Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: 24 OCAK kararları Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: 24 OCAK kararları
    Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2023 Saat 22:56
ESKİ dinler (budizm, hristiyanlık ve yahudilik ve YENİ dinler (nasyonalizm, kapitalizm ve sosyalizm) son üç yüz yıldır HAYATA etkili ve ekonomik ve politik YAŞAMA belirleyen, diri ve canlı "kültür" değil.. ölü "kült" artık dünyanın gidişinin yeni bir yönü bulunuyor.. ancak insanlar yaşam yolculuğun farklı gidişleri söz konusu.. kimi TÜKETİM vaktini ibadet ve ilime harcıyor kimi de oyun ve eğlenceye.. ikisi de insanın işine yarıyor.. kavgaları bu işe yararlılığın tartışmasına ilişkin olduğunda tanrı tanırlık ve tanrı tanımazlık gölgesinde dincilik ve bilimcilik çatışması yaşanıyor. Papaz İncili elime verdi.. uyandım ki malım mülküm gitmiş.. Hoca ele verir talkını kendi yutar salkımı.. gibi capslar bunun örneği..

Dindarlar, laikiler, solcular, sağcılar.. her türlü yaşam gidişatında herkes başkaları da kendisi gibi düşünsün ve inansın ve yaşasın istiyor.. bunu nedeni beğendiği bir hakikatın ve değerin başkasının da yararlanması değil.. kendine benzetmeye çalışarak gittiği yolun haklılığını kendine kanıtlama çabası.. fakat asıl neden nedeni de dil ve din ile emek ve özgürlük gibi ortak insani değerleri partilerine paravana ve alet.. ideolojilerini paratoner ve bayrak yapılmasıdır.

Peki dil ve din ile emek ve özgürlük ortak insanı diğerlerin böylü kötü ve kötüye kullanılmasının önüne nasıl geçebiliriz ?




Ya beynin içindeki sınırları aşarsın, ya da efendinin belirlediği daracık alanda yaşarsın. İkisinin ortası yok bunun... Recep Bayhan
DÜZELTİLMİŞ:
Sözcuk ve adlar SÖZLUKLERDE bulunur.
Sözler ve tümceler BETIKLERDE olur.
Sözlüklere LUGAT deniyor.
KITAB'a da "Betik" diyorum.
Bu tablolarim ne sözcuklerin tarfini yapan sözluklere ve lügatlara benzer ve ne de nazım (şiir) ya da nesir (duz yazı) olan kitablarda tümce ve cümlelere benzer.
Bu tablolar sözlük ve betiklerden "ayrı" bir anlam taşır ve anlatim yüklenir.
Bu "ayrı"lığı size ne ben ve ne de başkası size anlatabilir.
Tabloya bakarak, onu imgeleyer ve irdeleyerek anlatilanları DÜŞÜNEREK siz kendiniz anlamaya çalışacaksiniz.. anladiklarinizi eleştirecek ve anlamadiklarinizi soracaksiniz.
Burada kritik bir nokta bulunuyor: Gunluk dilin duz yazisindaki gibi tablonun BUTUNU okumaniz ve TÜMUNU anlamaniz gerekmiyor.
Bir sozcugu başka bir sözcukle birleştirmekle ortaya çikan kavrami ve konuyu IMGELEYIP tahayyül ettiginizde..
bir ad"ı başka bir ad'a yaklaştirmakla ortaya çikan anlami ve anlatimi IRDELEYIP tevehhum ettiginizde..
ve manasıni bilmediginiz kelimelerin anlaminı sozluklere bakip.. ya da doğrudan bana sorarak.. öğrendiğinizde..
Öğrenme canli bir gereç..
düşünme diri bir araç..
anlama yaşayan bir sureç haline gelecek..
ve bana soru vs eleştiri yöneltebilirsiniz.
Saygilarimla.. sağlicakla kaliniz.
Osmanziya 23.01.2023 Üçyol-İzmir
Demişim

Zeki      COŞKUNSU Hocam Demiş:
Zaten "İnsanoğlu Referans Sistemi"ne göre "aklın sınırı-tavanı" yoktur; "sınırsız/sonsuz"dur! Dolayısıyla da hiçbir kimse bu referans sistemi içinde bir "mazeret" beyan ederek kendini dondurmamalı-sınırlandırmamalı ve/veya "bahane"lerin arkasına sığınmamalıdır.
Ben demişim ki:
Değerli Hocam.. once baslat sonra bitir FENA yasasi içinde cereyan eden IMKAN kesin olmadigi gibi kuşkulu da degildir.. bu da MAKULU sınirsiz gösteriyor olabilir mi ?

Ve bu konuşuma böyle sürmüş gitmiş.. ve burada söz konusu tabloyu yapıştırmamış ve kimsede sormamış.. nedir bu tablo diye..
O tabloyu buraya yüklüyorum:




Bundan sonra konuş sürmüş gitmiş:


• Zeki Coşkunsu
Mustafa Buğuçam: Evet, bu dediğiniz de mümkündür. Ancak benim bu bağlamdaki "sınırsız-sonsuz"luğa dair kastım, "insanın kendi kendini sınırlaması" ya da "pes edip sonlandırması" anlamının tam karşıtıdır. "Mazeretler" ve "bahaneler" de buna karşıt çanak tutar ki bu yanlış yola inan sapsın istemiyorum, zira sonunda insanın kendisi kaybeder. Tüm bunları da referans aldığım "İnsanoğlu Referans Sitemi"ne göre diyorum. Esen kalınız.
• Mustafa Buğuçam
Zeki Coşkunsu Yanıtinız için teşekkur ederim.. Degerli Hocam.. aklın muhal ve makul arasinda mümkun olanlari saptama yeteneğine sahip oldugunu var saydiktan sonra bunun kriter ve olçutlerini nasil saptayabiliriz
Buna göre onun bir sıniri olup olmadıgini NASIL belirleyebiliriz...
• Zeki Coşkunsu
Mustafa Buğuçam: İlgili kriter ve ölçütler: 1) “Efektif Aklın Malzemeleri” & 2) "Efektif Aklın Analiz Elemanları” olsa gerektir.
Efektif Akılın Malzemeleri şunlardır:
a) Aklın Kendisi,
b) Profesyonalizm,
c) Önsezi(İlmî araştırma ve beceri ile şekillendirilmesi şartıyla, aksi hâlde etkisizdir!),
d) Maksimal Kapasiteli Epistomolojik Araştırma(Ontolojik Sentezler de dâhil!).
Efektif Aklın Analiz Elemanları ise şunlardır: (Çağın İlmî ve Teknolojik bazında);
a) Operasyonel Araştırma,
b) Matematik-Lojik(Mantık) Metotları(gerek “klâsik” ve gerekse “kuantal”),
c) Sibernetik(Güdümbilim) Metotları,
d) İlmî Metodoloji,
e) Aşağıdan Yukarı Organizasyon(Araştırma Kurumları için).
Görüldüğü gibi aklın; (a) "normatif fonksiyonlar"ı (b) "kardinal fonksiyonlar"ı olmak üzere, "iki fonksiyon"u söz konusudur. Bizim burada “ilgilendiğimiz alan, onun (aklın) normatif fonksiyonları değil, kardinal fonksiyonlarıdır!” Buradan hareketle, ilmî literatüre göre “kardinal(temel-aslî) akıl; ‘bijektif akıl’dır!” Bir diğer ifadeyle, “kardinal akıl; ‘enjektif(güvenilir) akıl + sürjektif(tam örtmeyi başaran) akıl’dan ibaret olan akıl”dır ki, “otantik(gerçek-doğru-güvenilir-özgün) akıllı”nın tarifi(*) de, burada yatar. (*) "OTANTİK AKILLININ TARİFİ: Akıllılık-Otantik Akıllı: “Akıllılık” → “Anlama”yı, “Anlama” ise,→ “Bilinçlilik (Şuurluluk)”u gerektirir. Bir diğer gösterimle evet, “Akıllı İnsan” = “Bilinçli(Şuurlu) Anlayan İnsan”dır. Zira “Otantik (Gerçek-Doğru-Güvenilir-Özgün) Akıllı’nın Tarifi: “Bijektif Akıl’a[=Enjektif(Güvenilir) Akıl+Sürjektif(Tam Örtmeyi Başaran) Akıl] sahip olma” demek-tir. Efektif Akıl: A1) 2. Dereceden Enjektif Akıl(2. dereceden Güvenilir Akıl): “Giren data spektrumunu(girdi-hammadde olarak verilerin tümü) ‘prinsipal(temel) bilgi küme kerneli’ne(anladıklarımız kümesine) bire-bir iz düşüren ve diğer ilgili Ker küme’ler ile korelasyon(bağıntı) kuran(-kurabilen) akıl”dır. “Ker-küme”, “ker-gerçek”i; ya (a) “tamamen” veya (b) “kısmen” örtebilir. “Tam örtme” hâlinde GG’e “mümkün olabilirlik” kanalında maksimal(azami) kapasite ile yaklaşılmış olur(İlgili GG’in, bizzat kendisi olamadığına dikkat edelim)! A2) 1. Dereceden Enjektif Akıl (1.Dereceden Güvenilir Akıl): “Bire-bir kısmî örtmeyi başaran akıl”dır. A3) Sürjektif Akıl: “Tam örtmeyi başaran akıl”dır. Zaten “otantik akıllı’nın tarifi de -yineliyorum-; “bijektif akıl’a(=enjektif akıl+sürjektif akıl) sahip olma” demektir. A1, A2, A3, iki değerli (T/F) analizlerle, “projeksiyon(izdüşüm) operatörleri” olarak görevini yürütür. Otantik-Fonktörel Akıl: A4) Fonktör Akıl: “Rahatlıkla, hem bireysel bilgi kümeleri ve hem de ‘posibilite(olasılık) uzayı’nın iz düşüm eksenlerinden ‘maksimal(azami) olabilirlik’ eksenine izdüşürerek ve farklı semantik(anlambilimsel) sınıflar kullanarak çalışan akıl”dır. A4, “farklı semantik sınıfların katlı-T ve F’lerinin bir spektral dizisinde gerekli ve zorunlu olan korelasyonu (bağıntıyı) kurmak suretiyle, bahis konusu olan fenomen(görüngü; sıra dışı olay) veya beyanın aranılan T’sini, geçerlilik şart ve limitleri ile ortaya koyarak görevini yürüten bir spektral projektör(izdüşürücü)”dür.]
Sözün özü, “akılsal fonksiyonlarda kalite; ‘performans-deneyim eğrisi/eğimi’nin pozitif olmasına bağlı”dır ki bu değer, “0 ila 90” arasında olmalıdır. Yani “sürekli artan bir performans-deneyim eğrisi”ne sahip olmalı; ve bu faaliyetlerimizi “efektif” kılmalıyız. Uğraşlarımız, “yeni yapılandırmalara doğru bir ivme” göstermelidir. Bir “üst sisteme, yeni bir 'sentez' meydana getirecek şekilde tranzisyon” gerçekleştirmeliyiz. Çünkü “ontolojik sentez yapı, bir epistem(oloj)ik faza bireyi götürüyorsa, işte o zaman bu geçiş faydalıdır, yoksa değil…!” Kaldı ki “ürün, ‘enternal hafıza’ ile, ‘eksternal hafıza’nın, ikisinin ‘etkileşimi (enteraksiyonu)’ sonucu ortaya çıkmakta”dır. O hâlde birey, kendini gerek, enternal hafıza ve gerekse, eksternal hafızadan soyutlayamaz/soyutlamamalıdır; ve’s-Selâm…!

• Mustafa Buğuçam
Zeki Coşkunsu Değerli Hocam.. sanırım benim MATEMATİK uzmanlığını bırakın temel bilgilerimin bile yeterli olmayışımdan anlayamadım değerli yazınızı.. şayet anlayabilmiş olsaydım, elbette aşağıda
muhal-mümkün-makul
tablomda değişiklikler yapabilecektim..
sonuçta gerek sizin düz yazınız ve benim tablom.. günlük dilin düz yazısıyla iletişim kuranlar için anlaşılır olmayacaktır.. ancak sizin yazınız benim için değerlidir.. hatta orada "GG"kısaltmanın açıklamasını bulamadım.
Yazınızdaki iç (enternal) ve dış (eksternal) bellekleri saptamanız oldukça etkileyici.. tablomda aklın zeka ve hafızası.. kalbin insaf ve vicdanı.. nefsin vucudu ve mizanı.. ruhun irade ve ilmi.. ayrıntılı olarak gösterilmedi.. sonuçta akıl ve nefsin sol görüsü.. kalbin ve ruhun sağ duyusu tam aydınlatılmadan.. mevcut bilimsel (emprik) ve mantıksal (lojik) koşullar nazara alınarak tablonun çekirdeğindeki “mümkün'ün kesin olmayan ve kuşkulu da bulunmayan” MAHİYETİ elde edildi.
Şimdi bu otuzuncu tablodur.. demek ki bundan önce 29 tane tablo versiyon sırasıyla oluşturuldu.. tabi bunlar KONUYu ayrıntılı inceleyenler için.
ÖZETLERSEM sizin bir diliniz (sözlüğünüz) ve benimde bir dilim (sözlüğüm) bulunuyor.. aslında sadece sizin ve benim değil Recep Bayhan Hocamında bir sözlüğü oluyor.. hatta buraya katılan her bir kimsenin sözlüğü.. hadi buna sizin tabirinizle ENTERNAL hafıza diyelim.. bir de uygarlığın EKSTERNAL belleği bulunuyor.. belleklerin kendi alt yapılarıyla etkileşimleri ile dış belleğin kende alt yapılarındaki ETKİLEŞİMİNE.. rahatlıkla KÜLTÜR diyebiliriz.. zaten kültürün başka bir adı da ANTROPOLOJİ.. insan ilmi..dir.
İşte bu GENİŞ alanın bir de DERİNLİĞİNİ düşünürsüz.. sonuç bizler kendimiz söylüyor kendimiz dinliyor olabilir miyiz ? Olabilir.. fakat olmayabilir de.. çünkü diller birbirine çevrilebiliyor ve çevrilmenin temeli olan bir DÜŞÜNCE yapısı bulunmalı
işte YBA bu OLASILIĞI VAR SAYARAK düşünce yapısı için ortak bir dil vaad ediyor ve fakat bunu kanıtlayamıyor ve ortaya koyamıyorum. Amma biliyorum ki anlam.. anlama.. anlatım kolay değil.
Saygılarımla sağlıcakla kalınız.
Osmanziya
Zeki Coşkunsu
Mustafa Buğuçam: GG: İngilizcesi "REAL-REALITY" olup Türkçesi "GERÇEK-GERÇEK"in kısaltılmışıdır ve "ABSÜLÜ(MUTLAK) HAKİKAT"e denk düşer. “Ker-küme”, yani "ANLADIKLARIMIZ KÜMESİ" “ker-gerçek”i, yani "GERÇEKİN ÇEKİRDEĞİ-ÖZ KODU"nu; ya (a) “tamamen” veya (b) “kısmen” örtebilir. “Tam örtme” hâlinde GERÇEK-GERÇEK’e “mümkün olabilirlik” kanalında maksimal(azami) kapasite ile "yaklaşılmış" olur(İlgili GERÇEK-GERÇEK’in, "bizzat kendisi olamadığı"na dikkat edelim). Sözün özü, yukarıdaki yöntemleri uygulayarak "yaklaştığımız" o şey dahi "GERÇEK-GERÇEK"in bizatihi-kendisi değildir! Sadece "O"na yaklaşım sergilenir; o ise bir "apraksimasyon(yaklaşıklık)"dan ibarettir. Yoksa şu dünya levıl'ında "GERÇEK-GERÇEK"e asla ulaşılamayacaktır!!! Önceki makalelerimde paylaştığım için bu yorumumda açılımını yazmayı unutmuşum. Hatırlattığınız için teşekkürler... Şu konuda hemfikirim. Umarım bu "farklı dil ve yöntemler" uygun kıvama geldiğinde, uygun zamanda ve ehil insanlarca "eşleşik-uyumlu-ahenkli(congruent-conforme) ve/veya "eşlenik-karşılıklı(conjugate-conjuguer)" hale getirilir. Esen kalınız.
Mustafa Buğuçam
Zeki Coşkunsu Teşekkur ederim Hocam.. anladım Hocam.




HAKİKAT NEDİR ?

Savın kanıtlama ile hakikatı arama arasında büyük fark bulunuyor.. Savı kanıtlayan kesinliğin peşinde.. hakikatı arayan ise kuşkuyu gidermenin yolundadır.. sanırım sizi birinci guruptasınız.. RUHUN bulunmadığına kâni olmuşsunuz.. onu kesinleştirmeye çalışıyorsunuz. Bu genelde özgürlüğü sevenlerin tuttuğu seçenektir. Biz sonsuzlukla birlikte özgürlüğü istiyoruz.. her ne kadar olanaksız görülse bile. Videolarınızdan yararlanıyoruz. Saygılarımla, sağlıcakla kalın..

Seyredrenler dikkat etmemişse.. bu paylaşımın oyun olduğunu anlamışsınızdır.. zaten sağ alt köşedeki oyuncudan bu anlaşılıyor.. ancak biz bu paylaşımın hakiki olduğunu var sayarak yukarıdaki açıklamayı yaptık.. iziko ve Şans arasi ne kadar yakin ?
Istiyak ve cesaretcarasi kadar mı ?
Nefis ve ruh arasi kadar mı ?
Tecrube ve bilgi arasi kadar mı ?
Adinda anlaşılacaği gibi bu gerçek değil.. oyun.. ancak gerçek hayatta da tehlike ve firsatin birbirine çok yakin oldugu YOLLAR çiziliyor. Hatta dogum ve ölümün iç içe oldugu caddeler geçiliyor.
Belki her birimizin yaşam çizgisi böyledir ve fakat biz bunun farkinda değilizdir.. dedik.

Yukarıdaki bahse geçen tabloda adı geçen 29 tablo da burada...

20230124_225640_24_OCAK_2023.rar

Düzenleyen osmanziya - 24-Ocak-2023 Saat 23:24
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 2047

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2023 Saat 23:26
insanlik nereye gidiyor

DÜZELTİLMEMİŞ: KAYSERİDE bir uçak fabrikası varmış.. sanırım eski boktan geviş getirme diyorlar buna.. yok uçak fabrikası varmış.. ya.. gözümüzün önende geçenlerde.. sihalar Amerikan destekle PKK hedefleri yerle bir ettiler.. Amerika bile.. övdü.. dünya devletleri satın alma sırasına girdi.. galiba bize hayal gösteriyorlar.. böyle bir şey olmadı.. çünkü bazı televizyonlar ülkeyi batmış gösteriyor.. bazı televizyonlar ülke yükselmiş gösteriyorlar.. ülke ve türkiye KIL kadar gözümde yok.. islamlık elden gitti.. şimdi de İNSANLIK elden gidiyor.. oğlum gidiyor.. kızım mahv oluyor.. torunumun geleceği bulunmuyor.. sonuçta bu iletinin hangi tarafı ve kimi tuttuğu belli değil.. bir kaç kez rastladağım bu ileti ne işe yarıyor bilemiyorum ama şunu düşünüyorum ülke yeni bir yapılanmaya gidiyor.. bunlarla kafa karıştırmaya çalışıyorlar.. solcular.. sağcılar.. kürtçüler.. dinciler.. bilimciler.. atatürkçüler ve apakürtçüler.. eski chp yeni hdp.. o kadar çok karma karışık ki.. iraktan.. libyadan.. mısırdan.. suriyeden sonra sıra IRAN ve TÜRKİYE'ye geldi.. feto ve reto ile başlayan süreç.. eski iktidar chp ile yeni iktidar akparti arasındaki POLİTİK çekişmelerin nereye gideceğini bilemem.. çünkü bir konu hakkında karar vermek için etraflıca bilgilenmek gerekiyor.. EMPERYALİST BATIYA UŞAK edilmek ya da edinmek.. çok yüzeysel bir söz.. artık ne batı kaldı ne de doğu var.. ameraka ve çin birbiriyle iyice kaynaşıyor.. dövüşüyor görünürken.. çin rosecihld ve amerika rockfeller paylaşırken.. doğu ve batı arasında EZİLEN bir ÜLKE bulunuyor.. belki ezilen bir kültür.. belki ezilen bir "İNSAN" diline ve dinine ve kültürüne bakılmaksızın un ufak edilen.. bütün san'at ve konforuna rağmen.. hayvandan kötü ve köleden beter.. edilen İNSAN.. totaliter ve otoriter yeşil ve mavi ve kızıl systemlere ve rejimlere ANGAJE edilen "insan" EZBERDEN konuşuyor.. hiç bir yargı ve kararı kendinin değil.. hangi televizyonu seyrediyorsa onu konuşuyor.
•     
siyasi konulardan fazla hazzetmem.. AYRINTILI bilgi olmayan konuda yorumladım.. genel olarak konuştum ancak temel yanlışları ve yanılışları belirtseydiniz.. bizde aydınlanır ve yararlanırdık.. yaz içinde "ülke ve türkiye KIL kadar gözümde yok.. islamlık elden gitti.. şimdi de İNSANLIK elden gidiyor.. oğlum gidiyor.. kızım mahv oluyor.. torunumun geleceği bulunmuyor.." sözümü de İNSANLIK var oluşunun ağırlığına mübalağa say.. yazım doğaçlama ve tek bir düzeltme yapmadan paylaşıldı.. bazen doğallık yapay yazımdan değerli olabiliyor.



Değerli Kardeşim, İslam Kültüründe güzel bir dua bulunur: Ya Rabbi bana hakkı hak olarak göster, uymayı nasip eyle.. batı batıl olarak göster, kaçınmayı nasip eyle.. Bana bu şu demektir: Herkes iyiliği ister ve çoğu zamanda kendin iyi bilir. Ancak buna kesin olarak emin olmamalıdır. Çünkü iyilik sandığı halde kötülük.. edebilir. Zaten kötülüğü kötülük bilip yapanlar.. iyiliği iyilik bilik kaçanlar.. insan değil ŞEYTAN olarak tanımlanırlar.. diye düşünyorum.
Genelde Lusifer adı da verilen kötülüğün zirvesi.. "dürüst" ve fakat güvenilir olmayan birisi bilinir. Yani sadık olmak kolaydır ve fakat EMİN olmak zordur.
Şeytan'ın bir diğer özelliği Tanrı Tanır olmasıdır. Onun kötülüğü Tanrı'yı tanımamakta değil buyruğunu uymamaktır. Bu özellikler nazara alındığında Tanrı Tanırlar'ın bir kısmı.. özellikle ilim ve iktidar ve iradesi ile makamlar ve yetkiler edinmiş kimseler.. yavaş yavaş çıktıkları bu merdivenlerden yüksek bir yer ediniyorlar ki bu organizasyon İLLiMUNATİ olarak bilinir.
Dünyanın oyun kurucaları olan bu küresel efendilerin giderek halktan korkuları kalmıyor. Pervasız geniş yığınlar üzerinde etkili oluyorlar. Teknoloji giderek insanı doğadan uzaklaştırdıkça.. ideoloji giderek insanları birbirinden ayırdıkça.. tek tek kimseleri avlıyorlar.
Fakat bu avladıkları insanları, Totaliter ve otoriter yeşil, mavi ve kızıl sistemlere ve rejimlere angaje Müslümanların, kafir diye.. amade masonların, sıradan diye.. adanmış Marksistlerin, faşist.. diye İNSANLIKTAN çıkarmamız gerekmez
Kim olursa olsun herkes eğer ŞEYTAN olmamışsa.. bir kurtuluş umudu bulunur. Kim bilir kendimizinde yukarı yapılan dua gereği, Hak bildiği halde batıla koşan.. ya da batıl diye hakka karşı çıkan bir ŞEY-TAN olmamız olasılığı bulunur. Hafazanallah.
Saygılarımla, sağlıcakla kaliniz. Osmanziya
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk