Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Din
 YöntemBilim Forumu | Diğer | Din
Mesaj icon Konu: uc konu Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1473

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: uc konu
    Gönderim Zamanı: 12-Ekim-2020 Saat 00:13



DÜZELTİLMİŞ ÜÇ YAZI:

YAPAY   GENETİK

Yapay Zeka dan sonra sıra geldi Yapay Genetik konusuna.. Hikaye anlatıcı Barış ÖZCAN, insanın YOK edilmesi tehlikesinden bahsetti.. olum ve ölüm ile var ve yok dörtlüsünü anlamak.. önce ve sonra ile başlat ve bitir dörtlüsünü anlamaktan zor bir iş iken.. bu “yok etmek” sözcükleri peynir ekmek yer gibi kullanıyor..

Bir gün padişahın huzuruna birkaç gösterici (soytarı) getirmişler.. adamlar beş metreden attıkları iğneleri tam 12'den isabet ettiriyorlarmış.. padişah gösteriyi izledikten sonra demiş ki bunlara bu becerilerinden dolayı birer kese altın verin ve fakat işe yaramayan uğraşları içinde beş yüzer sopa vurun..

Öykü bu ya.. adamlardan biri demiş Padişahım, ya sen sayı saymayı bilmiyorsan ya da hiç sopa yemedin.. bunun üzerine Padişah sayıyı 10 a indirmiş mi indirmemiş mi bilmiyorum.. ancak size kısa bir metafizik yapacağım:

Yok <ölmek<yitmek< gitmek << >> gelmek>bitmek>olmak>var

Burada yok “oluş” ve var “oluş” ile yok sanmak ve var saymak arasında o kadar FARK var ki birinin en ucunda ayrılık diğerinde ise kavuşmak bulunur.. fakat bunlardan önce uzaklaşmak ve yaklaşmak olur…
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Torunundan duymuştum Siirtte savcılık yaptığım sırada Tillo'ya gittiğimde..
demiş ki Mübarek;
“ANLARSAM uzağım yakınımdır ANLAMAZSAM yakınım uzağım”
Demek ki yukarıda saydıklarımın hepsinin başında görmek, bilmek, düşünmek, “anlamak” ve inanmak geliyor.

Barış ÖZCAN’ın bu videosunda diyor ki madem genetiğimiz yapay olarak değiştirilecek (sun’i mutasyon) bari iyi yönde değiştirmeye hazırlanalım.. Evet bunu yapalım ancak bundan önce yok olmak ile gitmek arasında farkı ANLAYALIM.. evet insanı inşa edelim.. ancak maddesinden önce manasını yapılandıralım.. ki ben bu MANEVİ YAPILANDIRMA konusunda kırk yıldır çalışıyorum.. ne yazık ki bunu kimseye anlatamadım.

Edison'a durumu anlatsaydım derdi.. Arkadaşım bunu anlatmak için daha kırk sene daha çalışman lazım…
Yapay zeka ve yapay genetik.. sanal dünya ve banal benlik..
Yapacak çok işimiz var.. gerçeği sağlam ve sağlıklı örmek için.

11.10.2020 Üçyol-İzmir Osmanziya


YANGINLAR

Son günlerde giderek artan, başta Hatay, Trabzon ve Osmaniye orman yangınları insanın insanlıktan çıktığına işaret.. ancak bunu bir kaç tetikçinin yaptığını sanmak yanlış.. tetikçiler nasıl halkın içine bomba atarken bir robot ise orman yakarken ayni şekilde kurulmuş bir makinadır.

Bu makinayı kullanan yukarıdaki odakları ve mihrakları düşünmek lazım.. yoksa kişileri kınamak.. aşağılamak, sövmek sadece öfkemizi boşaltmak işine yarıyor. Öyle ise olayın nedenlerine.. nedenin olgularına.. olguların kökenine inmek gerekir.. bu da okumak, bilgilenmek, düşünmek ve tartışmak gerektirir.

Bu tartışmalarda da müslümanlığa, masonluğa ve marksizme "angaje" olmuş.. başka bir ifade ile "insanlıktan" çıkmışlara konuşmanın da bir yararının olmadığını görürsünüz.
Ancak bu yeşil, mavi ve kırmızı renkle beslenenlerle, benimseyenlerle bu renklere adanmayı birbirinden ayırmak gerekiyor. Keza bir mefkure ve ideale yandaş bulunulması ile bir ideale körü körüne inanılmasını fark etmek gerekiyor.

Keza bir partiye ya da ideolojiye âmâda bulunup (kör olup) angaje olarak kişinin davasını adanılması ile yasadışı eylemi hazırlayıcı ve tetikçi olunmasını birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Bu durumda sıradan bir birey olarak "seçim" yapma ile ekonomik ve politik bir çıkar karşılığında partiye ya da ideolojiye "angaje"leri yönetmeyi ve tetikçileri yönlendirmeyi birbirinden ayırt etmemiz lazım. Birincisi yasal ve siyasal bir tercihtir, ikincisi yasadışıdır ve suçtur. İşte bunlar insanlığını yitirmiş eşhası eşya gibi gören ve öylece kullanan “renk-siz” şerefsizlerdir. Bunlar için yakmakta ve yıkmakta nesneler ve kimseler ayırımına gitmezler.

İşte bu yeşil, mavi ve kırmızı renklerden hangisi hakim ve otoriter ve totaliter ve bu nedenle KUVVETLİ ise insanların insaniyetlerini bırakarak tarafların zulm ve ısraf ve tahriplerine yandaş olmak hiç hoş bir tutum değil.. ve çok büyük bir HAKSIZLIKTIR.

İşte burada haksızlıkları "angaje" olma ve adanma ve amade bulunma yüzünden önemsiz ve küçük görüle görüle karşımızı giderek büyüyen insanlık dışı olaylar çıkıyor. Zaten orman yakmalara sessiz kalmamamak için bu yazıyı bir insan ve bir Müslüman ve bir yurttaş olarak yazıyorum.

Devletler ve küresel taraflar nükleer harbin zararlarından kaçınmak silahlı savaşa giremediklerinden böyle düşük yoğunlukla savaş, terör ve parça parça zararlarla güçlerini dengelemeye çalışıyorlar.

Fakat biraz daha derin düşünürsek bu insanlıktan uzaklaşmanın perde gerisinde seks endüstrisi ve din ticareti ve uyuşturucu piyasasını ve silah sanayini de nazar aldığımızda asıl faktörün PARA denilen nesnenin kötü ve kötüye kullanılması olduğu ortaya çıkar. Yoksa bu faktörleri ve sektörleri unutup aktörleri suçlamak işin kolayına kaçmak oluyor ve hatta bu nedenle de anlarız ki bu işin içinde her bir BİREYİN sorumluluğu oranında bir katkısı vardır. Çünkü parayı hepimiz seviyor ve kullanıyoruz.

ÖZGÜRLÜK

Özgür-lük terimi için GÜR-LÜK sözcüğünü kullanmak isterim lakin bu "özürlük" adı tutulup yaygınlaştığından bu değişkenin kullanımını yerinde bulmasam bile yerleşmiş bir kelime olarak kullanıyorum.

Bu GÜR (hür) terimini kullanmak istememin nedenini dahi şöyle açıklardım. Öz olmayan gür ya da gür olmayan öz için niçin "özgürlük" terimini kullanıyoruz. Daha sonra işi ilerlettim ve dedim ki   BULUNMAYAN sonsuzluk ile OLMAYAN özgürlük. Koşullara bağımlı ve kuralları bağlı bir kimsenin nasıl özünün gür ya da gürünün nasıl öz olabileceğini sorguladım. Önce başlat sonra bitir yasasından kurtulamayan bu uslu varlığın ve canlı olayın nasıl sonsuz ve sonuçta başsız var olabileceğini tartışmaya açtım.

Ancak bir hafta içinde bir değişim oldu Voltair'in "insan istediği an özgürdür." yazan salı günü (06.10.2020) günü paylaşımının ertesi günü sanırım Bayakir Yakup kardeşimin paylaşımına İNSAN tanımlaması yaparken "İNSAN içten, etkin, ÖZGÜR ve dürüst"dür tümcesinden sonra bu tabloyu yaptığımda kafama DANK etti ki insan zaten doğuştan özgür ve özdeşlik emanetini almış.. ve yaratılıştan kafasına ve bilimine İKTİSAT.. yüreğine ve hukukuna ADALET yazılmış.. bir mahluk olarak onun özgür olmadığını söylemek tutarsız bir düşünce.. inandığımdan ziyade ördüğüm bu kurgu karşısında yukarıdaki insan tanımını yapmam bana hatalı göründü ve buradan da "İNSAN içten, etkin, ülkülü ve ilkeli"dir tanımına eriştim. Şimdi bunu uzun uzadıya savlı ve kanıtlı ve gerekçeli açıklama yerine bu kısaca saptama ile yetineceğim.

Elbette diri ve canlı TANRI var olduğu için VAR oluyoruz. Uyku tutmayan ve hatalı olmayan TANRI sonsuz olduğu için bize verdiği kadar SONSUZ bulunuyoruz.. yine tüm zaman ve mekanların bütün boyutların ve alanların sahibi TANRI özgür olduğu için bize verdiği kadar ÖZGÜR oluyoruz. AYETELKÜRSܒyü okursanız bunu anlarsınız.

Ancak bu METAFİZİK bir bilgidir ve gerçek değil USSALLAŞTIRILMIŞ bir dini ya da felsefi bir İNANǒtır.. fakat gel gör ki kanıtlı “bilgilerimiz” de kısıtlı ve evrilerek değişen ve gelişen “gerçeklerimiz” örgülüdür. Fakat mitos ve inancın aslında düşünce ve logosun derininde yer alan bir “anlama” olduğunu fark ettiğinizde ve anlama ile “hidayet”i görüp inanmaya başladığınızda artık yeni bir alana geçmiş olduğunuzu da yine ayırt edersiniz. Bu yüzden anladığınızda size uzak gelen düşünce size yakın gelmeye başlar ve böylece tanrı tanırlıktan tanrı tanıklığa geçmeğe başlarsınız.. soyut ve somut gerçekler ve bilgiler ekseninden başka içkin ve aşkın gerçekler ve bilgiler eksenine geçtiğinizde artık konu bir günlük dil ve bilim konusu olmaktan çıkıp çok yanlı ve yönlü METAFİZİK ya da PARAPSİK felsefe veya din konusu haline gelivermiştir.

Ve ne yazık ki çok felsefeci ve bilimci.. dinci ve ahlakçı bunun farkında değildir. Çünkü onlar gerçekten bilim ve din yapmadıkları için tanırlığı ve tanıklığı birbirinden ayırt etmeleri zordur. Ve bu gerçekten kolay da değildir.. belki bende böyleyim ve ancak kırk yıl sonra anlayabildim ve yaşamım böyle doğru bildiğim YANLIŞLAR ile yanlış bildiğim DOĞRULAR arasında zikzak çizip gidiyorum.. bütün bu sağ ve sol sapmalara.. ileri ve geri kalmalara rağmen Allah azze ve celle DOĞRU YOLDAN ve arayıştan ayırmasın. Amin. Hepimize hakikat yolunda yürüyerek HAKKA ulaşmaya.. menfeat ve faide yolundan yürüyerek MASLAHATA erişmeyi nasip etsin. Amin.   



osmanziya 12.10.2020 Üçyol-İZMİR

Düzenleyen osmanziya - 12-Ekim-2020 Saat 08:05
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk