Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: yalan Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 3994

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: yalan
    Gönderim Zamanı: 04-Şubat-2013 Saat 17:18

YALAN

 

MSL  dizini içindeki dosyalar

 

Küfür ve  kizb  ile  pile ve hile KÖTÜLÜĞÜN derinliğidir.

 

 

Bugün YÜKSEK YETENEK  yarışmasında doğru olmadığını oylamacıların/seyircilerin yüzde yetmişine yakınının gördüğü ya da hissettiği bir yalancılığa seyirci oldum televizyonda.. Asit içme rizikosuna giren bir gösterici, şirk ve küfür sözüyle işe başladı..  “İnsan kendi kaderini kendi tayin eder” diye.. sonra bir seyirciye seçtirdiği sadece biri asit dolu beş bardaktan  dördünü gözü kapalı olarak içti.. yarışmanın sonunda  da bu beş bardaktan dördünün numara sırasıyla içilmesi olayı internetten youtube’dan anında seyrettirdi..  Yanımda kimya mühendisi bacım vardı.. dedi ki asit eğer ıslak bir kaba konulmuşsa tepkimeye girerek ısınır.. dedi bunu bilmeyen seyircilerde hileyi yutmuştur. Kardeşim söylemese bende yutacaktım. Diğer taraftan perde arkasında bardakları değiştirme görüntüsünü  anında bilgilendirerek bir başkasına yarışma akabinde  internette yayımlatması zor bir olay değildir.

 

Bu örnek gösteriyor ki bu gibi numaralar, başkalarının dikkatsizliklerinden yararlanılarak yapılan el çabukluğu  ve  bilgisizlikleri üzerine kurulan zihin kıvraklığıdır. Bu gösteriden daha etkili bir başka gaibciler de mevcut teknolojilerin bazı özellikleri kendilerinde yetenekler olan cinlerden yardım alarak imanları tehlikeye atan gösteriler yaparlar. Başarı ve yetenek adı verdikleri düzenbazlıklarla kendilerini ifade etmek ve göstermek istiyorlar. Belki bunun kişisel geçici bir yararı olabilir fakat sonra ortaya çıkan yıkıcı sonuçlarla  gerçekleri yalanlamaya, doğruları  örtmeye ve bilgileri saptırmaya dönük iş, eylem ve etkinlikleriyle kötülüğün ve karanlığın bir parçası haline geliyorlar.

 

 

İnsan niçin yalana gereksinim duyar ?

 

Bununla kendisini kandırdığı gibi neden  başkasını da aldatmak ister ?

 

Bu ihtiyaç ve talebin altında yatan faktörler çeşitli olabilir bu faktörlerle türlü ve çeşitli vektörler oluşturulabilir fakat karanlık ağın ilk aktörü bir tek kimsedir: ŞEY-TAN

 

Kadir kardeşimin kulakları çınlasın bizim gençliğimizde açık saçıklığı özendiren iki gazete vardı.. Şey ve Tan gazeteleri.. bu iki gazetenin bayide  yan yana dizilerek satılışında oluşan  “ŞeyTan”ın Avrupalı adı olan SATAN’ın Seytın okunuşu da iblisi hatırlatıyor.

 

Ya  birinci kuşak yıldızımız zamanında ya da  bizim ikinci kuşak yıldızımız olan güneşin bir uydusu olan gezeğenimizin nar ve ateş çağında  emaneti yüklenen cinn’lerin lideri karanlığın ve yalanın gücünü kullanarak düştüğü ateşe bizi de çekmek için ben-liğin ve ben-zetmenin oyunun ardında kendi öyküsünü yineliyor. 

 

Bu öykü öylesine önemli bir aktördür ki doğu kültüründe BRAHMAN (Rahman’ın karşısında) ve onun ile  birlikte EHRİMAN (Haram-ı Hür)  adıyla iki TANRI şeklinde düşünülmüştür. Batıda başka bir versiyonu bulunur. Dünyayı  varlık aktörü ile yokluk aktörünün ilişkisi olarak düşünürler ve giderek bu sanıyı bir kanı ve hatta inanç haline getirirler. Dünyanın örtüsünü ören Varlık rahmet’i ile yokluk kudreti  harman edilerek ilginç bir metafizik ortaya koyarlar. Şimdi RAM ve ROM olarak karşımızda duran hafıza ve zeka, Böyle AKIL oyunları ile öyle keyifli düşünsel ve zevkli  görsel-işitsel seyirler ortaya koyuyor ki  günlük dilin mantığı ve bilimsel bilginin matematiği ile üstünde yeni bir dil, mantık ve matematik ortaya konulmadıkça bilgi ve belgelerin ustaca kullanılarak insanın kendisini kandırması ve başkasını aldatmasının önüne kolay kolay geçilemez diye düşünüyorum.

 

Bu işin kökeninde NE var ? Bu kökün okunu KİM atıyor ?

 

KİM-ES-NE !

 

İnsan insanı kendine benzetmek istiyor.. insan başkasını kendinin aynısı yapmaya çalışıyor.. iyi ise iyi.. kötü ise kötü..  bir meslek sahibi usta, çırağını kendisi gibi yapmaya çalışması.. Bir DNA kendine benzer bir kopye yapmıyor mu ? Bir ana ve babanın evladının yarısı annesine yarısı babasına benzemiyor mu  Böyle olmasa aileler ya da meslekler veya türler olur mu idi ? Değişimin esasında yenile kadar yineleme, tekrar ve tasdik ve bunlara göre tatbik vardır.

 

Her “kes”, kesin-kes  başkasını kendine BENZETMEK ister..  amma zorlukla amma kolaylıkla..

Her “kimse” YARADAN’a benzemek ve ona öykünmek ister.. amma haram yoldan amma helal yoldan.. Çünkü doğrudan veya dolayla olarak ister hakiki ister mecazi  tüm güç ve  gür,  bütün gör ve gör ve her türlü güzellik, iyilik, yetkinlik “kendi” GÖRMEK ve GÖRÜNMEK istediği gibi “başkasına”  GÖRÜNMEK ve GÖRÜLMEK diler. Ya yüce ya cüce.. ya koca ya hoca.. dilin ustalığının büyüsüyle hazırlanmış İÇERİKLERDEN kurtulmak zordur, bu yüzden.

 

Ancak bu görme ve görülmelerin.. gösterme ve görünmelerin meşru, makbulü ve hakk olması lazım.  

 

Biz bu yazının MSL dizini içindeki dosyalarda bu yola  bu görme ve göstermeyi anlamaya giden bir kapı açtık.. THE MATRIX’in içinden çıkmak isteyenler için bir perde araladık..

 

Amma ne yazık ki kendi VAR-OLUŞ’umuzda da  bu DİL’in büyüden kurtulamadık.. içeriklerden kabına geçiremedik.. mazrufun zarfını gösteremedik.. gaye-i dünya ile mana-i din arasındaki vasıta-i dilde yani  suret ve şekil arasındaki temessül işaretlerinden ve delaleti imtisallerden  öteye gidemedik. Son tümcemiz şu oldu: Hakikati hikaye etmek kolay olmadığı gibi hikayenin hakikatini bulmakta zordur.

 

Allah akıbetimizi ve ahiretinizi güzel ve iyi etsin. Amin.

 

Sağlıcakla kalın.

 

OSMANZİYA

 

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE

semantik / anlambilimsel / MAANÎ  yetersizliklerim

için düz yazıdan özür dilerim

 

 

NOT:

Heva ve heves ile hırs ve hased.. bu benlik ve benzerlik dilinin dört harfidir. Bunlar başkasından nefret ederler. Bu masum, meşru ve makbul ölo-bilirde olö-mayabilirde…

 

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/

http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/

http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/

http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/

 

www.yontembilim.com

www.insan-bilim.com

www.osmanziya.com

www.mustafabugucam.com.tr

 

 

 

http://sites.google.com/site/yontembilim/

http://sites.google.com/site/insanilim

 

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk