Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Din
 YöntemBilim Forumu | Diğer | Din
Mesaj icon Konu: SALAT Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1033

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: SALAT
    Gönderim Zamanı: 28-Kasım-2017 Saat 08:48
İslambilim deyince bunun İnsanbilim'den kesinlikle bir farkı vardır benim için.. bu farkı meydana gelen olay ibadet ve özellikle NAMAZ (salat) dır.. ben namaza SIRA adını veriyorum.

Zaman'a nasıl SÜRE diyorsam namazda sıra'ya geçme ve huzuru durma anlamında sıra derim. Bu sır'lı sıra'da yapılan deneyimler.. feyizler ve bereketler musallinin (salat edenin.. sırada duranın) birbiri üzerine birikerek namazın kalitesini artırır.

Namaz bedenen, lisanen ve kalben kılınır. Bazen sadece bedenen kılarım.. bazen de hem bedenen hem lisanen kılarım.. yani namazdaki zikirlerin ve söylenen sözlerin farkında olurum.. eğer arapçasını bilerek farkına olunursa bu daha feyizli ve gerekli olur.. zaten namazın anlamlı olması için böyle olması gerekir. Namazın kemali hem bedenen hem lisanan ve hem kalben kılınmasıdır. Bu üçünün de kendi arasında mertebeleri vardır.

Biz böyle SALAT başlığı açarak Dinnur YAŞAR ismimle Faceboook ta 4 kasım 2017 tarihinde yazımı başlayan
iletilerle namaz hakkındaki maceralarımızı ya da sırlı sıra sırasındaki anladıklarımı ve yaşadıklarımı dile getirmeye çalıştım.. nasib olursa bu yazıyı sürdürerek dillendirmeye çalışacağım bu gün 28.11.2017 tarihli bu yazılarla sürdüreceğim İnşaallah.




Bu DAR anlamda salattan başka bir de ORTA anlamıyla da insanların birbirleri yaptıkları selam ve salat dualarıdır.. Özellikle hazreti Peygamberin mübarek adı anıldığında ve söylendiğinde özellikle "Aleyihsselatü vessalam" ya da "Sallallahü aleyhivesselam" şeklinde yapılan duadır. GENİŞ anlamda bütün mahlukatın yaratanını karşı yaptıkları SALAVAT-I TAYYİBE'dir.

2.

ki biz buna SESLENME programı adını veriyoruz.. çünkü tüm mahlukata ÇOĞALMA.. BESLENME.. seslenme.. SEVİNME programlarıya koşullanmışlardır. Bu proğramlar icra edilmezse yaşayamazlar. Biz daha çok CİNSELLİK ile çoğalma programının ve iktisad ve ticaret ile BESLENME programını ayırt ederiz. dil ve din ile yapılan SESLENMELER ise bizim kültür ve bilim ve san'at yaşıntımızı ifade ederler. Bunlardan biri olan SALAT (namaz, sıra) önemli bir işlem ve işletimimizdir.. hem zihni hem bedeni birlikte çalıştırırız.

3.
Burada namazın dışındaki koşullar.. bize şöyle öğrettiler 1. vakit.. 2. hadesten taharet.. 3. necasetten taharet.. 4. setri avret.. 5. istikbali kıble.. 6. ve nihayet NİYYET.. işte bununla içindeki kurallara giriyoruz; 1. tahrime tekbiri...

4.
Namazın dışındaki koşullar ile içindeki kuralları ilmihal kitaplarından öğreniriz.. ben orada olmayan KOŞULLAR'dan söz etmeyi.. deneyim.. vakit deyince hemen bir ( + ) çizerim.. burada dört vakit görünüyor.. ( --- ) bu çizginin bir ucun 06.00 saati vardır bir ucunda 18.00 saati vardır.. ki bunlar sabah ve akşam namazlarının vakitleridir.. bu artı işaretinin ( | ) çizgisinin ucunda 12.00 saati ve öbür ucunda da 24.00 saati vardır.. ki bunlar öğle ve yatsı namazlarının vakitleridir.. birde özellikle orta namazı olan yani beşince namaz olan ikinde vakti vardır ki bu da 12.00 ile 18.00 saatlerinin ortasındaki 16.00 saatindeki ASR vaktidir. artıyı (x) olarak tamamlayan çizginin sağ üst ucunu söyledim.. diğer sol üst, sağ ve sol alt taraflarında ise NAFİLE namazların vakitleri vardır.. yani temamiyle ve kemaliyle KOORDİNATİK bir vakit tanımlaması yaptık ;)


5.
Hades.. abdet tahareti ile temizlenen HADİSELER ve gusul tehareti ile temizlenen HADİSELER var.. abdest tehareti bir uzvun kirlenmesinin temizlenmesidir.. gusul ise bütün bedenin kirlenmesinin temizlenmesidir.. diyebiliriz. Örneğin orgazm tüm vucudu kirletir ve boşaltır ve rahatlatır.. guslü gerektirir.. oysa ossurmak bağırsağı kirleşitir ve boşaltır ve rahatlatır.. abdesti gerektirir.. işte bu guslu ve abdesti gerektiren boşaltmaların dışarıya atıkları NECASETTİR.. bunlardan da taharetlenmek gerekir. Vakit girince bu hadesten ve necasetten temizlik yapınca namaz kılmanın koşularından biri de avret yerlerini setretmektir.. yani cinsel organlarını ve çevresini örtmektir. Temiz bir yerde örneğin seccade üzerinde vakit girmiş, hades ve necasetten temizlenmiş ve setri avret yapmışsın.. namaz kılacaksın.. şu anda DÖRT KOŞUL yerine gelmiş oluyor.. beşinci koşul gerekiyor; KIBLE'ye istikbal edeceksin.. ne kadar kabullerin varsa onları terk ederek kıbleye yönelmek.. tüm kabileni bırakıp kıbleye yönelmek.. bütün dünyevi istikbalini bırakıp kıbleye yönelmek.. kolay iş mi sanıyorsunuz.. pusula bakıp kabe tarafına yönelmekle iş bitecek mi ? Hadi öyle olsun pusulaya göre ya da camide mihraba karşı yönelerek NAMAZ kılabilirsin fakat bununla biter mi ? HAYIR ! namaz kılmak kararını vermeden yani NİYYET etmeden olmaz. Nevveytü en usaliye rızaen LİLLAHİ TEALA farza HÂZÂ el-işaae edaen deyip "muktediyen bi haza el-imam." diyerek imama uymak ya da "ene imamün limen tebiani" arkanda namaz kılanlara niyet etmek.. neden ve niçin namaz kıldığını bilmektir.. ALLAH RIZASI İÇİN "yatsı namazının farzını edaya" niyet ettiğini bilmeden namaz kılmak bir akıl ve şuur işidir. Tabi bu niyetin SAHİH olması için bu namazı "Allah Rızası" için kılmak lazımdır.. yoksa müdürüm beni görsün diye namaz kılıyorsun ahirette karşılığını müdüründen istersin. Böylece vakit.. hadesten taharet.. necasetten taharet.. setri avret.. istikbali kıble.. niyyet KOŞULULARI yani namazın ŞARTLARI oluştuktan sonra artık namaza EDAYA kurallarına uyarak başlayabilirsin.


6.
6 tane taş.. bu taşlardan altısı namazın dışında.. buna namazın şartları denir yanı namaz kılmanın koşullarını oluştururlar; vakit, hadesten taharet, necasetten taharet, setri avret, istikbali kıble ve örneğin "nevveytü en usalliye RIZAEN lillahi teala sünnete hâzâ el-fecri edaen" deyip "Şu sabah namazının sünnetini Allahü Teala'nın rızası İÇİN edaya"niyet ederek "müstakbilelkıbleti" kıbleye döndüm.. ALLAHÜ EKBER deyip namaza başlamakla namazın koşulları bitmiş kurallarını başlatmış olursun. Buna namazı başlatan "Allahü Ekber"e TAHRİME TEKBİRİ adı verilir. Yani bununla dünyayı kendine HARAM edersin.. yani dünyadan çıkar uhraya ve ukbaya başlarsın.. yani bununla halktan hakka dönersin.. yani bununla masivadan ve mafihadan vaz gecer O'na yönelirsin.. Yani aklın ZAMAN'da.. geçmişte.. gelecekte kalmaz NAMAZ'a geçersin.. İŞTE dışarıdaki altı taş KOŞULARI biter.. içerideki altı taş KURALLARI başlar...






7.
Tahrime Tekbirinden sonra SÜBHANEKE okumaya başladığında katmanları (asarı, efali.. şuunatı.. esmayı.. sıfatı) sür'atle çıkmaya başlarsın.. yani beş katmını aşarak altında katmanda ZAT'a yönelirsin.. sübhaneke okumak farz mı.. vacib mi.. sünnet mi ? Burada saydığımız Farz'ların ve Vacib'lerin içinde sayılmadığına göre sünnettir.. benim okuduğum ya da sizin okuduğunuz sübhaneke'lerden başka benzer sübhaneke'lerde olabilir. Beni okuduğum sübhaneke şöyle başlar.. girişteki tahrime tekbiridir.. "Allahü Ekber. Sübhaneke Allahümme ve bi hamdik. ve tebarekesmük. ve tealaceddük. (ve celle senaük) ve la ilahe gayrük." Ma siva bitmesi demek tüm asar geride kalmıştır.. yani bütün yapıtlar.. varlık ve olaylar bitmiştir.. Hatta ef'al de kalmamıştır.. nesnelerin ve kimselerin işleri ve eylemleri, devinimleri ve etkinlikleri kalmamıştır.. ki sen onların içinden çıktın ve onları kendine HARAM ettin ki Allahü Ekber dedin CEMALLİ.. CELALLİ.. KEMALLİ şuunatı gördün.. Allahü Ekber Sübhaneke Allahüme ve bi hamdik.. dedin.. iyisiyle kötüsüyle yaratılanlar.. yücesiyle cücesiyle yapılanlar.. atomuyla ve yıldızıyla tüm cansızlar.. .. güleyle dikeniyle tüm çicekler ve bitkiler .. şifasıyla ve zehiriyle tüm böcekler.. ancak bir görüntü ve gösteridir ki cemali ve celali kemali ve kibriyasıyla ŞUUNATI gösterirler ki bunun için "Allahü Ekber Sübhaneke Allahümme ve bi Hamdik."dedik.





8.
Sübhaneke duasıyla beş katmandan geçiş yapılıyor; asar ve ef'aldeki daki şuunatı görüp üçüncü katman ESMA'ya çıkılır.. isimler katmanı.. bu adlar tabakası öylesin çoktur ve öylesine boldur ki ki "ve tebareke esmük" denilir.. "senin KUTSAL isimlerin mebzuldür ve mübarektir.. hadsiz ve nihayetsizdir.. çoktur ve boldur" demektir. esma katmanından sonra sıfat katmanı gelir. Bu mübarek isimlerin yatay dairesinin katmanından sonra ulvi sıfatların dikey dairesinin katmanına gelinir."ve teala ceddük." denillir.. cedd sıfat demektir.. vucudlara vucud veren cedd.. cûd ve keremi nihayetsiz Rabbimizin sıfatları ve vicdanlara ve vucudlara vucud veren ciddiyeti öylesine yüce ve ulvidir her esmanın geniş ve yatay dairesini .. sonsuzca uzatır.. büyütür ve yüceltir.. esma ve sıfat.. iki katman.. bundan evvelki üç katmanlı beşince katman oldu.. ve cenaze namazlarında okunan "ve celle senaük" yani diri iken ve uyur iken bildiğin ile ölünce uyanık iken bildiğin farklı olacaktır.. burayı da atladıktan sonra gelirsin ZAT'a.. ve o zat "görünce" ve "örünce" dersin "ve la ilahe gayrük" Senin gayrından başka Tanrı yok.. senden başka Tanrı yok.. senden başka Malik yok.. senden başka Rabb yok.. rab ve malik ve tanrı bilinen ne varsa hepsi hayaldir ve vehimdir.. senin ilmin ve iraden.. kudretin ve rahmetin.. bu dört temel sıfat bile hayaldir.. onları seni tanımam için.. düşüme ve dilime inerek.. evreni ve insanı yaratarak.. kitabları indirerek ve nebileri göndererek.. sen bana ördürdün.. öğrettin.. gördürdün.. ben de onları teşbih ve temsili ile sana Yöneldim.. sana Döndüm.. onları geride bıraktım sana geldim.. işte bu sana gelen de bir vehim ve hayal idi.. bir olanaktı.. bir bendi.. bir özdeşlikti.. bir özgürlüktü.. bir var oluştu.. şimdi bunların hepsi kayb oldu.. gaib oldu.. Senden başka Tanrı Yok.. deyip Sübhanekeye bitiriyoruz.. ayağımızı yerden kesip yeni bir faza başlıyoruz..


9.

Sübhaneke birleşmiş TAHRİME TEKBİRİ ile başlayan NAMAZ zamanın teksirinden seni uzaklaştırarak RABBIN ile karşı karşıya getirir.. var saydığın Rabbin ve var sandığın kendin ile karşı karşıyasın.. kendini zamanda bildiğin gibi rabbini de namazda bilmeye başlarsın.. zamanda sen konuşursun rabbin dinler.. namazda rabbin konuşur sen dinlersin.. böylece zamanın nizamını namazın mizanı ile yenilemeye ve yinelemeye başlarsın ki bunun adı değişimdir..

başka bir itibarla bir tür zamanı namaza götürme.. namazı zamana getirme başlar.. bu işin sağlam ve sağlıklı olması.. zamanı sağlam yaşamana ve namazı sağlıklı kılmana bağlıdır.. bunu becerenler var.. beceremeyenler var.. zamanı sağlam bir şekilde namaza götüremeyenler var mesela.. geçmişinin anılarını ve geleceğinin projelerini yani zamanı bu hali ile namaza götürürsen namaza hiç yer kalır mı.. sen namaz da kendini dinlemeye mi geldin yoksa rabbini dinlemeye mi geldin ?

Hasılı zaman ve namazda kendini ve rabbini dinleme olayı Alemde.. zaman ve namaz yatayı ile mizan ve nizam dikeyinin sağlam ve sağlıklı çalışması sorununu gündeme getirecektir.. seslenmede.. iletişimde ve konuşmada.. "mütekellim ve muhatab ile makam ve maksad" dörtlüsünü nazara almayı isteyecektir.. sahabe namazdan önce ezanı dinlerdi.. hem de tüm işini bırakarak.. bu büyük bir hassasiyettir.. bilerek, düşünerek ve anlayarak namaz kılarlardı.. rasülun boyası.. Allahın boyası onlara sinmişti..


10.
E les tü bi rabbikum ? Bezm-i Elestteki soru.. ben sizin rabbiniz değil miyim ? Kalu Belâ.. bütün ruhlar BELÂ.. evet, dediler ve kalktılar ve zaman ve namaz döngüsüne girdiler âlemler olarak.. Kalkmaları mizan ve nizam dikmesi oldu.. her zerre.. her hücre.. her ene.. her zümre.. her alem bu ölçü ve düzen olgusunu bu yüzden yaşayabilir.. her nesne ve her kimse bu yasaya tabidir.. ölçü olmadan kimse ayakta duramaz.. düşer, iner ve çöker. Ayakta olan ve ayağa kalkmış nesneler ve kimseler.. varlıklar ve olaylar ve ölaylar ve yokluklar bu celsededir. Bu bezm ve bu meclis ve bu oturum içinde olup ölüp yürürler.. ilerlerler.. inerler ve çıkarlar.. cüceleşir ve yüceleşirler.. dokurlar ve okurlar.. örerler ve görürler.. işte vakit girip ezan okununca namaza kalkarız biz.. herkesin ezanı başkadır.. eğitimin ezanı.. yönetimin ezanı.. üretimin ezanı.. tüketimin ezanı.. oruç vakti bir tüketim ezanıdır. Uzun uzun kulaklarda da vardır.. kısa kısa kulaklarda.. duyarlar ya itaat ederler.. ya isyan ederler.. istenci olan kimseler.. işte vakit girince KALKARAK kalu bela dedik ve dört koşulu yerine gelince biz de Nevveytü en usalliye LİLLAHİ Teala farza hâzâ el-fecri edaen ene imamün limen tebiani deyip beşinci şartla yani niyyetle tamamladık müstakbilelkıbleti yaparak altıncı koşulu tamamlayıp Allahü Ekber (namı diğer Kalu Belâ) bu sabah namazının farzının içine girerek ana ve hanım sultanla cemaatle ede ettik. Allah kabul etsin.


11.
Namaza SÜBHANEKE ile başlanır.. Tahrime Tekbiri olan "Allahü Ekber"den tümcesinden sonra söylenen ilki iki cümle "Sübhaneke Allahümme ve bi hamdike" dir. Allah Büyüktür, giriş tekbirinden sonraki "Allah'ın sen Sübhan'sın ve Hamd'in ile yücesin ve büyüksün" sonra onun asarından ve yapıtlarından çıkan "güzellik, yücelik ve büyüklük şuunatını ifade etmiş olursun. Böylece cemal ve celalini içeren Kemal-i Kibrayasını anlamış ve anlatmış bulunursun. Cemal, Celal ve Kemal denilen üçlüye ŞUUNAT adı verilir.. bu şuunat hem asarda somut olarak görünür.. hem esmada soyut olarak bilinir. Kibriya derecesinde bir Kemalin hem iyilik hem güzellik.. hem iyilik hem yücelik.. hem güzellik hem büyüklük.. olarak görülmesini.. bilinmesini.. anlaşılmasını.. inanılmasını YAŞAMAK için sanırım bir Mustafa Kemal ya da bir İmamı Nursi olmak gerekir mi ? Gerekmez.. herkes kendi çapında ve imanı, ameli ve ihlası nisbetinde O'nun eserleri olana doğaya ve döneye bakıp görebilir.. Yere ve göre ya da aklına ve vicdanına yönelip bilebilir.. insana ve Kur'ana bakıp anlayabilir.. Yeter ki Tanrı Tanımaz olmaz.. Tanrı Tanır ise tanıklığını bu derece götürebilir sayısız asara, micro ya da macro çapta yapıtlara.. bilinen ve bilinmeyen varlıklara ve olaylara.. yakın ve uzak kimselere ve nesnelere gereksinim denilen gözle ve arayış denen gözlükle baktığı zaman.. böylece Tahrime Tekbirinin hakkını verip halktan Hakka.. imkandan Vucuba ve Masivadan Tanrıya.. Geçip namaz olayına girişebilir.. böyle namaz olayı sportif bir olay olmaktan çıkabilir.



Düzenleyen osmanziya - 28-Kasım-2017 Saat 15:42
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1033

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Kasım-2017 Saat 15:31
ŞUUNAT...
Cemal ve Celali içeren KEMAL..
Güzelliği ve Yüceliği kapsayan Yetkinlik..
Varlıklar olayların..
nesnelerin ve kimselerin..
Yapıların ve işlevlerin..
Gelişmelerin ve ilişkilerin..
yani ASAR'ın AYAT'ını okuduğunuzda
aklınızda kalacak sözcükler ve kavramlar
BUDUR..
İşte O'nun kemaline karşı Allahü Ekber demek
işte O'nun celaline karşı Sübhanallah demek
işte O'nun cemaline karşı Elhamdülillah demek
ve bu iftitah ve tahrime tekbiri olan
ALLAHÜ EKBER'den
sonra
SÜBHANEKE ALLAHÜMME VE Bİ HAMDİK
cümlesiyle yapmaktır.. ve böylese
ASAR ve AYAT'tan sonra
ESMA'ya girmeye hazırlanmaktır.
Bu şuunat namazdan sonraki tesbihatta
Sübhanallah.. 33
Elhamdülillah.. 33
Allahü Ekber..33
Kez yinelenirler.



SÜBHANEKE de asardan ve asarın şuunatından esmaya geçildiğinde yani "Sübhaneke Allahümme ve bi hamdik" dedikten sonra "ve Tebareke KE ismuk" denildiğinde yani Senin ismin Mübarektir ifade edildiğinde sayısız isimler YATAY olarak ibare edir.

Başta Rabb.. Malik.. Rahman.. Rahim.. Halık.. Ma'bud.. isimlerin uzma ve ulyadır. Koca ve Yücedir. 7 ismin 11 ismin.. 101 ismin.. 1001 ismin bizim dilimiz ve düşüncemize göre anladığımız "ad"larını kainatın ve insanın "ar"laından anladığımız "anlam"lar öylesine çok ve çeşitlidir ki harflere ve rakamlara sığmaz.

"ve Teala CeddüKe" denildiğinde yani Senin Sıfatın A'ladır ifade edildiğinde yine sayısız sıfatlar DİKEY olarak ibare edilir.. Başta.. İlim.. İrade.. Kudret.. Rahmet sıfatların nihayetsiz ve hadsizdir. Bizim şuurumuzun sınırları olan zaman ve mekan ile mana ve gaye hududlarının ötesindedir. Seni asar,şuun, ef'al ve esma ve sıfatını hakkıyla anlamaya ve anlatmaya gücümüz yetmez. ve "ve lâ ilahe Gayruk" yani senden gayri Tanrı yok denildiğinden Uluhiyetinin eşsizliğini ve ortaksızlığını ifade ederek fena ve mahviyet mertebeleri bitirilir ve hiçlik ibare edilir.ve sübhaneke bitirilir.

Böylece BEŞ KAT çıkılmış olur. Yükseldikçe sıfırlanma artar. Sıfırın sonunu gelinir ve eksi başlar.. işte hemen o zaman Euzu besmele çekilip Şeytanlıktan çekinilip namaza girilir.











Düzenleyen osmanziya - 30-Kasım-2017 Saat 09:29
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1033

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 30-Kasım-2017 Saat 09:34
NAMAZ bedenen, lisanen ve kalben kılınabilir.. deniliyor dokuzuncu sözde.. illa lisanen kılınması şart değil.. fatiha-i şerifeyi veya secdeleri lisanen anlamak gerekmez.. lakin olsa elbette daha iyi olur.. namazın içindeki şartlar kıyam, ruku, sucud, kıraat hep HAREKETLERDEN ibarettir.. yani namazın görünürü mükemmel bir spor hareketidir.

Bende yaşamımda bu üçünü her zaman sağlayamıyorum ama sadece bedenen yat kalk yaptığım da oluyor. zaten namazın zahiri harekettir ve batını ise zikir aslı ise fikirdir. Amelen, emelen ve ilmen de namaz kılınabilir. Hatta müslümünan namazını şart değil.. yahudilerin hristiyanlar ve budistlarin "namaz"ları da bir tür namazdır. Çünkü artık islamiyet kalmadı teslimiyet var. İslamiyeti gerçekleştirmek üç dinin de üzerine düşen bir görev. Hatta insanın rızkı yeyip hoşuna gitmesi bile söylenmemiş şükürdür. İnsanın Tanrı aklına gelmese bile şükretmesi ve sabretmesi de bir tür namazdır.



ZAMANIN tersi namazdır.. yazıldığı gibi olgusu da tersdir. namaz zamanında zamanın mazi ve müstakbeli düşünülmez.. zaman namaza getirilmez.. geçmişin hüzünleri geleceğin hayalleri ve projeleri namaza giremez. Ancak zaman ve namaz ard arda gelir.. yatay bir döngü yapar. dikey döngü ise yine ters yazılan mizan ve nizamdır. Mizan ve nizam ile namaz ve zaman birbirini oluşturur. yani her nesne ve kimse (+) işareti yapar ki böyle ALEM oluşur


ALEM nizamdan farklıdır.. insanlar nizam ve alemi yani düzen ve system'i birbirine karıştırıyorlar. Ben system ve aleme "belevi" adını veriyorum. Her nesne ve kimse bir alem, bir beyt, bir ayettir, bir evdir ve fakat biz şer'an KABE'ye dönerek namaz kılar ve namazlarımızı yani YERLERİ ve YÖNLERİ birleştiririz ve ehli KIBLE oluruz.. bu nedenle bedenen dahi olsa namaz sıradır ve salattır ve namazdır vesselam.
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk