Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: fikir ve inanc farkı.. Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1403

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: fikir ve inanc farkı..
    Gönderim Zamanı: 07-Şubat-2020 Saat 12:50
Evet, Cenab Şahabettin "Fikirlerimi değiştirebilirim.. çünkü ben fikirlerin kölesi değil sahibiyim" demiş amma geçen günkü konuşmasında Dücane.. fikir ve inanç farkı konusuna işaret etti.. bilgiler zaten değişiyor.. çünkü evrimli.. ancak fikirler ve özellikle söz verilmiş şeklinde fikirlerin değiştirilmesi biraz problematik.. hukuksal bir konu teşkil eder.. fakat fikirlerimden oluşuyor diye inançların değişmesi bir dişin çekilmesi gibi köklü bir sonuç ortaya çıkarır.. bu peki inançlarımız ile fikirlerimiz arasında ne fark olduğu sorunu ortaya çıkarır.


Philo-sophos.. philo-logos kayıtlarından kurtulmaktır.. resmi dilbilim'den ELEŞTİREREK sivil dilbilim'e geçebilmektir.. ancak orada durulmadı dilde ne varsa.. din.. bilim.. hukuk.. san'at..edebiyat hepsine el attı.. ancak FELSEFİ EDEBİYAT olmaktan kurtulmadı.. çünkü muhatabı olmadan mütekellim olmazdı. Sonunda başta MARKSİZM olmak üzere ideolojilerden kendini kurturamadı.. Zaten ideoloji el atmak bir tür "din"leşmektir.. totoliter bir toplum ve otoriter bir devlet.. inşa etmektir. Bu işin diğer bir kanadı resmi teo-lojiden.. DEĞİŞTİREREK sivil teo-zofiye geçmek.. dini bir tür ruhbanlık sınıfına endesksileyip TARİKAT oluşturmaktır. Sonuçta ya insan kapı kapı gerçeği arar ya da bir yere kapılanır. Kapılar da ikiye ayrılır RESMİ ve SİVİL. Bunlarda bize geleneklerde yenilikler kapısını açmamızı sağlarlar. Her ikisi de insan içindir.. ancak bu çağda çağ atladık.. çünkü kap kapı dolaşmıyor ortak bir face kapısında yüzlerimizi dolaşıyoruz. Baktım burada iki TANIDIK ve sayıdeğer yüz var.. sözlerle bir merhaba dedim


Filozof ve felsefeci arasında tek ayırım.. adını duyurmaktır.. ad dahi bir ürünü olduğu zaman duyurulur. Ürün olması için bir mal ve hizmet sunması gerekir. Filozoflar mal sunmazlar hizmet sunar. Ancak bu hizmet bir öğretmenin.. bir profesörün ve başka bir ünlü bilim adamının sunduğundan farklı ve fazla bir kültürel hizmettir.

Bu FİLOZOFİ hizmetini sunabilmek ise başta özgünlük ve özgüllük.. gibi bireysel özel yetiler ve kişisel tekil yetenekler istiyor.. bu yeteneğin ortaya çıkardığı ÜRÜN.. genelliğe eklenen bir ihtira ya da telif olmaktan..ya da geleneği tamamlayan bir keşif ve icad bulunmaktan biraz daha fazla özelliktir.

Zaten tarih onları DAHİ olarak tanımlar. Bir de bizim ve sizin gibi amatör ve profesyonel öğrenmenin hastaları ve öğretmenin delileri vardır.. diye düşünüyorum.. Saygı Değer Hocam.

Bi de acılar insanı olgunlaştirir.. bir de açısını açar.. zaten acılar istemeden gelir.. istenmez geldiğinde haktan gelen musibetlere katlanilir.. halktan gelen zulumlere ise karşı konulmaya çalışilir.. bunun için uygarlık hukuk denen kurumu ve mahkeme denilen kapiyi ve devlet denilen yapiyi kurmuştur. Ancak kozmik yasa kalktimi altindaki hukuk katmani eroyana açik hale gelir.. hukuk sferi aşındımi ahlak katmanı korumasiz kalir.. ahlak yasası çoktumu meydan kuvvetin kanununa kalır.. çetelerin kuvveti de bitirse düzen (kosmos) kalmaz karmaşa (kaos) başlar. Belki insanin (homos) patosu ortaya çikar.

DEPREM
Gecenin zifiri karanlığında
Uykuların en derin anlarında
Bebekler annelerinin koynunda
Yer sarsılır işte tam da bu anda.
Yer sarsılır, dağlar oynar yerinden
Yıkılır evler, yıkılır kökünden
Bir inilti duyulur ta derinden
Ağlar Arz üzüntü ve kederinden!
Yıkılır evler, yıkılır şehirler
Yıkılır camiler ve minareler
Yokuşa döner çağlayan nehirler
Kapanır çağlar, kapanır devirler.
Çığlıklar yükselir yıkıntılardan;
Annesini yitiren yavrulardan
Yavrusunu yitiren analardan
Bir ümit, bir ümit yaradanından.

Yıkılan evler boğum boğum olmuş
İçindekilere mezarlık olmuş
Şehirleri acı kasvet doldurmuş
Deprem değil sanki kıyamet kopmuş.
Enkazın altından çıkan cesetler;
Yaşlı neneler, küçücük bebeler
Kesilir sesler, tutulur nefesler
Bir can bekler gözü yaşlı anneler.
Ölen öldü kalana zehir hayat
Zifiri karanlıkta soğuk kat kat
Açlık yaşamaya vermiyor fırsat
Zaman durdu çalışmaz artık saat

Arz sarsılır zemin oynar yerinden
Depremler sarsar zemini derinden
Kaçamaz kimse acı kaderinden
İnsan yaşar bu acıyı derinden
Acı ızdırap, insan kaderinden.
H.İ.M
Halil İbrahim MARİFET

Bazi yurekler aciyi duyar yazar.. bazılar duyar yazmaz.. bazilari duyumsamaz.. baziları umursamaz.. kalb boyle çeşitlendigi gibi akilda turlu turlu renklenir.. Akil ve Kalbde birbirine karşi böyle kör ve sağırdir.. Aziz Kardeşimi ve Degerli Meslektaşımı benim gibi duyarsız kalbleri bile titreşime getiren bu şiiri için tebrik ediyorum.. şiirlerinin devamini diliyorum

Felaket.. helaket.. hem dogalı hem sosyal.. deprem.. sel.. çığ.. harb.. içsavaş.. toplu ölümler.. kişileri değil toplumları terbiye ediyor. Birimizin değil hepimizin hatası.. güce tapan.. güçten korkan.. çıkara banan.. benim gibi emekli maaşı çanağı yalayan toplum olduk.. artık bu gibi olaylarla uyandirilmak isteniyoruz.. dunya da ise servetin 20 ailede.. onunda 5 tanesi de hiç bir "sosyal" ve "demokratik" KONTROL olmadan etkili olması.. bir "güç" sorunun bulundugunu gösteriyor. Güç dogal oldugunda "denge" yasası durumu eşitleyerek duzeni goturur.. ancak dönel (tarihsel) ve soyal ve yasal güç söz konusu oldugunda yasama ve yurutme ve yargı ve artik bu uçunun üstune çikan YAYGI (medya) gucu arasında bir "uyum" (intibak.. adaptasyon) bulunmaz ise duzen (nizam) ile ölçü (mizan) arasinda bağlanti kopar. Bunun ayrintisini çeşitli yazilarimda açikladim. Ozeti medyaya medya ile başa çıkamazsiniz. Gunluk dilin ister nesiri ve duz yazisi olsun.. ister nazimi ve şiiri olsun.. sizi sizden dışarı çikarmaz. Medyanin gucunu boyle tek basina kalmiş tek tek insanlardan aliyor. YBA ise cok yanli ve yönlu insan.. dil.. din.. felsefe.. hikmet konularinda alanlarinda.. katmanlarinda dusunen ve arayan "insan"LAR a ORTAK bir platform sağliyor. Bu medyada bunun sadece reklam ve propagandasini yapmaktan fazla işimiz olmuyor. YBA ögrenme ve kullanma ve yararlanma çağrimiz bir kaç kişi dışinda kimseni ağrısi olmuyor. Oysa KİMSE kimliği.. kişiliği.. bireyselliği ve başatligi ile başı ve yarası olandır. Acıdan kaçarak kurtulamaz.. başarmadan başıni duvar deligine sokarak kurtulamaz! Mustafa BUĞUÇAM

https://www.forumlordim.org/sorular-cevaplar/94683-dunyanin-en-akilli-adami-kimdir.html

Tataristan Türklerinden Prof.Dr.Naida Camokova dünyanın en zeki insanı olarak kabul edilmektedir. 1 yaşında konuşmaya başlamıştır. Camokova, çok fazla kitap okuduğu için 23 yaşında beyin kanaması geçirmiştir. Fotografik hafızaya sahip olan Naida Camukova 300 sayfalık bir kitabı iki saate anlayarak okuyor ve bitiriyor. 33 yaşındaki Camukova, 3 binden fazla kitabı hafızasında taşıyor. IQ zeka ölçüm testlerinde, Picasso ölçüm standartlarına göre 360 üzerinden 357 puan alan Camukova, Okan Üniversitesi'ni ziyaret etti. Prof. Dr. Naida Camukova, üniversitenin İşletme Bölümünün girişimiyle öğrencilere "Dünya Bilim kurgusu ve Türkiye" konusunda konferans verdi. Konferans öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Prof. Dr. Naida Camukova soruları yanıtladı. Zekasını ilk önce annesinin fark ettiğini anlatan Naida Camukova, "Birinci yaşımı doldurduktan sonra cümlelerle konuşmaya başladım. 'r' harfini diğer çocuklar söyleyemiyormuş, ben ise tam telaffuz edebiliyormuşum. Doktor olan annem bunları fark edince doktorlara başvurmuş ve durumumu öğrenmiş." diye konuştu. Zekanın ne işe yaradığı şeklindeki soruya Camukova, "Gözümüzde büyüttüğümüz problemleri, basite indirgeyerek beynimizi kullanımıyla çözmeye yarar." cevabını verdi. "Türkiye de sizin gibi çocuklar var mı?" sorusu üzerine Camukova, "Çocuklarda çok görüyorum. Özellikle okula başlamamış olan çocuklarda çok var. Ama eğitimde, devlet okullarındaki öğrenci sayısından kaynaklanan imkansızlıklardan dolayı, bana göre daha da vasatlaşıyorlar." şeklinde konuştu. Zekanın zaten doğuştan geliştirilmesi gereken potansiyel olduğunu ifade eden Camukova, geliştirmedikçe, her şey gibi, zekanın da köreldiğini dile getirdi. Türkiye'ye sık sık geldiğini ifade eden Camukova, "Son günlerde Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu ile birlikte üstün zekalı çocukların eğitimiyle ilgili çalışmalara başlıyoruz. İnşallah faydalı olacak." açıklamasında bulundu.. Çok fazla kitap okuduğundan 23 yaşında beyin kanaması geçirdiğini de anlatan Camukova, "O zaman çok okuyordum, tıbben fazla birikimden olduğu söylendi. Okumayı azalttım. Fakat beynim her zaman çalışıyor olması gerekir. Az bir boşlukta kaldığımı düşünmeye başladığım zaman sıkıntı yaratıyor." dedi. Boş kalmamak için neler yaptığı sorusuna Camukova, "Çalışıyorum" yanıtını verdi. Camukova, çalışmanın illa kitap okumak ya da makale yazmak anlamında gelmediğini belirterek, "Beyni bir şekilde çalıştırmak, problem çözmek de beyni boş kalmamasını sağlar. Benim yapmaya çalıştığım şey, beynimin sadece bana faydalı olmasını değil çevredeki insanlara yasadığım ülkelere, dünyaya yararlı olmasını sağlamaktır." şeklinde konuştu. Başarı konusunda sorulan soruya ilişkin Camukova, "Doğru çözümlere ulaşmak için strese girmemek ve ne yapmak istediğini bilmeli ne yapacağını değil ne yapmak istediğini bilmeli ne yapacağını değil. Ne yapak istiyorsa onu hedef koyarak aradaki yılları araç olarak kullanmak." diye cevap verdi. "Erkeklerin daha zeki oldukları iddia ediliyor bu konudaki düşünceleriniz" şeklindeki soruya Camukova, "Dünyada erkeğin zekası egemenlik yaratmamıştır. Erkek, zekasıyla birlikte cesareti egemenlik yaratmıştır. Dolayısıyla kim daha zeki konusu tartışılmaması gerek." diye konuştu.

https://www.youtube.com/watch?v=rO3BeDU7ZkU
Dünyanın en akıllı adamı Erol DEMİRKIRAN
Erdal Demirkıran, Türk yazar. 1995'te Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Üniversite yıllarında içe kapanık biri olan Demirkıran, bunu aşmak için Kashna felsefesini ortaya koyarak ayrıca programcılık yapıp, yazılar yazdı. Noter'den Dünyanın En Akıllı İnsanı olduğuna dair yazıyı onaylattı. 1995-1997 yılları arasında Radyo Mega'da program ve sahnede stand-up yaptı. Askerlikten sonra bir cam fabrikasında Ticaret Müdürü olarak görev yaptı. Ancak sonra istifa ederek seminerler vermeye başladı. Seminerlerinde Kashna adını verdiği özgüveni ön planda tutan felsefi davranış şeklini anlatır. Kashna felsefesinin nihai amacı 15 Mart 2030 tarihinde dünya barışını ilan etmektir.



OSMANZİYA                                  07.02.2020

Düzenleyen osmanziya - 07-Şubat-2020 Saat 12:51
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk