesecek bu SONUCU bilemiyoruz.. amma insan MERAK’lı.. merakını marsa da gönderir terse de gönderir. Ama bizim amacımız insanı iki mars bir ters yapmak değil..

Taharriyat ve merak.. hürriyet ve muharrir.. insanın ilim sıfatından sonra önemli bir sıfatı olan irade sıfatının çalışabilmesi için insanın ilmi yanında hürriyetinin dahi bulunması lazım. Lazım ki mantuk-u ayniyet ile meşiet-i hürriyet maksadı ve meramını bulabilsin.. ve böylece meraka yardım etsin ve ilim iradeye inkilab etsin, bu kalb oluş da lisan ile nakl edilsin.. burada bir tek Türkçe terim zikr edilmedi ki fikri Türkçe kavrayalım… derseniz yerden göğe kadar haklısınız derim.. ancak bu bildik terim ve kavram kullanmakta tam çözüm vermez. Yöntembilimsel analiz bu yüzden tefekkür ve düşünme işini cümle, kelime, harf mertebesinden hatt mertebesine indirerek daha sağlam ve sağlıklı düşünme olsun ve böylece verimli ve güvenli düşünce elde edilsin.. düşün-me işlemi ile düşün-ce demesinin analitik düzlemde görsel olarak çalışması ve yansıması merakın etkinliğini daha kolay ve daha keyifli hale getirir. Fakat bunu nasıl uygulama olmadan kanıtlayacaksın ve öğrenme merakı bulunmadan göstereceksin.

Merakdan başka bir de iştahın yerakı, iştiyakın burakı, aşkın bırakı var.. bunların  tarakını nereye vurursan vur; seslenmelerinde, esinlenmelerinde, sezinlemelerinde ve esemelerinde burak gibi göğe yükseltmez bırakır yere düşürür. Çünkü seker ve meker tekeri, hakikatı taramaz ve hakkı aramaz. Bulduğu da alıştığı ve hoşlandığı da çalıştığıdır.

Merak konusunda bildik şeyler yazıp buraya müşteri toplayacağını sanıyorsan, aldanıyorsun, sayın BUĞUÇAM, içerikli bilgi isteyen şemalardan ve daha da ayrıntılı istiyorsa tablolardan çıkarsın.

 

 

Soru ------ İLLET ------ Kaygı

RABAS -----  Merak ----- RASAT

Tasa ------  AKİBET ------ Kuşku

Burada sadece meraklı yakınımın, MERAK ortada olsa etrafında ne olur sorunun yanıtını vermeye çalışıyorum. Merak bilgi konusunda soru çıkarsa ve kuşku duyarsa çalışır, buyruk konusunda ise tasa (endişe) ve kaygı (umur) taşır. İLLET sebeb ve netice demektir. AKIBET ise cebr (mecburiyet) ve cerb (tecrübe) anlamına gelir.. kaderin cebri beni nereye götürür ve amelimin tecrübesi bana ne gösterir  diye tasa ve kaygı duymak merak olduğu gibi.. sav ve ileri sürmelerden kuşku duymak bilinenlerden bilinmeyen yani soru çıkarmak meraktandır.

Ha bir de beni meraktan çatlatma diye söz vardır.. yani büyük  ikramiye sana çıktı denildikten sonra o büyüğün ne kadar büyük olduğunu söylemezsen adamı çaaat diye çatlatırsın.. ya da şu tayin işi bir ay geçti hala belli olmadı diye benim meraktan çatladığım gibi...

Bekara karı boşamak kolay olduğu halde merakı bir sonuçla okşamak kolay değildir. Nedeni bulur onun nedenini arar.. neticeyi bilir onun neticesini arar.. öleceğini bilmese dünyasını güldürür, yarın öleceğini bilse bahçesindeki gülünü soldurur. Yani illetler ve akıbetler dünyasında merak berrak bir şekilde dolmaz, doymaz ve durmaz.. hel min mezid.. daha yok mu diye arar ve gözünü bir avuç toprak doldurur.. evet her kuvve, her latife, her cihaz ve her vazife gibi MERAK aletimiz dahi doğal koşullarında dönel kurallara uymalıdır. Aklın kuralları ile doğanın yasaları.. doğanın koşulları ile kalbin yasakları.. birbiri içine geçmiş tuzak bir soru çıkarır ve esrik bir kuşku doğurur.. Arayanlara yardım etmek üzere bu iletinin dizini içinde bazı yol haritaları hazırladım umarım bakar ve yarar hasıl olur.

İMKAN dizini içindeki dosyalar:

 
Sağlıcakla kalın.

 OSMANZİYA



Düzenleyen osmanziya - 10-Kasım-2012 Saat 21:48
IP
kutlu aytug
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Ocak-2010
Gönderilenler: 170

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

bullet Gönderim Zamanı: 10-Kasım-2012 Saat 13:52
ahmet
IP
kutlu aytug
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Ocak-2010
Gönderilenler: 170

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

bullet Gönderim Zamanı: 10-Kasım-2012 Saat 13:56

Slm

 

Merak kavramını yöntem bilim şemasında tanımladıktan sonra  düz yazı ile diyeceklerim var elbet…

 

Öğrenme iştiyakı=Merak

 

Pek çokları merak ile şüphe kavramlarını aynı manada ele almaktadır. Şüphe ile merak birbirinin zıttı kavramlar olmasa da, anlamları farklı kavramlardır. Şüphe, kısmen hükme varılan yahut bilindiği sanılan bir şey hakkında tereddütün oluşması,doğruluğu hakkında kesin kanaatin oluşmamasıdır. Merak ise, bir şey hakkında az veya çok bilinenden daha fazlasını öğrenme hevesi-iştiyakıdır. Kısacası merak, öğrenme iştiyakıdır. Şüphe ise bilinenin doğruluğu ve gerçekliği hakkında tereddüt oluşmasıdır. Şüphesiz avami şüphe ile ilmi şüpheyi de birbirinden ayırmak gerekir. İlmi şüphe, merakla aynı manada olmasa da merak duygusunun oluşmasında önemli rol oynamaktadır, denilebilir.

 

Dolaysıyla merak pozitif yükü haiz bir kavram, şüphe ise ister avami ister ilmi nitelikte olsun, negatif yükü haiz bir kavramdır. Şüphe, daha önce varılan hükmü nesh eder yani sonucun bir bakıma  inkarı-reddi dir. Merak ise daha önce varılan doğru veya yanlış bir hükmü daha açık hale getirmeyi amaçlar.

 

Merak öylesine bir duygudur ki, doğumdan ölüme kadar tüm canlılarda farklı şekillerde ve seviyelerde tezahür etmektedir. İnsanda yaşama kolaylığı sağlama yanında ilmi, dini, felsefi cihetle bilgilenmenin, meslek ve sanat cihetiyle gelişmenin; diğer canlılarda ise herhalde yaşama kolaylığına kavuşmanın anahtarıdır.

 

İnsanın çevresinde meydana gelen eşya ve olaylara ilişkin değişimlere ilgi-alaka duyması, her şeyin ve her olayın mahiyetini yani her yönüyle (ötesi-berisi, başı-sonu, alt-üst, ön-arka)  öğrenme bakımından hassasiyet gösterme sonucu oluşan bir duygu halidir, merak...

 

İnsanın eşya ve olaylara ilişkin (gözlemlenen-gözlemlenemeyen, hissedilen-hissedilemeyen) bir takım bilgi ve kanaat sahibi olma arzu-hevesi yani iştiyakı, merak kavramı ile eş anlamlıdır, diyebiliriz.

 

Bu durumda kabataslak şemamızı şöylece oluşturabiliriz.

 

Koordinat eksenlerinin merkezine öğrenme arzu-heves ve iştiyakı kavramlarını yerleştirebiliriz. Yatay koordinat ekseninin sağ tarafına merakın oluşmasını sağlayan kişisel hassasiyeti ve alaka’yı, sol tarafa da merak duygusunun göstergeleri olan araştırma ve tespit yapma gayretini koyabiliriz. Dikey koordinat ekseninin alta tarafına merak edilen eşya ve olaylara ilişkin gözlemlenemeyen, hissedilemeyen taraflarını, üst tarafa da merakla elde edilebilen eşya ve olaylara ilişkin gözlemlenen, hissedilen bilgiyi ve kanaati koyabiliriz. Alt sağ alana merak edilen eşya ve olaylara ilişkin görünmeyen arka planı ve sonucu, sol alana eşya  ve olaylara ilişkin yine görünmeyen alt-derin, tamamlayıcı-öte bilgileri koyabiliriz. Aynı şekilde üst sağ alana eşya ve olaylara ilişkin görünen-kısmen bilinen önbilgileri-hipotezleri , sol alana  yine eşya ve olaylara ilişkin görünen-kısmen bilinen güncel bilgileri yerleştirebiliriz.

 

ahmet
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3996

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

bullet Gönderim Zamanı: 10-Kasım-2012 Saat 21:43
Saygıdeğer Kutlu Aytuğ,
 
Hem yanıtlamış, hem yaptığım kurgudan başka bir anlam tablosu yapmış, hem kullandığım kavramları, örneğin "rasat" örneğin "iştiyak" ,  başka yerlere koymak suretiyle bir şekilde eleştirmiş hem de merak tablomun öğelerinden olan "kuşku" kavramını tablosuna almamış.. merak dışı saymış, hem kurduğu tablonun anlambilimsel analizini yapmış.. bu kadar  alaka ve lutfa karşı benim teşekkür ve  minnettarlıktan başka bir karşılık vermek elimden gelmez.
 
Ancak bu noktadan itabaren artık BİÇİMSEL ve  yöntembilimsel bir konu olmaktan çıkar insanbilimsel ve  İÇERİKSEL bir konu haline gelir. Bunun gibi böyle tartışmalar  yaparken de yöntembilimsel uygalamalarımızdan ile yöntembilimsel analize ilişkin deneyimlerimizden hasıl olan biçimsel bilgiler, kurallar ve ilkeler çıkarabiliriz zamanla böyle düşüncemiz bir dil haline dönüşebilir. 
 
Ancak şu anda bu gün böyle bir çalışma ve tartışmaya girme fırsatım yok.. sadece bir teşekkür edeyim ve bu fırsatın müjdesini vereyim diye yazdım.
 
Sağlıcakla kalın.
 
Osmanziya 
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk