Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Din
 YöntemBilim Forumu | Diğer | Din
Mesaj icon Konu: 3 zaman Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1336

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: 3 zaman
    Gönderim Zamanı: 22-Ağustos-2019 Saat 07:37
zAMAn âmâ da bulunan nAMAz ile birlikte derinde yer alır.. ki ben buna şimdi.. mazideki RASAT ile atideki RABAS arasındaki RASAH diyorum.. rasah.. vaki mazi ile mümkün ati arasında bir DERİNLİKTİR.. bir zamanlar Bediuzzaman vardı.. ZAMAN gazetesi vardı.. her nesne ve kimse gibi onların ZAMAN'ları da geçti.. şimdi yeni ZAMAN'lar.. var.. yeni NAMAZ'lar var.. bir zamanlar dünyada iki imparatorluk vardı.. İngiliz ve Osmanlı imparatorluğu gibi.. elbette başka imparatorluklarda vardı ancak imparatorluklar kalmadı.. onların kalıntıları kaldı.. bu gün artık dünya tek bir İMPARATORLUK.. İM-PARA-tor olmak torba torba paran olması yetiyor artık.. ancak benim derdim bu impara değil zaman zımparası.. yaşamını zamparalık ile geçirenlerin eline sonunda sadece para ile kadın arasındaki ilişkilerin MATLAŞMIŞ deneyiminden fazla bir şey geçmez.. kadın ile erkeğin bir AİLE olarak bir ömür geçirmelerinden çok şey geçer.. Çünkü zamanın geçmesini öğrenirler.. zaman geçer.. zaman akar.. zaman yürür.. ve seni a.nın a.ndan alır toprağın a.na koyar.. ya da da kibar bir deyimle ananın karnından alır toprağın karnına bırakır.. arada bir fark var mı.. ha korktum ha ödüm .okuma karıştı.. işte bu karışana.. zamanın nizamı ile namazın mizanı arasındaki bu ilişkiye âlem" adı verilir.. çünkü OK bir vektör ve sırattır.. okuma ise yazmaya karışır ve bu yüzden kalemi ve kelamı birbirinden asla ve kata ayırt edemezsen.. ediyorsan ve âlem buysa kral benim diyebiliyorsan işte o zaman ZAMAN'ı tanıman gerekiyor.. THE MATRIX'in dediği gibi "zaman her zaman aleyhimize işler." Bu tümce "velasr innelinsane le fî husr"un tam çevirisidir.. asri ve çağdaş çok insanlar bu gerçeğin farkında değildir.. çünkü hassasiyetinin mekeri ve hissiyatının sekeri için de öyle bir TEKER'da yuvarlanıyor ki bir senedir belki daha fazla.. tablolarımın altına HASSİYAT ve üstüne HİSSİYAT yazıyorum da bir çıkıp ya baba bu ne anlama geliyor allasen diye sormadı..ancak güce tapan veya güçten korkan ile çıkara banan ve çanak yalayan bu bu milletten bi bo olmaz.. en iyi beş torba para topla sende im-para-tor ol ve sonra âlem buysa kral benim de.. zamanı daha çok aleyhine çalıştır.. çünkü hızlı yaşarsan genç ölür.. kimi yiyecek ekmek bulamaz.. kimi çuval çuval para toplar.. bu da bizim uygarlığımızın cilvesi.. ancak sonunda evlendiğimden 1977 den beri yola çıkan VOYGER nihayet kırk yılda güneş sistemimizi terk etti.. yıldızlararası uzaya erişti.. bizde dünyayı terk edip toprağa erişeceğiz.. sanırım orada "zaman"ı daha yakından görmüş olacağız.. belki orada BEDİUZZAMAN imparatorluğu kurulup ZAMAN gazetesini kapattıran İNGİLİZ imparatorluğunun kapısına kilit vurulduğunu ve böyle AMERİKAnın intikamının acı bir şekilde aldığını.. ve ingiltere ve amerika kapışırken Osmanlı imparatorluğunun yeniden kurulduğunu görebiliriz. (Not: bu anlatım gerçek kişi, devlet, imparatorluklarla hiç bir alakası yoktur, götümden uydurdum.. pardon kafamdan uydurdum.. zaten çağımızda göt ile kafa arasında bir fark kalmadı.. artık kafalar ve kafaların içleri değil götler gösteriliyor)

Zaman aslında çok yanlı ve yönle bir terim; fizik zaman var.. optik zaman var.. lojik zaman var.. psik zaman var.. temporal zaman var.. historial zaman var.. takvim denen zaman var.. tarih denilen zaman var.. ve bu güne kadar ne zaman ve mekan hakkında durdurucu bilgi.. ne de.. hareket ve hararet yani termo-dinamik hakkında dondurucu bilgi verildi.. hepsi flu.. DOYURUCU bilgi almak istiyorsanız kendiniz arayıp bulmak zorundasınız ki işte o zaman kafayı üşütmeye başlamışsınız demektir.. nitekim kafasını üşütmeyen Aristo.. Newton.. Einstein.. bize zaman hakkında birbirini reddeden ama birbirini tamamlayan bilgiler verdiler ki bunu anlamak içinde Fizik ve Felsefe konusunda Fikir sahibi olmanız gerekir.. FFF niz yoksa zaman kaybetmeyin vakit deyiverin bu beladan kurtulun.. zaten Dinnur Yaşar Bediuzzaman ve zaman gazetesi belasından kurtulduğumuzu söyledi.. zaten çalışmak, üretmek ve başar ÇÜB işini çalmak ütmek ve şişirmek ÇÜŞ dedik.. geçti NİĞDE'nin pazarı sür eşeği BOR'a.. ve oya bora size kaderimizi (zamanımızı) yazmışları okusun..

aptığın iyiliklerle kimseyi minnettar edemezsin.. çünkü kimse Yaratan'ın geçmişte verdiklerine MİNNETTAR olmuyor.. CENNETİ kaçırıyor.. yapacağın tehditlerle kimseyi korkutamazsın.. çünkü kimse Yaratan'ın gelecekteki CEHENNEMİNE müdare etmiyor.. CEHENNEME düşüyor.. ancak kendin ile Yaratan arasında geçmişinden dolayı O'na minnettar olmaya ve geleceğinden dolayı O'na müdare etmeyi öğrenirsen.. O'nu ve mahlukatını sevmeyi ve saymayı da öğrenirsin.. üstelik hem geçmiş üzüntülerinden kurtulur.. hem gelecek korkularından sıyrılırsın.. dedim kendime işte bunun için YOLCULUK zor ve ARKADAŞLIK kolay değildir.. yol arkadaşlığı ise insanın büyük bir DENEYİMİ'dir.. kendini.. şeytanını.. eşini.. çoçuklarını.. anasını.. babasını.. yakınlarını tanır.



Düzenleyen osmanziya - 22-Ağustos-2019 Saat 13:45
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1336

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 23-Ağustos-2019 Saat 02:06
Bu gun IRAD ın duzenledigi KUANTUM dersine katıldım.. orada çift yarik deneyi ile çalışmalara bir giriş yapıldı.. arkadaşlar SPRITUEL.. fakat bu tek yarık demek.. diger yarıkta MATERIAL.. çağımiz bu iki yariktan gececek yeni bir ışı bekliyor.. bakalim hangi TARIK'lar ve SARIK'lar bu işi becerecek... hepsinde esas olan AR'dır.. arı ve duru bir bakış sorunu bütünüyle çözer.. çünkü konuyu bütünüyle görür.. ancak bu herkes için olamayacağını göre bizim için yapılması gereken böyle tartışa tartışa ilerlemektir.

Kuantum simetrik bir dünyadan paralel bir dünyaya geçiştir.. ve bu İmama Gazali bundan dokuz yüzyıl önce YUMUŞAK TABİAT KANUNU anlamına gelen ve en yüksek yasanın İSTATİSTİK yasası olduğu ve DETERMİNE yasanın ikinci planda kaldığı ADETULLAH kuramını getirmişti.. fakat onu anlamadılar ve bin yıl süren otoriter ve totoliter kültür islamiyet ve diğer dinler üzerinde sürdü.. krallıklar ve imparatorluklar yıkıldı.. dinin taassubun krallığı yıkılmadı.. dünya efendilerinin işine geliyordu bu.. KÜLT hallinde bu dil ve din farkları tokuşturarak dünyaya eğemen oluyorlar çünkü.. Kuantum ve izafiyet tartışması aslında KADER ve İRADE tartışmasının bir başka benzeridir.. görüş ve tutumlarımız.. yaşantı ve davranışlarınız.. düşünce ve inanlarımız.. belirlenmiş mi dir yoksa başıboş mu bırakılmıştır yani belirsiz mi dir tartışmasına bilimsel bir kanıt getirme çabasını anımsatıyor.. aslında BİLİM ve DİN daha doğrusu BİLİM VE HUKUK temelde dilden ve dinden yapılanan bir KÜLTÜR araştırması ve tartışması olduğunu unutmamak şartıyla konuyu daha soğukkanlı ele alabiliriz.. ancak ne yazık ki durum hala bir dinci ve fenci yaklaşımından kurtulmuş değiliz.. bunun ekonomik ve politik kaygılara bağlı ideolojik bir sebebi var.. Tanrı tanırlık ya da tanrı tanımazlık adına dünyaya EGEMEN olma sevdası.. bunu paravana ve paratoner ederek imPARAtorluk kurma gayesi.. kadını götleriyle pazarlayanlarla kadını eşitlik vadedenler ve hatta cinsel serbestliği bir tercih meselesi olarak sunanlar eğer aynı kategoride ise.. kusura bakmayan bu yazımın hemen altında Wish in bir reklamı var.. sonuçta evrimden yaratılışa.. kuantumdan rölativiteye kadar tüm körünü körüne tartışmalar.. dünyayı bir çatışmaya hazırlıyor.. çünkü hiç kimse ne hürriyetinden ne de ebediyetinden vaz geçer.. hiç kimse ne dünyasını bırakır ne ahiretini.. ikisini de birlikte götürerek denge, uyum ve barış sağlanır.. fakat bazıları dindarlardan daha fazla kindar ve bağnaz ve yobaz sözde deterministler ve lafta kuantumcular.. .. teknolojinin ve ideolojinin gücünü.. reklamın ve propagandanın gücünü.. paranın ve kadının gücünü.. ERKEĞİ silikleştirmekte ve soluklaştırma kullanıyor. Ancak biz GELECEĞİ DEĞİŞTİRME gücümüzü önce uygarlığın inşa ettiği İNSANLIĞI yükseltmekte.. sonra layık isek.. İSLAMİYETE yüceltmekte kullanacağız.. ancak kesin olarak bilin ki bu lafla değil KUANTUM'u anlamakla olacak.. YBA ise kırk yıldır çift yarık değil iki çift yarık yani DÖRT YARIK kullanarak bunu yapıyor.. fakat bazı dal yaraklar daha buna düşmanlığa başlamadı.. çünkü taşlanacak meyveli ağaç haline gelmedi...


Kültürel temel ..
toplumsal taban..
ekonomik ve politik yapı..

İçinde bulunduğumuz ulusal ve yerel ve küresel organizasyon ve teşkilat ve rgütlenmedir.. hepsinin çekirdeği yuvan olan ocağındır.. bunun adına AİLE diyorlar... Zaten hepimiz böyle bir hane de yaşıyoruz ki yaratan onu bizURTöA olarak koymuşsa.. narı ANA ve nuru BABA olarak ailenin odağında ve mihrakında yerleştirmişse.. sen bu sırrın seyrini onlardaim karşımıza KABE olarak koymuş.. nasıl ki hücreyi karşımızı YUM görürsün.. seni ortaya koyan ve içinde çıktığın bu birliktelik ne halde ise sen de o halde olacaksın.. onlar nasıl yaşamışsa sende öyle yaşayacaksın.. onlar nasıl ölmüşse sende öyle öleceksin.. başka türlü olabilir mi ? Elbette olabilir.. alimden zalim ve zalimden de alim çıkabilir.. ancak bu kural değil İSTİSNA'dır.. çoğu zaman gerçekleşen eğitim ve yönetimin yaptığın çocuklarına verdiğim terbiye ve idarenin temeli anne ve babandan almışsındır.. ancak okul, üniversite, iş ve eş çevren onu biraz değiştirir.. tahsil meslek verir ve fakat temeldeki eşşekliği ve eşrefliği kaldırmaz.. elbette kaldıran da olabilir.. yukarıda eşekliğin zulmüne ve eşrefliğin ilmine işaret ettik.. YUMURTA'yı besmele ile ekmişsen.. işe güzel başlamışsan demektir.. ancak mahsul ekilmekle bitmez.. yetiştirilmek.. yeteneklerine uygun imkanları da açman gerekir. Dindar yetiştirmekle işimizin biteceğini sanıyorduk.. öyle değilmiş.. şimdi neyin noksan kaldığını araştıracağız.. İMAN verince her şeyin düzeleceğini ummuştuk.. amma olmadı.. koca koca imanlı ve dindar insanlar olarak cemaat ve parti çekişmesi içine düştük.. sol görüşü değerlendirmedik.. laikliğin kıymetini bilemedik.. demokrasiyi anlamadık.. namaz kılmakla ve helal yemekle işimizin biteceğin sandık.. gördüğümüz gibi.. 1960 sonra geçen 70 sene bizi giderek daha olumsuz durumlara düşürdü.. 1920 den altmışa kadar kırk sene sol.. altmıştan sonraki altmış sene de sağ.. iktidarda olduğu halde.. sağ ve sol düşmanlığından.. dindar ve laik çatışmasından.. dindar ve sağcı türk.. solcu ve laik kürt ayırımcılığından başka bir sonuç elde edemedik.. çünkü masonların özgürlüğü ve marsistlerin emekçiliği aynen müslümanların milliyetçiliği ve mukaddesatçılığı gibi PARTİ ve PARA ve ÇIKAR içindi.. solun başındaki dinsizler ve sağın başındaki hırsızları yukarı çıkaranları bizlerdik.. işimize geliyordu.. çocuğumuzu HAZIR iş bulsunlar başka bi şi istemiyorduk.. devlete memur ve işçi olarak KAPILANSIN.. kapı kulu olsun.. bize yetiyordu.. sonuçta olan bu oldu SİYASİ YAĞMA esasıyla yürüyen partiler kodrolarda EHLİYET ve LİYAKAT denilen prensibi 1960 devriminden beri gerçekleştiremediler ve 70 den beri de her on yılda bir derin devletin iç iktidarı ya Amerikanın eline geçti.. ya İngilterenin.. artık umudumuz bunların birinin yıkılmasında.. yıkıldıklarında... arada kalan boşlukta iktidar Çine ve Rusya geçmeden ANADOLU BİRLEŞİK CUMHURİYETLERİNİN yapılanmasını kurabilirsek.. irandan yunanistana.. iraktan israile.. nasın.. halkın.. cumhurun.. sözünün geçmesini temin edebilirsek.. hem biz hem dünya rahat edecek.. yoksa ne onlar rahat yüzü görecekler.. ne de biz onlara dünya da rahat vermeyeceğiz.. 1990 dan .beri yaptıklarının hesabını onlardan DÜNYADA soracağız.. ahirete bırakmayacağız.. eğer dünyada DİYALEKTİK denen bir yasa geçerli ise.. men dakka dukka.. yürüyorsa.. öyle ise evine ve kabene... yumurtana ve tohumuna.. sözünü ve kamusuna dikkat et.. onu nereye sürüklüyorson.. hayrı beriyye mi yoksa şerri beriyye mi... İçinde bulunduğumuz ulusal ve yerel ve küresel organizasyon ve teşkilat ve rgütlenmedir.. hepsinin çekirdeği yuvan olan ocağındır.. bunun adına AİLE diyorlar... Zaten hepimiz böyle bir hane de yaşıyoruz ki yaratan onu bizURTöA olarak koymuşsa.. narı ANA ve nuru BABA olarak ailenin odağında ve mihrakında yerleştirmişse.. sen bu sırrın seyrini onlardaim karşımıza KABE olarak koymuş.. nasıl ki hücreyi karşımızı YUM görürsün.. seni ortaya koyan ve içinde çıktığın bu birliktelik ne halde ise sen de o halde olacaksın.. onlar nasıl yaşamışsa sende öyle yaşayacaksın.. onlar nasıl ölmüşse sende öyle öleceksin.. başka türlü olabilir mi ? Elbette olabilir.. alimden zalim ve zalimden de alim çıkabilir.. ancak bu kural değil İSTİSNA'dır.. çoğu zaman gerçekleşen eğitim ve yönetimin yaptığın çocuklarına verdiğim terbiye ve idarenin temeli anne ve babandan almışsındır.. ancak okul, üniversite, iş ve eş çevren onu biraz değiştirir.. tahsil meslek verir ve fakat temeldeki eşşekliği ve eşrefliği kaldırmaz.. elbette kaldıran da olabilir.. yukarıda eşekliğin zulmüne ve eşrefliğin ilmine işaret ettik.. YUMURTA'yı besmele ile ekmişsen.. işe güzel başlamışsan demektir.. ancak mahsul ekilmekle bitmez.. yetiştirilmek.. yeteneklerine uygun imkanları da açman gerekir. Dindar yetiştirmekle işimizin biteceğini sanıyorduk.. öyle değilmiş.. şimdi neyin noksan kaldığını araştıracağız.. İMAN verince her şeyin düzeleceğini ummuştuk.. amma olmadı.. koca koca imanlı ve dindar insanlar olarak cemaat ve parti çekişmesi içine düştük.. sol görüşü değerlendirmedik.. laikliğin kıymetini bilemedik.. demokrasiyi anlamadık.. namaz kılmakla ve helal yemekle işimizin biteceğin sandık.. gördüğümüz gibi.. 1960 sonra geçen 70 sene bizi giderek daha olumsuz durumlara düşürdü.. 1920 den altmışa kadar kırk sene sol.. altmıştan sonraki altmış sene de sağ.. iktidarda olduğu halde.. sağ ve sol düşmanlığından.. dindar ve laik çatışmasından.. dindar ve sağcı türk.. solcu ve laik kürt ayırımcılığından başka bir sonuç elde edemedik.. çünkü masonların özgürlüğü ve marsistlerin emekçiliği aynen müslümanların milliyetçiliği ve mukaddesatçılığı gibi PARTİ ve PARA ve ÇIKAR içindi.. solun başındaki dinsizler ve sağın başındaki hırsızları yukarı çıkaranları bizlerdik.. işimize geliyordu.. çocuğumuzu HAZIR iş bulsunlar başka bi şi istemiyorduk.. devlete memur ve işçi olarak KAPILANSIN.. kapı kulu olsun.. bize yetiyordu.. sonuçta olan bu oldu SİYASİ YAĞMA esasıyla yürüyen partiler kodrolarda EHLİYET ve LİYAKAT denilen prensibi 1960 devriminden beri gerçekleştiremediler ve 70 den beri de her on yılda bir derin devletin iç iktidarı ya Amerikanın eline geçti.. ya İngilterenin.. artık umudumuz bunların birinin yıkılmasında.. yıkıldıklarında... arada kalan boşlukta iktidar Çine ve Rusya geçmeden ANADOLU BİRLEŞİK CUMHURİYETLERİNİN yapılanmasını kurabilirsek.. irandan yunanistana.. iraktan israile.. nasın.. halkın.. cumhurun.. sözünün geçmesini temin edebilirsek.. hem biz hem dünya rahat edecek.. yoksa ne onlar rahat yüzü görecekler.. ne de biz onlara dünya da rahat vermeyeceğiz.. 1990 dan .beri yaptıklarının hesabını onlardan DÜNYADA soracağız.. ahirete bırakmayacağız.. eğer dünyada DİYALEKTİK denen bir yasa geçerli ise.. men dakka dukka.. yürüyorsa.. öyle ise evine ve kabene... yumurtana ve tohumuna.. sözünü ve kamusuna dikkat et.. onu nereye sürüklüyorson.. hayrı beriyye mi yoksa şerri beriyye mi...
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİĞİ HER ŞEYİ YAPABİLMESİNDE DEĞİL İSTEMEDİĞİ HİÇ BİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASIDIR.. j.J. RUSO

Güzel bir tanım.. biçimsel olarak.. ancak bu özgürlük tanımı istenci ve istemliliği baz alıyor.. insan özgürlüğünü elbette istenç ve iradesi ile kullanır.. ancak özgür olmanın koşulu istenci eylemini değil eylemin amacını tanımakla olur.. kant ahlak için ahlak yasası ile ÖDEV ahlakını gerçekleştirmeyi özgürlük var saymıştı.. bu HAZ için yapılabilirdi.. ancak her iki halde de insan isteğine ve istencine kapanmaktadır. Oysa özgürlük, egemenlik ve bağımsızlıktan öte kendi dışına çıkabilme çaba ve gayretini gerektirir ki işte bu noktada din, ahlaktan bir üst katman olduğunu yine kanıtlar.. Allah rızası için.. başkasının yararı için.. kendi dışında bir amaç için eylemekle insan kendi benliğini terk etmeden yine BİZ olmanın yolunu bulur ki.. kültürümüz bunun uygulamaları ile doludur.

Ilim
FIKIR yoksa
Emel
SABIR olmadan
Amel
ZIKIR bulunmadan
Ihlas
Yorulmadan
HALAS
olmaaaaz.

Din Allah demek değildir.. din akıl demek olmadığı gibi.. ibadette sadece rabıtadan ibaret değildir.. DİN Tanrı'nın bizim dilimizi ve onun içindeki düşüncemize inerek konuşmasıdır.. fakat tanrı daha önceden EVREN ile bizimle konuşmuş ve konuşmaktadır.. İNSAN ile de konuşmuş ve konuşuyor.. fakat dediğiniz gibi insanların kafalarından dondurulmuş bir dil ve din var.. bu da normaldir.. çünkü her ikisi de evriliyor.. değişiyor, düzeltiyor, ilerliyor ve gelişiyor. Bunun bireysel, toplumsal, ulusal, küresel ve evrensel süreçlerine de yukarıda tabakalanma ile işaret ettim. Sonuçta din; itikada (iman ve teslimiyete) ya da ibadete (deneyim ve islamiyeti) .. ahkama (siyasete) veya ahlaka (tarikata) HASRETMEK yanlıştır.. hepsi birlikte var olarak ve birbiri ile etkileşerek bireyi ve toplumu geliştirirler. Yahudilik, Hristiyanlar ve Müslümanlık gelecekte ORTAK bir yapıya gelecekler.. bundan kuşku duymuyorum. Sadece alt yapısını hazırlıyoru
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk