Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta | |
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dünya | |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Yazar | Mesaj | ||||||||
osmanziya
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010 Gönderilenler: 3996 ![]() Hak Puan : 5 Kidem : 6 OrtalamaHak : % 50 Irtibar :2 |
![]() ![]() ![]() Gönderim Zamanı: 18-Nisan-2013 Saat 15:28 |
||||||||
SABR VE USR VE ISRAR SABIR dizini içindeki dosyalar Her yönden her yöne fotonlar yayılır.. bir yöne gelen bütün fotonlar bir resim oluşturur.. bu nesnenin surettir. Bir yönden bir yöne ilgiler akar.. ilgiler bilgil.. bilgiler sevgi olur.. bu kimsenin şeklidir. Bu ikisi arasındaki diyalektiğin dışa bakan yüzüne dil, içe bakan yüzüne düş deriz. Bu yazdıklarımı bir dilinize getirin bir düşünüze götürün bakalım ne göreceksiniz belki de ne öreceksiniz ? Sabır ne demektir ? Sözlüğe bakarsak şunları söyler: TDK (Arapça kökenlidir. Addır. Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi) Göründüğü gibi sözlüğün tanımı tam değil.. üstelik haksızlığa katlanma gibi menfi bir durumu da erdem sayıyor. Haksızlığa anında karşılık vermek belki çoğu zaman doğru olmayabilir fakat sabır haksızlığı sineye çekmek demek değildir. SABIR hakkında günlük dildeki düz yazıyla sahifeler dolusu bir açıklama ve yorum getirilebilir fakat yöntembilimsel analizde önemli olan tüm anlatacaklarımızı BİR SAHİFE içinde yapabilmektir. Bu anlatım “efradını cami ağyarını mani” oluncaya yani ne eksik ne fazla tam bir tanımı buluncaya kadar değiştirilecek ve düzeltilecektir. Şimdi SABIR konusunda yöntembilimsel analizle yapılacak anlam çerçevesinde kullanılmak üzere saptadığım tamlamalar var.. başkaları da çıkarabilir. bulduklarımı listeliyorum: Acılara yüklenme.. Sorundan yakınmama.. Çözümü yüklenme.. Zorluğa katlanma.. Olumsuzluklardan yılmama.. Umutla dayanma.. Beklentiyle direnme.. Girişimi sürdürme.. Bir kere bu listenin, sözlükteki maddelerden daha fazla bir anlatımı bulunuyor. Ikincisi bu listede geçen bir sözcük ikinci kez kullanılmamış. Bu içeriği bir sözlüğe bakarak ya da klasik çağrışım yöntemiyle analiz yaparak değil de ele kağıt kalem alarak, sözcükleri analitik düzlemin nirengi noktalarını yerleştirerek yaptım. Bu şekilde kavramaları/terimleri; imgeliyerek, irdeleyerek düşünürken bir kavramsal tasarım gerçekleştirildi. Bu kavramsal tasarım da analitik düzlemin görsel biçimi / sureti üzerinde karşılama ve karşılıştırma yapılarak tablo resmedildi. Bu nasıl oldu ? Önce rastgelere
olarak sahifenin üstüne ve altına DENEME ve YANILMA yazdım.. şöyle: DENEME -------------------------- YANILMA Ortadaki kesikli çizgi size sahifenin altını ve üstünü göstermektedir. Deneme ve Yanılma
bizim temel öğrenme makenizmamızdır.. Denemeye giriştikten sonra genellikle
OLUMSUZ ve ZARARLI sonuçların ortaya çıkması ve girişimin yanılmayla bitmesi
bizi biraz üzer fakat onunla neyi “yapmamamız” gerektiğini öğrenir, durum
değiştirerek yeni bir denemeyle sonucu düzeltmeye çalışırız. Bu Geliştirme DENEME EREK -------------ille------------- KAYNAK YANILMA Araştırma Burada sabır görünmüyor fakat sabırla yapılan işler ve süreçler görünüyor. Acaba denemesi ve yanılması yapılan iş nedir ? Araştırma ve geliştirme ile hangi ereğe (hedefe) erişilmek isteniyor ? Hangi sorundan yakınılmadan çözüm yükleniliyor ? Bu işlerin İÇERİĞİ
şimdi beni / bizi ilgilendirmiyor.. biz burada SABIR süreçlerini BİÇİMSEL
olarak saptamak istiyoruz. İstersek özel ve kişisel herhangi bir kaynak-erek
çizgisini örnek olarak gösterebiliriz. Burada herhangi bir bir sebeb-sonuç ilişkisi,
hernangi bir nedensellik münasebeti yani
illiyet gösterilebilir. Geliştirme DENEME NETİCE -------------illet-------------
SEBEB YANILMA Araştırma Burada çok genel bir
menba-hedef ilişkisini, çok tümel bir sebeb-netice münasebetini göstermek isterim.. öyleki tüm öteki
kaynakları ereklere ulaştırma ve bu suretle matlup ve maksadı gerçekleştirme
süreçleri dahil olabilir. Bu bir kalenin fethi de olabilir bir dağın zirvesi de
olabilir. Yani bu genel ilişkiyi gösteren yatay illiyet çizgisi olan kişinin
kimliğine, kişiliğine, inancına ve karakterine göre değişebilir.. ancak
aşağıdaki tabloda önereceğim salah-felah
hattı insan için en kapsayıcı olanıdır
ki biz bu sesleri her Ezan-I Muhammedî (A.S.M) çağrısında duyarız. Çünkü bu çizgi
sadece illetleri göstermekle kalmaz akibetleri dahi gösterir. Geliştirme DENEME FELAH --------erek------
FTH ----kaynak---------- SALAH YANILMA Araştırma Salahdan felah nasıl çıkarılacaktır. Salah sebebdir
felah da netice fakat bu nasıl gerçekleştirilecektir. Namaz “Hayye ale’essalat”
Haydi Salat’a yana namaza gelin diye çağırıyor ben onu namazın meyvesi olan
SALAH’a gelin diye alıyor ve anlıyorum. Salih bir insan yani işini maslahatlara
göre yapan insan, hayır ve hasenatı gözeten insan, kamil ve fazıl bir insan salat ve namaz sayesinde
maksad olan Felah ve kurtuluşa erer. Ancak bu sadece bilinen sebeb ve sonuç yani illiyet ilişkisi
değil bir de “akibet” ilişkisi var. Kader durumu var. İlahi İrade koşulu var.
Bilenen kaynak ve erek çizgisi üstünde ve ötesinde bir sonuç ve bitiş ile karşı
karşıyayız. Amm işin yürüyüş yolu sebeb sonuç bağ ile öngürülüp kurulabilir.
Yani bir felahı hedefliyorsak salat kaynağından ve salah yolundan yürüyerek
fetih kapsını açabiliriz. Fakat bu nasıl olacaktır ? ne şekilde
gerçekleştirilecektir ? Müslümanlar her
yatsı namazının sonunda aşir olarak Amenerrasulü (Bakara suresinin son iki
ayetini okurlar. Bazen bu okunuşun ardından Bakara Suresinden sonra gelen
sürenin yani âliimran’ın son ayeti eklenir. Şimdi bu ayetteki tüm terimleri/
kavramları sıralıyorum: İMAN-Isbru-Sabiru-Rabitu-Takva-Belki-FELAH Buradaki “lealle” umulur-ki ya da bel-ki manasında bir deyimdir. Burada iman KAYNAĞI, felah HEDEFİNE eriştirecektir amma nasıl ? Işte bu süreci
yukarıdaki tablomuzla eşleştirerek uyarlıyoruz: Takva GELİŞTİRME İsbru DENEME FELAH belki ------SBR------ iman SALAH sabiru YANILMA rabitu ARAŞTIRMA Şimdi bu siyah ve
kırmızı sözcükler arasında anlam bağlantıları ayrıntılı açıklarsak konuyu
yitiririm bu nedenle ayrıntıyı atlayıp bu tablo üzerinde SABIR süreçlerini mavi
sözcüklerle göstereceğim.. böylece zaten bir araya gelecek üç renk sözcük bize
bir şeyler anlatacak. Burada ekleyecek
mavi renkli sözcükler türkçe kelimeler olduğu için anlamakta ve bağlıntı
kurmakta zorluk çekmeyeceksiniz. Ali imran surenin son ayeti için de tefsirlere
bakarsanız yeterli bilgi elde edeceksiniz. Konu genel bir çare ve ortak bir
çözüm olduğu için bu araştırmayı size yaptıracak sevki ve şekvi vereceğini
düşünüyor ve bu yüzden ayrıntılı
açıklama yapmıyorum. Takva GELİŞTİRME dayanmak ve direnmek İsbru DENEME sorundan yakınmamak olumsuza yılma FELAH belki ------SBR------ iman SALAH zorluğa katlan sabiru YANILMA çözümü yüklenmek rabitu ARAŞTIRMA girişimi sürdürmek Nasıl.. manaların düzenini ve dizimin güzelliğini görüyor musunuz ? Arkadaşlar bu ne sihir dir, ne de keramet! El çabukluğu ve marifet dahi değil. Sadece sabır…
düşünürken kağıdı ve kalemi ele Düşünmeyi zihinle değil de kalem ile yapma usru Hazreti Peygamberin
“ilmi kaydedin” buyruğuna uyma ısrarı.. Yirmi senelik bir
sabır ve katlanma ile öğrendiğim san’atı size yirmi dakikada veremem..
gösterdiğim anda kapılacak bir iş değil bu.. sizde bunu hemen alamazsınız. Bu
iş bir dil öğrenmek.. bir araba kullanmak gibi yerleşecek 25-30 tane refleksle
yeşerecek bir ağaç.. burada BİR İKİ kişi hariç yazılarımı sürekli okuyan
yirmibeş otuz kişiden bir ses, (başta peşinen söyliyeyim.. bir teşekkür ve övgü
kesinlikle istemiyorum) bir deneme, bir katılım.. bir katkı.. bir gayret..
anlayandan eleştiri.. bulamıyorum. Anlamayandan soru görmüyorum.. içeriğine
bakıyor biçimini kaçırıyorsunuz.. buraya gelenlere bir reklam olarak sunduğum
bir kaç gerçeğin çekimine.. propaganda amacıyla gizemlerin çelimine.. sonuçta
dilin büyüsüne kapılıp geliyor olabilirsiniz. Ancak bunun ne bana yararı var ne
de size bir getirisi.. Biz yazı anlaşılır.. yani anlamları alınır ve bilgi
paylaşılırsa maksad hasıl olmuş verilen
verilmiş ve alınan da alınmıştır. Yazdığım hiç bir yazının böyle olduğunu düşünmüyorum.
Burada üç tür alıcı varsayılabilir:
Birincisi anlamayamadığı için anlamaya çalışanlar. İkincisi başka anlaşılır yazıları okuyupta anlamaktan bıkıpta, anlaşılmayan yazılanı
anlamaya çalışanlar. Üçüncüsü anlama
dedektörlerinin itirazları ve ukale reaktörlerinin şikayetleri. Ben hiç birini
bulamıyorum. Ne anlamaya çalışanların soruları, ne anlamaktan bıkanların
teşekkürleri ve ne de anlayanların eleştirileri.. Bu günden yarına
hemen tablo yapmaya başlayamazsnız.. amma yapmaya karar verirseniz, bu gün
yarın ve ertesi gün, üç gün üst üste elinize kalem alıp tablo yapmaya
giriştiğinizde bu başlangıç size düşünme hazinesinin deneme kapağını
açtıracaktır. Nitekim yazma alışkanlığınız da böyle gelişmedi mi ? Kimbilir
gençliğinizde başladığınız günlük tutma alışkanlığı, bügün düz yazı ile kendini
ifade kabiliyetine ve dünyayı ibare etme san’atına dönüştü Belki ilk (3) günden
sonraki günlerde ustalık isteyen ve beğendiğiniz bir tabloyu
hazırlayamazsınız.. fakat her türlü ustalık, çıraklığın denemesinden,
kalfalığın yanılmasından, merakın araştırmasından, cesasetin geliştirmesinden
çıkar.. Bir genel kural var: Bir işe BAŞLARSIN.. fakat önce bunu araştır. Daha
önce başkaları yapmış mı ? Yapılmış bir işi yeniden yapmanın ve Amerikayı
yeniden keşfetmenin yararı yok. Bir girişimi böyle bir araştırmayla
başlattıktan sonra onu SABIR ile geliştirmenin BASIRETİNE güven.. sonuna kadar
da git.. baktın geliştiremiyorsan o zaman BIRAK.. çünkü “önce başlat sonra
bitir” yasası çerçevesinden gerçekleştirebileceğin ve hakikaten ihtiyacın olan
başka çözümler, hedefler, başarılar var. Belki yazgın uymuyor.. belki yeteneğin
olmuyor.. belki seni bitirecek engeller var.. Önemini ve değerini bildiğin başka
konulara el at.. Amma önce hiç bu yöntembilimsel analiz işine giriştin mi ? Yararlanmak istiyorsun, fakat önceden hiç kullandın mı ? Kullanmak için önce
onu öğrenmen gerekmez mi ? Öğrenmek zor
geliyorsa, biçimsel bilgilerin kolay edinilmediğini, dil ve yöntem öğrenmelerin
zor olduğunu, bizatihi öğrenmenin bir alışkanlıkla bulunduğunu ve alışkanlığı
kurmanın ve yıkmanın tekrarlı, tecdidli, teyidli müstekar bir çabayı
gerektirdiğini bilmiyor musun ? Ki biz bunun yani
öğrenmenin SABIR olduğunu yukarıda kanıtladık. İnsan öğrenme varlığı derken
onun sabırlı olması gerekeceğini de kabullenmiş oluyoruz. Öğrenene ve öğretene
sabır gerekiyor. Öğretmen ve öğrenciye sabır gerekiyor. Bizim işimide öğretici
ve öğrenici de üç katlı sabır gerekiyor. Yukarıda yöntembilimsel
analizin kavramsal tasarımının nasıl yapıldığını kısaca anlattım.. fakat bir
işin nasıl yapıldığından ziyade önceliğinden çıkan önemi görmek gerekir, sonra dayanağından doğan
değerine bakmak lazım. Öncelik ve dayanak işin önemini ve değerini gösterir. Bu
dört işte insna kayanağı ereğe eriştirme sabrı verir. Yöntembilimsel
analizin önemini ve değerini çeşitli vesilelerle anlatıyorum.. bir kere pratik
akıl için İMAN ne kadar önemli ise teorik akıl içinde USUL o kadar önemlidir..
Bir anlatımın biçimi ve USLUBÜ ne kadar değerli ise sağlam düşünmeye ve
sağlıklı bilgiye ulaştıran YÖNTEMİ o kadar kıymetlidir. Bunu herkes göremez..
hatta aydın kimseler bile çoğu zaman görmez.. amma entellektüel etkinliğini
taakkul düzeyini yükseltmiş kişiler için USUL ve YÖNTEM onların manevi
beslenmelerinde ekmek ve su kadar değerlidir. Şu da var ki yöntem işinde biz EN
iyisini değil, EN yeni ilkini sunuyoruz. YENİ BİR DİL KURMA işine girişiyoruz.
Benim ve sizin aranızda karşılıklı zorluk ve sıkıntımız işte burada.. Bir işin
ilk olması kolay ve öncü bulunması olaydır . Bu zorluk olayı, zaten
standartlarla savaşta tüm patentlerin ortak kaderidir ki biz bunu yukarıda
söylediğimiz sabır gücüyle aşmaya çalışıyor ve sizlerin yardımını arıyoruz. Bu
ilk olduğunda zorlayıcı bir zorluluğu
olan işin öncülüğünü yapacakları ve onun
kuruluşuna katılacakları ve bunların onurunu paylaşacakları bekliyorum. Evet bilindik sabır.. şimdi burada hazır olan bir
acının sevimsizliğine, bir acıtıcı
duyumsamanın yıkımına katlanmaktır. Hali hazır ağrı-ya, acı-ya ve
açlık-a dayanmak sabırdır. Fakat araştırmada yinelenen tekrirlere, yönelimde
yenilenen tecdidlere, yaklaşımda süre giden
teyidlere, bir aşamanın sonucuna bakmak ve bir dönemin meyvesini
beklemekte sabır ile olur. Acı verse
bütün bunlardan gelen hariciteki yakınma ve sızlanmalara ve dahildeki
itirazlara ve isyanlara kaşı ısrar
etmekte sabırdır. (*) Bu yazıyı telif etmek,
düzeltmek, yayımlamakla kalmayıp email ile on onbeş yere göndermek, bunlara
yanıt almamakla beraber yine yeniden okunmayı kolaylştırmak üzere yazıyı
yeniden değiştirmek ve düzeltmek bana acı veriyor. Fakat bütün bunlara rağmen
yine bu değiştirme ve düzeltmeleri yapıyorum. Bu ısrar ve inadı nasıl
yapıyorum.. sabırın verdiği basiretin sırrı ve rabasın verdiği rasatın seyri.. son ucu görmediğim ve meyveyi
tatmadığım halde bana, acı fakat keyifli bir şekilde, bütün bu işleri yaptırıyor. Yukarıda dedik ki: BİTİR <-------------
BAŞLA GELİŞTİR <------------ ARAŞTIR Şimdi sorabilirsiniz.. pek başaramadığın halde bu kadar yıldır sen neden bırakmıyor ve bitirmiyorsun ? Arkadaşlar ben
atmışımı buldum.. yapacağımı yaptım.. eleğimi duvara astım.. bu arada bu
yöntembilimsel analiz hastalığına tutuldum.. yöntembilimi eğiteyim derken bir
da baktım ki o beni yönetiyor.. Hani bu elinizle yetiştirdiğiniz ve eğittiğiniz
çocuğunuzun, yaşlanınca size bakması ve yönetmesi gibidir. Yöntembilimsel analiz..
üvey anası bulunan DÖRDÜNCÜ çoçuğumdur.. insan evladını baş göz etmeden ve
sahibine vermeden yad elllere bırakır mı ? Yaptığım iş..
ömrümün birinci baharından ikinci baharına atılmış yeni bir TOHUM.. yaşlılığım
başlangıç dönemine HAZIRLANMIŞ yeni bir giriş.. Çünkü farkına varmadan ömrümün
faslında “hasıl” olan serpilip gelişen bu çocuğu tâlib’ini (öğrenicisini) bulup
everirsem gözüm arkada kalmadan gideceğim.. Öğrenci ve talebe aramıyorum.. ben
de hem öğrenci hem öğreniciyim.. yöntembilimsel analizle yaptığım İNSANBİLİM’de
bildiklerimin öğrencisi ve bilmediklerimin öğrenicisiyim. Yöntembilime öğrenici
olacaklarla birlikte yöntembilimsel analizi görsel bir dil haline getireceğiz. Yöntembilimsel
analizi doğrudan ya da insanbilim içeriği ile dolaylı olarak bu öğrenicilik
etkinliğime katılanların düz yazılarımı tablolarıyla birlikte okuduklarında
YÖNTEMBİLİMSEL GÖRSEL ANALİZİ kendiliğinden öğreneceklerine inanıyorum. İki sene anasını
izleyerek anadilini öğrenen, yazılarımı şemalarmıyla beraber okusa öğrenmez mi
? Çok rahat öğrenir.. fakat bizim okuyucularımız yazıların içeriğine talebe
biçimine tâlip değil… Fakat onları tamamen
de suçlayamıyorum.. çünkü insanlar giderek inceleme-düşünme, imgemele ve
irdelemeden sorgulama ve soruşturmadan uzaklaştırılıyorlar. Görsel ve işitsel
çekici materyallerin etkisiyle ve hazır kolaylıkların alıştırmasıyla armut piş
ağzıma düş zihniyeti gittikçe yaygınlaşıyor. Hazır para gibi hazır bilgide
insanın hoşuna gidiyor. Bir şeyden yararlanmanın önce onu öğrenme ve sonra kullanma
ile gerçekleşebileceğini unutarak hemen yararlanılacak konular, bilgiler,
başarılar ve sonuçlar istiyorlar ki o da ben de yok.. ben de olmayanı onlara
veremem. Yapabildiğim Tony BUZON ( www.mindmeister.com
) ve Tamer DÖVÜCÜ (www.optimumdengemodeli.com ) gibi
bildiğim örnekleri KANIT olarak göstermektir. Bakın bu insanlar analitik
düzlemden yararlanmışlarsa biz neden yapmayalım.. şu an bu iki ismi ayrıntılı
incelemedim.. fakat izlediğim kadarıyla onların analitik düzlemi bir DİL haline
getirme kaygılarım yok.. sadece ondan yararlanmanın bir yolunu bulmuşlar,
başkalarını da yararlandırıyorlar. Onlar bir tür kişisel gelişimcilik yapıyorlar.
Şu açık ki
İNSANBİLİM içerikleri nedeniyle Osmanziya kişisel gelişimci gibi görünse bile
öyle değildir.. Peşinen söylüyorum.. kendim için böyle bir hedefim bulunsada
başkaları için asla böyle bir koçluğa yeltenmedim.. girişecek olsam zamanında
kendi çocuklarım vardı.. onlar için bile gereken eğitim ve yönetim performansı
gösteremedim.. beni bağışlasınlar.. onlar kendilerini yetiştirdikleri kadar
kendilerini geliştirdiler.. zaten kişisel gelişim herkes için bir ömür boyu
yürüyen bir süreçtir ki bu surecin sonunda bu yazıda kanıtladığı gibi “hedef”
salahı sağlayacak TAKVA olursa.. hem dünyada hem ahirette işe yarar. Diğer taraftan benim hedef kitlem çok dardır.. bir defa gençlerin iş-aş-eş-ev derdi var.. yaşlıların her birinin elinde zaten kendi yöntembilimleri var.. kaldı çocuklar.. o yarış atlarınıda ana babaları bırakmıyor. Ben kime sesleneyim
? Buradaki yirmibeş otuz kişiye.. tanıdığım üç beş dosta.. Sonuçta marifet iltifata tabidir demiş SİNANOĞLU.. Öyle ise bize
hakikatlar ve gizemlerle süslü ve yüklü, reklam ve propaganda içerikleriyle
yöntembilimsel analizin biçimine çağrıdan başka bir iş kalmıyor.. ola ki birisi dıştaki SURET ile
içteki ŞEKİL arasında bulunan MİSAL’e isal Derim ki gayret edelim.. himmet edelim.. tevfik ve
muvaffakiyet Allah’dandır. Allah akibemizi
GÜZEL ve ahiretimizi İYİ etsin AMİN. Sağlıcakla
kalın. Osmanziya (*) Ekonomik
ve politik araç ve amaçların güdüsüyle.. dilin büyüsüyle.. felsefi edebiyatın
süsüyle.. dini vaazın sisiyle; dünyanın barışını karartan, dilin hikmeti örten,
felsefi hakikatını örten ve dinin hakkaniyetini perdeleyen karanlık olmasaydı
insanlar bu gök yüzünün ardını aramazlardı.. nedir bu rasat sınırı ? Günlük
dilin mantığı ile matematik anlatımın nutkunda istintak ettiren bir bir
LOGICO-MATHEMATICAL organizma var.. Aristo bunu ORGANON yapıtıyla dil gözümüze
gösterdi.. Şimdi bu aramızda tekerlenen “seker-i meker”i daha yalın dil ve daha
sade yansıma ile göstermek gerekiyor. Yöntembilimsel analizin hissettiği bu
aynanın çekirdeğini görebilir ya da örebilir ya da kurabiliriz. Böylece
hikmetin hakikatı hakka yaklaştırma misyonu daha kolay olacak ve biz de duyum
eşikleri ve düşünce çelişikleri ötesine çıkabileceğiz İnşaallah. DUYURU Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim için düz yazıdan
özür dilerim. UYARI Düz yazı bahane.. şemalar şahane.. yazının dizinindeki tabloları izlediğinizde imgelemiş ve irdelemişte olacaksınız isterseniz.. böylece emellerine nail olacak ilmi AÇIKCA görmüş ve hatırınıza sail olacak iradeyi SEÇİKCE örmüş bulunacaksınız. Düzenleyen osmanziya - 23-Nisan-2013 Saat 12:44 |
|||||||||
![]() |
|||||||||
osmanziya
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010 Gönderilenler: 3996 ![]() Hak Puan : 5 Kidem : 6 OrtalamaHak : % 50 Irtibar :2 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
ggggagsgsgsgsssssshasdghgdhghagljvCVgjadjgY
|
|||||||||
![]() |
|||||||||
taharriyat
Yeni Üye ![]() ![]() Kayıt Tarihi: 25-Kasım-2009 Gönderilenler: 26 ![]() Hak Puan : 0 Kidem : 5 OrtalamaHak : % 0 Irtibar :0 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
|
|||||||||
![]() |
|||||||||
osmanziya
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010 Gönderilenler: 3996 ![]() Hak Puan : 5 Kidem : 6 OrtalamaHak : % 50 Irtibar :2 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
Saygıdeğer
Taharriyat, Buraya yakından
takibiniz ve eleştirileriniz için size minnettarım. Özellikle
eleştirinizde yıkıcı olmayan yapıcı uyarılarınızdan yararlanıyoruz. Ancak benim öyle
saldırdığım rakiblerim yok. Suçladığım
okuyuclarım yok. Ancak yakındığım
sizede dahil olmak üzeri bir oda dolusu dostlarım var. Bir kaç kişi
hariç ellerine kalem almayan bu arkadaşlardan, yazı yazmayan, şema yapmayan ve
yöntembilimsel analizi öğrenmeye ve kullanmaya çalışmayan bu mütefekkirlerden
şikayet etmekte hakkımdır. Çoğu kez bazen tahkir düzeyinde de olsa böyle
şikayette bulunmama yazılarımın görünürde çekici gerçekleri ve gizemli
bilgileri taşıyan içerikleri okumaya abone olmayı sürdürüyorlar. Bu beni
sevindiriyor. Fakat asıl değeri olan ve benim için önem taşıyan ŞEMA ve TABLO
noktasında bir sorma, araştırma ve öğrenme talebi bulamayınca benim ve onlar
boşa geçmesi muhtemel olan vakitlerine üzülüyorum. Ancak sizin de
itiraf ettiğiniz gibi bu tablo ile anlatım yapmayı ÖĞRENME zor bir iş. Çünkü ad üstünde
öğrenme, koşullanma, çalışma, alışma ve öğrenme. Bu zorluğu
bildiğimden bu durumu da normal ve makul karşılıyorum. Ancak öyle bir
noktaya geliyor ki bu yanıtsız yazma ve tablo çizme işinde bunalıyorum.
Bırakıp ta gidemiyorum. Yanıt alamıyorum ve yanıt yoksa bırakman lazım
bırakamıyor, onlar da beni bırakmıyorlar aramızda bir olumsuz durum
oluşuyor ve bu da yakınma olarak kendini belli ediyor. Bilgi paylaşma..
kolay bir iş. Beğenen alır,
beğenmeyen almaz, beğenen başkasıyla paylaşır. Bilgi paylaşma
genellikle içerikli ve somut yazılar, bir işe yarayan bilgilerdir. Bu bilgiler
insanın bir sorununu çözer, bir karanlığını aydınlatır ve kısa hemen burada ve
şimdi olan bir işe yarar. Öğrenme..
kullanma.. yararlanma.. ise zorlu bir süreç. Burada bir bilgi
vermiyor, bir dil öğreniyoruz. Hemde daha önce
bilinen ve öğretilen bir dil değil ilk defa
öğrenilen bir bilgi ve yeni olarak kurulan bir biçim.. Yani biçimsel
bilgiler söz konusu.. bunun nasıl olarak yapılacağı bir muamma. Bir deneme
yapıyoruz.. çoğu zaman yanılıyoruz. Bir girişim
yapıyoruz.. çoğu zaman başarısız oluyoruz. Öğreten öğretemiyor.. öğrenen öğrenemiyor.. iki taraflı bir sıkıntı yaşıyoruz Sanırım zamanlı bir çözüm yolu bulunacak, İnşaallah. Sağlıcakla kalın. Osmanziya Düzenleyen osmanziya - 23-Nisan-2013 Saat 21:39 |
|||||||||
![]() |
|||||||||
kutlu aytug
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 18-Ocak-2010 Gönderilenler: 170 ![]() Hak Puan : 0 Kidem : 5 OrtalamaHak : % 0 Irtibar :0 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
Slm Sn. Ziyaoğlu kardeşim…
Sen özel mesaj göndermeden bu cevabı hazırlamıştım. Bir buyrukla yazmam yarım kaldı. Daha sonra tamamladım. Ancak bilgisayarı açtığımda mesajı gördüm... Kusura bakma, bu iş kapasite ve yorgunluk meselesi...
Allah biliyor, yazdııklarına, çizdiklerine sık baktığım söylenemez. Bakıp okuduğum zaman da, işin ustası olan birini eleştirmeye kalkmak haddime düşmez... Risaleden feyz almış olmanın avantajıyla yazdıklarından fazlasıyla istifade ettiğimi belirterek, yöntem bilim şemasını-diagramını doğru kullanma becerisini kazanmanın faydalı ve hayırlı bir iş olduğunu her zaman ifade ediyor, sabırla bu işe kendini vermeni takdir ediyorum...
“Sabrın sonu selamettir” boşa denilmemiş… Benim gibi yaş itibarıyla ununu elemiş denilmesine rağmen, koltuk altında birkaç karpuzla birlikte bu işin kolayını bulduğuma ve gözü kara kullandığıma göre başkaları da bu metodu er geç kullanmak isteyecektir. Şu düşüncemi de belirtmem gerekir. Şu yazdıkların o kadar yoğun bilgi ve mana yüklü ki, birkaç kez okumadan anlamak kolay değil… Uzaktan öğretimle de ancak bu kadar anlaşılma ve yaklaşma olur… Evet! Bir bilgi veya bir teknik veya bir metot, kullanım alanının çokluğu nispetinde değer ifade eder. Sanırım bu yönde de bir çalışma yapmak gerekir. Nasıl ki fen ve matematik alanında bir konu, özü itibarıyla grafik ve tablo ile kolay bir şekilde açıklanmakta ise aynı alanda yada sosyal, siyasi, kültürel alanda yöntem bilim metodu ile konuların-kavramların açıklanmasına ilişkin örnekler yapılmalıdır. Şöyle ki, siyasi, sosyal, ekonomik alanlarla ilgili Başkanlık sistemi, Federasyon, Özerklik, Mahalli idare, STK, Toplantı-Gösteri, Milli gelir gibi güncel konular-kavramları, yöntem bilimle tanımlayabilir ve genel açıklamalar yapabiliriz. Böyle uygulamalar yapılırsa inşallah ilerde açılacak akademiye fazlasıyla müşteri çıkar.
Sevgi ve saygılar Düzenleyen kutlu aytug - 24-Nisan-2013 Saat 01:26 |
|||||||||
ahmet
|
|||||||||
![]() |
|||||||||
osmanziya01
Yönetici ![]() ![]() Kayıt Tarihi: 29-Ekim-2009 Konum: İzmir Gönderilenler: 381 ![]() Hak Puan : 10 Kidem : 7 OrtalamaHak : % 100 Irtibar :2 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
S.A. Vizyonumuzu mu gösteremedik.. mesajımızı mı veremedik ve misyonumuzu mu başaramadık.. Sabrımız mı kalmadı.. zoramı geldik.. ısrar mı edemiyoruz ? Bu yazıda öğütlenen "Geliştiremiyorsan başladığını bitir" gereğini mi gerçekleştireceğiz ? Evereset'e çıkan bile BAZEN zirveyi görmeden geri dönebilmişse düşünMe dağının düşünCe zirvesine çıkmaya göze alanlarında, bu yolda yorgunluk kadar dinlenmek için evinin evrenine yani köyünün yorganına dönmeler gerekebiliyor. Aytug Bey demişti.. mehter marşı gibi iki adım ileri bir adım geri at.. sanırım biz bir geri adım atacağız iki adım daha ileri atmak için... Değerli Aytug, İlginiz ve yanıtınız için teşekkür ederim. Yani bu feryadıma ilk cevabı da sizden bekliyordum. Fakat taharriyat’dan geldi. Sizin tesellinize muntazır bir cevap beklerken bunun yerine yeni yazınızı görünce bayağı moralim bozuldu. Bunun üzerine 23 nisandan itibaren kendime YEDİ GÜN internete girmeme cezası verdim. Sekizinci günü 1 mayıs tarihi itibariyle internete facebook’tan girdim. Bu yüzden yanıtım geçikmiş oldu, bağışlayınız. Şimdi siz daha baştan doğrudan değil dolaylı ve ikinci planda olarak katkı vereceğinizi söylediniz ve buna rağmen şema ve yazılarınızla bunun ötesinde bir destek verdiniz ve bunun için size çok minnettadarım. Zaten bu gün durum itibariyle SİZ’den başka şema yapabilen ciddi birisi yok. Hala kararlı ve genç bir tâlib dahi bulunamıyor. Bu güne kadar yazdığınız her şema ve yazıya mümkün olduğunca karşılık veriyordum. Ancak durum o noktaya geldi ki artık sadece benim sizin yazılarınıza değil sizin de benim yazılarıma karşılık vermek suretiyle katkınızı doğrudan ve birinci planda yapmak suretiyle burada bir DİYALOĞ oluşması ve bunun dinamik sürekliliği ile diğerlerinin de katılması şeklinde yeni bir sürece gidilmesi gerekiyor. Çünkü yaklaşık dört senedir ve sizinle de iki senedir geçmiş yaklaşım ve çabalarımızın neticesi artık olmuyor ve boşa kürek sallıyormuşuz gibime geliyor. İkimizin dışındakilerinin sesinin çıkması için bizim karşılıklı sesimizin bir örnek ortaya koyması gerekiyor. Bunu sizden istemek hakkım değil biliyorum. Çünkü sizin de bir kendi “dava”nız ve hizmetiniz var. Ancak bu yöntembilim davası, sizin ocakta doğdu e Araştırma dergisini yazarlık davetinizle başladı ve orada gelişti.. Osmanziyaoğlu olarak orada meramımız biçim ve yöntembilim değil bilgi ve içerikti.. sosyal, siyasal ve kültürel konulardı.. Ancak bu gün öyle hale geldi ki beni de aştı.. samimi söyliyeyim belki ilk zamanlar da yöntembilim benim kendimi üretimim ile ibare ve kişiliğimi onurla ifade olarak görünüyordu.. ama şimdi durumun beni ve içeriklerimi aştığını duyumsuyorum. İşte yüzden projedeki PARTİ safhasında önce bir PARTNER bulmak yani arkadaş olmaktan ziyade ortak olmak, kardeş olmaktan ziyade eş olmak, himmet eden destekçi bulunmakdan ziyade doğrudan ve birinci planda dava sahibi olmak aşamanın bulunması gerektiğini düşünüyorum. Bunu ankara toplantısında ÇEKİRDEK olarak ifade etmiştik. “Nüve” olmadan hücre ve hücre olmadanda secere olmaz ve semere vermez. Her nüvenin de X ve Y olmak üzere iki kutbu vardır. Ancak bunun yolunun da ne olduğunu bilmiyorum. Sadece çabalıyorum. Kıblemi arıyorum. Kabulumü sorgulyorum. Eğer şu veya bu şekilde bu “ikili” ortaklık oluşursa ancak o zaman projenin parti safhası başlayacaktır. Ama şu anca ben burada yalnızım bilmem sen orada kendi ocağında yalnız değil misin ? Amma hiç olmazsa arada bir uğruyor şemalar yapıyorsun ve bunu sizden başka yapanda yok. Taharriyat böyle bir ŞEMA yapma durumuna giremeyeceğini ve sadece içerekler ve bilgilerle ilgili olduğunu açıkça belirtti. Siz ondan bir derece ileri giderek "Şöyle ki, siyasi, sosyal, ekonomik alanlarla ilgili Başkanlık sistemi, Federasyon, Özerklik, Mahalli idare, STK, Toplantı-Gösteri, Milli gelir gibi güncel konular-kavramları, yöntem bilimle tanımlayabilir ve genel açıklamalar yapabiliriz." Diyorsunuz. Evet, biçimi göstermek için içerik gerekir, suyun görünmesi için kabına konulması gerekir. Ama bu gibi “siyasi ve sosyal” konular dikkatleri soyut biçimden uzaklaştırarak zihinleri çekici ve ayrılığı düşüren somut içeriklere yöneltecek hedefimiz olan yöntembilimin yönelinmesini gerçekleştiremeyeceğiz. Bu nedenle daha kültürel ve genel olan İNSANBİLİM konuları dışında başka konuları örneklemekten kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta elimizde olmadan insanbilimden İSLAMBİLİM’e kaçıyoruz. Bunun bile yapılmaması gerekiyor. Bu da doğru değil. Çünkü din ve siyaset insanları ayırır. Hedefi daraltır. Amacı karartır. İslamdan, siyasette, sosyal hayatta bahseden binlere sayfa ve site var.. bunu konulara ihtiyacı olan oralara gitsin ama İLİM VE YÖNTEM konusunda duyarlığı olanda bize gelsin ve onlar bize yetecektir. Zaten bizde onlara arıyoruz. Maksadım içerik ve onunla adımı duyurmak olsa 900 yakın yazı var.. bunlardan rahatlıkla dokuz kitap ve dokuz konu çıkar. Her birinin sekiz dokuz şemasıyla bir günümü alan bu yazıların amacı olan içerikten biçime geçme.. bilimden yöntembilime yönelme.. hedefimizi maalesef tutturumadık.. neden ? Bunun kabahatinin yarısı ağır konu seçme ve soyut biçim kullanma suçlamasıyla tarafıma yüklensede diğer yarısı okuyucunun hazır bilgiye müptela olması ve düşünmeye zimin ağrısının bulunmasıdır. Dilini ve düşüncesini kendince yararlı sonuçlara yönlendiren ve başarılı işlere çevirenlerin ortadaki görünür BAŞARISI onların baş arısı olsa bile bizim baş ağrımızdır. Baş ağrımız onların bizi kıskandırdığından değil hedefimizi kısıtlandırdığından. Çünkü her biri biçimin değil içeriğin zaferi.. hazır bilgiye alıştırı.. nefislere atıştırı ve eneleri yatıştırı.. Biz dilin haşarı çocuğuyuz ve aşırı giderek DÜŞÜNENLERE diyoruz ki: Okuyucu kullanma emelinin zokasını yutarak kendinizi dile KULLANDIRMAYIN. Bu çağrımızda başta siz dahil olmak üzere tüm yazarlara… İnsanlara YARARLI OLACAĞIM hesabı ya da geçim sağlayan mesleki uzmanlık ve resmi akademik görevler dışında KENDİNİ GÖSTERME amacı yerine kendini GÖRME’yi bulmaya ve insanı ARAR’lı olmaya DUYARLI’lığına çağırıyorum. Vizyonu gösteremedim.. mesajımı veremedim.. misyonumu yüklenemedim.. bu doğru.. belki bu çapta bir adam değilim. Amma herkes her şeyi yapmaz.. Ben ucunu gösteririm gören biri de onun ipini çeker. Eğer şimdiye kadar bunu yapabilseydim işte o zaman DÜŞÜN’menini ve DÜŞÜN’cenini ortaya çıkarırdık. Ama yok siyasetin ve ticaretin tadını aldık bırakamıyoruz hesabı varsa elbetti haram yoksa onlarda meşrudur. Ancak onların kazancı dine yapılan hizmetçilik ve dile yapılan uşaklık kadardır. Bu kutluluk ve mutluluk ötesinde fazla bir yükseliş ve hızlı bir ilerleyiş olmaz. Oysa cennetin yüzde biri oraya girenlere yüzde doksan dokuzu aklını çalıştıranlara verilmiştir. Orası sanıldığı gibi durgun ve dingin bir yer değildir ve orada ilerleyecek ve yükselecek olanlarda böyle yararlanma çizgilerini yetkinleşme çizgisi haline getirenlerdir. Dine ve dile hizmet adı altında paraya bağlı ve bağımlı KÖLELİK VE KRALLIK’a razı olanlara ve karıya meftun ve mübtela ÇIKARLAR ve YARARLARLA hoşnud olanlara fazla bir diyeceğim olmaz.. onlar göbek ve emek ile yemek ve bebek arasında dolaşıp dursunlar sonunda dönüp gelecekler yer KÜRTÇÜ ve TÜRKÇÜ dükkanıdır. Burada giydikleri samur kürkü çıkaracak ve söyledikleri türküyü bırakmak zorunda kalacaklar ve ortak üniformamız olan olan iskeletlerini giyeceklerdir. Değerli Abim, Bundan sonra sende bana ortak ve partner olarak katılmazsan yani davanın birinci elden sahibi bulunmazsan yani yazdığım her yazıya yazıya eleştiri ve soru ile katkıda bulunmazsan yeni bir yazı yayımlamayacağım ve sadece eski yazılmış yazılara dönerek onların düzeltmelerine facebook’da davetiye çıkaracağım. Çünkü hiç olmazsa TASHİH, teliften daha az zaman alacaktır. Her gün bir yazı yerine de haftada bir yazı yetecektir. Bundan sonra burada birikmiş bulunan 900 yakın yazı.. yaha öbeklerinde bulunan on katı yazı ve siber uzay bulutunun deposuna yükleyeceğim 90.000 yakın şema, eğer bir işe yarayacaksa demiyorum MUTLAKA işe yarayacaktır insanlar yöntembilimsel analizin dilini çözecekler, yeterince ciddi ve reddi olurlarsa dinlerini ve dünyalarını başkaları değil KENDİLERİ düzelteceklerdir. Bu da zor olmayacak ÇİVİ YAZISINI SÖKEN insanlık, yöntembilimsel analizinin diliyle, kendilerini üst dillerin, içerikli bilginin, düz yazının ve buralarda örülü sekerin ve bu sekerde örtülü şekerin ve bu şekerde gizli mekerin elinden KURTARMAYA yetecektir. Çünkü gözlerin gışavesi yırtılmaya ve gönüllerin hudası sırıtmaya başlayacaktır. Benden bu kadar ve artık köyüme döneceğim.. nasip olursa matbu olarak yayımlayacağım YÖNTEMBİLİM kitabiyle uğraşarak de üzerime düşen işi bitireceğim ve ömrüm varsa biraz da kendimi ülfet ve ünsiyet ile gariz ve garaztan kurtarmaya çalışacağım, İnşaallah. Sağlıcakla kal. Osmanziya Düzenleyen osmanziya01 - 02-Mayıs-2013 Saat 19:04 |
|||||||||
BEYAN dogru olmali ve MAAN hakikati bulmalidir
|
|||||||||
![]() |
|||||||||
kutlu aytug
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 18-Ocak-2010 Gönderilenler: 170 ![]() Hak Puan : 0 Kidem : 5 OrtalamaHak : % 0 Irtibar :0 |
![]() ![]() ![]() |
||||||||
Slm.
Evet! İnsan canı sıkıldımı-kafası bozuldumu tabiat icabı kendine en yakın gördüğü kişiye perestij eder. Dolaysıyla ne derseniz deyin hakkınız var... yaptığınız yöntembilim skalasıyla yani şematik tanımlamalarla ilgili çalışmaların ses vermediğinden artık tassih yaparak bu işe devam etme düşünceniz de bence önemli... Ben de aynı düşünce ile son zamanlarda eski yazdıklarımı gözden geçirmeyi istemişimdir. Fakat şu veya bu sebeple bir türlü başlayamadım. İnşallah senin bu yeni hamlen yöntembilim için hayırlı ve faydalı olur.
Benim tavsiyeme ilişkin cevapta siyasi sosyal içerikli tanımlamaların biçimi gölgeleyeceğine değinmişsin. Yani bilimsellikten uzaklaşılacağını belirtmişsin. Oysa benim bu tavsiyeden maksadım, her kesin ilgi duyduğu fen vaya sosyal bilimler çerçevesinde güncel konulara ilişkin kavramların ele alınmasının sağlayacağı yaklaşımdı. Facebookta bununla ilgili olarak "Ekonomi" kavramının ele alınması bence iyi bir başlangıç sayılır. Resmi inceledim ve gördüğüm kadarıyla ekonomi ile ilgili kavramlar yeterli seviyede, ancak adresleme daha da iyi yapılabilir. Ben az ekonomist olduğumdan biraz daha doğru adreslemenin olduğu şemayı forum'a gönderecem...
Sevgi ve saygılar
|
|||||||||
ahmet
|
|||||||||
![]() |
|||||||||
![]() ![]() |
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |