Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta | |
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dünya | |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Yazar | Mesaj |
osmanziya
Kıdemli Üye ![]() Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010 Gönderilenler: 4010 ![]() Hak Puan : 5 Kidem : 6 OrtalamaHak : % 50 Irtibar :2 |
![]() ![]() ![]() Gönderim Zamanı: 03-Kasım-2014 Saat 00:09 |
"Avrupa, bizdeki cehâlet ve taassup müsaâdesiyle, Şeriatı hâşâ ve kellâ-istibdata müsait zannettiklerinden, nihâyet derecede kalben üzülmüştüm. Onların zannını tekzip etmek için, Meşrutiyeti herkesten ziyade Şeriat nâmına alkışladım..." Bediüzzaman Said Nursî (Divan-ı Harb-i Örfi)
------------ Hürriyet-i şeriyye'yi laiklik adı altında... meşveret-ü meşruayı demokrasi adı altın insanileştirmek ve İslamileştirmek varken bunları istibdata benzettikleri şeriata muhalifi görmek ve insanları askere çevirdiğini zannettikleri dine karşı bulmak.. kör cehaletten ve sağır taassubdan başka bir şey değildir. OZ ----------- İstemenin Esrarı'nın Yazarının açtığı başlık okunursa.. dua kapısının ne kadar geniş ve yalvarı koridorunun ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.. bilgi ve buyruklarımızı sakladığımız sözlerde de ne kadar çok geniş içerik bulunduğu belli oluyor.. Buyruklarımızı iki ana formu oluşturur.. ARZ ve TALEP.. ve arz dahi ikiye ayrılır ARZ ve RİCA.. memuriyet yapanlar bilirler yukarı makam aşağıdaki yap demez rica eder.. aşağıdakilerde yukarıya al demez arz eder.. yani istemenin de bir NEZAKETİ vardır.. insanlar arasında.. bu ilişki YARATAN ve YARATILAN arasında olunca daha da hassaslaşır.. Ben Yaratan'dan çok şey istemedim.. çünkü O istemeye gerek kalmadan ne lazımsa verdi.. veriyor.. ve rahmetiyle verecek.. ha bir kez orta yaşlarımda bir ay BİLGİSAYAR versin diye dua ettim.. sonra yaşamım satın aldığım ve hediye ettiğim bilgisayarlardan geçilmez oldu.. çok şükür lüks olmasa da muhtaç olmayan bir yaşam geçirdim ve geçiriyorum.. öyle ise ben bu altmışlı yaşlara gelince daha ne isteyeyim.. heva ve heveslerimi istemeden saymam.. o çok şeyleri TEMENNİ edebilir.. emel edebilir.. talep edebilir.. sual edebilir.. dua edebilir... ancak benim için kıymeti harbiyesi yoktur.. e kendim değer vermediğime Yaratan'da önem vermiyor demek ki.. amma şimdi istediğim önemli ve değerli bir TALEB'im var özümden kaynaklanan.. yöntembilimsel analizi öğrenmeye, kullanmaya, yararlanmaya ve tanıtmaya TALİP dört beş arkadaş.. bu duam şimdiye kadar KABUL olmadıysa İstemenin Esrarı yazarı saygıdeğer BOZDAĞ'ın söyledikleri iyi kulak vermek gerekiyor ki talebim olan taliblerim çıka gelsinler: İstediğin bir şey olmuyorsa; -Ya hakkıyla istemiyorsun, -Ya hakkıyla üzerinde çalışmıyorsun, -Ya olması sana beladır ve Allah seni ondan koruyor, -Ya o iyiyse henüz onun olmasına layık değilsin, -Ya rahmetten seni uzaklaştıran çok büyük bir zulum sürdürüyorsun. -Ya henüz Allahın kader planı içinde ona verdiği yerin sırası zamanı gelmemiştir. -Ya o bu dünyanın kader kurallarına uymadığı için Allah karşılığını ahirete bırakıyordur. DY ---------------- Üniversite demek KÜLLİYE demek ve hatta EVREN demek.. mota mot gittikleri bir hedef daha olacaktır.. Lakin şu TEK KİTAPLI ADAMDAN KORKARIM demek açık açık DİN'den şeytana sığınırım demektir.. Neden mi biz o kadar istiyoruz şu parça parça semavi kitaplar artık tek bir kitap olsun ve din universal bir etkinlik halinde külli bir aklın yani bütün uygarlığın aklınının yorumuyla hurafelerden sıyrılsın.. adamlar bu tek kitaptan korkuyorlar.. çünkü hürafelerini başka türle sürdüremeyecekler.. hayallerini süsleyemeyecekler.. vehimlerini besleyemecekler.. ve saltanatlarını seslendiremeyecekler.. ne demiş usul-üd-din'in birinci maddesi :AKIL VE NAKIL TEARUZ ETTİKTE AKIL ESAS İTİBAR OLUNUR VE LAKİN NAKİL TEVİL OLUNUR... amma akıl da akıl olsa gerektir diye ekliyor İmamı Nursi Hazretleri .. amm bu hazır et"leri ne diyorlar: Biz sadece NAKİL içeren tek kitaptan korkarız.. e tabii haklılar.. sadece LİTERAL kitaba bağlı selefi işidçilerin yaptıklarını bakınca.. korkularına hak vermemek elde değil.. ve fakat bu selefiler onlar tarafından piyasa sürüldükleri ortaya çıkarsa ne olacak.. demek kuzum her şey akıl ve nakille bitmiyor... niyet.. kurnazlık.. dümen.. tuzak.. gibi akıl ve nakilden gayrı çıkarlar ve paralar var ki tepe tepe fen kullanıldığı gibi pete pete din de kullanılır.. sadece dinin düşmanları mı dinin dostları da kullanır.. demek azizim kullanmak ve kulluk arasında sınır başarı ve bağlılık arasında sınırdan daha ince olmasa da sonunda belli olabilen kaba bir yapısı var.. Başımızdakine bak görürsün... Buradaki bir tane kurgu.. fakat bunun gibi kayd edilmeyen binlerce olay var ki artık insanlar bu olgunun tanığı olmuşlardır.. onun için atalarımız bir iyilik yap denize at.. balık bilmezse HALIK bilir demişler.. kaldı ki iyiliğin hası balık için değil HALIK için yapılandır.. çünkü yer yüzünden türetimden tüketime giden ÜRETİM'den başka yaratılandan Yaradan”a giden ONARIM vardır.. Kur'an bu yatay ilişkiye zekatın itası adını verir.. Zekat ve şubeleri ise insanın bencilliğini temizleyen temelli arterdir.. zikir ve fikir gibi başka damarlarda var.. diğer taraftan Yaratan ve Yaratan arasında AORT olan NAMAZ..yani dikey ilişki.. Rahmetli Onk. Dr. Haluk Nurbaki hocamın dediği gibi zekat ve infak olmazsa.. salat ve namaz etkili olmuyor.. divana durduğunda zikri ve fikri boğazdan aşağı inmiyor.. diğer taraftan yatay ilişki (halk ile halk arasında) dikey ilişkiden ( Halk ile Halık arasında) beslenerek seslenme kalitesini yükseltiyor.. hasılı bizlere öyle bir + DAMGA'sı vurulmuş ki bilimin TÜRKLERİN çadırlarına vurduğu bu TAMGA’a kilitlenmesi ve Hristiyanların onu kare şeklinden çıkarıp dikdörtgen tarzını haç edinmesine şaşmamak lazım.. İslamiyette suretler ve put haline getirilen alametler AFORUZ edilir.. ancak bu AFAZİ derecesine çıkarsa yüce din hakikattan hurafelere doğru yol alan bir şekilperest ve zahirperestlikten başka bir şey olmaz.. sanırım bizim 200-300 yıllık gerilememizde bu taassubun büyük payı var.. ilim cahilin eline geçince mecaz nasıl hakikata dönüşürse din de ezbercinin ve taklidcinin tekelinde kalırsa iki el olmadığı için hiç sesi çıkmaz... ----------------- Bunun adı sanırım ANLAM olmalı. Çünkü anlam, anlaşılır; algı alınır. Perception yani idrak.. ancak bundan başka intiba.. fikir.. fehm.. fıkh.. mana.. var.. ayrıca bir duyumsama(tahassüs) ve ayırt (tefrik) etme var.. ancak son günlerde bir algı operasyonu tuttu.. aldı yürüdü.. bir zamanlar şok.. tutmuştu... yani bazı sözcükler MODA oluyor.. her benzerini onunla adlandırıyoruz.. madem konu vesile oldu yöntembilimsel analiz döktüreyim.. idrakin kökü olan DeRK'in üç kardeşi daha var.. çünkü benim işim dörtlemek.. derk.. dekr.. debr.. derb.. ve hepsi İRADE' nin bir yüzü.. tabi bu işi düz yazıyla değil analitik düzlem üzerinde betimlemek gerekir.. ANLAMBİLİMSEL analiz anlam içeriklerinden çok anlam olayı ile ilgilenir ve ben konuyu buraya çektiğime göre konudan uzaklaşmadan "algı" ile "anlam" arasındaki BÜYÜK boşluğu göstererek işin içinden sıyrılmalıyım derken son sözcükler bana yardım etti.. iş ve iç.. ve iç varsa dış dahi vardır.. iş-lemek varsa de-mek dahi vardır.. işte azizim... idrak ve algı.. dış'a ve İş'e dairdir.. mana ve anlam ise iç'e ve de'ye aittir.. ve bunu anlatımı kanıtlamak içinde ciddi bir yöntembilime ve samimi bir insanbilime gereksinim var işte bu nokta yerim dar oynamam diyeceğim :) MB ------------------ bilinenleri söylemek.. bilinmeyenleri söylemek.. düşünülenleri söylemek.. düşünülmeyenleri söylemek.. sonunda konuşmada söylenilen ve dinlenilen arasında durup hiç bir şey söylememek yani susmak var.. bazılarımız bunlardan birini seçip konuşabilir ve fakat susmaya seçmek tüm zihnin içindekileri kusmakla mümkün.. şimdi bazıları bilinmesi gerekenleri düşünmeyenlere düşünerek onlara söylemesini adını ne koyarsanız koyunuz.. ki gerçekten koyunuz.. düşünce bileşik kapları diyorum.. bu noktada hepimiz eşitiz.. kimi bidon gibi dolu.. kimi tüp gibi de dolu olsa hepmizin su pardon us düzeyi aynıdır.. bazıları biraz fiyakalı olur o kadar. OZ ---------------- Bir birini bulanlar.. bır.. bir..birr..ber..bar..bor.. bör.. bur.. bür.. bizim gençliğimiz B.B'yi buldu.. (Brigit Bardot) sizin gençliğinizde B.B'yi (Başbakanı) ikisi de ömrümüzü heder etti.. ediyor... desem kültürü siyasete bulaştırmış olur muyum ? Kullanılan ve kullanılmayan bu sekiz kökten en güzeli bakara 177 de tarifi yapılan BİRR... çok severim... Ayrıca BEYYİNE suresinin hayr-ı beriyye ve şerr-i beriyye si dahi ilginçtir.. Bari-i Hakiki olan YARATAN.. hücreleri zerrelerle ve zümreleri enelerle oldururken ve denizleri de karalarla doldururken.. çizdiğimiz tabloların en güzeli.. bu bakara 177 deki çerçeveyi çizmektir.. bize size kolay gelsin. OZ |
|
![]() |
|
![]() ![]() |
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |