Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
İnsan Bilim
 YöntemBilim Forumu | İnsan Bilim | İnsan Bilim
Mesaj icon Konu: TURLU Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: TURLU
    Gönderim Zamanı: 04-Ocak-2023 Saat 23:25
1951 kodu almuş bu yazı.. ile nufus kağıdında büyütülmüş yaş olarak 03.06.1052 yazan.. ancak Annesinin ifadesiyle 10.11.1953 de doğmuş biri olarak 69 ile 70 yaş arasında SEYERAN eden.. birisi olarak memleketimi özlüyorum.. düz yazılarımı memleket resimleri arasına serpiştirerek hasret gidiyorum.. bir zaman insanlar doğdukları yerde yaşıyorlardı.. daha sonda doydukları yerde yaşamağa başladılar.. biz işte bu 1950 kuşağıyız.. 1975 kuşağı ise konuştukları yerde.. yani yabancı bir dil biliyorlarsa dünyada yaşamaya ve doymaya başladılar.. misal ülkemizde bulunan yabancı denilen aslında yabancı olmayan bizden biri olan müslümanlar.. suriyeliler.. araplar.. zaten daha önce batıdan da müslümanlar gelmişti.. zaten daha önce bu ülkede.. galyalılar.. frigyalılar.. lidyalılar yaşamıştı.. batından doğudan ise urartular.. farslılar.. geldi.. elbette üzerinden bir YUNUN geçti.. bir de ROMA.. elbette türkler ve araplarda bulunuyor ve biz bin yıldır burada oturuyoruz.. kusura bakmayın.. siz burada bin yıldır burada oturuyorsunuz size bu güzel ülkede oturtmazlar.. bin yılda daha burada oturmak istiyorsan 5000 yıldır Anadolu'da doğudan batıya.. batıdan doğuya.. geçen kavimlerin köprüsü olan bu ülkede.. geçmişin ve geleceğin kavşaklaştığı bu ulusta.. irandan yunanistana.. ıraktan israile.. orta doğu haklarının kan ve gözyaşının.. dinmesini istiyorsak.. ÖNCE İNSAN olmanın yoluna bakacağız.. kültürün bileşenleri olan dil ve din dahi İNSANİYETİ inşa etmektedir.. memleketini şehrini sev.. ülkeni ve vatanı koru. dilini ve dinin say.. lakin İNSAN olduğunu hiç bir zaman unutma.. Beşeriyetin yapısından ve kültüründen çıkan UYGARLIĞIN yapılandırmak olan INSANLIĞI anlamaya çalış.. belki o zaman insaniyet-i kübra olan İSLAMİYETE doğru yol alabilirsin.. sağlıcakla kalınız.. saygılarımla.


Fazla bir fikrim bulunmuyor.. bu anyı fikirleri söyleye söyleye ben bıkmadın ve usanmadım.. aynı düşünceleri dinleye dinleye okurlarım usandılar.. YBA reklamını ve propagandasını yapmak için dile getirdiğim fikir ve düşünceleri yineleye yineleye insanlar bıktılar.

Bu arada meramım olan YBA edinme.. edinilen bu dil ile öğrenme.. öğrendiklerini kullanma.. bu kullanmalardan yararlama ortaya çıkmadığı için Yöntem Bilimsel Analiz'in önemi ve değeri anlaşılmadı ve bu yüzden YBA dilini edinme istek ve dilek ve talepleri belirmedi.. Benim ve YBA tâlipleri de olmadı.. Bir önceki yakınma yazıma da bir yanıt gelmedi henüz.. ki ben onu diğer yöntembilim ve insanbilim yapan sayfalarımda da dillendirmiştim.

Elbette burada dillendirdiklerimin hepsi okunacak değil.. eğer sayısı yoğun.. konusu soyut ve anlatımı ağır ise.. SİZİ SUÇLAMAYAYIM.. keza dile getirdiklerimin de hepsi de sizler tarafından tamamiyle ve kemaliyle kavranılmış ve anlaşılmış değil.. KENDİMİ DE SUÇLAMAYAYIM..

EĞER suçla TABLOLAR ise işte bu yazımda hiç bir tablo bulunmuyor.. sadece GÜNLÜK DİLİN DÜZ YAZISI (GDDY) bulunuyor. Bu yazılarda YBA reklamı ve propagandasından ibaret.. Sadece sizleri TABLOLARI incelemeye ve izlemeye.. imgelemeye ve irdelemeye çağırır.. o kadar. Saygılarımla.. sağlıcakla kalınız. Osmanziya 05.01.2023 Üçyol-İzmir.




ANLAMLANDIRMA

İnsanlar birbirlerinde bu yolla yakınırlar.. beni anlamıyorlar diye.. acaba kendisi diğerlerini anlamak için ne ekadar gayret sarf etti.. ancak dünyanın en zor işi.. anlam.. anlamlandırma ve anlatımdır.



SEVGİNİN KÖKENİ

Hayat sevince ve sevilince güzel.. ancak arada bir "karşılık" olunca sevgi biraz buruklaşır.. ancak sevgiye yol açan güzelliğin.. iyiliğin ve yetkinliğin kökenine inilince.. bu karşılıkla karışık sevgilerin.. asıl güzellik ve sevgiye götüren ince bir yol olduğunu anlaşılıyor.







KÖKENLERİMİZ

İnsan elinde olmadan.. BULUNMAYAN sonsuzluğu ve OLMAYAN başıboşluğu ister.. çünkü elindeki emanet olan özdeşlik ve özgürlüğü yani dilini kötü ve kötüye kullanır.. ve bu yüzden YANLIŞ olduğunu anladığı alışkanlıklarından ve DOĞRU olmadığına inandığı alışkınlıklarından kopamaz.. kopamıyoruz.. kopamıyorsunuz.. kopamıyorlar.. az önce bir yerde ".. ana babanin vazifesi; çocuğunun yetenekleri saptayıp buna uygun olanakları sağlamaktır. Çoğu ana baba bunu yapamaz bu çocuğun üzerine düşer. Çoğu çocukta bunu yapamaz yük devletin üzerine kalır. Çocuğu eğitim sürecinde izleyerek Üniversiteyi girişini rastgeleye gelişi güzel bağlamamaktır. Gelişi çirkin rast gelmeyenlerden kurturmaktır. Kimbilir belki böyle bir aile.. böyle bir çocuk.. böyle bir devlet, gelecekteki toplumlardan ve uluslardan çıkacaktır." dedim. Bu durumda işe damardan girip SONSUZLUK bulunmayanından vaz geçmekle ve ÖZGÜRLÜK olmayanını bırakmakla.. sağlanabilir.. kestirme ve fakat zor yol: YBA.. buna neden ihtiyaç duyuyoruz: Çünkü Simurg AYNA'yı ters tutuyor ve SYN'i göremiyor. Bu yüzden Semotikte sağlıklı çalışmıyor.. bu yüzden resmi filoloji ve teoloji ile sivil filozofi ve teozofi arasında bağlantı koptu.. Bu yüzden etraf kendi Tanrı sanan Sanrı'larda doldu.. homa Sapiens'den geldiğini sanan Homu Deus'a koşuyor.. üçüncü türü arıyor ve insanlığı 2.0 a çıkarmaya çalışıyor.. kendini dönüştüremeyen başkasını değiştiremez.. başkasını değiştiremeyen toplumu geliştiremez.. toplumu geliştirmeyen ulusu ilerletemez.. ulusu ilerletemeyen yereli yükseltemez.. yerelini yükseltemeyen küresel hesapları içinde kaybolur.. elbette bu bugün olmaz.. zaten bunun için gelecek bulunuyor.. öyle ise bize gereken var saymalarımızın ve yok sanmalarının ayırdında olmak ve bu geçici hayatın kalıcı sonuçlarını değerlendirebilmektir.. diye düşünüyorum. https://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp... sağlıcakla kalınız. Saygılarımla.






ÜNLÜ OLMAK




Kişiler ve olaylar duzeyinden olgular ve düşunceler düzeyine ulaşmış kişiler arasinda önemli olan fikir alişverişidir.. Şahin Dogan ve Ferdi Tayfur isimlerinin bulundugu ANKARA TARIHSELCILIK face GURUBUNDA fikirlerime elestiri ve sair tepki ve geri dönuşler alamadim. Hatta gurubun yoneticisi AKBULUTU bu konuda hakarete varan eleştiride bulundugum halde buna bile yanit vermediler. Bir yıl kadar izledim ve bir yildan fazladirda gurubu izlemiyorum. Başkalarini eleştiri ile ayakta kalmaya çalisan ŞAHIN in elbette fikirle degil insanin ünü ile ilgisi oldugu belli.. ondan yanit alabilmeniz için ya Ducane ya da İslamoglu ya da Cubbeli ya da Okuyan veya Özturk olmalisiniz.. eger size de yanit vermişse bu ünlü oldugunuzun kanitidir. Fakat ben ünlü olursam asla ona yanit vermeyecek ve onu ADAM yerine koymayacagim. Bu yaziniza da bu nedenle yanit vermiyorum.. beni bağışlayiniz Degerli Hocam. Insan ünlü olmakla insan olmuyor. Elbette insanın hasılatı kadar haysiyeti.. yani ürünü kadar ürünü olur ve bu da ona bir ÜN verir.. ancak bir süre sonra başınıza ikinci bir iş açılır.. Ününüzü unutmak.. ve sıradan insanlarla sıradan ilişikiler kurabilmek.. çünkü kurtuluşun yonu ben değil biz olabilmektir. Rabbimiz yâr ve yardımcımız olsun. Amin.

Çok şükür üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.. yukarıda bazı KURAMSAL konuları söz konusu ettim.. ünlü olmak.. kaliteli mal ve hizmet sunumunda ve üretiminde başarılı olabilmek.. karakterli fazilet ve kemalat seriminde ünlü olmayı unutabilmek.. insanın kendi deneyimi ile ortaya koyabileceği bir durum.. uygulama etkinliğinde ve uyma ediminde başarmak.. yani bireyselliğinin başatlığını ortaya koyabilmek yaşam yolculuğunda ciddi bir sınavdır. Ben sadece Ankara Tarihselcilik okulunda.. nette ve facde başıma gelenleri söylüyorum.. fikirlerini ve düşüncelerimi anlamayanları ve eleştiri ile yanıt veremeyenlere diyeceğim bir sözü olamaz.. ancak FİKİR DÜZEYİNE gelipte fikirlerime KARŞILIK vermeyenleri suçlamadığım zaman bu sefer daha kötü bir duruma düşüceğim.. çünkü fikirlerimi anlamayacakları kadar onlardan "Yükseğim".. bu da çirkin bir gurur olacak ki bu duruma düşmemek için suçlamamı sürdüreceğim.


FAKİRLİK

Fakirlik ve zenginlik; aynen kadın ve erkek.. genç ve yaşlı.. sağlam ve hasta gibi bir İNSAN FORMUDUR.. fakirlikten yakının ve gözünde ekonomik sorunlardan başka problemleri olmayanlar.. herkesin kadın.. herkesin genç.. herkesin sağlam.. olmasını isteyen yaşamdan ve yaşamın anlamından kopuk kimselerdir. Çünkü bu dört çift olumlu-olumsuz pozisyonun da bir anlamı ve amacı bulunur.. ki bunlar bütün edebiyat ve ilim prosesini bilim ve hukuk vetirisini san'at ve hikmet sürecini.. oluştururlar ve insanın bireysel gelişiminin ve toplumsal ilerlemesinin ve ulusal kalkınmasının motorudurlar. Sonuçta FAKİRLİK bir sorunsal olarak her zaman var olacak.. çünkü insanların çoğu fakirliği MAL yoksulluğu olarak görüyor.. zihin, kültür ve gelişim mahrumiyetinden dolayı da haberi olmuyor.. diye düşünüyorum.




Düzenleyen osmanziya - 05-Ocak-2023 Saat 08:41
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 05-Ocak-2023 Saat 08:05


YETENEKLER VE OLANAKLAR


Bazı işler parayla olmuyor.. ana babanin vazifesi; çocuğunun yetenekleri saptayıp buna uygun olanakları sağlamaktır. Çoğu ana baba bunu yapamaz bu çocuğun üzerine düşer. Çoğu çocukta bunu yapamaz yük devletin üzerine kalır. Çocuğu eğitim sürecinde izleyerek Üniversiteyi girişini rastgeleye gelişi güzel bağlamamaktır. Gelişi çirkin rast gelmeyenlerden kurturmaktır. Kimbilir belki böyle bir aile.. böyle bir çocuk.. böyle bir devlet, gelecekteki toplumlardan ve uluslardan çıkacaktır.



YORUMLAMA VE YORULMA

Fakirlik ve zenginlik; aynen kadın ve erkek.. genç ve yaşlı.. sağlam ve hasta gibi bir İNSAN FORMUDUR.. fakirlikten yakının ve gözünde ekonomik sorunlardan başka problemleri olmayanlar.. herkesin kadın.. herkesin genç.. herkesin sağlam.. olmasını isteyen yaşamdan ve yaşamın anlamından kopuk kimselerdir. Çünkü bu dört çift olumlu-olumsuz pozisyonun da bir anlamı ve amacı bulunur.. ki bunlar bütün edebiyat ve ilim prosesini bilim ve hukuk vetirisini san'at ve hikmet sürecini.. oluştururlar ve insanın bireysel gelişiminin ve toplumsal ilerlemesinin ve ulusal kalkınmasının motorudurlar. Sonuçta FAKİRLİK bir sorunsal olarak her zaman var olacak.. çünkü insanların çoğu fakirliği MAL yoksulluğu olarak görüyor.. zihin, kültür ve gelişim mahrumiyetinden dolayı da haberi olmuyor.. diye düşünüyorum.

Cemadat ve maden...

Nebatat ve hayvanat...

Melaike ve ruhaniyat...

INSAN bunun neresinde ?
Insan YORUMLAMA gucu.. rüyalarda.. filimlerde.. inançlarda.. oylesine bir "gerçeklik" örer ki yaşadığımiz ORTAK DÜNYA.. geçmişin ruyalari ve gelecegin hulyalari arasinda.. çok dar bir bant teşkil ediyor.

Boyutlar.. alanlar.. kuvvetler.. kütleler ile biz onu FIZIK olarak HESAPLADIGIMIZ gibi PSIK olarak ta DILLENDIREBILIRIZ.. ancak ne kadar gerçek ve ne kadar dogru.. ne kadar metafizik.. ne kadar para psik.. ?
Ve ne kadar KÜLTUREL.. SOSYAL.. EKONOMIK..POLITIK..ve MILITER ?

Bunu ancak yapılacak bir SAVAŞTA anlayabilecegiz ?

Ancak bundan önce de sen kendinle savaşarak sağlam ve saglikli bilgi ve deger taşiyan sozlere DUYARLIK ve UYARLIK göstererek DUNYANI kurabilir.. örebilir ve görebilirsin.. böyle kendini ve başkasini ve insani TANIYABILIRSIN... sayılarımla.. sağlıcakla kalınız.
Mustafa BUĞUÇAM



Halkı tahrik ile Hakkı tahkiri birbirinden ayırmak gerekir.. bu meyanda.. hakikatı savunmadan ziyade kuvvete sahip olmanin önemini de anlamak gerekiyor. En önemlisi.. reaksiyon ile aksiyon arasındaki farkı anlayıp.. hakikata Hakka bağlarken hürriyeti ve meşvereti.. hikmeti ve izzeti de gözden kaçirmamak isteniyor.
Tarik TARKAN paylaşımı

1901 yılında Sabetay Osman Hamdi''Mihrap'' isimli tabloyu yapmıştı.
Dini, Kur'an'ı , camileri aşağılayan bir resimdi.
Yıl 2023 dönme Eda Taşpınar benzer pozla çıktı.
Ne güzel demişler, 'Katran kaynamayla olur mu şeker
cinsine ettiğim cinsine çeker'
Bugün gündem olan provakatif eylemlerin çoğu tarihimizde adet olagelen eylemlerdir.
Daha Yeni başlıyor.
80 öncesi hayal ediliyor
Tabi oyuncu bulabilirler ise



Güneş TAN paylaşımı
5’İNCİ BOYUT GEZEGENLERDE YAŞAM:
   
İnsan olan diğer gezegenlerde, dünyada bilinen aile, çocuk, baba, anne, dede vb. yoktur. Tüm gezegen, aile ve hayvanlar da dahil olmak üzere herkes gerçek anlamda kardeştir. Bir kardeşin sorunu varsa tüm gezegende sorun vardır ve herkes çözüm arar. Herkes 3-4 önceki hayatı hatırlar. Manevi bilgi tamdır, ölüm diye bir şey yoktur. İlişkiler vardır ama asla evlenmezler ve sonsuza kadar birlikte olmazlar. Her zaman daha deneyimlidirler. Daha çok bilinçlenmeye karar verdiklerinde ayrılırlar, herkes birbirini kabul eder ve saygı duyarlar. Yaşlanmazlar. Hastalık sadece toprakta meydana gelir. Her zaman genç ve güzeldirler. Daha yaşlı görünmek isterlerse görünüşlerini kolayca değiştirirler. Ölüm, yüksek bilinçli alemlere geri dönmek için bir fırsat olarak değerlendirilir ve sonra geri gelirler. Yaklaşık 900 yıl yaşamları vardır ve en fazla 25 yaşında gibi görünürler. Ölümleri meditasyonla gerçekleşir ve bir kadının rahminde yeniden doğarlar. Eğitim zorunlu değildir ve asla dayatılmaz. Herkes ne isterse onu öğrenir. Politika, din, para gibi maddi ve nefsani duygular yoktur her şey manevi duygular üzerine kuruludur. Herkes kendi toplumunun lideridir. Herkesin tüm doğal kaynaklara erişme hakkı vardır. Yaratma özgürlüğü tamdır. İstediklerini sipariş edebilirler ve üretebilirler. Ekonomi sadece yardım ve katkı zihniyetiyle çalışır. İhtiyaç duydukları her şeye ücretsiz erişim hakları vardır ve herkes ürettiğini birbirine verebilir. Gelişmiş teknoloji ile her şey bol ve kolay elde edilir, kıtlık yok, bolluk vardır. İhtiyaçları olan her şeyi alırlar ve paylaşırlar. Birbirlerinin düşüncelerini okuyabildikleri için hiç kimse yalan söyleyemez. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler arasındaki iletişim telepatiktir. Ses de kullanılır. Birçok gezegende bitki örtüsü (Avatar filminde olduğu gibi) karanlıkta parlar. Daha fazla renk, ses, hayvan, canlı, sebze, meyve, farklı sebzeler vardır, çünkü onlar vejetaryendirler.
Nebadon Evreninden-Laura Flores
Ana Maria'nın paylaşımından anlaşılacak şekilde derlenmiştir.
Güray Tekin.
Işık ve Sevgiyle.

Cemadat ve maden...

Nebatat ve hayvanat...

Melaike ve ruhaniyat...

INSAN bunun neresinde ?
Insan YORUMLAMA gucu.. rüyalarda.. filimlerde.. inançlarda.. oylesine bir "gerçeklik" örer ki yaşadığımiz ORTAK DÜNYA.. geçmişin ruyalari ve gelecegin hulyalari arasinda.. çok dar bir bant teşkil ediyor.

Boyutlar.. alanlar.. kuvvetler.. kütleler ile biz onu FIZIK olarak HESAPLADIGIMIZ gibi PSIK olarak ta DILLENDIREBILIRIZ.. ancak ne kadar gerçek ve ne kadar dogru.. ne kadar metafizik.. ne kadar para psik.. ?
Ve ne kadar KÜLTUREL.. SOSYAL.. EKONOMIK..POLITIK..ve MILITER ?

Bunu ancak yapılacak bir SAVAŞTA anlayabilecegiz ?

Ancak bundan önce de sen kendinle savaşarak sağlam ve saglikli bilgi ve deger taşiyan sozlere DUYARLIK ve UYARLIK göstererek DUNYANI kurabilir.. örebilir ve görebilirsin.. böyle kendini ve başkasini ve insani TANIYABILIRSIN... sayılarımla.. sağlıcakla kalınız.
Mustafa BUĞUÇAM


Nizamettin ALKAN paylaşmı

AKLIMDA DELİRMİŞ SORULAR;
HUZUR islamda ama müslümanlar İSLAMIN neresinde?
Her yerde arabaların camında duvar yazılarında sosyal medyada HUZUR İSLAMDA sloganı..
Gerçekten Huzur islamda mı yoksa bir slogan mı?
Eğer huzur islamda ise?
Müslümanlar neden huzursuz?
Madem huzur islamda ise!
Neden Müslümanlar, müslüman ülkelerden kaçıyor?
Neden dünyadaki mültecilerin % 90 müslüman?Neden dünyanın en fakir ülkeleri müslüman?Neden müslümanlar ölümü göze alarak denizlerde boğuluyor?
Neden Müslümanlar dağlarda donuyor?
Neden Müslüman müslümandan kaçıp gavurun merhametine sığınıyor.?
Neden
Neden
Neden????????????????????????????????????

Cemadat ve maden...

Nebatat ve hayvanat...

Melaike ve ruhaniyat...

INSAN bunun neresinde ?
Insan YORUMLAMA gucu.. rüyalarda.. filimlerde.. inançlarda.. oylesine bir "gerçeklik" örer ki yaşadığımiz ORTAK DÜNYA.. geçmişin ruyalari ve gelecegin hulyalari arasinda.. çok dar bir bant teşkil ediyor.

Boyutlar.. alanlar.. kuvvetler.. kütleler ile biz onu FIZIK olarak HESAPLADIGIMIZ gibi PSIK olarak ta DILLENDIREBILIRIZ.. ancak ne kadar gerçek ve ne kadar dogru.. ne kadar metafizik.. ne kadar para psik.. ?
Ve ne kadar KÜLTUREL.. SOSYAL.. EKONOMIK..POLITIK..ve MILITER ?

Bunu ancak yapılacak bir SAVAŞTA anlayabilecegiz ?

Ancak bundan önce de sen kendinle savaşarak sağlam ve saglikli bilgi ve deger taşiyan sozlere DUYARLIK ve UYARLIK göstererek DUNYANI kurabilir.. örebilir ve görebilirsin.. böyle kendini ve başkasini ve insani TANIYABILIRSIN...

Bunu yapabildikten sonra sıra Tanrı Tanırlığa.. Tanrı Tanımazlıkla muhasebeye.. muhakemeye.. gelir. ve böylece insan olmadan islam olamayacağını.. islam olmadan insanın kurtulamayacağını anladıktan sonra ciddi bir insanı ve kendini bilme (insanbilim) islamı ve benini tanıma (islambilim) yolu açılacaktır ki bundan sonra oyunun ikinci kısma başlayacak; TANRI TANIKLIK.

İşte burada mutluk ile kutluluk beraber.. erdem ve fazilet ile yetkinlik ve kemalat birlikte.. yol alacaklardır ki ben buna HUZUR diyorum.. neymiş.. huzur lafla sağlanmazmız.. her değer gibi onu da kendimizin elde etmesi gerekiyormuş.. ki bu fakir bu huzur hesabında mutluluğun yüzde beşeni.. kutluluğun yüzde onunu.. erdemin yüzde yirmibeşini.. yetkinliğin yüzde ellisini sağladığımı var sayıyorum.. Rabbimizin keremiyle.. böylece HUZURUM 05+10+25+50=90 oluyor.. saygılarımla sağlıcakla kaliniz.

Mustafa BUĞUÇAM 05.02.2022 Üçyol-İzmir


Dil ve Zihin.. Chomosky'nin ünlü kitabı.. onu okuyorum.. eskiden beri biliyordum anlam.. anlama.. anlatım.. dünyanın en zor üç işi.. çünkü iş sadece DİL ile bitmiyor.. bir de dilin sözlüğü.. kelime hazinesi.. kelime bilgisi bulunuyor. Fakat bunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Ben dilleri dört katman görürüm; Birincisi günlük dil (ve bilgi).. ikincisi bilimsel dil (bilgi).. üçüncüsü felsefi bilgi.. dördüncüsü dini bilgi (ve dil).. yani dil ve bilgi ve zihin.. dünyanın en karmaşık üç işi.. şimdi biz burada DEDİKLERİMİZLE birbirimizi tamamen anlamıyoruz.. buna rağmen yine KONUŞUYORUZ.. çünkü karşılıklı sevgi ve saygı bulunuyor.

Şimdi olay daha büyük bir boyut kazandı.. DİLLERİN doğrusu ve BİLGİLERİN gerçeğinden başka bir de sevgi ve saygı bulunuyor. Bundan dolayı bu sevgi ve saygıdan dolayı.. mevcut dil ve bilgi olanaklarıyla biribirimizi anlamayı sürdüreceğiz Değerli Kardeşim.


IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Ocak-2023 Saat 01:47
HAYAT NEREYE GİDİYOR ?


Mikro Organizma.. mikrop.. virüs.. bakteri.. bir hücreli.. cok hücreli.. simbiotik yaşam.. EŞEYLI UREMENIN OLDUGU yuksek yapıli bitki ve hayvan uzviyetleri.. hayvanlar ve hayvanciklar.. kuşlar v kuşcuklar ile HAYAT dedigimiz alan.. sporla uremenin oldugu YASAM O.1 ile birlikte YASAM 2.O olarak tanımlaniyor

Yaşam 2.0 bir yandan bitki ve hayvan olarak ayrilirken bir yandan eril ve dişil olarak IKILENIR

Geçim nereye gidiyor
MEŞRU bir şekilde .. geçimini sağlama.. emek verme.. birlikte çalışabilme.. uretim yapabilme.. mal ve hizmet sunma.. satış yapabilme.. kaliteli mal ve hizmetle yarişma.. birbirinde ayri PARA KANMA ALANLARIDIR.

Para kazanma..ziraat ve sanayi ve ticaret EKONOMIK alanlarinda EMEK verilerek ve daha cok kol gucuyle olurdu.. ilim.. terbiye.. idare.. PARASIZ ayri bir hizmet sektorü idi..

Ancak son iki yuzyil icinde kol gucune gerek bırakmayan makinelerle YASANTI ve DAVRANIŞ degişti.. PARA ile yapilmayan işler para ile yapilmaya baslandı..

şimdi hafiza ve zekanin yerini alan makineler geliyor.

Bakalim neler degisecek .

DEĞİŞİM

“Her değişim kötü olmadığı gibi her gelişme de iyi değildir.”
Yinelenen gelenek her zaman kalıcı olmadığı gibi yenilenen değişimde her zaman geçici değildir.”
Kültürün olmazsa olmaz bileşeni olan dil ve din zaman içinde beşerin uygarlığının ve uygarlıkla ortaya çıkan insanlığın sorunlarına çözüm bulma yolunda ortaya bilim ve hukuktan ticaret ve siyasete kadar çeşitli alanlarda kuramlar ve kurumlar ortaya çıkarmıştır. Bin yıllar hatta giderek yüz yıllar içinde bilimsel paradigmaların değiştiğine ve dinsel dogmaların değiştiğine tanık olduk. Bu da bize yukarıda söz konusu ettiğim ““Her değişim kötü olmadığı gibi her gelişme de iyi değildir.” Fikrini verdi.
05.01.2022 Üçyol-İZMİR
Osmanziya

IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2023 Saat 09:36
Bir arkadaşımız sormuş...
Türkiye’de ortalama yaşam süresi
Erkeklerde 76
Kadınlarda 82
Emeklilik için 30 yıl
Emekli olabilmek için ortalama 47 yıl
Çalışmak lazım

Emeklilik yaşı kadınlar 60
Erkekler 65
Ortalama
erkekler 10
Kadınlar 22
yıl emeklilik parasını alabilecekler

Soru şu ;

Yaşamak için mi çalışıyoruz
Çalışmak için mi yaşıyoruz ????

Yaşamayi amaç edinirsek çalişmak araç.. çalişmayı amać edinirsek yaşamak araç.. haline gelir.
Ikisinin de BELLI BIR SURESI varsa.. bittiginde amac ve araç olmanin ANLAMİ kalmaz.

Işte bunu için insanlar dunyayi araç haline getiren Allah'a ve onun normal bir sonucu olan ahirete inanirlar ve Allah azze ve celle' yi amaç.. dunya ve ahireti araç haline getirirler.

Anlam ve amacin ne oldugunu düşunmek ve öğrenmek.. açıklamak ve anlamak isterseniz bu çok yönlu ve yanli konularda hizli anlam surucusu ve kolay anlatim aygiti barindiran YBA dilini edinmenizi öneririm.

Her kelime zenginliktir.. paranın fazlalığı zarar verebilir.. sözcügun vermez.. dünya kelime ile.. tayin edilir.. world word ile belirlenir.. mond mind ile deskripte ve redukte edilir. Zihni ( mind ) inşa ve imar ve imal eden sözcuk ADI .. kelime SESI.. word.. ANLAMIDIR. Bu yuzden yabanci dil bilmeyen halk bile egemen dunya dilinin sesleni tanir.. bilimde bile yuzyilladir kalir The Earth'da.. arzda.. dunyada...


ŞAŞIRMAK
Etiketler.. nedense şimdiye kadar kullanmaya elim gitmedi.. ama şimdi bu yazınızla dikkatimi çekti.. KURAM'lar aynen ışık gibidir.. görmemizin koşulu olduğu gibi aynı zamanda engeli bulunduğundan körlüğümüzünde nedenlerinden biridir. Keza en büyük kuram olan DİL içinde aynı durum geçerlidir.. dilin alt ama en büyük kuramlarından olan DİN içinde cari ve meridir.. bu yasa. Bu yasayı fark edeli sanırım yirmi yıldan fazla olmuştur.. siz ne zaman ayırt ettiniz ? Konuya dönersem.. etiketin çok yararı olabilir.. ancak yararlarınız zararlarından fazla olup olmadığını bilmiyoruz.. sonuçta öğrenmek zevk.. düşünmek keyf.. anlamak sürur olanlara İNANMAK ne olur ? Şaşırmak mı ? Şeyh Galip bilgi ve sevgiden sonra yüksek makamlar olarak hayret ve mahviyeti gösterdi.. Biz ki BİLGİ'den yukarı çıkamıyoruz.


Genelde insan kırkina kadar ögrenilir kırkinda sonra o da ögretmeye başlar.. bu çoğunlugun izledigi yol.. bazj istisnalar olabilir.

Ancak teknoloji geliştigi için.. bilgisi olana ağzi olana da konuşma imkani dogdugunda benim gibi insanlar gorunmenin çekimine kapilarak.. denemeyi.. yanilmayi.. ögrenmeyi birakip öğretmeye çalisiyorlar.. bu da igreti kaliyor.

YBA de başarisiz olmamin etmenlerinden biri de bu.. kendime ders..zati âlinize ibret olarak bunu belirteyim istedim.

Bir insana oncelikle gereken kaliteli mal ve hizmet sunacak eğitim ve ögretimi almasidir. En azinda gecimini saglayacak ve baskasina yuk olmayacak bir işi tutmasidir.

Bundan sonra gereken.. karakterli bir fazilet ve kemalat sergileyebilmesi için bol bol kitab okumasidir.. diye düşunuyorum.


“En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak, düşünmemektir.”
Fernando Pessoa demiş.. dedim:
Düşünmek.. anlamak.. inanmak.. ancak bunları yapabilmek için de yaşamak.. görmek.. duymak.. denemek.. yanılmak ve sonuçta öğrenmek ve bilgilenmek gerekiyor. Bu düşünmek altındaki taban ne kadar genişlerse anlamak o kadar sağlam ve sağlıklı oluyor. Tüm bunlar BİLGİYLE.. ancak birde ilgiler.. sevgiler.. saygılar.. nazarlar ve niyetler bulunuyor. Diğer taraftan bilgilerde zanlarla kuşatılı.. işimiz zor.. ancak umut kesmekte haksızlık ve akılsızlık. Osmanziya

ZOR KONULAR
"Zamanla anlıyorsunuz; insanların kavgaları sizinle değil. Gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizleme çalıştıkları özdeğersizlikleri ile. Kötü tavrı kişisel almayın; siz, bu savaşın sadece nesnesisiniz. Bazen gerçekten tek sorun, öznenin kendisinde." diye paylaşmışsınız Ben böyle düşünmüyorum.. başkasını suçlamalardan hazzetemiyorum.. homos'ta patos.. kosmos'da kaos.. eksik olmaz. Her nesne ve kimse noksan ve kusurludur.. Zaten bu sözün kendisinde de kocaman bir KUSUR var.. kim yazmış belli değil.. sallamış.. fakat bir de kemali var: Altına çıkma bir isim atmamış.. Yani beterin beteri bulunur. Bir fikir söyler altına ismini yazmaz.. bu yanlış. bunun daha yanlışı yazdığı fikrin altına başkasını adını yazar. Elbette face in bir ciddiyeti ve bilimselliği bulunmuyor.. ağzı olan konuşuyor.. bilgisi, etkisi ve yetkisi olan değil. Zaten bu bilgisi, etkisi ve yetkisi olanların böyle medyatik işlerle uğraşacak vakitleri bulunmuyor. Son olarak yukarıdaki anlatımın bir BİLİMSEL değeri bulunabilir ancak AHLAKİ değeri sıfır.. çünkü bilgisinin nesnesi olan olan İNSANI küçümsüyor. Küçümseyen insan ise aslında küçümsediği kadar büyümez.. tersine küçümsediği kadar küçülür. Sonuçta > = < arasında bir eşitlik bulamadığımızdan çoğu zaman bunun farkında da olamıyoruz. Çünkü san'at derinindeki ahlak.. hikmet derinindeki usul.. hukuk derinindeki uslüb.. fünün derinindeki tıb.. yani sayılan dört taban altındaki temel oldukça setr ve sert alanlardır.

DİLİ KÖTÜ VE KÖTÜYE KULLANMA

Face deki Paulo Coelho'ya ait olduğu ileri sürülen "Tahta diye küçümsenen Pinokyo'nun bile yalan söylerken burnu uzuyordu. Ya şimdiki insanların; yüzü bile kızarmıyor." sözüyle işaret edilen eleştirme.. karalama.. aşağılama.. kötüleme.. suçlama.. yargılama.. altı olumsuz boyama (YAKINMA) saptadım.. bunların değeri konuşanına.. söyleyenine ve dinleyenine göre değişiyor.

Dinleyeni olmayan söyleyenin söylediği sözler çoğu zaman kendine dönmüyor.. hele sözler böyle olumsuz ise kendine dönse bile kendine bile yararı olmuyor. Buna rağmen ağzı olanın konuştuğu bu yerde.. bu dili kötü ve kötüye kullanmayı ve YAKINMAYI kendimizde yapıyoruz ki buna yakınmaya özeleştiri adı verelim ve bunu ele veriştirme'den vermeden ayıralım.

Dili kötü ve kötüye kullanma sadece iletişimde değil de bilişim, bildirişim ve etkileşimde de söz konusu olduğundan yalan ve yalancılık.. yanlış ve yanıltış sorunu daha da derindedir.. diye düşünüyorum.

Hanım.. haklısınız.. yanlış ve yalandan kızaran da bulunur.. hatta iki yüzlülük.. kötülüğün iyiliğe karşı saygısıdır denir. Yani kötülügün en büyüğü olan yalanı açıktan değilde gizlece yapar.

UMUT ÜZERİNE
Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.. demiş
Nietzsche. Ancak Her şeye tersinden de bakılabilir. Oysa umut her şeyin başı.. umut yoksa hayal bile edemezsin.. nerede kaldı bir plan ve tasarım yapasın.. tasarım olmayanca denemesine de girişilmez. Deneme olmayınca yanılamazsın. Yanılmazsan öğrenemezsin. Ögrenmezsen değiştirip düzeltemezsin. Değiştirip düzeltmeyince yeniden işe girişemezsin. İşe girişmezsen başlayamazsın. Başlayamazsan bitiremezsin. Bitiremezsen Başaramazsın. Tüm bunların başında ve içinde ve içinde UMUT bulunur. Şu kadarını söyleyeyim ki UTANMA bulunmazsa umutta kalmaz. Utanmak ve sorumluluk sahibi olmak ile UMUT da devreye girerse yapılacak çok işler olur.. diye düşünüyorum. Belki adamın elinde bir umut kalmıştır.. onu da ona çok görmemek lazım. Bırak onunla yaşasın.. zaten başarmak ancak hedef olabilir. Gaye olamaz ki.. sadece hedefleyen.. gereksinimden kaynaklanan hedefe erişince ve gereksinim ve hedef bitince kendi de biter. Oysa gaye bir arayıştır. Arayış bitmez. Bir hedefi bitirip, onu başka bir hedefin kaynağı yaparak adım adım gereksinim caddesinde ilerlemek ve hedefleri büyütmek, çoğaltmak ve çeşitlendirmek BAŞARI sayılabilir.. ancak bu o insanı doyurmaz.. onun gözünü ancak toprak doyurur. Arayış toprağın ötesine doğru çok çeşitli ve pek türlü bir yolculuktur ve her bir insanda bir yolcudur. Bu yolculuğun kralları ve kraliçeleri olur.. prens ve prensesleri bulunur. ve sen kimin kral kimin prens.. kimin kraliçe ve kimin kraliçe olduğunu bilemezsin.. ancak ne kadar böyle kimselerden oldum diyebilirsin.. ya da öylesin hiç farkında değilsin.. gereksenim ve hedef sadece bize gideceğimiz yolu ve zemini hazırlar.. arayış ve gaye ise bize yön verir, yan gösterir. ve sadece göz göze gelmeyle ortaya çıkan aşk bulunmaz.. aynı gaye etrafında toplanmış.. ortak bir gayesi.. ortak bir aşkı.. ortak bir sevgilisi olan kimseler de bulunurken olağan ve olağanüstü başarıları ortaya çıkaranlar böyle bir ekip.. böyle biz.. böyle parti.. olduğundan asla kuşku duyma.. Aksi halde gereksinim ve hedef takip eden kimseler olarak asla bir araya gelemezlerdi.. gelseler bile birliktelikleri fazla uzun sürmezdi.. diye düşünüyorum.


OSMANZİYA 07.01.2023
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk