acilim
Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Genel
Forum Adı: Dünya
Forum Tanımlaması: Genel Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3067
Tarih: 10-Ağustos-2026 Saat 01:41 Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com
Konu: acilim
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: acilim
Mesaj Tarihi: 03-Ağustos-2026 Saat 12:02
AÇILIM
Akıllı olmak lazım.. baktım instagramda paylaştığımı face sayfama atıyor.. lakin vatsapta paylaştığım orada kalıyor. Akıllı olan vatsapta yazı paylaşmaz.. Üstelik burada 2200 karaktere kadar da yazabiliyorsunuz..
Hadi Bismillah.. bir açılımla burada işe başlayalım. #acilim
Nevm ve uykudan "YAKAZA" ile uyandığın zaman nefis ve ruh ile ayıkıyorsun.. yani dışarıdan ne kadar İKAZ'lar varsa almaya başlıyorsun. Simitçimize gidiyorum.. bembeyaz bacaklı bir kız arkadaşlarıyla beraber önümde yürüyorlar ve simitçiye gidiyorlar.. plaj görmüş bacakla arkadaşları arasında "DİKKAT"imi çekiyor.. yani en büyük refleks olan seks etksini gösteriyor.. fakat ben sadece nefsimle birlikte uyanmadım ki ruhumda bulunuyor.. Süper Ego.. İD'ime diyor ki "Çüş lan.. 74 yaşındasın yakışır mı sana tazeye bakmak..." tabi biz de gözümüzle beraber götümüze kuyruğumuza kıstırıp.. efendi efendi simidimizi alıyoruz.
Yaşam gıda ile ayakta kalma faaliyeti.. seks ile türünü sürdürme aktivitesidir.. bu yüzden "YaşAM AMaçtır." denilir.
Peki, yaşam aktivitesinnde bir amacın ve gayen olabilir mi ?
Tablo diyor ki hayır.. GAYE şuur virtualiten de bulunur.
UYUDUĞUNDA akıl ve kalbin ilesin.. yani DÜŞÜNDÜĞÜNDE aklının zihni ve kalbinin resmi çalışır.. delaletler ortaya çıkar. Ancak biz insanlar bu delaletleri çoğu zaman dalaletlere çeviririz.
Delalet ve dalalet arasını fark etmek.. bir fıtrat ve yaratılış.. bir terbiye ve tahsil.. bir şans konusudur. Bazı insanlar şükredici olur.. bazı insanlarda küfredici.. şükreden insanlar.. bu simitler.. bu bacaklar.. bu gözler.. bu götler.. nereden geldiğini bilir ve ona göre hareket eder.. bazı insanlarda bu gözlerin malının ve götlerin mülkiyetinin kendinin olduğunu sanır ve dilediği gibi kullanır.
Ancak bizim muradımız burada böyle vaaz vermek değil..
YBA çalışması yapmaktır.
Evveli MAZİ ile ahiri ATI yatay düzlemde..
zahir GIDA ile batın GAYE dikeyde eksende.. göstermektir.
Bizim uyku ve uyanıklık fazımız.. yakaza ve nevm faslımız.. sürekli gece ve gündüz işler..
YAKAZA ile cismin ve remzin işaretleri.. vital aktüalite ile ÇALIŞMAYA başlar..
NEVM ile zihnin ve resmin delaletleri.. mental virtualite ile İŞLEMEYE.. başlar.
03.08.2026 üçyol izmir 11:52
Saygılarımla
Sağlıcakla kalınız
0Z0 yontembilim.com

------------- usul esasa mukaddemdir
|
Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 05-Ağustos-2026 Saat 11:56
Açılım yazımızda işe YÖNLERDEN başlayacağımızı belirtmiştim.
Yönler ve cihetleri.. doğal ve normal olarak.. genetik ve kültürel kodlarla.. günlük dili öğrenmeye başladığımızda öğreniriz.
Biz bunları dünya ve insana ilişkin bilinen SOMUT yönler olarak adlandırıyorum.
Beynin araştırmalarına göre insanların yüzde onu solak olarak doğarmış.. geri kalan yüzde doksan sağ elini kullanırmış.. yazı yazarken ve sair işlerinde.. kültürel olarakta bizler sağ elimizle yemek yeriz sol elimizle kıçımızı temizleriz.
İNSAN açısından bu sağ ve sol ellerin tarafları gibi baş üstü NADİR ve ayak altı ZENİT tarafıda bulunuyor. Biz nadir ÜST zenite de ALT diyoruz.
DÜNYA bakımından da güneşin doğduğu DOĞU ve güneşin battığı BATI tarafını bilmeyen bulunuyor mu ?
Sanmıyorum.. ancak KUZEY ve GÜNEŞ taraflarını herkes bilmez.. ancak geceleyin ay ve yıldızları gözlemleyen meraklılar bilir. İşte bunlar Kutup yıldızığnın bulunduğu yere KUZEY.. bunan karşısındakinin de GÜNEY olduğunu bilirlerler.
Şimdi bu SEKİZ tarafı İKİ BOYUZLU düzlem tabloda göstergeledik. Yani göstermedik.. işaret ettik. Yani gerçeğin kendisi değil.. neden mi ? Çünkü sağ tarafımızı batı tarafına değil de doğu tarafa da çevirebilirdik.. tabloda sağ tarafımız batı tarafta göstergelenmiş.. ikincisi kuzey ve güneş tarafı söz konusu olan gök kübbenin küresi söz konusu oluyor.. ve bunu iki boyutlu tabloda değil üç boyutla bir resimde göstermemiz gerekirdi.. ancak biz burada kuzey ve güneşin iz düşümünü alarak kuzeyi üst tarafta.. güneyi alt tarafta gösterdik..
Sonuçta YÖNLER donmuş "yer"lere değil hareketli nesnelere.. yani yer yüzüne.. yer küreye.. insan bedenine.. insan beynine yani SOMUT ve hereketli nesnelere ilişkin TANIMLARDIR.
Bizler bu tanımları yolumuzda ve yürüyüşümüzde.. hareketlerimizde ve faaliyetlerimizde kullana kullana onlara alışırız.. günlük dilin dünyasını bunlar inşa ederiz.. aynı zamanda yine bunlarla kendi dünyamızın olmazsa olmaz MEKANını ve ZAMANını yapılandırırız.
Peki bunun bize bir zararı bulunur mu ?
Hayır! Yararı olur. Çünkü herkesle müşerek bir dünya içinde birlikte yaşama olanağı buluruz.
Bununla beraber bunlardan başka yönlerin olup olmadığını aramazsak...
Yahya Güven Kardeşim BEĞENMİŞ.. Fahri Fahriye Dalgıç kardeşim YANINDAYIM demiş.. bir de KOCAMAN yürek göndermiş.. Bu kardeşlerim bu beğenmeleri ve yanındayımları ve yürekleri göndermeseler de ben biliyorum ki Esin ULUSAL gibi.. ve yaşlılıkla adlarını hatırlamadığım beş altı tane KARDEŞİM gibi.. YBA önemini ve değerini bilen Kardeşlerimdir. Onlara minnettarım. YBA üzerine yazdığım tüm yazılarımda ve tablolarımda onun tanımını ve reklamını yapıyorum. Bazı arkadaşlar anlamıyorlar lakin burada bir mesaj bulunuyor diyorlar. Bazıları ise bu mesajın ne olduğunu anlıyor. Bazıları ise bu mesajın din ve felsefe arasında ortak bir platform olma savının önemini ve değerini biliyorlar. Ancak yandaş olma ve karşıt olma düzeyinin ardından yoldaş olmak ve aykırı buluma seviyesi geliyor. İşte yoldaş olanlardan eleştiri ve aykırı bulanlardan soru bekliyorum. Ancak bu eleştiri ve görüş ve soru ile konu daha iyi anlaşılarak bazıları YBA öğrenme ve kullanma ve yararlanma aşamalarını geçebileceklerdir. Bu gerçekleştiğinde çalışmalar yeni bir renk alacaktır.. İnşaallah.
Teşekkür ederim.. ben sizin kendi tümcelerinizi bekliyorum. Başkalarının cümleleri ne kadar beğenilmiş ve olumlanmış olursa olsun.. ne kadar yandaş ve onanmış görünürse görünsün.. sizin ifade ve ibareniz değilse.. sizce ilam ve ilan edilmiş değildir. Ve bunların hiç birinin sizin cümleniz kadar değeri bulunmaz. Çünkü onlar benim muhatabım değil muhatabım sizsiniz.. cümleniz yanlış olabilir.. yanılmış olabilir.. saçma olabilir.. noksan olabilir.. bundan dolayı çekinip yazmamanız daha büyük ayıp.. daha büyük yanlış .. daha büyük yanılıştır.. diye düşünüyorum. Hiç kimse mükemmel değildir. Hiç kimse her bakımdan yetkin olamaz. Hiç kimse başkasının bildiğini kendi bilemez. Hiç kimsenin bildiğini başkası bilemez. Ancak yanlış ve yetersiz ve eksiz bilgilerimiz konuşma ve tartışmalarla değişitiririz ve düzeltiriz ve geliştiririz. Bunun için de sözün taşıdığı bilgi ve değerin sağlam ve sağlıklı olmasına duyarlık göstererek YBA öğrenmeye başlamanız ve kullanmaya girişmeniz ve yararlarından çıkarlanmız gerekiyor. Çünkü kimse çıkarı dışında şuradan şuraya bir adım atmaz.. ve kozmik tembellik yasasından kurtulamaz. Bir işin çıkarını anladığınızda ona önem ve yararını gördüğünüzde buna değer verirsiniz.
osmanziya
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 05-Ağustos-2026 Saat 12:56
yol nedir
ön nedir
yan nedir
yön nedir
tablo tanımlıyor.
YOL yolcu bulunursa olur.
Yolcunun da bir önu ve yüzü
bulunmaz mı ?
ÖN yüzü ve yüzunde gözü olmayan ileriye bakabilir mi ?
Yolcu yolunda ön yuzu yönunde ileri dogru yürurken sag ve sol
YAN
ları bulunmaz mı ?
YÖN namaza dururken aradiğimizdir..
Arabistan'ın Mekke'sinde bulunan KABE bizim kıblemiz yani aradığımız YÖN ve CİHETTİR.. Namaz kılan musalli bilir ki buradaki MERKEZ nokta etrafından birbiri içindeki daireler halinde yüzlerinin yönleri KABE'ye dönüktür.
YOLCULUK
mekanda yapılır
zamanda yapılır
ömür de yapılır
akıl da yapılır
fakat yürüyüşün yolu ve önü ve yanı ve yönü değişmez.
Yer yüzünde kalktığın bir seyahatın ve yolculuğun vardığı bir yer olur. Kalkış yeri ardında varış yeri önündedir. Bu MEKANDA yolculuktur.
Dünya da zamanda yaptığın seferin ve eforun bir DOĞUM ve olum başlangıcı ile DÜĞÜM ve ölüm bitişi olur. Başlangıcı senin kimliğin ve bitişi senin kişiliğinin bireyselliğidir. Bu ZAMANDA yolculuktur
Ömür dedin öne başlat sonra bitir başat fena yasasının en iyi göründüğü fırsat ve tehlikenin EMRİ sözünü ettiğimiz mekan ve zaman yolculuklarında ortaya çıkan ölçüleri ve ölçekleri düşünmek ve anlamaktır. Ömrün emri yukarıdaki gerçekleştirilen ceriri mekanlarda içinde MURUR-I ZAMAN olanak ve imkan ve probable içindeki kabiliyet ve ikbaliyet ve istikbaliyettir.. tahsis edilen kabiliyet başlar ihtisas edindiğin MEZHEB ve meslek ve meşreb ile ortaya koyduğu amel defteri ve hayat sahifesi.. SENİN TELİF ETTİĞİN bir kitabdır.
Mekanda.. zamanda.. ömürde bir yolculuk yaptığım gibi AKIL da dahi bir yolculuk yaparsın..
Ateist iken Teist olursun..
Teist iken ateist bulunursan..
Yani biribirin tersi iki yönde de gidebilirsin.
Teist ve ateist arasında deist.. panteist.. panenteist gibi ara POZİZYONLAR da bulunur. Ancak bulunduğun KONUM.. vakıa süresinin başında üçe ayrılmıştır; ashabı şimal.. ashabı yemin.. sabikun gibi "sahibi" olmayanların yolu.. bizim sahibimiz Allah azze ve celledir. Biz her zaman O'na aid olduk.. lakin anlamadılar. Kim bilir belki de biz anlatamadık.. zaten anlamak ve anlatmak ve ANLAM dünyanın en zor üç işidir.
Hasılı sevgili eşim ve değerli kardeşim.. BEN iken BİZ olabilmek öylesine zordur ki bir ömür bunu gerçekleştirmek ve SALAH'ı sağlamak için ugraşırız.
Bu konuda Hukuk suresi Ali İmranın sonunda sorulan suale Bilim Suresi Bakara'nın sonunda cevabı yanıtlanır.
Saygılarımla
Sağlıcakla kalınız
Anladıklarınızdan eleştiri ve anlamadıklarından soru bekliyorum.
0Z0
06.08.2026 üçyol izmir 10:35
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 06-Ağustos-2026 Saat 01:28
Fahriye DALGIÇ Hocam dedi Ki:
Sevgili hocam yazdıklarınızı ve paylaştığınız pano çizimlerinizi her ne kadar okuyup incelesek siz kadar ifade yeteneğimiz yeterli değil bilesiniz. Bu demek değildir ki bu inceleme ve bilgilendirme, bu ilimi yayma çalışmalarınız sonuç vermiyor. Elbet bizlere çok katkıda bulunup bizi geliştiriyor. Ve bu yüzden size minnetlerimi sunuyorum. Umarım siz gibi bu ilmin bir gün bizde öğretmeni oluruz ve kollektife bir katkımız olur. Zaten amacımız hakikat ilmini değişik her türlü yöntemler ile yaymaktır tüm amacımız. Umarım insanlığa faydamız olur. Sonsuzca teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim.
dedim ki:
Değerli Hocam, "Umarım siz gibi bu ilmin bir gün bizde öğretmeni oluruz ve kollektife bir katkımız olur." ÖĞRETMEN olduğumu söylüyorsunuz lakin öğretmen olmak ile ÖĞRETİCİ olmak.. öğrenci olmak ile ÖĞRENİCİ arasında derece farkı değil mahiyet farkı bulunduğunu düşünüyorum. Resmi bir kurum olan Milli eğitim Bakanlığının yönetimi ve denetimi altında öğretmen ve öğrenci ünvanı olan kişililer belli ve muayyen bir MÜFREDATI öğretir ve öğrenir. Biz bu eğitim ve öğretim ilişkisini hoca ve talebeleri adlandırırız. Ancak ÖĞRETİCİLİK ve ÖĞRENİCİLİK böyle resmi ve kurumsal etkinlik değil sivil ve kuramsal bir faaliyettir. Bu aktiviteye bilgisayar ve internet olanakları ortaya çıkan KİŞİSEL GELİŞİMCİLİK olarak düşünebiliriz. Biz de acizane face in ortaya çıktığı 2009 yılından beri 17 senedir YBA çağrısıyla öğreticilik ve öğrenicilik yolu açmaya çalıştık. Bir türlü ÖĞRETİCİLİK yapamadığımız gibi ÖĞRENİCİ bir ortak da bulamadık. Öğrenci bilineni değil bilinmeyene öğrenir. Öğretici bilineni değil bilinmeyeni öğretir. Bu demektir Osmanziya ÖĞRETİCİ olamamış ve insanlarda ÖĞRENİCİLİK yolunda başka kişisel gelişimcileri tercih etmişler. Bunun iki nedeni olabilir: Birincisi ÖĞRETİCİ olması için gereken koşulları kazanamamışım ve kuralları edinememişim.. ikincisi ÖĞRENİCİ olmak abartılı bilgisi ve aşırısı sevgisi ile ilgisini köreltmemiş bulunmak gerekiyor face dünyasında bu zor işi başaran bir kimseyle karşılaşmadım. "Zaten amacımız hakikat ilmini değişik her türlü yöntemler ile yaymaktır tüm amacımız." dediğinize göre HAKİKAT İLMİ.. dediğiniz GERÇEK BİLGİ bulunuyor.. o zaman soruyorum: "Gerçek" bilgi midir.. yoksa "Bilgi" gerçek midir ? İşte bu soruya GDDY ile yanıt verdiğiniz arayan giren DÜŞÜNCE tam olarak meramı anlatabilirsem "biçimlenmiş DÜŞÜNCE" yüzünden konuşanlar getirdikleri düşünce ile sağlam ve sağlık bir tartışma ve çözümlemeye giremeyeceklerdir. Çünkü günlük dilin düz yazısı ile dil fena bir şekilde kötü ve kötüye kullanılmaya açık hale geliyor. İşte bunun için öğrenicileri YBA çağırıyorum. Yani işi bilenleri değil işi bilmeye amaçlayanları davet ediyorum. Çünkü konu çok yanlı ve yönlü.. gerçekten başka DOĞRU da bulunuyor. Bilgiden başka DEĞER de bulunuyor. Düşünme de başka ANLAMA da bulunuyor. İŞ altı bilinmeyenleri bir denklem haline alıyor. Saygılarımla.. sağlıcakla kalınız. 0Z0
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 06-Ağustos-2026 Saat 01:30
Kant teorik ve pratik aklin Tenkidi adli unlu eserinde..
akılcı filozoflar Aristo ve Dekart in mantiksal ilkelerinin meydana getirdigi kavram ve DOGRUNUN.. BOŞ.. oldugunu
deneyci filozoflar Locke ve Hume dan beri gözlem verilelerin ortaya koydugu görü ve GERCEĞIN.. KÖŔ.. bulundugunu..
Yani tek başina dogrunun ya da gerçegin işe yaramadigini açikladiginda dogrucularin göklere çikan AKLIN ayagi yere değmiş deneycilerin boş bir tablo sandiklar ZIHNIN evrensel kategoriler barindirdigi anlaşilarak Avrupada AYDINLANMA ortaya çikmiştı.. Immanuel KANT.. bunu şu unlu anlatimi ile belirtti :
"Kavramsiz gorüler KÖR.. görüsuz kavramlar BOŞ..
işte bundan dolayidir ki yıllardir bende "Saglam BILGI hem gerçek hem dogru olmalidir" diyorum.
Kant'a rağmen birakin avaminası havas ve aydin geçinenler bile bunun farkinda bile olmadan..
dogru olmayan gerçege DOGRU..
gerçek olmayan dogruya GERÇEK..
muamelesi yapiyorlar.
Doğru olmayan gerçekler yok mu ?
Çoook.
Bu doğru olmayan GERÇEKLER.. kurgu ve öykü ve oyundan başlar varsayım ve kuram ve yasalara kadar gider..
Şu gerçek olmayan DOGRULAR yanılsama ve ön yargı ve saplantıdan başlar benliğe ve sonsuzluğa ve özgürlüğe kadar ilerler..
Üstelik hayalî imaj ve fiksiyonlar ile vehmî spekülasyon ve marazî halüsinasyonları saymıyorum bile..
Bu tur akil ve zihin nesneleri ile geçmişte inanç haline gelmiş hürafe ve usture gibi mitolojik efsane ve masal ve destanların tarih ve edebiyat içerisine sızmalarını da söz konusu etmiyorum.
Şunu da belirtmeliyim ki hurafe ile marife (bilim).. usture ve histoire (tarih).. hikaye ve hakikat arasında fark kesinlikle ayrılamamıştır.
ZIHNIN mentalitesi bu septik ve şübheli kuşkulu TEMSIL ile şu doğmatik ve müteşabih kesin TEŞBIH arasında salınır.. ilmi ve iradesi bir türlü istikrarlı ve kararlı hale gelemez.
Bununla beraber bilinenlerden bilinmeyenlere giderken ilmî analoji ve temsil ve benzetimlerden.. edebi metafor ve teşbih ve benzetmelerden bir yol ve meslek çıkararak;
septikliğini agnostizme.. dogmatizmini skolastizme.. idealizmini teizme..
realizmini ateizme çıkarabilir ve bu da onun ilmi ve felsefi yaklaşımını değil inanma yetkisini kullandığı dini yönelimidir.
Cinsel SAPIKLIKLARI meşrulaştırmak için nasil cinsellik yönelimi çıkardılar.. bende dinsel TAPIKLIK için dinsellik yönelimi çıkaramaz mı yım ?
Hem benim ki daha rasyonel ve gerçekçi.. gorunuyor.
Bununla beraber akıl ve gerçeğin ne olduğunu saptamak ve kanıtlamak KESİN olarak olanaklı değildir.
Öyle ise bizi düşen nedir ?
Elimizde ya karşimizdaki bilgi ve düşünce ve inançlarımız için ölesiye savaşmak değil.. uyanıncaya ve zihnen dirilinceye kadar düşünmeye ve anlamaya çalışmak gerekiyor. 05.08.2026 07:08
0Z0
https://yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3067&PN=1
------------- usul esasa mukaddemdir
|
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 06-Ağustos-2026 Saat 14:00
Delalet ve Dalalet
Tablo diyor ki GERÇEK dalalete goturur.. eger GUZEL degilse.. mezhebler bize gerçegi guzelleştirmek için açilan yollardir. Gerçek yoldur ve onu güzelleştiren yolcudur.
SırAT.. sırla bir attır. AR yükü nesne ve AD yolcusu kimse taşıyan ÖZNE'nin kitabı mübin kitabetinin öyküsü ve imamı mübin kıraatının oyunudur.. sonuçta ortaya bir DEFTER-İ AMEL çıkar.
Emellerimizin meli ve amellerimizin malı arasında bulunan ilim ve irfan ve iman lisanı hal ve kalimizde gelişir. Bu gelişim altmış bin yıllık SESLİ ve altı bin yıllık yazıl dil ve din ve dünya birliği ile bu güne ulaştı.
Bu günden sonra dünyaya YÖN veren nebilerin ve veliler ile dahiler ve delilerin ayrı telden çalmaları ile uygarlığın yürümeyeceği anlaşıldı.
Face 2009 den bu güne kadar ki deneyimlerin gösteriyor ki avamı nas ya gücü tapıyor ya da ondan korkuyor.. ya bir çıkara banıyor ya da benim gibi maaş çanağı yalıyor. Havassı nas ise elindeği gerçeği satmakla meşgul olup gerçeği aramıyor.
Bu güne kadar söylediklerimi bundan sonra tekrarlamam.. hem işe yaramaz.. hem yinelenmesi can sıkar.. bu bakımdan insanbilim yaZan Mustafa Buğuçam ismimle AÇILIM çalışması başlattım.. sizleri de oraya çağırıyorum.06.08.2026 üçyol izmir13:59
Dinnur Yaşar
0Z0 yontembilim.com
------------- usul esasa mukaddemdir
|
|