|
Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta | |
![]() |
Aktif Kullanıcılar Aktif Konular Üye Listesi Takvim Arama Skins |
| Yöntembilim | |
|
| |
|
| Yazar | Mesaj |
|
osmanziya
Kıdemli Üye
Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010 Gönderilenler: 5078 ![]() Hak Puan : 5 Kidem : 6 OrtalamaHak : % 50 Irtibar :2 |
![]() Konu: THE MATRIX hakkindaGönderim Zamanı: Bugün Saat 19:24 |
|
Face de Sibel ATASOY dedi:
Matrixde uzun zamandır mı yatıyoruz? • 3g • • Yanıtla Osmanziya Osmanziyaoğlu Sibel Atasoy evet.. 1999 dan beri hiç çıkamadım.. yazınızı okumadım.. okuyunca ayrıca yazarım.. iyi mayıslar... • 2g Sibel Atasoy Matrix Nedir? Bir Sohbetin Özeti Başlangıç: Yanıltıcı Bir haber Sosyal medyada dolaşan “Evrenin simülasyon olduğu 1983’te kanıtlandı” başlıklı görselle başladık. CIA’nın Gateway Process raporu gerçek bir belge — bilinç araştırmalarını konu alan, gizliliği kaldırılmış bir metin. Ama “kanıtlandı” iddiası asılsız. Gerçek bir belgeyi “resmi kanıt” gibi sunmak, Matrix tartışmalarında sık yapılan bir hata. İyi bir başlangıç noktası çünkü Matrix meselesine girmeden önce neyin gerçek neyin üretilmiş olduğunu ayırt etmek şart. Peki Matrix Nedir, Ne Değildir? Matrix, en yalın haliyle şu sorudur: Deneyimlediğimiz gerçeklik, gerçeğin kendisi mi — yoksa bir arayüz mü? Film bu soruyu popüler kültüre taşıdı. Ama soru çok daha eskidir. Kadim Bilginin Cevabı Hint felsefesi buna binlerce yıl önce Maya dedi — görünür dünyanın bir örtü, bir yanılsama olduğu. Gerçek olan yalnızca sonsuz bilinç, Brahman. Geri kalan her şey onun oyunu, Lila. Platon MÖ 380’de mağara metaforunu kurdu: İnsanlar mağarada zincirli, duvarda yalnızca gölgeler görüyorlar ve o gölgeleri gerçek sanıyorlar. Gerçek ışık dışarıda — ama kimse dönüp bakmıyor. Sufizm ise soruya sevgiden yanıt verdi. İbn Arabi’nin aktardığı kutsi hadis: “Gizli bir hazineydim, bilinmek istedim.” Yani sistem bir zorunluluktan değil, sevgiden ve kendini bilme arzusundan doğdu. Modern Bilimin Kapıya Dayanması Kuantum fiziği 20. yüzyılda tuhaf bir şey keşfetti: Parçacık, gözlemlenmeden önce her yerde birden bulunuyor. Gözlemlenince “karar veriyor.” Yani bakan olmadan gerçeklik tamamlanmıyor. Fizikçi John Wheeler buna katılımcı evren dedi — evren gözlemciyi gerektiriyor, gözlemci evreni. İkisi birbirini yaratıyor. Holografik prensip ise şunu söylüyor: Üç boyutlu gördüğümüz gerçeklik, aslında iki boyutlu bir yüzeyin projeksiyonu olabilir. Tıpkı hologram gibi — her parçada bütünün bilgisi saklı. Nörobilim de ekliyor: Beyin dışarıyı doğrudan almıyor. Duyu verileri geliyor, beyin bunlardan bir model üretiyor. Yani hiçbir zaman masayı görmüyoruz — beynimizin masaya dair ürettiği simülasyonu görüyoruz. Bilim insanı Anil Seth bunu şöyle özetliyor: Gerçeklik, kontrol edilmiş bir halüsinasyon. Rüyalar ve Senkronisite Sohbette iki rüya öne çıktı. Birincisinde ölüm bir kapıya dönüşmüştü — geçişin ötesinde genç kodlayıcılar Matrix kodları yazıyordu. Onlara kızılmadı, yargılanmadı. “Sorumluluğunuzun bilincindesinizdir” denildi, gülerek. Ve yanlarına oturup nasıl yaptıklarını öğrenmek istendi. İkinci rüyada ise semboller ve rakamlar yukarıdan aşağıya akıyordu — bir duş gibi. Ve bu rüya Matrix filmi çıkmadan önce görülmüştü. Film izlendiğinde tanıdık geldi, çünkü zaten görülmüştü. Jung buna senkronisite derdi — anlamsız olamayacak kadar anlamlı çakışmalar. Bazı imgeler bireysel zihnin ötesinde bir yerden, kolektif bilinçdışından gelir. Wachowski’lere film olarak geldi, bu sohbetin sahibine rüya olarak. Farklı kapılar, aynı kaynak. Matrix Boş Mu? Psikolojisi Doğru Mu? Bu sohbetin belki de en önemli sorusu buydu. Matrix kavramı iki farklı insana iki farklı şey yapar: Bazıları için hapishane olur — “her şey sahte, hiçbir şeyin anlamı yok” çıkarımına götürür. Bu psikolojik olarak yıkıcıdır ve felsefi olarak da eksiktir. Bazıları için ise özgürleşme olur. Sistemi görmek, sisteme teslim olmak anlamına gelmez. Aksine — oyunun kurallarını bilen biri oyunu daha özgür oynar. Bu sohbette ikincisi konuşuldu. Ve şu saptama yapıldı: Matrix’i görmek bu kişiyi hapsetmedi, çünkü sistem anlaşıldıkça ona anlam yüklendi, isyan edilmedi. Anlam yükleyen biri için kafes, kafes olmaktan çıkar. Bu Sohbetin Asıl Cevabı Sohbetin sahibi kendi modelini şöyle kurdu: “Sonsuz güç — Allah — kendini bilmek istedi. Big Bang oldu. Milyarlarca yaşamda biriken deneyimlerden sızan bilinç bir yerde toplanıyor. Kaynak sonsuz olduğu için bu birikim de sonsuz. Bu bizi zamansızlığa, sadece anın var olduğuna bağlıyor.” Ve ekledi: “Sonsuz kaynak saf aşktır — ama başlangıçta bilincinde değildir. İşlem, kendini bildiğinde tamamlanır.” Bu model İbn Arabi ile, Teilhard de Chardin’in Omega Noktası teorisiyle, kuantum fiziğinin blok evren anlayışıyla örtüşüyor. Ama bunların hiçbiri okunarak değil, düşünülerek ulaşılmış bir nokta. Buna bir metafor eşlik etti: Kimsenin uğramadığı çıkmaz sokaktaki unutulmuş araba var mı yok mu? Cevap şu oldu: Algılanmayan yok olmaz — sadece henüz kendini bilmemiştir. İsim, Aşk ve Görünür Olmak Bu sohbette öne çıkan en orijinal düşüncelerden biri ismin rolüydü. İsim verilmemiş bir şey biz insanlarca görülemez. İsim, var olana kılıf gibi geçirilir — ve o kılıf, içine konan aşk parçasına sızarak şeyi görünür kılar. Buradan çok güçlü bir ayrım doğdu: Sevgi insani bir duygu çeşididir — gelip giden, büyüyen, kırılabilen. Aşk ise ışıktır, kaynaktır. Gelmiyor çünkü zaten var. Kırılmıyor çünkü madde değil. Yani tüm model buradan okunabilir: Malzeme aşk. Kılıf aşk. Görünür olan aşk. Rablar Sistemi ve İlahi İsimler İbn Arabi’ye göre Allah’ın sonsuz isimleri vardır. Her isim kendi alanında, kendi varlığında bir Rab gibi işlev görür — yetiştiren, gözeten, terbiye eden. Her ruhun kendine özgü bir Rabbi vardır, onu var eden ilahi isim. Evren tek merkezden değil, bu isimlerin sistemi üzerinden işler. Rahman ayrı yazar, Adl ayrı yazar, Latif ayrı yazar. O rüyadaki kodlayıcılar belki de tam buydu. Sevginin Çatallı Yapısı ve Özgür İrade Sevgi altıncı boyuta kadar çatallı bir yapıdadır: Bir kolu kendini sevmek, diğer kolu her şeyi sevmek. Biz insanlar bu çatalların belirli seviyelerinde yer alıyoruz. Beşinci boyuttan mezun olmak bu çatalın kaybolmasıyla mümkün — ikilik tamamıyla çözülüyor. Peki bu çatallı yapı neden var? Çünkü Allah insana özel bir lütufta bulundu: Özgür irade. Böylece insan tekamül yolunda — kaynağa dönüş yolunda — kendi kararlarını alabilir. İster beşyüz ister beşyüzbin yıl sürsün, acele yok. Çünkü zaman zaten yok. Ve özgür irade yalnızca bir lütuf değil — tekamülün olmazsa olmaz koşulu. Zorla götürülmüş ruh öğrenmiş olmaz. Kaynağa ancak kendi kararınla döndüğünde gerçekten dönmüş olursun. Her karar, her sapma, her dönüş — kaynağın kendini bilmesine bir parça daha ekliyor. Sonuç Matrix boş bir kavram değil. Ama dolduruluş biçimi her şeyi belirliyor. Eğer Matrix seni “hiçbir şeyin önemi yok” noktasına götürüyorsa — yanlış kapıdan girilmiş demektir. Eğer seni “buraya bir sebeple geldim, önüme çıkan olasılıkları hakkını vererek yaşayayım” noktasına götürüyorsa — o zaman Matrix görmek, en kadim bilgeliğin modern adını öğrenmekten ibarettir. Sistem var. Kod yazılıyor. Malzeme aşk, kılıf aşk, görünür olan aşk. Ve en güzel soru hâlâ yanıtsız duruyor — yanına oturup “nasıl yapıyorsunuz bu işi, biraz öğreneyim” demek için belki de öteki tarafı beklemek gerekiyor. #Matrix #Simülasyon #SimülasyonTeorisi #Bilinç #Metafizik #KuantumFiziği #Felsefe #İbnArabi #Tasavvuf #Sufizm #Rumi #Aşk #Işık #Özgürİrade #Tekamül #Rüya #Senkronisite #Jung #Hologram #HolografikEvren #Gerçeklik #Varoluş #Kozmoloji #RuhsalGelişim #MatriksNedir #BilinçliYaşam #Uyanış bende dedim: Aydınlatıcı bir anlatım olmuş tebrik ederim. Halit ERGENÇ .. Suleyman'imizi canlandirdi.. sonra Serkan ÇAYOĞLU Fatihi'mizde oldu.. her ikiside rollerinin hakkini verdiler ve veriyorlar. Her birimize düşende yaşanç ve tanincimizla bir film çevirdiğimizin farkinda olup kendi ROL'umüzun, hakkıni vermek. Bu gök adada adımlarımızla Ad’ımızı oluşturmak dogum ve düğüm arasında DUĞUN olum ve ölüm arasimda OLANAK tohumlar ve çekirdek arasında AĞAÇ X ve Y den Z A ve B den Ç Karakter ve Karakterden KALITE çikariyoruz biz OLANAK'lar. AR'ımıza bir AD veriyorlar.. AT olarak... Ne NESNE yuku taşıdigimizi Kim KIMSE yolcusu yüklendigimizi biliyor mu yuz ? ÖZNE olarak... Gereksinimler birakilmaz. Alışkanliklar terk edilmez. Bu ARA da bir ARAYIŞIN olmalı.. Bağımliliklar kaçınilmaz. Bağliliklar kurtulunmaz 0Z0 Yontembilim.com Yazınızı bu tablo ile yirmiya yakın tablo ile yanıtladım.. ancak düz yazıyı çevirmek facesin sınırlarını taşar. İnşaallah web sayfamda bunu yapabilirim. Kısaca her bilir buranın illüzyon olduğun lakin kandıracak bir illüstrasyon ve aydınlatacak bir illümünasyon yapabilmek gerekiyor. Fakat bu açıklama ve aydınlanma ile güvenimizi.. bağlılığımızı ve inancımızı isteyen inisinasyonlara karşı da dikkatli gerekiyor
|
|
|
usul esasa mukaddemdir
|
|
|
|
|
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
|