<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.yontembilim.com/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Y&#246;ntemBilim Forumu : Sa ve sol ile alt ve ust</title>
  <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  <description>XML içerik linki; Y&#246;ntemBilim Forumu : D&#252;nya : Sa ve sol ile alt ve ust</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 23:45:44 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Tue, 20 Oct 2026 11:43:17 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.03</generator>
  <ttl>360</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.yontembilim.com/forum/RSS_post_feed.asp?TID=3116</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>Y&#246;ntemBilim Forumu</title>
   <url>http://www.yontembilim.com/forum/forumlogo.gif</url>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : Siyonizm.. dinin dille&#351;tirilmesidir.....</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6547#6547</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20-Ekim-2026 Saat 11:43<br /><br /><br />Siyonizm.. dinin dilleştirilmesidir.. bunu sadece yahudiler değil diğerleri yani hristiyanlar ve müslümanlar da yaptıkları için.. ilk ve başlangıç siyonizmle baş edemiyorlar. Bunun neden olduğunu https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3126 burada açıklıyorum. Ancak bu konuda bir edebiyat istiyorsanız.. https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116 buraya bakacaksınız.<br /><br /><img src="uploads/20261020_114259_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />Solun sağı ve sağın solu beğenmemesi normal da sağın kahramınlarını sola tabansız solun kahramanların sağa tabansız gösterilmesi normal değil.. kuşkusuz "sen" solcun.. solcudan öte fitnecisin.. solu ve sağı birbirine düşürmek için özel adamlar seçilir.. sen onlardansın.. demem beni sağcı yapar.. onun için demiyorum.. ancak durum ortada sol kaynakları seçip sağcı bir lidere tabansız yapman kendin söyleyip kendin dinlemendir.. çünkü hiç bir sağcı senin dediklerine bakıp orta yola ve sağa gelmez.. solculukların solculuklarını güçlendirir o kadar. işte saraybosnadan.. iraktan.. libyadan.. mısırdan.. suriyeden sonra istenilen Türkiyenin birbirine düşüp kardeş kavgasının çıkması ki.. işte buna fırsat bulamayacaklar inşaallah.. sonuçta tarih ve edebiyat hep bu işe yaramıştır.. hakkı batıl ve batılı hakk göstererek insanları atıl durumda bırakmak.. artık bir insanı arıyoruz.. melekleri ve şeytanları değil.. insanda meleğin iyiliği ve şeytanın kötülüğü de bulunuyor. Mahkemei kubradan evvel mizanda meleklik tarafı ağır basarsa cennete şeytanlık tarafı ağır basarsa cehenneme yuvarlanır.. gariptir dünyada kar ve zarar hesabı yapanlar bu tarafı hiç hesaba almaz. Rabbimiz bizim ve sizin akibetimizi  ve ahiretinizi iyi ve güzel etsin Amin. (not: fikretten hikmete.. akiften fazıla kadar.. bizi solculuk ve sağcılıktan düşünmeye ve anlamaya ve inanmaya fırsat bırakmayan din edebiyatın.. felsefe ideolojisine  bende karşıyım.. amma böyle senin gibi kişilerle uğraşmam. ) 0Z0 yontembilim.com<br /><br /><br /><img src="uploads/20261020_114259_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br />Prof Dr. ŞAHİN FİLİZ<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Necip Fazıl'ın<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gerçek  Yüzü...&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />Özellikle Türk gençliği, bir tarihsel dönem, bir tarihsel figür ya da kişiliği kurmaca-gerçeklik arasındaki politik gerilimler yüzünden yeterince tanımakta zorlanmaktadır. “Yalan söyleyen tarih utansın” diyenler, ironik bir şekilde tarihe “yalan” söyletmeye çalışmakta; tabansızları kahraman, kahramanları “ayyaş”, “dinsiz” gibi göstermesi için her türlü yolu denemektedirler. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Türk gençleri gerçek bir kahraman olarak öğrenmesinler diye tarihe yalan söyletmekte;  aynı çevreler, Cumhuriyetimizin&nbsp;&nbsp;&nbsp;kurucu lideri Atatürk’e tarih dışı, akıl dışı  kurmacalarla saldırmakta, kurmacayı gerçek, gerçeği kurmaca&nbsp;&nbsp;&nbsp;göstermeye çalışmaktalar. Bunun için de tarihsel gerçeklikleri ve bilimsel olguları hiçe sayarak kafalarında kurdukları  kurmaca kahramanlarını alternatif “Milli değerler” olarak pazarlamaktalar. Gençliğin  “manevi mimarı” gibi kurgulanan Necip Fazıl işte bu kurmaca ve naylon isimlerden biridir. Türk gençleri neyin ve kimin tarihsel hakikat ve neyin ve kimin kurmaca figür olduğunu öğrenme hakkına sahiptir.<br />  1904 yılında İstanbul’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Necip Fazıl Kısakürek,  eğitim hayatına Amerikan Koleji ve Fransız okullarında başlamış, ardından Deniz Harp Okulu’na girmiş ancak yarım bırakmıştır. İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü’ne devam ederken devlet bursuyla Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne gönderilmiş; ancak burada vaktini derslerden ziyade kumarhanelerde geçirince bursu kesilerek yurda iade edilmiştirr. İlk dönemlerinde “Kaldırımlar” şairi olarak ünlenen, bohem bir hayat yaşayan seküler bir figürken,1934 yılında Nakşibendi şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıyla “hidayet” evresine geçtiğini iddia etmiştir. 1943 yılında yayımlamaya başladığı Büyük Doğu dergisiyle siyasal İslamcı bir ideolojinin temelini atmış; hayatı boyunca çok sayıda eser vermiş, hapis yatmış ve sağ siyasetin ideolojik lideri (üstad) kabul edilmiştir. 1983 yılında İstanbul’da ölmüştür.<br />Necip Fazıl, İslamcı ve muhafazakâr çevrelerde bir “dahi mütefekkir” ve “iman abidesi” olarak kutsallaştırılır. Hakkındaki en yaygın abartı, onun “tek başına  asra bedel olduğu” ve Türkiye’deki İslami uyanışın yegâne mimarı olduğudur. Takipçilerine göre o, “Batı’yı Batı’nın silahıyla vuran”, Batı felsefesini ezmiş ve İslam’ın üstünlüğünü entelektüel düzeyde kanıtlamış biridir. Sloganlaşmış ifadeler arasında, “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr artık nerden  esersen es” dizeleri, onun her türlü baskıya karşı sarsılmaz bir kale olduğu iddiasıyla özdeşletirilir.(1)<br />Müritleri, onun hapis yattığı yılları “zindan medresesi” olarak tanımlar ve hiçbir otoriteye boyun eğmediğini savunurlar. Onlara göre Necip Fazıl, paraya, pula ve dünya nimetlerine sırtını dönmüş, sadece davası için yaşayan bir derviştir. Siyasi liderler (özellikle Menderes’ten Erdoğan’a uzanan sağ gelenek) onu “vatan sevdalısı bir dava adamı” olarak niteler ve onun tezlerini (özellikle Cumhuriyet karşıtı Son Devrin Din Mazlumları eserini) mutlak gerçeklik olarak kabul ederler.(2)<br />Salih Mirzabeyoğlu, gerçeklikten uzak kurmaca Necip Fazıl’ı abartmada sınır tanımaz: O, “konuştuğunda yeri göğü inleten”, “kalemi kılıçtan keskin” ve “gençliğin yolunu aydınlatan tek ışık” olarak her yıl devlet törenleriyle ve büyük övgülerle anılmaktadır. “Necip Fazıl, bu vatanın yetiştirdiği en büyük mütefekkir, İslam’ın gür sesi ve Türk gençliğine yön veren manevi bir mimardır. O, tek başına bir ordu, kalemiyle küfre karşı duran bir devdir.” (3)<br />Necip Fazıl Kısakürek üzerine inşa edilen bu “eğilmez dava adamı” ve “ulvi mütefekkir” imajı, tarihi belgeler, polis kayıtları ve bizzat kendi yazdığı mektuplarla karşılaştırılınca, karşımıza büyük ideolojik tutarsızlıklar, şahsi zaaflar ve siyasi pragmatizmle örülü bir portre çıkmaktadır.<br />Necip Fazıl’ın mitsel hayat hikayesinde Paris yılları, “Batı’nın kokuşmuşluğunu bizzat yerinde gören genç dâhinin bunalımı” olarak anlatılır. Ancak gerçeklik çok daha dünyevidir. Genç Cumhuriyet’in büyük umutlarla ve kıt kaynaklarla Sorbonne’a felsefe eğitimi için gönderdiği Necip Fazıl, devletin kendisine sağladığı bursu Paris’in kumarhanelerinde (özellikle Grand Cercle) tüketmiştir. Kendi otobiyografik eseri O ve Ben‘de bile  kumar tutkusunu “mistik bir arayış” gibi sunmaya çalışsa da, sonuç devletin parasını çarçur etmesi ve eğitimini tamamlayamadan Türkiye’ye kaçmasıdır. Bu kumar tutkusu, iddia edildiği gibi “hidayet” sonrası bitmemiş, hayatının sonuna kadar bir gölge gibi onu takip etmiştir. (4)<br />Necip Fazıl’ın hayatındaki en büyük kırılma, “dava adamı” olarak tanındığı ve İslam ahlakını vaaz ettiği 1951 yılında yaşanır. 22 Mart 1951 gecesi, Beyoğlu’ndaki bir kumarhaneye yapılan polis baskınında Necip Fazıl, kumar masasında yakalanmıştır. Bu olay dönem gazetelerine bomba gibi düşmüştür. Necip Fazıl, kendisini kurtarmak için “Bir röportaj için oradaydım, kumarın iç yüzünü araştırıyordum” gibi akıl dışı bir savunma yapmıştır. Ancak polis kayıtları ve tanık ifadeleri, onun mekânın müdavimi olduğunu ve masada aktif olarak yer aldığını belgelemiştir. Bu hadise, vaaz ettiği ahlak ile özel hayatı arasındaki devasa uçurumun kanıtıdır.(5)<br />Necip Fazıl’ın eğilmez bir dava adamı olduğu iddiası, Menderes dönemindeki “Örtülü Ödenek” kayıtlarıyla yerle bir olmaktadır. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada yargılamalarında ortaya çıkan kayıtlara göre Necip Fazıl, Başbakan Adnan Menderes’ten “Örtülü Ödenek” vasıtasıyla devasa meblağlar almıştır (Dönemin parasıyla 147.000 TL, ki bu rakam o günlerde birkaç apartman dairesi alacak kadar büyüktür). Menderes’e yazdığı caize mektuplarında, “Benim dergim (Büyük Doğu) sizin reklam ajansınız gibidir”, “Para göndermezseniz bu dava ölür”, “Eksik kalan 10 bin lirayı gönderin” gibi ifadelerle  davasını adeta pazarlığa açmıştır. Onun “kalemini satmayan müellif” imajı, bizzat kendi el yazısıyla yazdığı bu “para isteme” mektuplarıyla çökmüştür.(6)<br />Necip Fazıl’ın siyasi görüşleri, ilkeli bir duruştan ziyade dönemin güç dengelerine göre şekillenmiştir. Gençlik yıllarında Cumhuriyet’i ve devrimleri öven (örneğin Menemen Olayı sonrası Kubilay için yazdığı sert yazılar), CHP’den milletvekilliği bekleyen bir “Kemalist” iken; bu beklentisi karşılanmayınca sert bir Cumhuriyet düşmanına dönüşmüştür. Onun “Atatürk karşıtlığı”, derin bir tarih bilincinden ziyade, dışlanmışlık hissinin verdiği reaksiyondur. Siyasi çizgisi Menderes’ten sonra Demirel’e, oradan Türkeş’e ve Erbakan’a savrulmuştur. Her yeni liderde “beklenen kurtarıcıyı” bulduğunu ilan etmiş, ancak maddi  destek kesildiğinde aynı liderleri yerin dibine sokmaktan çekinmemiştir.(7)<br />Takipçileri tarafından “zindanlarda boyun eğmedi” denilen Necip Fazıl’ın, 1960 darbesinden sonra c**ta lideri Cemal Gürsel’e yazdığı mektuplar, onun güç karşısındaki tavrını ifşa eder. Hapse atıldıktan sonra Cemal Gürsel’e mektup yazan Necip Fazıl, mektubunda “Siz bu vatanın kurtarıcısınız”, “Benim fikirlerim sizin hareketinizle uyuşmaktadır”, “lütfen beni serbest bırakın, emrinizdeyim” gibi ifadeler kullanmıştır. Menderes idam sehpasına giderken, onun parasıyla hayatını idame ettiren Necip Fazıl, onu asanlara övgüler dizmiştir. Bu tutum, onun “kahramanlık” anlatısının sadece bir kurgu olduğunu göstermektedir.(&#128526;<br />Necip Fazıl’ın en etkili eserlerinden biri olan Son Devrin Din Mazlumları, tarafsız tarihçilik açısından bir felakettir. Bu kitapta Necip Fazıl; Şeyh Said, İskilipli Atıf ve Seyit Rıza gibi figürleri, vatan hainliklerini veya bölücü faaliyetlerini gizleyerek “mazlum evliyalar” olarak takdim etmiştir. Tarihsel gerçekleri çarpıtarak, belgeleri tahrif ederek veya hiç olmayan diyaloglar uydurarak bir “alternatif bir yalan 8tarih” inşa etmiştir. Bugün Türkiye’deki  muhafazakâr tosunların tarihe olan çarpık bakışının baş sorumlusu, Necip Fazıl’ın bu hayal ürünü tarih anlatısıdır.(9)<br />Necip Fazıl, kendi eserlerinde kendinden bahsederken “devlerin devi”, “anlaşılmamış dâhi” gibi sıfatlar kullanır. Onun narsisizmi, eserlerinin her satırına sinmiştir. Kendisini İslam dünyasının kurtarıcısı olarak görürken, kendisinden farklı düşen diğer İslamcıları “akıl fukarası” veya “cüce” diyerek tahkir etmiştir. Bu benmerkezcilik, onun bir fikir adamından ziyade bir “kült lideri” gibi davranmasına neden olmuştur. Çevresinde bir biat kültü oluşturmuş ve bu kültü korumak için her türlü saldırgan dili mübah görmüştür.(10)<br />Necip Fazıl’ın kurguladığı “Başyücelik Devleti”, demokratik değerlerle taban tabana zıttır ve açık bir totaliterlik içerir. İdeolocya Örgüsü kitabında tasvir ettiği devlet yapısı, Mussolini faşizmi ile dinsel teokrasinin bir karışımıdır. “Başyüce” adını verdiği mutlak otoriteye dayalı, bireysel hakların yok sayıldığı, devletin her şeyi kontrol ettiği bu model, modern toplum yapısına bir saldırı niteliğindedir. O, İslam’ı bir “özgürlük dini” olarak değil, baskıcı bir devlet aygıtı olarak kurgulamıştır.(11)<br />Edebi yeteneği ( şiirdeki başarısı) tartışılmaz olsa da Necip Fazıl bu yeteneği çoğu zaman şahsi kavgaları ve siyasi operasyonları için bir silah olarak kullanmıştır. Kendisine para vermeyen iş adamlarını veya destek vermeyen siyasileri dergisinde “rezil” etmekle tehdit etmiş, edebiyatı bir nevi şantaj aracına dönüştürmüştür. Şiirlerindeki estetik, ideolojik hırslarının altında ezilmiştir. Erken dönem lirik ve bireysel şiirlerini “Eski Said” (Nursi’ye öykünerek) diyerek reddetmiş, ancak geç dönem şiirleri çoğu zaman didaktik birer slogandan öteye gidememiştir.(12)<br />Necip Fazıl, Türkiye’deki komplo  kültürünün en önemli besleyicisidir. Her toplumsal olayı “Yahudi parmağı” veya “Mason komplosu” olarak açıklayan sığ yaklaşımı, kitlelerin rasyonel analiz yapma yeteneğini felç etmiştir. Yahudilik ve Masonluk gibi eserleri, tarihsel gerçeklikten uzak, antisemitik ve nefret söylemiyle dolu metinlerdir. Bu söylemlerle halkı kutuplaştırmış ve ülke  sorunlarının kaynağını hep “dış mihraklar”da arayan bir cehalet kültürü yaratmıştır.(13)<br />Necip Fazıl, bir yandan dünyevi hırsları eleştirirken, diğer yandan oldukça lüks ve konforlu bir hayat sürmüştür. Müritleri onun hapislerde çürüdüğünü söylese de, hapis dışındaki hayatı şık kıyafetler, lüks oteller ve zengin sofralarıyla geçmiştir. Bu hayatın finansman kaynakları (örtülü ödenekler, cemaat bağışları, zengin) hiçbir zaman şeffaf olmamıştır. “Aç kalan derviş” imajı, halkın dini duygularını sömürmek için kullanılan bir maskedir.(14)<br />Necip Fazıl’ın kadınlara ve sosyal hayata dair görüşleri, aşırı muhafazakâr ve baskıcıdır. Kadının toplumsal rolünü sadece annelik ve ev hanımlığına indirgeyen, modern kadını “yozlaşmış” olarak niteleyen yazıları, Türkiye’deki gerici kadın algısının temel taşlarındandır. Ancak kendi gençliğindeki bohem hayatında kadınlarla olan ilişkileri, bu vaaz ettiği ahlakla ironik bir tezat oluşturur.(15)<br />Necip Fazıl Kısakürek, iddia edildiği gibi sarsılmaz bir iman abidesi veya  bir mütefekkir değildir. O, edebi yeteneğini siyasi pragmatizmle birleştiren, kumar gibi şahsi zaaflarını dini kimliğiyle gizleyen, güce göre pozisyon alan ve Türkiye’nin aydınlanma sürecine tarihsel çarpıtmalarla saldıran bir figürdür. Hakkındaki “Üstad” yakıştırması, onun yarattığı narsist hale ve ucuz siyasetin ona olan ihtiyacının  ürünüdür. Tarihsel gerçeklik; Necip Fazıl’ın, paraya ve güce olan zaafını “dava” kılıfıyla örten, Türkiye’de siyasal İslam’ın en tutarsız ve en tehlikeli ideologlarından biri olduğudur. Onun mirası, bugün hala toplumdaki kutuplaşmanın ve tarihsel cehaletin en önemli kaynaklarından biri halindedir.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;KAYNAKÇA<br />&#091;1&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu İdeolocyası, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1992, s. 12-15. (Kendi misyonunu tanımlayışı).<br />&#091;2&#093; Salih Mirzabeyoğlu, Üstad Necip Fazıl: Mütefekkir, İBDA Yayınları, 1985, s. 44-50. (NFK üzerine inşa edilen kutsiyet).<br />&#091;3&#093; Kadir Mısıroğlu, Üstad Necip Fazıl’a Dair, Sebil Yayınevi, 1994, s. 88-92. (NFK’nın siyasi etkisi üzerine subjektif övgüler).<br />&#091;4&#093; Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, Büyük Doğu Yayınları, 1974, s. 32-38. (Paris yılları ve kumar “itirafları”).<br />&#091;5&#093; Hürriyet Gazetesi, 23 Mart 1951 tarihli manşet haberi: “Necip Fazıl Kumarhanede Yakalandı”.<br />&#091;6&#093; Yassıada Tutanakları (Örtülü Ödenek Davası), TBMM Arşivi, 1960. (Menderes’ten alınan paralar ve yazılan mektupların tam metni).<br />&#091;7&#093; Doğan Avcıoğlu, Türkiye’nin Düzeni, Tekin Yayınevi, Ankara, 1968, s. 460-465. (Sağ siyasetin ideolojik tutarsızlığı analizi).<br />&#091;8&#093; Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları (2. Kitap), İnkılâp Kitabevi, 2011, s. 312-315. (Cemal Gürsel’e yazılan af ve övgü mektupları).<br />&#091;9&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, B.D. Yayınları, 1977, s. 5-20. (Tarihsel tahrifatların başlangıcı).<br />&#091;10&#093; T.Z. Tunaya, İslamcılık Akımı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003, s. 245. (NFK’nın narsisizmi ve biat kültü).<br />&#091;11&#093; Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, B.D. Yayınları, 1986, s. 110-140. (Başyücelik Devleti ve totaliterlik).<br />&#091;12&#093; İlhan Selçuk, Düşünüyorum Öyleyse Vurun, Çağdaş Yayınları, 1980, s. 142. (NFK’nın sanatı siyasi silah olarak kullanması üzerine eleştiri).<br />&#091;13&#093; Necip Fazıl Kısakürek, Yahudilik ve Masonluk, B.D. Yayınları, 1993. (Komplo teorilerinin analizi).<br />&#091;14&#093; Uğur Mumcu, Tarikat-Siyaset-Ticaret, Tekin Yayınevi, 1987, s. 55-60. (NFK’nın finansal ilişkileri üzerine araştırmalar).<br />&#091;15&#093; Bahriye Üçok, Atatürk’ün İzinde Bir Yıl, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981, s. 115. (Gericiliğin kadın ve toplum vizyonuna yönelik eleştiri).<br /> &#9734;OSK/03.04.2026/Veryansın TV<br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 20-Ekim-2026 Saat 11:55</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 11:43:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6547#6547</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : 016 FH&#304;&#304; F&#305;trat ve Hilkat...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6527#6527</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Ekim-2026 Saat 01:35<br /><br /><br /><br />016 FHİİ <br /><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />Fıtrat ve Hilkat ile İlim ve İrade <br /><br /><br />İnsan kendinden olmayani dışlar ve hatta karalar.. kendinden olandan da yakınır ve bazende suçlar.. bir türlu bunlarin hesabini kendinden sormayi düşunmez.. otokritik.. muhasebei nefis.. kendini sorgulamaya  girişmez.<br />Vakia suresinde eshabi şimal denilen sol gorüsu agir basmiş cesaret diyen solcu FECERELERIN  akibeti anlatilir.. bu pek hoş degildir. Ancak bu akibete neden olan solculuk bu surede  tanimlanmaz. Musluk ve vidalardan bilirsiniz sola çevirmek AÇAR. Solculukta böyledir fitrati irfrat ile açmaya çalişir. Bunu yaparken aşiri serbestlik ile sağ duyunun sesini keser.. onu susturmya uğraşır.<br /><br />Sag duyusu ağır basmiş  sadakat diyen sağci KEFERELERin akibeti hoştur.. ancak bu sure sağciligin ne olduğunu da  tanimlanmaz. Sol fecere fitrati  ifratı ile açtigi gibi sağ keferede fitrati tefrit ile kapatir.. gelenek diye değişimi..  icad çikarma diye gelişimibb  engeller.<br /><br />Yani sag ve sol fitrati birbirini etkileyen tefrit ve ifratlariyla fitrati bozar ve bunun sonucu olan 3000 yillik kavgalari.. gerçekleri.. gerekçeleriyle bu gunun birbirinin düşmani haline gelmiş uluslar arasi uç cereyan olmuşlardir; yeşiller ve maviler ve kirmizilar.<br /><br />Insanin sağlıgina dikkat edip karaterli fazilet ve kemalat sergiliyerek daha uzun yaşamasi varken.. keza daha cok çalisip işbirligi ile kaliteli mal ve hizmet sunumu yaparak daha çok para kazanmasi varken.. nakti ve vakti heder edip birbirini sağcilik yaşantisi  ve solculuk davranisi ile kultur ve uygarlik ve bariş aleyhine olan kavgaya girmesi dogaldir amma normal degildir. Normal nedir ?<br />Benligin (enenin.. egonu)  kendi ozgurlugunu  ya da başkasina  egemenligi  veya başkasina baskisi ya da başkasinda bağimsizligi sayesinde insanın öznelligini gerçekleştirmeye çalişmasi onun dini  ve felsefesi ve ideolojisinden ayri bir konudur.<br />Keza Bencilligin (nefsin.. idenin.. kendinin) kendi  çikari ve başkasının yarari ile  güzelliğe sevgisi ve iyiliğe saygisi peşinde koşmasi da başka bir konudur.<br />Ben kendine sahib zanneder..  kendi benine aid farz eder.  Eşya yuku taşiyan nefis ve eşhas yolcusu taşıya ene  çift başlı zat, ZİGOT ATI,  nefsin bağimliliğini ve ene bağliligini unutmazsa ÖZNE  mali ve meli sahibine  iade eder.. kalemi kitaba  ve kelami imama mubıne yapar.<br />Dünyamızdan başka dünya.. dilimizden başka dil.. dinimizden başka din bulunmuyor zannettik. Bu yüzden kendi başımıza buyruk farz ettik. Başkalarına da rastlayınca onunla harb ettik. <br />Bu harbleri biriktire biriktire bu güne geldik.. birinci dünya savaşında OSMANLI’yı ikinci dünya savaşında da ALMANYA’yı tasfiye ettik. Şimdi tasfiye edecek ne kaldı ?<br />Kendi benimiz !...<br />Bakalım bunu becerebilecek miyiz ? <br /><br /><br />0Z0 <br /><br />14.10.2026 üçyol izmir 01:40<br /><img src="uploads/20261014_013552_016_FHII.jpg" border="0"><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 14-Ekim-2026 Saat 01:36</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 01:35:29 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6527#6527</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : Dil ve Din..bilim ve hukukteknik...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6526#6526</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Ekim-2026 Saat 14:13<br /><br /><br /><br />Dil ve Din..<br />bilim ve hukuk<br />teknik ve taktik<br /><br />Bizim iki yanımız.. <br /><br />Ancak bazıları bu yanlardan birini fazla ve abartılı ve şarı kullandıklarında kaçınılmaz olarak SOLCU ve SAĞCI oluyorlar ve üstelik kendi gibi düşünmeyenleri de solcu ise sağcı.. sağcı ile solcu sanıyor.. hatta sayıyor. <br /><br /><br /><img src="uploads/20261013_142908_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br />Buradaki  güzel ifade edilmiş resme ve yazıya dedim ki TANRININ AZAMETİNİ gösteriyor.<br /><br /><br />Orhan KALE<br /><br />Fırsat bulunca hemen işin içine dini sokuyorsunuz. Hemde kytrik, cmaat kimliğiyle.<br /><br /><br />deyince dedim ki:<br /><br />Orhan Kale Güneş bir sobadır.. ısı verir.. bunun bizi yararlı yansıyan kısmına ILIK deriz.. Güneş bir lambadır.. ışı verir.. bunun bize yararlı olan orta kısmına IŞIK adını veririz. Siz her halde eviniz için yakıt ve elektirik parası ödüyorsunuzdur. yani ışığın ve ısının BİR DEĞER NESNESİ olarak size bir yararı ve hizmeti bulunuyor. 20 bin yıl önce ateş yakmayı icad eden bizler elektrik ve yakıt şirketi makbuzu haline getirince kadar bayağı bir evrim ve gelişim vetiresi yaşadık.. ilim ve kültür ve uygarlık süreci geçirdik.. sanırım bundan haberiniz olduğu yazınızdan belli oluyor. Bir de bizim bilim ve matematik ve teknik olarak BİLGİ NESNESİ halinde güneşimiz ve başka güneşler olan yıldızların hayata hakkında bilgilerimiz bulunur. Ancak sizin gezegenler arası uzay olan güneş sistemi.. yıldızlar arası uzay olan samanyolu galaksisi.. galaksiler arası uzay olan evren hakkında belki haberiniz bulunmadığı bir zamanda biz kırk yıl önce.. KAİNAT ve İNSAN başlıklı.. temel Astronomi bilgileri ve köklü Hümanizma alt başlıklı bir DVD çalışmasında 7 tane power point sunusu olan çalışma yaptık ve 200 tanesini de dağıttık. Merak ettim siz benim hangi "kıytırık cemaat" mensub olduğumu tespit ettiniz.. siz hangi kıytırık sosyaliteye dahilsiniz.. Allah demek.. Tanrı demek.. hemen DAMGA vurmak için yetiyor mu ?<br /><br /><br />0Z0<img src="uploads/20261013_141138_azamet.jpg" border="0"><br /> <br /><br />10 MİLYAR GÜNEŞ TEK BİR YILDIZIN İÇİNE SIĞABİLİR Mİ? EVRENİN AKILALMAZ BOYUTLARI!<br /><br /><br />Dünya bize sonsuz büyüklükte görünebilir. Oysa evrenin ölçeğinde gezegenimiz küçücük bir noktadan ibaret. Daha da şaşırtıcı olan şu: Bize devasa görünen Güneş bile bazı yıldızların yanında neredeyse bir nokta kadar kalıyor.<br />Peki evrende büyüklüğün gerçek sınırı nerede?<br />Bu sorunun cevabını anlayabilmek için önce kendi kozmik mahallemizden başlayalım.<br />1.300 DÜNYA BİR JÜPİTER EDİYOR!<br />Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter, yaklaşık 143 bin kilometrelik ekvator çapıyla Dünya’nın yaklaşık 11 katı genişliğinde.<br />Ancak çaplar arasındaki fark, gerçek büyüklük farkını tam olarak anlatmıyor.<br />Çünkü bir kürenin hacmi, yarıçapının üçüncü kuvvetiyle artar.<br />İşte bu nedenle Jüpiter’in hacmi yaklaşık 1.321 Dünya hacmine eşittir.<br />Başka bir ifadeyle, gezegenimizin hacmini 1.300 kattan fazla büyüttüğünüzde ancak Jüpiter’in kapladığı hacme yaklaşabilirsiniz.<br />Üstelik Jüpiter, Dünya gibi kayalık bir gezegen değil. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan devasa bir gaz gezegeni.<br />Ama asıl karşılaştırma şimdi başlıyor.<br />GÜNEŞ’İN HACMİNE YAKLAŞIK 1 MİLYON 300 BİN DÜNYA SIĞAR!<br />Jüpiter’i devasa buluyorsanız, Güneş’in büyüklüğünü düşünün.<br />Yaklaşık 1,39 milyon kilometre çapındaki yıldızımız, Jüpiter’den yaklaşık 10 kat daha geniştir.<br />Hacim bakımından ise yaklaşık 1.000 Jüpiter’e eşdeğerdir.<br />Dünya ile karşılaştırıldığında bu fark daha da çarpıcı hâle gelir.<br />Güneş’in hacmi yaklaşık 1,3 milyon Dünya hacmine karşılık gelir.<br />Dahası, Güneş tek başına Güneş Sistemi’nin toplam kütlesinin yaklaşık yüzde 99,8’ini oluşturur.<br />Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve diğer bütün gök cisimleri geriye kalan küçük bölümü paylaşır.<br />Ancak burada insanı şaşırtan bir gerçek var:<br />GÜNEŞ, EVRENİN DEV YILDIZLARINDAN BİRİ DEĞİL!<br />Bizim için yaşamın, ışığın ve sıcaklığın kaynağı olan Güneş, astronomik sınıflandırmada G2V türünde bir ana kol yıldızıdır.<br />Samanyolu’nda ondan çok daha büyük yarıçaplara sahip yıldızlar bulunur.<br />Bunlardan biri, gökbilim dünyasında sıra dışı boyutuyla dikkat çeken Stephenson 2-18’dir.<br />STEPHENSON 2-18: 10 MİLYAR GÜNEŞ HACMİNDE OLABİLECEK BİR YILDIZ!<br />Kalkan (Scutum) Takımyıldızı doğrultusunda bulunan Stephenson 2-18, kırmızı üstdev olarak sınıflandırılan son derece büyük bir yıldızdır.<br />Uzaklığı genellikle yaklaşık 20 bin ışık yılı olarak verilir. Ancak bu değer kesin değildir.<br />Yıldız için sıkça aktarılan bir tahmine göre yarıçapı, Güneş’in yarıçapının yaklaşık 2.150 katıdır.<br />Bu değeri esas aldığımızda ortaya inanılmaz bir sonuç çıkıyor.<br />Bir kürenin hacmi yarıçapın küpüyle arttığından:<br />2.150 × 2.150 × 2.150 &#8776; 9,94 milyar.<br />Yani bu yarıçap tahmini doğruysa Stephenson 2-18’in hacmi yaklaşık 10 milyar Güneş hacmine eşdeğer olabilir.<br />Burada kütleden değil, yalnızca kapladığı hacimden söz ediyoruz.<br />Peki böyle bir yıldızı Güneş’in bulunduğu yere yerleştirseydik ne olurdu?<br />Merkür, Venüs, Dünya ve Mars onun devasa yapısının içinde kalırdı.<br />Jüpiter’in yörüngesi bile bu yıldızın varsayımsal dış sınırlarının içerisinde bulunurdu.<br />Hatta tahmin edilen yarıçap, Satürn’ün yörüngesinin ötesine kadar uzanırdı.<br />Bir yıldız düşünün: Merkezine yerleştirildiği gezegen sisteminin milyarlarca kilometrelik iç bölgesini tek başına kaplıyor.<br />PEKİ BU DEVASA BOYUT GERÇEKTEN KANITLANDI MI?<br />İşte burada bilimsel açıdan çok önemli bir ayrıntı bulunuyor.<br />Stephenson 2-18’in yaklaşık 2.150 Güneş yarıçapına sahip olduğu bilgisi kesinleşmiş bir ölçüm değildir.<br />Yıldızın uzaklığının, parlaklığının ve sıcaklığının belirlenmesindeki belirsizlikler, hesaplanan büyüklüğünü doğrudan etkiler.<br />Üstelik bu değer, kırmızı üstdevlerin ulaşabileceği boyutlar için birçok yıldız evrimi modelinin öngördüğü yaklaşık sınırların da üzerindedir.<br />Bu nedenle yıldızın gerçek yarıçapı, sıkça paylaşılan 2.150 Güneş yarıçapından daha küçük olabilir.<br />Dolayısıyla Stephenson 2-18’i tartışmasız biçimde evrenin en büyük yıldızı olarak tanıtmak bilimsel açıdan doğru değildir.<br />Ancak bu belirsizlik, yıldızın etkileyici doğasını değiştirmiyor.<br />BÜYÜKLÜK HER ZAMAN KÜTLE DEMEK DEĞİLDİR!<br />Bir başka şaşırtıcı gerçek de burada karşımıza çıkıyor.<br />Stephenson 2-18’in hacmi Güneş’inkinin milyarlarca katı olabilir. Ancak bu, kütlesinin de milyarlarca kat olduğu anlamına gelmez.<br />Kırmızı üstdevlerin dış katmanları son derece genişlemiş ve seyrelmiş durumdadır.<br />Bu nedenle devasa hacimlerine rağmen ortalama yoğunlukları Güneş’inkinden çok daha düşük olabilir.<br />Evren bize büyüklük, kütle ve yoğunluğun birbirinden ne kadar farklı fiziksel özellikler olduğunu gösteriyor.<br />EVRENDE BÜYÜKLÜĞÜN SINIRI NEREDE?<br />Dünya bize büyük görünür.<br />Jüpiter, Dünya’yı küçücük bırakır.<br />Güneş, Jüpiter’i gölgede bırakır.<br />Stephenson 2-18 gibi kırmızı üstdevler ise Güneş’in bile ne kadar küçük görünebileceğini hatırlatır.<br />Fakat bütün bu karşılaştırmaların ötesinde belki de en etkileyici gerçek şudur:<br />İnsanlık, binlerce ışık yılı uzaklıktaki yıldızların ışığını analiz ederek onların sıcaklığını, parlaklığını, kimyasal özelliklerini ve yaklaşık boyutlarını araştırabiliyor.<br />Bir yıldızın büyüklüğünü tam olarak bilemeyebiliriz.<br />Ama bilimin gücü de zaten burada yatıyor.<br />Bilim yalnızca evrenin ne kadar büyük olduğunu anlatmaz. Bildiklerimizin sınırlarını da gösterir.<br />Sizce hangisi daha şaşırtıcı?<br />Tek bir yıldızın milyarlarca Güneş hacmine ulaşabilmesi mi, yoksa insanlığın bu kadar uzak gök cisimlerinin özelliklerini araştırabilecek bilgiye ulaşmış olması mı?<br />Arşen Kaan | Bilim ve Evren<br />Bilimsel kaynaklar:<br />* NASA – Jupiter Facts<br />* NASA – Sun Facts<br />* Astronomik yıldız katalogları ve Stephenson 2 bölgesindeki kırmızı üstdevlerin fiziksel özelliklerine ilişkin çalışmalar<br />* Kırmızı üstdevlerin yarıçapları ve yıldız evrimi modelleri üzerine astrofizik araştırmaları<br /><br /><img src="uploads/20261013_142739_samanyolu25.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /><br /><br /><img src="uploads/20261014_015315_ybasimge50.jpg" border="0"><br /><br />Orhan KALE dedi:<br /><br />Güneş in ne verdiği, NASA KAYNAKLARİNDA MİLYONLARCA SAYFA BİLİM ÇALİŞMASİNDA DETAYLI..<br /><br />dedim ki:<br /><br />Orhan Kale Bey Kardeşim.. bilim özdeşlik ve nedensellikle çalışır.. hukuk özgürlük ve amaçsallıkla çalışır. Bilim bilgi üzerine işler.. Hukuk değer üzerine işler. Benim bilimin işlediği bilim üzerine çalışmasına bir itirazım bulunmuyor. Nesnelerin nasıl çalıştığı kaç öğe yada birimden oluştuğu.. kimselerin nasıl işlediği hangi özellikleri ve nitelikleri bulunduğu konusunda dediklerini bir eleştirimde bulunmuyor. Ancak DEĞER noktasında bakınca bir elma da işe yarıyor bir güneşte işe yarıyor. Ancak güneş aynı zamanda bir değer nesnesi.. elma da bir değer nesnesi.. bu bakımdan bazı kimselerin bu değerlere saygı bir sevgi.. bir saygı.. bir minnetterlık.. bir teşekkür.. bir hamd duygusu bu muhteşem elmaları.. bu haşmetli inekleri.. bu görkemli güneşi.. kendileri gibi YARATILMIŞ görerek.. bunlara YARATAN'ları araması doğal ve normal.. hatta güzel ve iyidir. Ancak Tanrı konusu bilimsel bir konu değildir. Felsefe ya da dini bir konusudur. O konuya girmek isterseniz yontembilim.com safyamın FORUM kısmına çağırırım. Saygılarımla 0Z0 14.10.2026 01:55<br /><br /><br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 14-Ekim-2026 Saat 01:54</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 14:13:12 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6526#6526</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : Usul esasa mukaddemdir. &#304;man...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6520#6520</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Ekim-2026 Saat 15:37<br /><br /><br /><br />Usul esasa mukaddemdir. İman amelden önce gelir. Hem düşünen hem inanan insan orta yolu bulur. Sadece düşünen solcu.. sadece inanan sagcı olur. <br /><br /><br /><br />Paylaşımda her ne kadar MATEMATİK doğanın dili denilmişse de yerinde bir tanımlama değildir.. Nasıl günlük dilin mantığı bulunuyorsa mantıktan çıkartılan matemmatik de bilimsel bilginin DİLİDİR.<br /> <br /><br />Düşünce ve bilim tarihi incelendiğinde görülür ki mantık (lojik) ve aritmetik (hesab) ve geometri (hendese) ve matematik (riyaziye).. sayılar kuramı.. kümeler kuramı..  istatistik kuantum.. determine  rölativete..  parça parça eklenerek.. Aristo'nun.. Descartes'in, Fermatın,Euler'in  çalışmalarıyla ortaya çıktı.. resimde bu üç isim gösterilmediği gösterilmediği KUANTUM kavramını ve onun enerji denklemini ortaya çıkan Max PLANCK ın adı bile geçmemiş.. Diğer taraftan buradaki kişilerden  başka ünlü matematikçiler de.. örneğin GODEL..  bulunur. Zaten çoğu bilim kitapları ve anlatımında  din kitapları gibi İDEOLOJİ bulunur. <br /><br />Böyle yansıma da ilmi kendini edinen değil  değil bilgiyi başkasından alan mukallidlerin ve kopyecilerin kaçınılmaz karakteredir. <br /><br /><br />0Z0<br />yontembilim.com 12.10.2025 <br /><br /><br /><img src="uploads/20261012_153707_yba_bos50.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /> <img src="uploads/20261012_153629_matematikciler.jpg" border="0"><br /><br />EVRENİ ANLAMAMIZI SAĞLAYAN 9 BÜYÜK ZİHİN — MATEMATİK OLMASAYDI MODERN FİZİK DE OLMAZDI<br />Bir elmanın yere düşmesiyle kara deliklerin uzay-zamanı bükmesi arasında nasıl bir bağlantı olabilir?<br />Ya da bir gezegenin yörüngesiyle atom altı parçacıkların davranışını açıklayan şey ne olabilir?<br />Cevap, insanlığın geliştirdiği en güçlü düşünce araçlarından birinde saklı:<br />Matematik.<br />Yüzyıllar boyunca bilim insanları doğayı yalnızca gözlemlemekle yetinmedi.<br />Onu denklemlerle anlamaya çalıştı.<br />Bazı denklemler gezegenlerin hareketini açıkladı.<br />Bazıları elektriği ve manyetizmayı birleştirdi.<br />Bazıları uzay ve zaman hakkındaki bütün düşüncelerimizi değiştirdi.<br />Bazılarıysa antimaddenin varlığını, henüz deneylerde keşfedilmeden önce matematiksel olarak öngördü.<br />İşte modern matematiksel fiziğin gelişiminde büyük rol oynayan dokuz bilim insanı.<br />1. ISAAC NEWTON — GÖKYÜZÜ İLE YERYÜZÜNÜ AYNI YASADA BİRLEŞTİRDİ<br />Isaac Newton (1642–1727)<br />Newton’un en büyük başarısı, yeryüzündeki hareketlerle gök cisimlerinin hareketlerini aynı fiziksel yasalarla açıklamasıydı.<br />1687’de yayımladığı Principia, klasik mekaniğin temelini oluşturdu.<br />En tanınmış denklemlerinden biri:<br />F=ma<br />Kuvvet, bir cismin momentumunu ve dolayısıyla hareketini değiştirir.<br />Newton’un evrensel kütleçekim yasası sayesinde gezegenlerin yörüngeleri, Ay’ın hareketi ve cisimlerin yere düşmesi aynı fiziksel çerçeveye yerleştirildi.<br />En önemli değişim: Dünya ile gökyüzü ayrı fizik dünyaları olmaktan çıktı.<br />2. LEONHARD EULER — FİZİĞİN MATEMATİKSEL DİLİNİ GÜÇLENDİRDİ<br />Leonhard Euler (1707–1783)<br />Euler, matematiğin hemen her alanına katkıda bulundu.<br />Analiz, diferansiyel denklemler, mekanik ve akışkanlar dinamiğinde geliştirdiği yöntemler modern fiziğin temel araçları hâline geldi.<br />Ünlü Euler özdeşliği:<br />e^{i\pi}+1=0<br />Matematiğin beş temel sabitini tek bir denklemde birleştirir.<br />Akışkan hareketini tanımlayan Euler denklemleri ise bugün hâlâ atmosfer fiziğinde, astronomide ve mühendislikte kullanılmaktadır.<br />En önemli değişim: Matematik, fiziksel sistemlerin hareketini daha genel ve sistematik biçimde ifade edebilen bir dile dönüştü.<br />3. PIERRE-SIMON LAPLACE — EVRENİN HAREKETİNİ HESAPLAMAYA ÇALIŞTI<br />Pierre-Simon Laplace (1749–1827)<br />Laplace, Newton mekaniğini çok daha gelişmiş matematiksel yöntemlerle genişletti.<br />Özellikle gezegenlerin ve uyduların uzun dönem hareketlerini anlamaya çalıştı.<br />Laplace denklemi:<br />\nabla^2\phi=0<br />Kütlesiz bölgelerdeki kütleçekim potansiyeli gibi birçok fiziksel alanın tanımlanmasında kullanılır.<br />Laplace’ın çalışmaları yalnızca gök mekaniğiyle sınırlı kalmadı; olasılık kuramına ve diferansiyel denklemlere de önemli katkılar sağladı.<br />En önemli değişim: Karmaşık gök sistemleri matematiksel olarak ayrıntılı biçimde incelenebilir hâle geldi.<br />4. WILLIAM ROWAN HAMILTON — HAREKETİ YENİDEN TANIMLADI<br />William Rowan Hamilton (1805–1865)<br />Hamilton, klasik mekaniği daha soyut ve güçlü bir matematiksel biçime dönüştürdü.<br />Bu yaklaşım gelecekte kuantum mekaniğinin gelişmesi açısından da temel önem taşıdı.<br />Hamilton denklemleri:<br />\dot q_i=\frac{\partial H}{\partial p_i},<br />\qquad<br />\dot p_i=-\frac{\partial H}{\partial q_i}<br />Burada , sistemin Hamilton fonksiyonudur.<br />Hamilton mekaniği, bir sistemin konumlarını ve momentumlarını birlikte ele alır.<br />Bugün kuantum teorisinde enerji ve zaman evrimi kavramlarının merkezinde de Hamiltonyen bulunur.<br />En önemli değişim: Klasik mekanik ile modern kuantum teorisi arasında güçlü bir matematiksel köprü kuruldu.<br />5. JAMES CLERK MAXWELL — IŞIĞIN ELEKTROMANYETİK DALGA OLDUĞUNU GÖSTERDİ<br />James Clerk Maxwell (1831–1879)<br />Maxwell’den önce elektrik, manyetizma ve ışık büyük ölçüde farklı olaylar olarak inceleniyordu.<br />Maxwell bu olayları tek bir matematiksel çerçevede birleştirdi.<br />Örneğin Maxwell–Faraday denklemi:<br />\nabla\times\mathbf E<br />=-\frac{\partial\mathbf B}{\partial t}<br />Değişen manyetik alanın elektrik alan oluşturabileceğini ifade eder.<br />Maxwell denklemleri elektromanyetik dalgaların varlığını öngördü ve ışığın bu dalgaların bir biçimi olduğunu gösterdi.<br />En önemli değişim: Işık, elektrik ve manyetizma aynı fiziksel alan teorisinin parçaları hâline geldi.<br />6. HENRI POINCARÉ — KAOSUN MATEMATİĞİNİ ORTAYA KOYDU<br />Henri Poincaré (1854–1912)<br />Poincaré’nin en büyük katkılarından biri, tamamen belirli yasalarla yönetilen sistemlerin bile son derece karmaşık davranabileceğini göstermesiydi.<br />Özellikle üç cisim problemi üzerine çalışmaları, modern kaos teorisinin temellerini oluşturdu.<br />Newton yasalarını bildiğinizi düşünün.<br />Üç yıldızın birbirinin kütleçekimi altında nasıl hareket edeceğini hesaplamak istiyorsunuz.<br />İlk bakışta her şey belirli yasalara bağlı.<br />Ama başlangıç koşullarındaki çok küçük farklar, uzun vadede birbirinden çok farklı sonuçlara yol açabilir.<br />En önemli değişim: Fizik yasalarının belirli olması, geleceğin her durumda kolayca öngörülebileceği anlamına gelmez.<br />7. EMMY NOETHER — DOĞANIN KORUNUM YASALARININ ARKASINDAKİ SIRRI BULDU<br />Emmy Noether (1882–1935)<br />1918’de matematiksel fiziğin en derin sonuçlarından birini ortaya koydu.<br />Doğadaki sürekli simetriler ile korunum yasaları arasında matematiksel bir bağlantı vardır.<br />Noether teoremine göre, uygun fiziksel koşullarda:<br />* Fizik yasalarının zaman içinde değişmemesi, enerji korunumu ile ilişkilidir.<br />* Uzayda konum değiştirildiğinde yasaların aynı kalması, momentum korunumu ile ilişkilidir.<br />* Uzayda dönme simetrisi, açısal momentum korunumu ile ilişkilidir.<br />Bu sonuç bugün parçacık fiziğinde, kuantum alan teorisinde ve modern kütleçekim araştırmalarında merkezi öneme sahiptir.<br />En önemli değişim: Korunum yasaları, doğanın matematiksel simetrilerinin sonuçları olarak anlaşılmaya başlandı.<br />8. ALBERT EINSTEIN — UZAY VE ZAMANI YENİDEN TANIMLADI<br />Albert Einstein (1879–1955)<br />1905’te özel görelilik kuramını, 1915’te ise genel göreliliğin alan denklemlerini ortaya koydu.<br />Kütleçekimini uzay-zamanın geometrisiyle ilişkilendirerek Newton’un kuramını daha geniş bir fiziksel çerçeveye taşıdı.<br />En ünlü bağıntısı:<br />E=mc^2<br />Kütle ile enerjinin birbirine eşdeğer olduğunu gösterir.<br />Genel göreliliğin temel alan denklemi ise:<br />R_{\mu\nu}-\frac12Rg_{\mu\nu}<br />=\frac{8\pi G}{c^4}T_{\mu\nu}<br />şeklindedir; burada kozmolojik sabit sıfır alınmıştır.<br />Bu denklemler kara delikleri, kütleçekim dalgalarını ve evrenin genişlemesini anlamamızın temelini oluşturur.<br />En önemli değişim: Uzay ve zaman, fiziksel olayların geçtiği değişmez bir sahne değil, dinamik bir geometrik yapı hâline geldi.<br />9. PAUL DIRAC — MATEMATİKLE ANTIMADDEYİ ÖNGÖRDÜ<br />Paul Dirac (1902–1984)<br />Dirac, kuantum mekaniğini özel görelilikle uyumlu hâle getiren elektron denklemini geliştirdi.<br />Bu matematiksel yapı, elektronun antimadde karşılığı olan pozitronun varlığını öngörmeye götürdü. Pozitron 1932’de Carl Anderson tarafından keşfedildi.<br />Dirac denkleminin doğal birimlerle yazılmış biçimi:<br />(i\gamma^\mu\partial_\mu-m)\psi=0<br />Bu denklem modern relativistik kuantum teorisinin temel taşlarından biridir.<br />En önemli değişim: Matematiksel teori, henüz gözlenmemiş yeni bir parçacığın varlığına işaret etti.<br />BU DOKUZ BİLİM İNSANININ ORTAK NOKTASI NE?<br />Her biri doğanın başka bir yönünü anlamaya çalıştı.<br />Newton hareketi açıkladı.<br />Euler matematiksel yöntemleri geliştirdi.<br />Laplace gök mekaniğini derinleştirdi.<br />Hamilton mekaniğe yeni bir yapı kazandırdı.<br />Maxwell elektromanyetizmayı birleştirdi.<br />Poincaré karmaşık dinamik sistemlerin davranışını ortaya koydu.<br />Noether korunum yasalarını simetrilerle ilişkilendirdi.<br />Einstein uzay-zamanı yeniden tanımladı.<br />Dirac kuantum teorisinden antimaddeye uzanan yolu açtı.<br />Bunların hiçbiri fiziği tek başına inşa etmedi. Galileo, Lagrange, Gauss, Faraday, Hilbert, Planck, Schrödinger ve daha birçok bilim insanının katkıları da bu gelişmelerin vazgeçilmez parçalarıydı.<br />Ancak seçtiğimiz dokuz isim, matematiksel fiziğin tarihindeki farklı büyük dönüşümleri temsil ediyor.<br />ASIL FİKİR<br />Evrenin yasalarını anlamak için yalnızca teleskoplar, parçacık hızlandırıcıları ve mikroskoplar yeterli değildir.<br />Bazen bir kâğıt.<br />Bir kalem.<br />Ve doğru matematiksel düşünce bütün bilim tarihini değiştirebilir.<br />Maxwell elektromanyetik dalgaları matematikten çıkardı.<br />Einstein uzay-zamanın geometrisini denklemlerle tanımladı.<br />Dirac ise matematiksel kuramında antimaddeye işaret eden bir yapı buldu.<br />Matematik yalnızca doğayı hesaplamak için kullandığımız bir araç değildir.<br />Doğa hakkında daha önce fark etmediğimiz ilişkileri keşfetmemizi de sağlar.<br />Ve bugün kuantum kütleçekimi, kara delikler, karanlık madde ve evrenin kökeni gibi büyük problemlerde araştırmacılar aynı geleneği sürdürüyor.<br />Belki de evrenin henüz bilmediğimiz en önemli sırlarından bazıları, bugün çözmeye çalıştığımız denklemlerin içinde saklı.<br />Kaynaklar<br />* University of St Andrews — MacTutor History of Mathematics&#8288;&#65532;. Bilim insanlarının biyografileri ve matematiksel katkıları.<br />* American Physical Society — Symmetry Spotted in Statistical Mechanics&#8288;&#65532;. Noether teoremi, simetriler ve korunum yasaları.<br />* NobelPrize.org — Dirac Predicts Antimatter&#8288;&#65532;. Dirac denkleminin antimadde öngörüsü ve pozitronun keşfi.<br />* MacTutor — Henri Poincaré&#8288;&#65532;. Üç cisim problemi ve kaos teorisinin tarihsel gelişimi.<br />* MacTutor — Leonhard Euler&#8288;&#65532;. Analiz, mekanik ve akışkanlar dinamiğine katkıları.<br />Arşen Kaan <br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 13-Ekim-2026 Saat 14:42</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 15:37:41 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6520#6520</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : SA&#286; sola gelmez.SOL sa&#287;a gelmez.&#220;st...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6519#6519</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 12-Ekim-2026 Saat 12:43<br /><br />SAĞ sola gelmez.<br /><br />SOL sağa gelmez.<br /><br />Üst alta inmez.<br /><br />Alt üste çıkmaz.<br /><br />Sen merkezde durur hepsini seyredersin.<br />Eğer merkez bulursan.<br />Çünkü biz merkezi bilemeyiz ve olamayız.<br />Çünkü merkez ve özek değil mihrak ve ozakız.<br /><br />Dediler ki bir milyar yıllık astroitlerde yaşam taşları olan nükleobaz'lar bulundu.<br /><br />Dedim ki:<br /><br /><br /><br /><br />Birinci  kuşak bir milyar yıllık ömrü olan yıldızlarda elementlerin yaratıldığını biliyoruz.. 10 milyar yılık ikinci kuşak yıldızlarda bu elementlerle de yaşamın ortaya çıktığını biliyoruz. fakat  KARMAŞIK inorganik moleküllerin ve NÜKLEOBAZ  inorganik molekülerin nasıl meydana geldiğini bilmiyoruz. Bilen varsa söylesin.. 0Z0 yontembilim.com]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 12:43:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6519#6519</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : &#304;DEOLOJ&#304;D&#252;nya ve hayat g&#246;r&#252;&#351;&#252;n&#252;n...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6516#6516</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Ekim-2026 Saat 13:47<br /><br />İDEOLOJİ<br /><br /><br /><img src="uploads/20261010_134645_ideoloji.jpg" border="0"><br /><br />Dünya ve hayat görüşünün bilgi ve cahillikle doğrudan bağlantısı bulunmaz. Hayat görüşünün.. dinin.. felsefenin.. ideolojinin.. siyasi görüşün ilim ve cahillikle değil irfan ve inkarla ilişkisi olur. Sizin maruf bildiğinizi karşı taraf münker bilir ve inkar eder. Bu konuda Arap dili ilginç bir örnektir ve değerli bir saptama yapar. Orada cümleler lâ ve illâ ile kurulur. Tümcenin bir kenarı kesin olarak olumludur.. diğer kenarı kesinlikle olumsuzdur. Yani bir olasılık barındırmaz. Bu anlatım bizim bizim geniş zamanlı olurlu ve olumsuz tümcelerimize benzer. Bazıları bu dünyayı sever bazıları öbür dünyayı sever.. bazılarını kalıcı olarak kandığı dünya hoşuna gider bazılarının sonsuz olduğuna inandığı ahiret hoşuna gider. Bu bir tür değerler zevkler ve renkler tartışılmaz gerçeğini gösterir. Haber kipleri geçmiş ve şimdi ve geleceğini duyurmamıza yarar. Lakin olur ya da olmazlarımız bilgi kurarken işe yararlanılır. Her ne kadar haber kiplerini çeşitli varyasyonlarıyla çeşitlendirebilirsek bu olurları ve olmazları çeşitlendirecek; olabilir li ve olamaz lı olasılıklardan başka varsayım ve kuram ve yasalarımızdan başka bir çare kalmıyor. Böylece olur ve olmazların zorunluluğunu olabilirlik ve olasılık ile aşabiliyoruz. Bu dünyaya intibak etme becerimizin üstünde var sayma ve yok sanma yetimiz. İşte "değer"ler, bu yetimizin üstünde hiç yok (lâ) ve hep var (illa) diyen kendi dünyamızı kurma YETKİ'mizdir. İşte bu ayniyet ve hürriyetten son bu selahiyet ve istiklaliyeti birbirimize vermiyoruz.. belki korkuyoruz.. bunda da haklıyız. Çünkü kuvvetiyle hakim olan karşı tarafa bize kendi dünyamızı kurma yetkisi vermiyor. Kısaca ŞERİAT yani kurallardan yasaklar ve koşullardan yasalar çıkarma yetkimiz olan BİLİM ve HUKUK.. ister tanrı tanıklığa ister tanrı tanımazlığa dayansın.. karşı tarafa bir dayatma olarak ortaya çıkar. Bunun önlenmesini için kırk senedir sesimi çıkarırım.. lakin kimseye duyuramadım.. bununla beraber bir gün dilin dinleştirilmesi ya da dinin dilleştirilmesi.. yani İDEOLOJİ haline getirilmesinin önlenebileceğini umurunu ve umudunu bırakmadım. <br />Saygılarımla <br />0Z0 <br />yontembilim.com<br />10.10.2026  <br /><br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:47:46 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6516#6516</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : Marks&amp;#039;in kendisin s&#246;m&#252;r&#252;c&#252;...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6515#6515</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Ekim-2026 Saat 13:44<br /><br />Marks'in kendisin sömürücü olabilir lakin sömürü düzenini yazmış.. nitekim kitabı kendinin değildir.. GDD kitabında tarih ve isim vererek 18 ve 19 yy da İllimunati tarafından yazdırıldığı söyleniyor.. ben kitabın yalancısıyım.. ancak size görmediğimizi daha büyük sömürülere haber vereyim; çocuk zaten doğar doğmaz anayı sömürür.. biraz daha büyüyünce buna baba'yı katar.. gerekirse halalar ve dayılar sıraya girer.. böylece bir kuşak gider ikinci kuşak gelir.. bir yüzyıl gider ikinci yüzyıl gelir ve sonunda anlaşılır DÜNYA sömürünün anasıdır.. sona cani gitmiş posası kalmış insanı bağrına basar. Fakat ne yazık ki insanlar hem bu kel ve boklu bebeğe hem anası dünyaya tapar.. hem de başka insanların öldürülmesi ve katliamını da bunun için yapar. Dediğimi kimse kabullenemez.. amma red edemez de.. sadece şefkat ve rahmet.. doğa yasası.. Tanrı buyruğu gibi isimler takar. Dünya bir muammadır.. benim yazılarımda ondan aşağı kalmaz. Ancak bu kadar gizemli ve özgün ve yeni.. siyasi ve seksi içeriklerle yaptığım reklam ve propagandalara rağmen YBA öğrenilmesi ve kullanılması ve yararlanılması el atmaz. Hasılı dünyanın ilginç gizemleri saymakla bitmez.. biz hepsini bu kumların altına gömdük. Kimbilir bir gün göbekli tepe gibi ona açacaklarda çıkacaktır gelecekte. 0Z0 yontembilim.com 10.10.2026 00:30<br /><br /><br />Sidar Sebastian SERDARİS<br />paylaştı<br /><br />işçilerin en ünlü savunucusu, kendi ev hizmetçisine hiçbir zaman tek kuruş maaş ödemedi.<br />Karl Marx, hayatını insanın insan tarafından sömürülmesini teşhir etmeye adadı.<br />Fakat kendi çatısı altında, sınıf mücadelesinin peygamberi, mahkûm ettiği bazı burjuva patronlarla tıpatıp aynı şekilde davranıyordu.<br />Helene Demuth, kırk yılı aşkın bir süre boyunca Marx ailesinin hizmetçiliğini yaptı.<br />Çamaşırlarını yıkadı, yemeklerini pişirdi ve çocuklarını büyüttü. Bütün bunları, düzenli olarak tek kuruş dahi ücret almadan yaptı.<br />Hizmetçi yalnızca barındırılıyor ve doyuruluyordu. İstenildiği gibi çalıştırılabilecek, her türlü angaryaya koşulabilecek bir konumdaydı.<br />1851’de, Komünist Manifesto’nun yazarı bir sınırı daha aştı: Hizmetçisini hamile bıraktı.<br />Bu asimetrik ilişkiden bir erkek çocuk dünyaya geldi: Frederick.<br />Marx açısından bu gayrimeşru oğlun varlığı bir felaketti. Çocuğun varlığı, onun kamuoyundaki imajını ve Prusyalı bir aristokratla yaptığı evliliği tehdit ediyordu.<br />Proletaryanın büyük savunucusu, kendi işçi sınıfından çocuğunu tanımayı soğukkanlılıkla reddetti.<br />Daha da kötüsü, saygınlığını kurtarmak için sefil bir yalana başvurdu.<br />Sadık dostu, zengin sanayici Friedrich Engels’i, kendi yerine kamuoyu önünde babalığı üstlenmeye ikna etti.<br />Küçük Frederick annesinden koparıldı ve gizlice Londra’nın yoksul mahallelerinde yaşayan bir koruyucu ailenin yanına gönderildi.<br />Marx onu hiçbir zaman tanımadı. Ona hiçbir zaman tek kuruş ödemedi.<br />Yıllar boyunca çocuk annesini ziyarete geldiğinde Marx, evin ana kapısından girmesini yasakladı. Mutfağın bulunduğu taraftaki hizmetçi kapısından girmek zorundaydı.<br />Bu sır, komünizmin babaları tarafından büyük bir kararlılıkla saklanacaktı.<br />Engels, ancak ölüm döşeğinde, çocuğun gerçek babasının kimliğini nihayet itiraf edecekti.<br />Karl Marx, hizmetçisi ücretsiz olarak parkelerini temizlerken, kendisinin dünyaya getirdiği çocuğu gizleyip terk ettikten sonra Kapital’i yazdı.<br /><br />August Bardamu<br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:44:39 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6515#6515</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : 41.HAFTA Dinlenme GUNLERI Cum&amp;#039;a...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6514#6514</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09-Ekim-2026 Saat 11:56<br /><br /><img src="uploads/20261009_115607_015_GABD__09102.jpe" border="0"><br /><br />41.HAFTA Dinlenme GUNLERI Cum'a Cumartesi Pazar.. 3 gun 24×3=72 saat<br /><br />Önceki Pazartesi Sali Çarsamba Perşembe  Çalisma Gunleri 24×4=96&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ile  yaklasik 170 saatlik bir süre veriyor.<br /><br />Boşa geçirdiğin saatler ile içini işle  dolduramadiğin <br />gizli S A A T leri de sayarsan çalışma ve dinlenme gunleri ilev 200 saat yani 7 gun degil 8 KARE yitirmişsin demektir.. <br /><br />Geçmise giden vakitlere ya da mazide kalan saatlere ne oluyor dersiniz ? <br /><br />Gidiyorlar mı..<br />Geliyorlar mı..<br /><br />Bitiyorlar mı..<br />Başliyorlar mı..<br /><br />Kalıyorlar mı <br />Geçiyorlar mı<br /><br />Buna kimse KESIN  yanıt veremez.. amma kaniti verebilirim.<br /><br />Yitmiyorlar.. yetkinleşiyorlar ve bu senin ve benim yani bizim çaba ve çalışmamiza bağli...<br /><br /><br />VAKİ olan geçmis denilen mazinin KABLİ böyle ise gelecek denilen atinin BA'DE nin  IMKANATININ ne oldugunu var sen hesab et!<br /><br />ZAMAN gazetesini kapatabilirsin lakin geçen zamani kapatamazsin.. bunun gibi AK PARTIYI kapatabilirsin fakat GELECEGİ kapatamazsin...<br /><br />Degil musluman ve sunni ve musalli fetoculari ve retoculari  ister turk ister kurt.. ister arap ister fars.. ister hristiyan ister yahudi.. ölenler öldürenler.. butun bu <br /><br />Âdem ogullari bunlar INSAN degil mi ? <br /><br />Ibrahim oğullari INSAN degil mi ? <br /><br />Muhammed oğullari INSAN degil mi ?<br /><br />Şu ORTADOGU denilem İslam Dunyasinin yuz yildir akittigi kan ve goz yasindan once SALAH sonra HALAS olmasi için ne lazim geliyor ?<br /><br />İrandan yunanistana.. iraktan israile kadar butun halklarin o cografyalardaki kişilerin devletlerinin  ustunde.. partilerin ve şirketlerin otesinde.. dillerin ve dinlerin ve kulturlerin otesinde bir "anadolu" INSAN'ı oldugunu anlamalari icab ediyor.<br /><br />Bunun  için once hocalik ve yazarlik etiketini sıyırman bekleniyor sonra öğrencilik ve okurluk gomlegini çikarman gerekiyor.<br /><br />Eger sende bunu istiyorsan bundan sonra sana geçmis ve gelecek üstunde bir rol veren HALIFE ARZ rutbesine hazirlan...<br /><br />Işin buyuk<br />Işlevin koca<br />Gorevin yuce<br />Hizmetin ulvi<br />Ucretin azametli<br /><br />Bir ucunda.. ademin ve yoklugun cehennemi.. bir ucunda varligin  vucudun cenneti.. olan..  ÇIZGIYI çağiriyorum...<br /><br />Var  ölüşü yok ölüşe&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />ÇEVIREN aidiyeti<br />var oluşu  yok oluşa&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />DONDUREN sahibiyeti<br />anlamaya  çağiriyorum..<br /><br />seni..<br /><br />GELIYOR MU SUN,,,<br /><br />0Z0<br />yontembilim.com<br />09.10.2026 üçyol izmir 11:10]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 11:56:20 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6514#6514</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Sa ve sol ile alt ve ust : BU G&#220;N 7 EK&#304;M 1923  KATL&#304;AMININ...</title>
   <link>http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6512#6512</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.yontembilim.com/forum/member_profile.asp?PF=42">osmanziya</a><br /><strong>Konu:</strong> 3116<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 07-Ekim-2026 Saat 13:42<br /><br /><br /><br /><br />BU GÜN 7 EKİM 1923  KATLİAMININ 3.NCÜ YILIDIR.<br /><br /><br /><br />Günlük Dilin Düz Yazısı<br />GDDY<br />ile neler yapabiliriz ?<br />Edebiyat yaparız..<br />Tarih yazarız.. <br />Kitap basarız.. <br />Yazıdan ve görüntüden ve rakamlar ve harflerden önce<br />SES bulunuyordu.<br />Onunla KONUŞURUZ. <br />Peki bununla ne yaptık ?<br />Bu güne geldik !<br />GDD<br />Gizli Dünya Devletinin bu GDDY ile yaptıklarından <br />memnun muyuz ?<br /><br />TEKNOLOJİ .................. İDEOLOJİ<br /><br />.................İlim&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Y&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbadet............<br /><br />BİLİM ---------------- HUKUK <br /><br />............Ticaret&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyaset........ <br /><br />DİN...............................................DİL<br /><br />Peki kendi yaptığımızdan hoşnut mu yuz ?<br />Bilimin istediği İKTİSADI  yapabiliyor muyuz ?<br />Hayır!<br />Hukukun istediği ADALETİ edebiliyor muyuz ?<br />Hayır!<br /><br />Öyle ise neden GDD devletini şikayet ediyoruz ve GDDY yazısından yakınıyoruz ?<br /><br />Çünkü yukarıda şemasını çizdiğim  10 kelimelik tablodan hiç bir şey anlamıyoruz ! Hatta o yuvarlak 10 sözcüğün anlamını biliyoruz lakin anlatmını yapamıyoruz. <br /><br />Belki her biri için bir makale hatta kitab yazacak arkadaşlarımız olabilir ancak onlarında sağdan ve soldan topladıkları bilgiler ve ezberleri söze dizmekten fazla yapabilecekleri fazla bir iş bulunmuyor.<br /><br />Amma eğer bir olmasaydı..  tekerlekten yazıya.. matbadan kitaba.. telgraftan telefona.. radyodan televizyon.. bilgisayardan internete..  sosyal medyadan yapay zekaya geçebilir mi idik ?<br /><br />Peki geçtik diye İKTİSADI artırıp ADALETİ çoğalattık mı ?<br /><br />Hayır !<br /><br />Ne yapmamız lazım ?<br /><br />Dil ve bilimde iktİsattan HİKMETE<br />Din ve hukukta adaletten AHLAKA <br />geçmemiz  gerekiyor ki işte GDD kullandığı GDDY ile sağlanamiyor... <br /><br />0Z0<br />07.10.2026 üçyol izmir 14:09<br /><br /><br /><br /><br /><br /><img src="uploads/20261007_133832_sagsol00.jpg" border="0"><br /><br />Sol ve sağ  bir birine dönüşmez<br /> <br />Yukari ve aşağı bir birinin yerine geçmez.<br /><br /><br /><br /><br />Sosyal siniflar Marksin icadi degildir ancak alt ve ust yapi bir birinin tersi olan Sag Hegel sol Marks ile icad edilmis Kant öncusunun haritasidir. Sokrat orta yolcusundan Platon sağcisi ve Aristo solcusunun durumuda böyledir. <br /><br />0Z0<br /><br />DEDİM Kİ:<br /><br /><br />Yani bu acılar sürsün mü ? Sana yanıt vermez Namık KARACA Devlet BAHÇELİ.. senin yazın paylaşan Mehmet ÇETİNER bana verir mi bilmem.. Biz onların babalarını öldüreceğiz.. onların çocukları bizim çocuklarımızı öldürecek.. bu ila nihaye devam etsin mi ? Savaş ve barış dünyanın her yerinde görülen bir şey.. sebebleri bulunur.. sonuçları olur.. nedenleri olur.. neticeleri bulunur.. bu gün 7 ekim 2026 tam üç yül önce İSRAİL saldırıp katliama başlamıştı.. NEDEN daha önce HAMAS ın askeri kanadı sivil kanadından habersiz kuşatıldıkları Gazze'den bir HURUÇ harekatı yapmışlar onlarca İsrailli İNSANLARI esir almaşlırdı.. bu üç yıllık KATLİAM onun sonucu oldu.. sebeb ve sonuç arasında bir ORANTI olmadığı için biz bunu savaş demiyor katliam diyoruz. Daha önce 6 Şubat bu ülkede daha önce DEPREM oldu 10 şehir nerede ise haritadan silindi.. bundan daha önce 2020 de SALGIN (korona) iki sene dünyayı esir aldı.. işte doğal afet.. sosyal afet.. yarı doğal ve yarı sosyal afetlerin bütün sebebleri ve neticeleri ile nedenleri ve sonuçlarını saysam.. bu sefer yok neden dedin niye sebeb demedin.. ya da sebeb demedin de neden dedin.. kavgası yaparız solcu bir amirim geldi.. imkan kelimesini çizer olanak yazardı.. sonra sağcı bir amirim geldi alıştığım olanak kelimesini çizer imkan yazardı.. 40-50 yaşlarında ne o iki amirim ne de ben bu possible kavramını bilmezdim.. 65 yaşında ben kendim öğrendim.. şimdi bunu yazsam yazı uzar.. yani bu acıları yazanın kitap haline getirebileceği bu travmaları.. hepimiz yaşadık.. 11 eylül de yaşadık.. dünyaca.. 12 eylülde yaşadık ülkece.. aslında son bahar yıkım gibi ilk bahar kurumu da bulunur.. yaz ve kış da bunların SEBEBLERİ olur. her şey kılınır ve yıkılır.. yapılır ve yıkılır.. fakat bizim dikkatimizi daha çok YIKIMLAR ve tahripler çeker ve biz bunları TAMİR etmeyi çoğu zaman düşünmeyiz.. şimdi kalkmış BAŞIMIZDAKİ iki adam bu yıkımlar bitsin istiyorlar.. kendileri mi mi istiyorlar yoksa onları dünyanın küresel efendilerimi istiyor bilemeyiz.. ancak AKLIN YOLU BİR.. kimse olumsuz iç savaş yıkımı sürsün istemez.. KANDAN beslenen bazıları istemiyor olabilir.. elbette onlarda insan.. dedikleri yapmak ister amma sana şunu söyleyim: Yer kürede SU yani TUZLU denizler dörtte üç.. amma işe yarar TATLI su.. dört yüzde üç.. belki daha azdır.. nete sor öğren.. dörtte bir karada yaşayan insanlar bu orana benzer; TATLI SU görünen YAHUDİLER.. TUZLU DENİZ görünmeyen dünyanın zengin yahudileri ve masonları ve yandaşları ve bağlı ettikleri ve bağımlı ettikleri BİZLERİZ... 7 ekim haftası içinde sanki bunu bilmiyormuş gibi yazdım ki ya yeter artık şu yahudileri bir toprak verin dedim.. o israil de yaşasınlar.. onlar da insan be.. herkesin vatanı bulunuyor onlarında olsun.. sen misin bunu diyen.. BİR BOMBA da bana PATLADI 15 ekimde Anneme Ambülans çarptı.. iyiki çarptı çünkü hemen Hastaneye götürdüğü.. kaybından ölmekten kurtuldu.. ama kafasında ve ayaklarında kırıklarla iki senede ayağa kalkabildi.. diyeceksin ki sebeb ve sonuç ne alaka! Ben de sana derim ki bu yazıları yazıp paylaşacağına.. sebeb nedir.. sonuç nedir.. imkan nedir.. ihtimal nedir.. kader nedir.. kaza nedir.. ata nedir.. ceza nedir.. insan nedir.. kainat nedir.. Tanrı kimdir.. bir öğreniver.. fakat öğrensen bile kim nedir ne kimdir ASLA BİLMEYCEKSİN.. çünkü ne sen ne de ben..NEREDEN gelip nereye GİTTİĞİMİZİ bilmiyoruz.. ancak o ölenler var ya.. o ölenler.. belki bizden biraz daha iyi biliyordur.. işte GDD (gizli dünya devleti) olan küresel efendiler.. senin ve benim yazım.. yani GDDY (günlük dilin düz yazısı) ile dünyaya hakim oluyor.. yani senin yazın ile benim yazım.. onların bu hakimiyetini sürdürüyor.. desem yine diyeceksin GDDY &gt;&gt;&gt;&gt; GDD sebeb sonuç ne alaka.. işte bu ALAK ve ALAKA kelimesine dikkat et.. onda büyük bir hazine bulunuyor.. bir anlasan bütün o aşkın sevgisini ve ışkın bilgisini burakıp alakanın MEŞKİNE yönelirsin.. Saygılarımla <br />0Z0 yontembilim.com <br />07.10.2026 üçyol izmir <br /><br /><br /><br />11:56<br /><br /><br /><br /><img src="uploads/temp/20261007_141010_yba_dolu25.jpg" border="0"><br /><br /><br /><br /> <br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen osmanziya - 07-Ekim-2026 Saat 14:12</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 13:42:59 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3116&amp;PID=6512#6512</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>