Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: YUZUK Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1286

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: YUZUK
    Gönderim Zamanı: 22-Şubat-2019 Saat 09:40
                    Y U Z U K


YUZUK dizini içindeki dosyalar



20190222_093846_YUZUK.rar

İnsan KENDİ kendini inşa eden tek başına koca bir âlem.. ancak öyle bir mel ve mal sahibi VELL 'dir ki kah halka döner hakim.. kah hakka döner mahkum.. kah dışı döner kainat.. kah içe döner âdem olur.. ve tabi bunun farkında olur ya da olmaz…

âlem ve âdem.. lem ve dem.. ameliyle ve emeliyle.. ilmiyle ve imanıyla.. BEŞERİYET denilen çekirdekten uygarlık mevsimleriyle çatlaya çatlaya.. ekonomisinin ve politikasının savaşları ve barışlarıyla.. toplumunun ve kültürünün yazlarıyla ve kışlarıyla.. biliminin ve hukukun sınavlarıyla ve yarışlarıyla.. ticaretinin ve siyasetinin geceleriyle ve gündüzleriyle.. hem somut hem soyut olarak.. hem aşkın hem içkin olarak.. hem zengin hem yoksul olarak.. hem genç hem yaşlı olarak.. ve en önemli türküyle kürtüyle hep beraber .. müslümanıyla ve gavuruyla hep birlikte..

altı toprak üstü hava oan YER KÜRE denilen bir hapishanede 14,7 milyar yıllık bir zaman ve yüz milyar çapında bir mekan içinde YUVARLANIP gidiyoruz…


Fakat hala âlem ile âdemi birbirinden tamamiyle ve kemaliyle ayırmış değiliz.. insan başka bir kainat.. kainat başka bir insan.. ancak biz varlığı insan ve kainat olarak ayırdığımızdan beri.. kosmoz kaosu ve homos patosu ile MEDENİYET denilen bir binayı doğa ve döne (tarih) olarak işliyor ve dokuyor ve süslüyor.. medine.. şehir.. kent.. çıkın bakın eğer yüksek bir bina iseniz.. ya da uçakta giderken altınızda seyrediniz.. kendini teşhir eden kadınlar.. meşhur olan erkekler.. ne görüyor ve gösteriyorlar.. yukarıda betimlediğim pörsümüş çicekleri ve sörsmüş böcekler ?

Hayır.. onlar İNSAN.. onlar geleceğim TOHUMLARI.. doğumlarıyla açılan ağları ile AĞ-AÇ olan OLANAKLAR.. önce başlat sonra bitir FENA yasası içinde BEKA'ya hazırlanıyorlar.. cennetleri buluşturuyor ve cehennemleri oluşturuyorlar.. hem dünyada hem ahirette.. bunu yüreklerinden yayılan damarları ve beyinlerinden dallanan sinirleri ile görebilirsiniz..

ki bunu şöyle gösteririm:
X ve + olarak

BİRİNCİSİ: sol alt köşeden sağ üst köşeye giden yürek ve damarlarla DOLAŞIM sistemini ve âlemin.. sağ alt köşeden sol üst köşeye giden beyin ve asablarla SİNİR systemi ve alemini (x) ile gösteririm.

İKİNCİSİ    dışarıdan içeriye açılan “dikey” sindirim sistemi ile içeriden dışarıya açılan “yatay” genital sistemini ( + ) ile simgelerim.


İşte insan RESMİ bu iki işaretin toplamıdır.



Bugün Faruk Faruk Zeylan den aşırdım bu fıkrayı:
Yetmişlik bir albayın hanımı kocasını genç ve güzel bir bayanla evlendirmiş.. mes'ut mutlu hep birlikte yaşıyorlarmış.. bir gün genç eşi, yaşlısına demiş.. siz beni hiç kıskanmıyor musunuz.. ben bile rahatsız oluyor.. eski eşi demiş ki ben onun gençliğini, tazeliğini ve yakışıklığını kullandım.. sana da boğazının hırıltısı ve karnının zırıltısı ve altınını gürültüsü kaldı.. neden kıskanıyam!


:))))


Tabi insanın yaşlılığı bundan ibaret değil gençliğinde ise gelecek korkusu ve geçmiş üzüntüsünden başka bir sürü takıntısı ve kuruntusu ile birlikte bütün ömrünü sıkıntı ve sikinti ile geçirir.. sonunda eline ne kalır ? Koskoca bir hiç...


Acaba böyle mi ?


İşte bu genç iken taze yaşlanınca pörsüyen çiceğe ve böceğe bir başka açıdan bakmanın zamanı geldi..


İşte bu iletinin ekindeki tablolar ins-an denilen olanağı örmeye ve görmeye çalışıyor.


YUZUK

YUZUK dizini içindeki dosyalar

Yüzük parmağa geçirilen halkaya verilen isimdir.
Bu halka çeşitli metallerden çeşitli biçim ve renk ve işlemelerle yapılır.
En bilineni yüzük parmağı denilen serçe parmaktan önceki parmağa geçirilen
NİŞAN yüzüğüdür. Adetini bilmiyorum lakin ben onu SAĞ elime takarım.
Çün sol elim altımı temizlerken SAĞ elim üstümü doyurur.
Sağlam (salih) ve sağlıklı (sahih) bir konumdur bu.

Ancak iki yüzüğüm var;
biri BEYAZ gümüş nişan yüzüğü diğer KIRMIZI akik hatır yüzüğü..
Zihnimde bir tablo canlandırdığımda ki bu tablo bazen dört ya da sekiz ya da on altı kavram içerir.. bunları galaksi not telefonuma ya da kağıda yazmaya vaktim olmaz.. bu işi başka ve uygun bir zamanda yazmak için, sağ elimdeki akik yüzüğümü sol elime geçiririm. Sonuçta ben animusun nikahını temsil eden beyaz yüzük ile kamusun namusunu temsil eden kırmızı yüzüğün efendisiyim.

Bu iletinin (yazının) ekindeki dosyada 25 tane tablo var.
Yalından karmaşığa doğru versiyon sırasıyla imgeleyip irdelediğinizde
İNSAN’ı göreceksiniz.

Diye benzeri ifadelerime rağmen bu güne kadar ins-anı
gören ve bana gördüğünü söyleyen kimse olmadı..
şimdi ben ins-anı yok mu sanacağım ?

Hayır! Çünkü görmek ayrı, örmek ayrı.. hatta örnek ayrı..
Dil bu üç sözcükte ÖR kökünü kullanıyor. Bu kökün kökü de “R”
Bu tabloda rüyet ve re’y ile riya ve rüya’yı söz konusu etmedim.
Sadece geçmişi RASAT ve geleceği RABAS’dan söz ettim.
Rüyetin yerine DÜRTÜ yü koydum.
Riyanın yerine TUTKU yu koydum,
Yani onu oraya oydum yerleştirdim.
Re’yin (oyun) yerine GÜDÜ yü yerleştirdim.
Rüya’nın (öyün) yerine COŞKU yu oturttum.
Yani kodum oturttum.
Oturturum.. çünkü ben yüzüklerin efendisiyim ;)


Elbette dediklerimi anlamanız için dediklerimi kutularında görmeniz lazım.
Kutulara sadece almaşlar ve paralar yerleştirilmez..
terimler ve kavramları ile sözcüklerde yerleştirilir.

Ben kutuları severim.. yani adeta bir tür KUTU hastasıyım.
Dolap ve çekmecelere nesneleri yerleştirirken elbette onları bölümlemek için kutulardan yararlanılır.. bu doğal bir durum.. ancak bende biraz daha aşırı ve hastalıklı.

Tablo da görüyorsunuz çok sayıda KUTU’lar var.. zaten çağımız böyle nesneler, kutular ve pencereler (windows’lar) çağı değil mi ? Yani hastalık umumi.. yani nesneleri ve kimseleri kutulara yerleştirme hastalığımız var.. arabalar var garajlar var.. kılıçları kınına sokar gibi arabaları da garlarına sokarız.. hatta APPLE bir garajda ve bir kutuda ortaya çıktı.


Nitekim bir ev denilen bir kutuda sabaha kadar uyur, sabahleyin de araba denilen bir başka kutuya binerek iş yeri (büro) denilen başka bir kutuya gireriz.. ki BÜROKRASI (yöneticiler, ümera) denilen bir zümre bizi eğitir ve yönetir. Tapınak.. saray.. cami.. okul gibi türlü kutulara girip çıktıktan sonra MEZAR denilen son kutuya ve kuyuya girip kayboluruz.

Ancak nereye girersen gir.. yüzüklerinin efendisi olarak.. amusun nikahını ve kamusun namusunu temsil eden iki YÜZÜĞE hakim bulun.

İşte İNS-AN denilen ol.AN.ak.. bu’dur ki..
25 tane tabloda onu ÖREREK gösterdim.. umarım görürsünüz.
    
BİLGİ… SEVGİ.. SAYGI

İle

Sağlıcakla kalın.

OSMANZİYA

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim

YAHOO İÇİN DİZİN UYARISI

İletinin şema ve tablolarını, haber gurubunun menüsünde
“files” adı altına eklenmiş dizinler / klasörler içinde bulacaksınız.
Kolaylık sağlamak üzere iletinin başlığı ile dizin veya dosyasının adı
arasında bağlantı kurulmuştur.




NOT:
Evet, aslında benim kullandığım sistemde
cümleye, kelimeye hatta harfe de ihtiyaç yok…








Düzenleyen osmanziya - 22-Şubat-2019 Saat 10:28
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk