Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: efsaneler Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1362

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: efsaneler
    Gönderim Zamanı: 16-Kasım-2019 Saat 18:33
Efsaneler.. Ustureler.. Masallar..
Ütopyalar.. İdealler.. Ülküler..

Bunlar kendilerini meta-fizik ve para-psik olarak belli ederler.. lakin düşünceler, görüşler ve inançlar ve bunların usturuplusu olan bilimsel paradigmalar ve dinsel doğmalar.. öyle kolay kolay aklın eleştirisine ve kalbin kuşkusuna maruz kalmazlar.

Bunlara iki örnek vereceğim:
“Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” Bu FELSEFENİN ATASI Sokrat’a mal edilir.
“Değişmeyen tek şey değişimdir” Bu Heraklitos’a söylettirilir.
İlki Agnostizm ve kuşkuculuğu köklendirir.
İkincisi Materyelizmi ve özdekçiliği temeller.

Bu tümceler deneysel savlar değildir lakin deneysel yargılarımızı özetler.. ironik olarak.. yineleme ve totoloj ile otonomi ve yenileme el ele vererek dualite ve paritenin kapasının kapatır.. artık tüm anti ve kontra dünya bu ikisi için çalışmaya başlar. İkisi ile birlikte Her şeyi bilen ve değişmeyen TANRI.. tanınamaz hale getirilir. Belki Sokrat ve Heraklitin zamanındaki Paganlardan çok daha akılcı ve gerçekçi bir TANRI tanırlıkları vardı.. onlar hakkında derin okumalarım olmadığı için bilemiyorum.. Sokrat için iyi ve bir ideasına DEMİGRUS adını vererek bir TANRI tanır olduğu ve hatta bir nebi bulunduğu bile dillendirilir.. ancak TANR hakkında onun verdiği dil ve din ile bilim ve hukukun temeli BİR ve İYİ sıfatından yüksek bir sıfatı kimse   diye düşünürüm.. Heraklitten da daha yüksek bir GERÇEKÇİ düşünemem ancak bunu rağmen yukarıda dediğim gibi Bilinmezciliğin ve Maddeciliğin temelleri atarak FELSEFE ve BİLİM’i başlatmaları da büyük bir hizmettir.. onlar hakkındaki kararı “Biricik yaratan ve yegane tapılan salt” TANRI’ya bırakarak burada bazı felsefi laflar yapacağım.. ancak bunlar beni FİLOZOF yapmaz. Sadece bu iki efsane tümceyi   SÖZ KONUSU ettirerek; Bir şey bilmez değil iki şey bilen lakin onu da karıştıran İNSAN’ın değişmez bir yanının bulunduğunu düşündürecek bu günkü DÜZYAZI paylaşımları WEB SAYFAMDA yayımlayacağız:


DEMİR VE ÖMÜR
Demir tava geldi kömür tükendi akıl başa geldi ömür tükendi dediler dedim ki:

Acaba hikmeti nedir.
Yoktur dediler, dedim ki:

Anlamı olmayan demir ve ömür.. amacı bulunmayan tav ve akıl.. boş oyunun kör öyküsü oluyorsa.. hükm ve kararlarimız külturun temeli olan dili ve dini dinamitler ki bu patlamanin etkisiyle bilim ve hukuk havaya uçar.. ticaret ve siyaset toz olur.. peki bunlar neden olmuyor.. her biri değişmeyi ve gelişmeyi sürduruyor ?


Demek ki tecrube.. telahuk.. terakum.. inkişaf ve tekamulun bir hikmeti var... Demek ki tecrube.. telahuk.. terakum.. inkişaf ve tekamulun bir hikmeti var...
Hasılı tümce büyük harfler başlar ve nokta ile batar.. amma ardından da yeni tümceler gelir, eğer düşünmeyi ve konuşmay sürdürürsen.. seslenmeyi devam ettirirsen.. Ancak SUS’unca su ve us başka bir hale bürünebilir mi ?

Anlam.. anlama.. anlatım dünyanın en zor üç işi.. bu zorluklarla başa çıkamayan.. yorulan.. çok yönlü ve yanlı konuları ve alanları ve katmanları nazara almayan günlük dilin düz yazısıyla felsefi edebiyat ve dini vaaz yapanlar dünyayı anlamsız.. dini saçma ve dile boş bir iş saymakta erken hüküm verirler ve çabuk karara varırlar…

Bu bir gidiştir.. bilinenlerden bilinmeyenlere.. ya da bilinmeyenlerden bilinenlere hatta bilinenlerden bilinenlere.. ya da bilinmeyenlerden bilinmeyenlere.. tüm bunlar hakkında sınırlı doğum ve ölüm arasındaki kararımız.. sınırsız yaşam hakkındaki yargıya varmamız.. elbette var saymalarımızı ve yok sanmalarımızı aşan hepleme ve hiçlememize ilişkindir.. ve çoğumuz için kararsız ve kuşkulu kalmak kesin bir yargıya varmaktan beter bir durum olduğu için insandaki kaçınılmaz ve kurtulunmaz KESİNLİK yanını seçerek bu “boş”luğu hoş olmasa da dillendiriyorlar..

Bunun nedeni de T.tanırlık ve T.tanımazlık hakkındaki saplantılarıdır.. sakince ve sabitçe ve salikçe daim olarak yürürlerse.. tanırlıktan tanıklığa giden yol da kendilerine açılacaktır.. ancak çoğumuzun TANIRLIK yoluna başlama girişiminde bir sıkıntı var.. belki de kendimizde bir kısıntı var.. hatta kasıntı.. bu da belki insanın ancak kendisinin çözebileceği bir sorundur.. son günlerde kendine bak felsefesi üzerine yönelince seslenmeden susmaya gidiş ayırt etmeye başladım ve oradan sevinmeye bir yöneliş duyumsuyorum.. Ancak YBA davasını çözmedikçe bu ikinci soruna başlamayacağım İnşaallah.

ANA ve ATA
İnsan eril ve dişil ile toplum ve birey ögelerden oluşan "aile"de doğar, büyür ve yetişir.. aileyi eril ve dişil kurar, birey ve toplum götürür.. başta sevgi ve saygı olmak üzere samimiyet ve sadakat sürdürür.

Bu nedenle hep tapılası karı ve kulluk edilesi koca denklemi üzerine bir çözüm oluşturdum amma bu durumu ailenin çiçekleri olan çocuklara sözü daha getirmedim.. çocuklar geleceğin anne ve babaları olacağından kuşku duymuyorsak.. onlara anneye sevgiyi ve babaya saygıyı aşılamalıyız ki onlar kaliteli kadınlar ve erkekler yetiştirsinler.. tüm bunlarda yaratılıştan, doğuştan ve fıtratan yerlerine oturacaktır.

Ancak bizim bu sevgi akımlarını ve saygı anımlarını BİLGİ ile koordine.. kontrol.. buyruk ile disipline ve revize etmemiz gerekiyor.. ta ki aile inkişaf ve insan tekamül etsin.. işte bu denklemde "anaya sevgi" nasıl aşılanır.. "ataya saygı" nasıl sağlanır.. bunu ana olan karılar deneyimleriyle ..baba olan kocalar birikimleriyle daha iyi bilir


TERK
Bir yerde dedim:” BEN'i bırak KENDİ'ne bak.. bu bin yıl önce söylenmiş Şahi Nakşi Bend'in (739/1389) Terki dünya, Terki ukba, Terki hesti, Terki terk..dörtlemesinin bir başka söylenişine benziyor.. ben kendimi bırakınca ne buluyorum. kendin beni bırakınca ne buluyorsun.. böylece mim ve nun arasında gidip gele.. bizi nasıl buluyoruz ?”




YAŞAMIN ELEĞİ
Yaşamın eleği savaş ve barışlardır.. savaşlarda sınav ve barışlarda yarış vardır.. yani burada ELEK iki katmanlı savaş ve barış katmanı ile sınav ve yarış katmanı.. birinci savaş ve barış katmanını GEREKSİNİM belirler.. sınav ve yarış katmanını ise ARAYIŞ.. ancak bu dördü birbiri içine girmiştir.. biz burada KURAMSAL olarak ayırdık.. hatta varlığı ayırt etmelerimiz bir gereksinim ve hedef.. yokluğu kadr edip kıymet verip değerlindirmelerimiz ise bir arayış ve gayedir.. diye düşünüyorum.. "elek"tik değil "eklektik" düşünüyorum.. elekler insanları ikiye ayıran monolitelerdir.. eklektik olması bir araya getiren dualitelerdir.. çağımız artık elekleri..melekleri.. kelekleri.. "ek"ler haline getirip "KöK"lere doğru bir gidişi açıyor gibi.. ancak bu bir öz ya da var oluş kavgası değil de gereksinimi unutmayan bir ARAYIŞ.. kavrayışı; arayışa saygı gösteren bir GEREKSİNİM.. anlayışı.. paralelini kurmak gerekiyor.. bu dil ve din ile emek ve hürriyet ortak değerlerini partilere ve ideolojileri para-vana ve para-toner etmekten iyidir.. bence gözün hoşuna giden simetriklik kutuplaştırdığı için gönle batmalı.. göze batan paralellik gönlü açtığı için öne çıkmalı.. yoksa benim dediğim ile geçici bir güç hakimiyetinden fazla bir ilerleme kayd edilmez.

Düş-ün-ce yaşama geçtiğinde düş-ÜN-me olmaktan çıkıyor.. düştüğünden midir ?
Ünlenen çoğu sözler unutulmazsa yeni sözler ünlene bilir mi ?
Oyle ise asıl olan, anlamaktır, konuşmaktır ve yaşamaktır. Ancak bu üçü DÜŞÜN-ME kadar kolay değil.. şimdi bu düşünmeyi bile yapmayan.. yapamayan.. engelleyen kurallar.. engellenen koşullar yüzünden kaçınan pek çok ezber ve taklid DÜŞÜN-CE'leri görünce anlıyorsunuz ki
bazı düşünceler ya GEREKSİNİM değil ya da DÜŞÜNME'ler arayışa geçmedi.. geçemedi.. bu yüzden "Düşünenleri arıyorum.. çünkü arayanları düşünüyorum." sloganıyla kendime bakmayı sürdürüyorum.
Gereksinim hedefleri ve arayışın amaçları yoksa.. kaynaklanan ve araçlanan düşünce (fikir) ve düşünme (tefekkür) de bulunmaz.. sanıyorum.



Efsaneler ve Hürafeler
Ustureler ve Hikayeler
Ütopyalar ve İdealler
İdealller ve Hayaller
USUL ve ÜSLUB
BİLGİ VE İMAN
HAKİKAT VE HAKK
TECRÜBE VE AKIL




Bu sekiz satır hepsi birden geldiği için   bazılarının aklını karıştırabilir .
Ancak biz bunlarla YBA ile başa çıkabiliyoruz, siz de yapabilirsiniz.


Osmanziya 16.11.2019






Düzenleyen osmanziya - 16-Kasım-2019 Saat 19:14
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk