Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya  
Mesaj icon Konu: DEGERLER Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 1838

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: DEGERLER
    Gönderim Zamanı: 11-Mayıs-2022 Saat 09:57
09 ile 11 MAYIS 2022 de
YAZDIKLARIM



ÇÖZÜMÜ YÜKLENENLER

Değerli bir arkadaşım dediki:
Kimi insanlarla yola çıkıyorsun, süslü sözler, boş vaatler...ama eylem yok..mis gibi yapmak var...Yazık ki disiplinli, sistematik, sözü sadık, çalışma ahlakına sahip kişilerle kolay karsilasilmiyor...
Dedim:
"Ayinesi iştir kişinin lafza bakılmaz" demiş Ziya Paşa.. fakat kişilerde ikiye ayrılmaz mı ? Çoğunluk: Sorundan yakınanlar.. Azınlık: Çözümü yüklenenler.. sözü ve sorumu ve sorunu yüklenmek kolay olsaydı.. oran tersine dönerdi.
KADİR BİLMEK
Kurtarıcı rolüne girerek destek verdiğiniz kişinin, güçlendiği zaman bırakacağı ilk kişi siz olursunuz. Çünkü size baktıkça eski zayıflığını hatırlayacaktır. Çünkü size baktıkça eski zayıflığını hatırlayacaktır. Eskiler buna “Körün gözü açıldığında kırdığı ilk şey bastonudur.” derler.
Başka bir anlatımla iyilik verdiğin yerden kötülük görürsün.. rahmetli babam.. yık hayır köprüsünü şer üstünden geçmesin derdi.. ancak bunun daha derin bir anlamı var.. iyilikler nefis için yapıldığında.. Rıza-yı İlahi için yapılmadığında.. karşı taraf ağır bir "minnet" verilmiş olur.. o da bu minnetten bu şekilde kurtulur. Ayet (K:4/79) iyiliklerin Tanrıya kötülüklerin İnsana ait olduğunu söyler. Aslında iyilik edilenin kadir ve değer bilmezliği.. iyilik edenin kıymet ve kadir bilmezliğinin yansımasıdır.


ŞEREF

4 kadin tipi ancak ayni zamanda erkek turu.. bu demektir ki nefsini fazla çalistirip seksi.. aklini fazla işletip kariyer sahibi insanlar oldugu gibi kalbi fazla sevecen sosyal kimselerde olur.. en iyisi abartili ve aşiri olmayan yasak ve meşru seksini ihmal etmeden ve sosyal ilişkileri abartmadan bir kariyer sahibi olmaktir. SADIK ise vicdanına sadık olmaktır.. seksi ve sosyal ve kariyer sahibi olmanın azı ve çoğu olur ve fakat sadık olmanın azı ve çoğu olmaz diye düşünüyorum.. zaten insan izzeti nefsi ve onuru ve şerefi için yaşamaz mı ? Bunu Allah azze ve celle rızası için yaparsa adına sadakat deniliyor ..

https://www.facebook.com/groups/feed?highlight_stories=UzpfSTEwMDAyNTgzMjc5MjI0MjpWSzo1MDgwNDY0MjU4NzI4MDQ4¬if_id=1652019133529496¬if_t=group_highlights&ref=notif
Nuray Hafiftaş Sen küçüksün ölemezsin

Öncelik ve sonralık saptaması önemlidir.. çünkü başlangıç koşullarını belirler.. başlangıç koşulları da sonuçları.. bu durumda bu metafizik bilgilerden bilimsel ve sağlam bir çıkarım yapılamaz.. fakat yine de boyutları önce evrenin bindirildiği (dünya) .. evrene insanın bindirildiği (dil).. dünya ve dil üzerine "din"in indirildiği biraz daha makul görünüyor. Adem.. beşer.. insan.. maymun.. antropo.. human.. biraz çetrefilli bir konudur.. felsefi edebiyat ve dini vaaz ile de bir yere varılamamıştır.


Bilgi ve değerler yaşanMamışlık ve yaşayamamışlık arasında gider gelir.. geriye yanmamış ve yanmışlar kalır.. Alim bakar döner, cahil batar döner der Kadir Uzunkök.. gerçektende değerlere; din, ahlak ve hukuk destek verir. Aksi halde değerler elimizden çıktıktan sonra değerini bilmenin keşkeden fazla bir kazancı olabilir mi ? Kadir Kardaşın "Âlim" dediği bilim, felsefe ve tıb okuyan değil din, ahlak ve hukuk dokuyandır. Fakat bilim, felsefe ve tıb okumayınca da elimizde ne kuvvet kalıyor ne de dünya.. bu sefer onların olmamasından değerleri ortaya çıkıyor.. bu durumda akıllıca olmak.. ikisini bir araya getirebilmenin çaresini aramaktır.

DEĞERLER
Değerler elden çıkınca biliniyor.. öyle ise elimizden çıkmadan "değer" çıkar, yarar olarak bakmak yerine işlev, görev, ödev olarak görmek daha akıllıca.. bunu da hukuk, ahlak ve din sağlar.

Fakat bu çağda özgürlük adına, suistimalları öne alarak karşı çıkıyor.. bu da haram helal tanımayan günümüzde sürekli değer kaybı olarak yaşanıyor. Örneğin teniyle kadın olduğun sanan taze kız.. orta yaşa ve yaşlılığa ne hazırlıyor bilemem.. teni elinden çıktığında geriye pişmanlıktan, keşke bu bile kazançtır.. kalıyor.

Çoğu zaman nedametten çok, suçu başkalarına yükleyen öfke ve kadere kızgınlıkla düşmanlık kalıyor. Bu olumsuz SONUÇ bilgisizlik.. eğitimsizlik.. kültürsüzlük.. sorumsuzluk.. erdemsizlik ve daha başka gerekçe sayabiliriz fakat tüm bunları içeren bir köklü NEDEN olmalı.. benliğinden derince bir uzaklık.. başka türlü kendine bu kadar zarar veremezdi.

Başkasını sevmeyen kendini de sevmez derler.. belki şu bu yüzdendir. Fakat farkındalık derindir.. infilakın ve inflation FLK kökünden geldiğini yeni fark ettiğim gibi.. değerlerin neden din, ahlak ve hukuk ile korunması ve yaşanması ve yaşatılması gerektirdiğini de şimdi ayırt ettim…

Öyle ise gençleri öğrenmeyi ve düşünmeyi sevdirmek amaciyle.. diri öğrenmeyi ve canlı düşünmeyi istetmek.. için.. ne yapabiliriz, bilmiyorum.. belki yaşlanınca binlerce olay ve yüzlerce deneyim ile değer denilen duyumsamaları ve tahassüsleri fark hatta kadr edecek lakin keşkeden başka ellerinde kalmayacak.. keşkeden geri dönüş sağlayabilecekleri gibi ellerinde kalan son parça umudu da ellerinden alanlara rastlarsa işleri daha zor olacak.. onlara kolaylık dilerim.

Bu vesile ile SAĞLIKLI BUYRUK konusuna bir güzelleme getireyim: Güzel kadınlara iyi erkeklerin erkeklerin kulluk edilesi.. iyi erkeklere güzel kadınların tapılası.. olduğunu anlatmak isterdim.. daha da önemlisi SAĞLIKLI bir buyrukta hem iyilik bilgisinin ve güzellik sevgisinin değerli bir ögüt olduğunu da şu örnekle somutlaştırmak ve kavratmak isterdim:
Zina güzeldir fakat iyi değildir.. cima iyidir fakat güzel değildir.. Sağlıklı yaklaşım ve karar; eski bir iyiliğe yeni bir güzellik ekleyebilmektir.

Bu da gerçekten erkeğin ve kadının değerini bilmekten geçer.. bu nasıl kavranır ve anlanır bilemiyorum.. ancak bu sağlıklı "buyruk" hem iyi hem güzel olmalıdır gerekliliğinin yaşanmasıyla konu anlaşılır diye düşünüyorum.
Saygılarımla. Sağlıcakla kalınız.
[ozo]
Bir Niğdeli olarak katiliyorum.. ancak bu dunya pazarlari için.. ahiret marketinde bazilarimizin elinde umuttan ve hopp başka bir holl ve kutsal kalmamiş olabilir.. bu hal ve kali ellerinden almamak lazim.. Allahın rahmetinden umit kesilmez.. ilim ve irade bunu bilmek ve istemek için verilmiştir.
Mustafa BUĞUÇAM
Erken yaşta emekli oldum ben"
diye başladı söze..
"Emekli olmadan evimi arabamı da almıştım..Dört çocuğum var, onları da evermiştim"
Anlatırken gözleri yerde kendi ayakta...
Bir ben, bir hanım, bir tas çorba, bir tas yoğurt, biraz turşu..
Gahersiz (kahırsız) ayağımızı uzatıp yaşardık..
Ama daha ne yaşımız var ne yasımız çok şükür.
Hanım gezelim ne işimiz var der,
Yok dedim..
Paramız var yahu elimiz ayağımız tutuyorken şu kaplıcalara gidelim der, yok derdim..
Şöyle bir yürüyelim der,
Yok derdim.
Beş lira harçlık ister, iki lira verirdim..
Neden bilmem onun istediği kanalı bile açmazdım.
Son beş altı senedir de onunla uyumazdım..
Telefonla konuşsa uzatma kapat,
Bir komşuya hamur pişirip vermek istese tantana çıkarırdım..
Ve güya hanımım CAN yoldaşımdı..
O bana CAN yoldaşıydı ama meğer ben değilmişim.
Bir sabah uyandım yok..
Yastığının altında çorapları, tulbenti var, ayaklarını sildiği havlusu bile ıslak ama o yok.
Kıldığı son vakit namazı sabah namazıydı öğlen namazından sonra topraktaydı benim hanım.
Evim, arabam, elimde TV kumandam, cebimde param...
Her şeyim bana kaldı...
O gitti...
Yalnız kaldım..
Onun tüm istedikleri imkan dahilindeydi..
Ama ben istemedim..
Sağlığım param gücüm kuvvetim ve karım varken ben hiçbiri için yoktum.
Şimdi karım gitti ama ben hepsi ile var iken yok oldum..
Şimdiki aklım olsaydı cümlesi bir geç kalınmışlık çığlığı..
Şimdiki aklınızı, vicdanınızı can yoldaşlarınızdan esirgemeyin.
Evlatlarınız ne görecekse sizin kapınızda görsün..
Dünyada misafiriz..
Kim kimden önce gider belli değil..
Eşlerinize güddüğünüz inat sizin vicdanınızda taş olur, onun başucuna dikilmiş taşa bakar kalırsınız...
Yaşanmış ve yaşanan bir hayat hikayesidir..!
~
Alıntı
Fatma MERTOGLU
SOSYOLOGLAR SOKAGInde bir arkadaşım dedi ik:
Mesele artık kimsenin elini taşın altına koymamasından daha hazin...
Zirâ bugün nereye baksak elini taşın altına koyan birini görmemiz son derece olası..
Lâkin sıkıntının aslı, altta kalan ellerin saklı olmasından dolayı hiç efor sarfetmeyenin bile taşı kaldırır gibi durması...!!!
Gerçek şu ki;
"O taş asla kalmayacak"
Serdar Yamaç

Dedim
Bazıları sorundan yakınır.. bu çoğunluktur. Bazıları çözümü yüklenir.. bunlarda azınlık. Başka bir ifade ile fikirlerin bini bir paradır. İcraata gelince çalışma ve üretme ve başarma dinine inanmış insanlar çeşitli vadelerde olan işlere girişirler.. Kimi günlük geçimine muhtaçtır.. kimi kendisine geçindirecek bir işi bulur.. kimi başkalarına da çalıştıracak girişimleri olur. Mal ve hizmet sunumu insanları bir araya getirir.. bunlar kısa vadeli işlerdir. Orta vadeli, beş ya da on yıl, ekonomik ve politik hedeflerden söz edeceksen şirketleri ve partileri söz konusu ederiz.. Uzun vadeli sosyal-kültürel projelere gelince ki bu en az elli yıllık bir yatırımı gerektirir.. tabandan tepeye çıkacaktır.. bir çok denenme ve yanılmalar.. değiştirme ve düzeltmeler ister bunlarda bilimsel ve teknik gelişmelerdir. Ancak süre ve vade konusunda dediklerim.. bizim çağımızın ve benim edinimlerimde.. çünkü zaman çok hızlı akıyor ve değişiyor.. gençliğim zamanımda bir donanım ve yazılım değişmesi beş yıldı.. şimdi daha aza iniyor.. tüm bunlar DÜNYA HAYATI için.. ebediyet yatırımı ise dünya ile birlikte ahireti unutmayanlara ilişkin.. gözü dünyadan başka görmeyenleri.. eski artistleri hatırlatırım.. şimdi nasılda yaşlanmışlar.. yoksulluk.. hastalık.. yaşlılık ve ölüm. Bizim dört büyük sorunumuz. Bunlardan yakınmak ve çözmek.. ya da yakınmamak ve çözmemek.. sanırım başka bir ALAN.. yeni dinler bize (daha doğrusu gelecekte yaşayacaklara) maymunlar cehenneminden yapay zeka cennetine giden bir gelecek va'd ediyorlar. Oysa eski dinler.. vaz' ettikleri sadakat ve emanet ile şükür ve sabır çizgisinden giden herkese, atalarımız ve torunlarımız dahil, cennet va'd ediyorlar.. çizgiden çıkanlara da cehennem.. işin ağırı cennet ve cehennem sonsuz.. ancak özgürlük hissi de sonsuzluk arayışından aşağı kalmaz.. işte bu yüzden dini ideoloji (felsefe) ya da ideolojiyi (felsefeyi) din haline getirmişler.. bizim bu olmayan sonsuzluk ve bulunmayan özgürlük hissimizi kullanarak.. oysa bizim kuşkulu soru soran felsefeye ve kesin yanıt veren dine de gereksinimiz var.. ben şahsen ikisinden de yararlanarak YBA'i inşa ettim.. fakat insanların çağın hızından şöyle bir durup bakıp incelemeye fırsatları olmuyor.. hep HAZIR açık ve seçik ANLAŞILIR günlük dilin düz yazısı dışında sunumları itibar etmiyorlar.. hatta o bile yorgunluk veriyor.. renkli türkçe sinemaskop.. şimdi bu sanal ve artırılmış gerçeklik oldu.. film halinde mesajı almak istiyorlar. Eyvah.. face boyutunu aşan bir yazıya imzamı basıvermişim.. kimse okumayacak.. bağışlayın [ozo]

Recep BAYHAN arkadaşım dediki :
Geleneksel ve cahil kafa Tanrı'yı empoze edilen inançta aramaya devam ediyor. Bilgisayar ve akıllı telefonda ya da üst program olan yapay zekada kendini gösteren Tanrı'yı inatla reddeden koşullanmış beyin var olmaya devam ediyor. Dünya satranç şampiyonunu yapay zeka(Tanrı) elbette yenecektir.
dedim:
Tanri tanirlik (saltlık) ve tanri tanimazlik (görecellik) INANÇTIR.. ahiretin varligi (anlamlilik) ve yoklugu (anlamsizlik) DÜŞÜNCEDİR.. dincilik (sagcilik) ve bilimcilik (solculuk) GÖRÜŞTUR.. kesin ve duzenli düşük entropi ve olasi ve sirasiz yüksek enropiye akiş (TD-2) BİLGIDİR. tüm bu inanç ve dusunce ve gorüs ve bilgiler tartışmalidir.
Şurası açık ki bilinen kılletten ve bilinmeyen kesrete giden yuruyüşten (bunun aksi de umulabilir) başka var sayma ve yok sanmadan fazla bilgimiz bulunmaz.
Bununla beraber hiçleme (selb-terk) ve hepleme (icab-talk) YETKIMIZI kullanarak IÇINDE barinabilecegimiz aksiyomatik ya da metodik bir system kurabiliriz. Ya da başkalarinca inşa edilmiş bir SARAYDA.. örnegin ETIKA da.. imrari hayat edinebiliriz.. diye düşunuyorum.
Biz müslumanlar Allah azze ve cellenin en son kitabinda vaz' ve va'd ettigi cagri ve öyküye inaniyor.. sevgisine baglaniyor ve iyiligine guveniyoruz.

sonra dediki:
Degerli Hocam.. Dini Mubin-i Islamiyet kaçınilmaz korkularimiza ve kurtulunmaz umutlarimiza dayanan köklub bir inanç..
Yok oluş ve var ölüşün tersine var oluş ve yok ölüşe bagli bir duşunce...
Saglam ve saglikli bilgi ve deger taşiyan sözlerin duyarliligina dayanan bir görüş..
Hem dogru hem gercek olan saglam belge.. hem iyi hem guzel bulunan saglikli buyruk.. arayişina yonelik bir bilgi..
pesinde bir gidiştir...
Bu bir binada çakilip kalan yerleşiklik degil meşru bir sefer ve makul bir seyahat ve guvenli bir trafik ve makbul yolculuktur.
Allah azze ve celle şu seyr u sulukta bizim ve sizin akibetinizi ve ahiretimizi guzel ve iyi etsin. Amin.

sonra Tayfun SARSIK arkadaş dedi ki:
SN kardedim tanrının varlığı/yokluğu insana ne veriyor ne katiyo hayatina bir örnek lütfen?

Bey Kardeşim, Tanrı Fikri.. daha henüz parçağı keşf edilmemiş kütleçekim gravitasyonu ya da parça mı yoksa dalgamı olduğu belli olmayan ışın fotono gibidir.. hem olayları anlamamız hem varlıkları açıklamamızı sağlar.. anlama ve açıklama bir inanç ve bilgi tavrı olup insanın her ikisini de gereksinimi ve arayışı vardır.. gereksinimi körlenmiş insanlar arayışa bakmazlar.. arayışı güçlenmiş insanlar gereksinime kör kalırlar.. bu ikisi arasında kalan orta yolda olan insanlar ise ki bu büyük bir çoğunluktur.. haftanın altı günü çalışıp yedinci gününde tanrıyı anarlar.. ki anlamaları ve açıklamaları beslensin.. bence bu yabana atılır bir KATKI değil.. isterseniz durumu daha iyi açıklayacak bir tablo göstereyim.. ortaya konmuş FİZİK bu tablonun bir de ortaya konulmuş PSİK'ini yapabiliriz.. sonuç değişmez bizim fizik ve psik ile beraber metafiziğe ve parapsiğe ilişkin bilgi ve değerlere de gereksinimimiz bulunur ve bunu karşılayan katkılar da olur.

https://www.facebook.com/groups/622236875860491/?multi_permalinks=725319102218934%2C725313148886196%2C725184278899083%2C725147872236057%2C724769498940561¬if_id=1652168446337913¬if_t=group_activity&ref=notif
çocukların doğallığı ve masumiyeti

YAŞAMIN KAVŞAKLARI

[09:55, 11.05.2022] Mustafa BUĞUÇAM: sekiz yıl önce bu gün.. TAŞ FIRIN ekmeği pardon erkeği imişim.. on yılda.. demek bir diş atıyor ömür.. 40 dan sonra bu dişler daha belirgin oluyor.. ben yetmişlik oldum anacım doksanlığa yaklaşıyor.. "zaman" kendisini daha çok gösteriyor "yaş"lılarda.. kırk yaşına gelenlerle kırk yaşından gidenlere.. KIRK bir köşe başı.. benim kırklık yavrularım.. kırka gelecekler çocuklarınız.. sizler değil.. sizler kırktan bizim geldiğimiz yere geliyorsunuz.. yani birileri gelirken birileri gidiyor ve yolda karşılaşıyorlar.. işte o yirmide oluyor.. hasılı yaşam bir otoyol gibidir.. bir kavşakta gelende bulunur gidende olur.. işte o kavşaklar.. 20.. 40.. 80.. keşke bu gelen ve gidenler birbirini anlasa.. hayat ne kolay olurdu.. sempati yapmak güzelde en iyisi EMPATİ.. gençle genç.. yaşlı ile yaşlı olmak.. basiretli insanlara mahsus bir yaklaşım.. keşke yapabilsek..
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk