Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: kadın erkek eşitliği Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 946

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: kadın erkek eşitliği
    Gönderim Zamanı: Dün Saat 00:08
İstanbula geldiğim yaklaşık iki seneden beri sıklıkla film izlerim özellikle yabancı filmleri ve özellikle kurgu-bilim filmlerini.. bu filmlede dikkate çeken tema.. filmin kahramanın genellikle nerede ise hepsini kahramanın KADIN oluşudur.. Bu dikkat çekiş 50 yılı geçmiş yaşım dolayısıyla geçmişte kahramanların kuvvet ve cesaretleriyle erkekler olmasından kaynaklanacağı düşünülebilirse de bu kadın kahraman temasının rastgele olmadığını düşünüyorum. Bunu geçmiş gençlik yıllardan kalan alışkanlık ya da erkek olup yan tutmamdan da doğduğunu da düşünebilirsiniz.. takdir sizin.



Ertuğrul Kürkü bir yazısında şöyle demiş; Tanrısı, erkek, yaşlı ve beyazdır. Tersinden alırsak.. Tanrı, kadın, genç ve günahkardır.


Kitabın Tanrı’sına baş kaldırmak isteye.. ve Kutsal kitabların Tanrı’sının böyle olduğunu düşünen.. bu tersi imajı oluşturmak ister kuşkusuz.. Ancak Tanrı’nın ne erkek ne kadın.. ne nesne ne de kimse olmadığını bilen bir akıllı Müslüman.. Kutsal Kitapların insanın aklına.. diline ve düşüncesine İNEN Tanrı’nın tenezzül ettiği kelamındaki sözlerden ne erkek ne kadın.. ne genç ne yaşlı.. ne temiz ne de günahkar bir Tanrı çıkmayacağını bilir.. Tanrı KUTSAL’dır dediğimizde bizim bütün ahlakı ve akli değerlerimizin üstünde bir Yaratan ve Tapılan olmasının ve bizim bu tür müsbet ya da menfi bir sanı ve sanrıdan uzak bulunmasının SALT tanrı kavramının bir gereği olduğunu anlamak lazımdır. Aksi halde Tanrı’yı insanların yarattığı bir sanrı olarak görmek durumunda kalırız. Filozof’un öküzlerinde bir Tanrısı olsaydı her halde o da öküz olurdu.. demesine hak veririz. Felsefe dine yüklediği.. insan-merkezcilik.. ve insan-biçimçilik suçlamasına bizzat kendi düşerek böyle kendi ürettiği sanrılarla mücade etmektedir..



Çünkü felsefenin resmi olan olan Kantçılıktan bozma Komtculuk (Agüste Comte) ile insanlık dini ortaya çıkarmış ve bunun tanrısını da KADIN yapmıştır.. Kant uzantısı Hegel’den bozma yani onu ters çeviren Marksism nasıl NESNEL bir tanrı olarak maddeyi kabul etmişse.. Kant’ın görünen Femomenin altında Numen’i inkar eden Komtta bilgi kuramı olarak geçerli olan POZİTİVİZME ek olarak metafizik bir KADINCILIK okulu kurmuştur. Filmlerde dillendirilen dünyayı idare eden ve soyu kadından ve ensest ilişkilerden gelen zihniyette dünyayı böyle bir geleceğe doğru programlamak yolunda ilerlemektedir.. en güçlü olduğu basın ve san’at ve sinema alanında olanaklarını kullanmaktadır.



Bu suçlama ile KADIN’a değer vermediğim anlamına gelmesin.. çünkü kadın her nesneden önce erkek gibi insandır.. sonuçta kadın ve erkek birbirinin yarısıdır. Bu eril ve dişil tarafların birini diğerine üstün görmenin olası olduğı “Yarısı” sözcüğünde gizli.. sadece penis ve vulva olarak değil lojik, psik ve sosyolojik olarak biri eril diğeri dişil fiştir. Yaşam bu iki yerleşik kablo gibi bu iki çift borudan yürümekte ve ilerlemektedir.. Kitab buna Hayrı Beriyye ve Şerri Beriyye diyor.. yani kadını ve erkeği birlikte zikrediyor.. her ikisi hayırlı da olabilir şerlide olabilir.. Sonuçta her ikisi de aynı sınava ve yarışa tabidir.



Diğer taraftan dünya düzenin kurulması, yürütülmesi ve geliştirilmesi bakından gerekli olan EV düzeninin bir gereği olarak her ikisin ayrı yapı ve işlevler verilmesi ve bunu uygun hukuksal hak ve yetkiler sunulmuştur. Bunları ayrı bir yazıda alacağız. Burada sadece şunu belirtmekle yetineceğim.. dünyanın ekonomik bileşeni emek ve sermaye.. politik bileşini iktidar ve muhalefetin.. ilişkilerin ve sorununlarının kökeninde KADIN-ERKEK eşitliği yatmaktadır.. Bunun bilincinde olarak kadına ikinci sınıfı bir insan görmediğimi deklare etmeliyim. Ancak kadın-erkek eşitliği sorununu bahane ederek KADIN’ın üstünlüğü savunmakla.. ERKEK’in üstünlüğü savından bir farkı kalmamakta ve savı sürdürmenin bir anlamı kalmamaktadır. Çünkü üstünlük ve dominantlık ve başatlık.. ayrı bir olay; organisazyon ve uzviyet ve düzenleme.. ayrı bir olaydır. İlki genetik kodları ikincisi kültürel modları gerektirir. Her ikisi yaşamı aşan ve şuurun ötesine yönelen insanın aşağısında kalan kodu değişmiş yaklaşım ve modası geçmiş anlayıştır. Tapılası kadınlar ve Kulluk edilesi erkekler dünyasında bu çatışmaların yeri yoktur. Kadın erkek eşitliği sorunu da yoktur.. kadın ya da erkeğin üstünlüğü hastalığı yoktur. Amma bazen insan üzerindeki eril ve dişil elbisenin etkisinde kalarak kendi benliğini öne çıkarmak isterken kadınlığını ya da erkekliğini de öne çıkarmaya çalışıyor.. hepimiz bunu yapıyoruz.   

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk