Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: Feyme Annem Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1322

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: Feyme Annem
    Gönderim Zamanı: 20-Nisan-2019 Saat 15:28


Bu yöneldiğimiz genel dünyadan her birimize dönük özel dünya var.. bu özel dünya sanki genel dünyaya çevrilmiş bir "ayna" gibidir diyor İMAMI NURSi.. aslında bu genel dünya da bir AYNA.. genel dünya bir OLANAKLAR dünyası ise özel dünyalar da bir OLASILIKLAR dünyasıdır.. imamı Nursi birincisine İMKAN-I ZATİ derken ikincisine İMKAN-I ZİHNİ adını veriyor.. fakat millette İMKAN'ı anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur.. çünkü ben kendim de ancak elli yaşından sonra "tarafeyn-i mütesaviyen" olan imkanı anlayabildim.

Her ne kadar bundan önce öğrencilik ve memurluk yaşamında öldüresiye "imkan" ve "olanak" ve “possible” savaşları yapsak bile, hatta bir sağcı arkadaşım “olanak” sözcüğünü sıklıkla kullandığımı görünce, dilini eşşek arası soksun emi, diye iltifat buyurdular.. bu EŞ ANLAMLI iki sözcüğün teriminden ve kavramından fazla bir bir "bilgi"miz yoktu.. ancak yıllar sonra bu AYNA teşbihini ve temsilini anlamaya ve kavramaya başladım.

Artık insana ESMA kainata HÜSNA diyorum ve ikisi birlikte Esma-yı Hüsna'ya AYNA oluyorlar.. bu yazıda kedi ÖZEL dünyam’dam kişisel olarak, bahsettim.. dünyanın olanakları ve olasılıkları ile kendimin yetenekleri ve yetkileri arasında geçen bir ÖMÜR'de çok insan gibi yalnız gelip yalnız gitmekteyim.. ancak yalnız olmamak için çırpınan.. hazır bilgi ve buyruk.. açık ve seçik söz.. vermek için çapalayan öğretmenler ve hocalar yanında.. kendi hocalarımı ve yetiştirenlerimi anmak istedim.. belki ben onlar gibi olamadım

Onlar beni yetiştirdiler.. hepsine minnettarım.. ancak bunlardan hiç biri bana DÜŞÜNMEYI öğretmedi.. bense insanlar hazır bilgi ve buyruk vermeden önce düşünmeyi öğretmeyi çalıştım.. ancak kırk yıldır kimse de çıkmadı.. her ne kadar düşüncelerimi reklam ve propaganda malzeme yaparak bu işi yapmak istedim ise de bundan da başarılı olamadım.. belki temelde bir yanlışlık yapıyorum; o da şudur.. KAPALI bir dava, AÇIK kanıtla KANDIRILARAK inandırılır.. ben buna tevessül etmedim.. kandırmadan düşünmelerini bekledim.. bu da işe yaramadı.. yar-am-adı değildi çünkü ;



Öğretmenim dedi ki;

DEDİĞİNİ İŞLEMEK.. bu da iki türlü olur.. deyişimi ve değişimini işletmek.. birbirini besleyen ve destekleyen bu iki kavl ve havl ile insanlar savaş ve barış fazlarinin birinin içinde olurlar.. bu fazlar bireysel.. toplumsal.. ulusal.. bölgesel.. yerel ve küresel tüm ÇAPLARDA cereyan eder.. barış savaşı.. savaş barışı hazırlar.. her birimizde bu aşamalar içinde yarışımızı sürdürürüz.. ancak hepsinin kökünde olan imtitan ve fitne.. en derinde ve en gizli kalandır ve sadece BİREYSEL çapta GAYE'dir.

Sanırım bu GAYE’yi çözen birisi diğer çaplardaki iş ve işlevlerinde eylem ve etkinliklerinde daha başarılı oluyor gibime geliyor lakin çoğu başarılılara baktığımızda erdemsizliklerini de saptayınca insan karmaşası ve uygarlık yumağı karşısında bulunduğumuzu anlıyoruz.. hem mutlu hem kutlu BİR ADAM olmak hedefimize ulaşmak.. yolunda bir adım.. atmak.. hem bilgi toplumu hem hukuk devleti ülkümüze erişmek.. asfaltına bir TAŞ bir vatandaş.. olmak DAVASI.. gayemize ayrı bir yük olarak biner…

Ben birincisine RIZA..
ikincisin RAZI diyorum..
artık hangisin arzu ederseniz...
işte bunu bana öğreten öğretmenim...

Öğretmenimin dediği gibi insan savaş ve barış fazı.. bireyin zaman ve namaz fazına benzer ve onlar gibi arda arda gelir yani yatay ilerler.. bu yüzden insanlar zamanı namaza götürürler.. namazı da zamana getirirler.. ancak zaman namaz değildir.. namazda zaman değildir.. zaman geçmiş şimdi ve gelecekten oluşur.. geçmişte hatıralar ve gelecekte hayaller vardır.. namazda ise zaman bulunmadığından ne geleceğin korkularını ne de geçmişin ayrılıklarını yaşarsın.. şimdi buradasın.. andasın ya da sonsuzdasın.. bu konudaki çözümlemeler girmek istemiyorum.. zikir ve fikir eş zamanlısı burada farklı işler..
eş zamanlı olan yenilenen nizam ile yinelenen mizan.. namazda ve zamanda birbirinden farklı işler ve bununla beraber birbirini besler ve destekler…


Ancak burada NAMAZ denilen teslimiyet.. ZAMAN denilen istiane.. NİZAM denilen İslamiyet.. MİZAN denilen ibadet.. birbirine girişmiş bir yumaktır..

Bunlardan zaman ve namaz ile nizam ve mizan sözcükleri yuvarlık ve soyut tümel sözcüklerdir.. hele zaman… hele bu dörtlüden olan NAMAZ.. deyince sanırım müselmanların camide.. Hristiyanların kilisede.. Yahudilerin sinagogda.. Budistlerin yogada yaptıkları ritüeller ve ibadetlerin tümünü kast ediyorum.

Bu kitabi ve semavi dinlerin hatta Budistler gibi AHLAK dinlerinin yaptıkları Allah’a teslimiyet dışında bir de hepsinin üzerine düşen İSLAMİYET var ki..

İşte bu problematik.. işte bu sorun.. hepimizin başının belası ve yarışıdır.. müsabaka ve yüküdür.

Bunu neden son kitab ellerinde olamayan İSLAMİYETİ yükleniyorlar.. anlamıyorum..

Bilen varsa.. açıklasın.. yani İslamiyet yükünü tek başına islam dünyası kaldırabilir mi ? Bu yüz 3000 yıllık Yahudilere ve 2000 yıllık hristiyonlara daha çok düşmez mi ? Onlara da KİTAB inmedi mi ? oysa hayır bunların hepsi dinlerini ve dillerini perde ederek EKONOMİK ve POLİTİK çıkarlarını korumak ve kollamaktan fazla bir iş yapmıyorlar ve bu işe dinleri karıştırıyorlar.


Yani iletişim ve etkileşim ve bilişimin bu kadar geliştiği bir çağda müselman olmayanlara müselmanların KUR’AN mesajını tebliğ etmek sorumluluğumuz mu var ?

YOK !
İnsan iseler onlar arayıp bulmalılar.. insan olduktan sonra büyük bir insanlık olan İSLAMLIK kolayca gerçekleştirilebilir.

Öyle ise aramızda geçen olay sadece EKONOMİK ve POLİTİK çıkar ve yararlarımız için yaptığımız SAVAŞ’tir..

Peki buna DİNİ neden karıştırıyoruz ki.. hatta emek ve sosyalizmi.. hürriyet ve kapitalizmi.. dil ve nasyonalizmi.. niçin bu insanı ortak değerleri emelimize alet ediyoruz ?

Yoksa partilerim ve ideoelojilerimiz için dil ve dinden.. emek ve hürriyetten daha etkili bir reklam aleti ve propaganda malzemezi bulamadığımızdan mı ?

Anlamıyorum..
Anlayan varsa açıklasın..

İşte bu hatun benim rahmetli ilk okul öğretmenim MEHMET ERCAN.. (rahmetli Mehmet Babamın soyadı da ERCAN idi) öncesi olan ÖĞRETMENİM.. Allah hepsine gani gani rahmet etsin..




FEHİME ANNEM

Bu fehime anneme benziyor diye bir sene önce paylaştığım resim… Resmi doğum tarihime göre bu gün 24437 gün yaşamışım.. üç gün sonra 23 nisan oluyor.. elbette kendimi bi bok sanmıyorum.. lakin ilginç bir tevafuk oldu.. yani tam 24444 gün sonra başta Fatma annem olmak üzere hem Fehime Annemin hem 4444 doğasının benim maddi ve manevi mesail ve mesuliyetimin hem itiydlarımın iktidarının ve itimadımın ihtiyarının bir sonuç olan süreçle karşı karşıya bulunduğumu gösteriyor.

Elbette babam Ziyanın ve Mehmet Babamın adını ve etkisini ve yetkisini unutmuş değilim ve manevi babam rahmetli Prof. Hilmi Ziya ÜLKEN'in kitaplarıyla yetişmeme katkısını ve rahmetli Prof. Dr. Necati ÖNER'in önderliğini anmasam olmaz ve elbette hepsinin üstünde İmamı Nursi'nin (Allah O'ndan Razi olsun) ve onun güzide talebesi Üstadı Sâni Hüsrev ALTINBAŞAK'ın (Allah O'ndan Razı olsun) hattı Kur'an üzerindeki hassasiyetini anmam gerekir..

ve bu vesile ile eşimin ve çocuklarımın bana katkı ve yardımlarını anmam gerekiyor. Yani ben yalnız başına bir ben değilim.. nitekim bu gün yaptığım AİL başlıklı çalışma ile bu aile temelinin resmini çizmiş oldum.. bu rahmetli Fehime annemin resiminin de bu güne gelmesi, bir tevafuk oldu.. ve onları da NÂ kadromu tamamladım.. Allah bizi ve onları da bağışlasın. Bu Yaradan'ım'ın bir lutfudur. 20.04.2019






Düzenleyen osmanziya - 20-Nisan-2019 Saat 15:45
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1322

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 26-Nisan-2019 Saat 14:27
http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=1412 Fehime Annemi bu linkte paylaşmıştım kısa zaman da büyük bir reytingi aldı ( şu an itiariyle 252 tıklama.. tabi benim gibi az beğenilen adama uyan ve bundan dolayı bana çok gelen bir tıklama) bu linkte Feyme annemi anlattım.. burada da yine çok bir RAHMET DUASI aldı.. beni üç yaşımdan yedi yaşıma kadar dört sene yetiştiren bu annemin üvey dayısının eşi olan anam gerçekten ana bildiğim bir nevi anneannem idi.. Fehime ERCAN annem 1984 yılında rahmetli oldu.. bu fotoğraf ise ona çok benzeyen anonim bir resim.. ancak RESİM'leri ne olduğunu da çoğu yerde anlattım.. resimlerimiz de aynen ADLARIMIZ gibi bir suret ve bir işaret.. tanımaya vesile.. sevmeye vesile.. dua etmeye vesile.. kaderin suçunu ya da ödülünü kişilere mal etmeye vesile.. böyle çok çok vesilelerin VASITASI olduğun için KENDİLERİNİN önemi ve değeri yanında ikincil plana kalıyor bu isimler ve resimler .. siz değerli arkadaşlarım Bahri Kandemir Nuriye Demirparmak İlhan Ilhan Tavalı Özbek Oğuz T.c. Nuray Turan Ahmet Akman Irfan Aktas Aytemur Coskunırmak Cengiz Erdoğan Bayakir Yakup Hasan Ali Balta Reşat Çamurlu ve Yahya Güven RAHMET DUALARINIZ için minnettarım. Fatıma Olgun Şahin Sahin Merkezoğlu Cigdem Pilatin Atik Rengin Balçık Himmet Demir Enver Kabukçu beğenileriniz için teşekkür ederim.

Düzenleyen osmanziya - 26-Nisan-2019 Saat 14:38
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk