Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

gerçek ve dalga

Nereden Yazdırıldığı: YöntemBilim Forumu
Kategori: Yöntem Bilim
Forum Adı: Yöntembilim
Forum Tanımlaması: Yöntembilim Üzerine Paylaşımlarınız
URL: http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=3054
Tarih: 10-Ağustos-2026 Saat 01:40
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: gerçek ve dalga
Mesajı Yazan: osmanziya
Konu: gerçek ve dalga
Mesaj Tarihi: 20-Temmuz-2026 Saat 17:50

Gerçeği çeşitlilikte arasak tekliğe.. eşitlikte ararsak birliğe.. takılırız.

Bir yerde dedim ki: Hakk ve Hakikat deriz ve fakat bu dilimize nasil çeviriz ?

İyi ve güzel deriz.. fakat bunu başka dillerde nasil karşilariz ?

Hakk ve hakikata kardeş olsunlar diye Hayr ve Hüsn diyelim.

Şimdi hepsini Güzel TURKCE'mizle semantik ifade degil sentaks olarak ibare edersek;

Dogru ve Gerçek
İyi ve Güzel

Ikilemelerini kurmuş oluruz.. yani söz dizim harf ve ar sorunumu çözmus oluruz. İsim ve ad anlambilim sorununu çözmek için de yazinda bahsettigin SOL (goru) ve SAG (duyu) terimlerinden yararlanabiliriz.


Gerçek     ve      İyi

Sol GÖRU - DUYU Sag

Güzel     ve      Dogru

Sözun tasidigi bilgi ve degerin saglam ve saglikli olmasina duyarli isek SAGLAM bilginin hem gerçek hem dogru bulunmasina SAGLIKLI degerin hem güzel hem iyi olmasina uyarli olmaliyiz diye düşunuyorum.

Işte bunu nasil sağlayabiliz..
bunun için elimizde gerceklik ve dogruluk ölçutleri saptadik mi ?
Guzellik ve iyilik kriterleri belirledik mi ?


Sol göru bilgin gercekligi ve dogrulugu uzerinds durur..
sag duyu ise degerin guzelligi ve iyiliği ile ilgilenir.
Sol goru id olsa.. sağ duyu süper ego olsa..
EGO hem nefsin gercekligi ile aklin dogrusunu birleştirerek
SAGLAM bilgiy kuracak
hem de ruhun iyiligi ile kalbin guzelligini birlestirerek
degeri SAGLIKLI kılacak.

Goruldugu gibi bu kolay bir iş degil.
Bu nedenle

sol göru devamli kullanilarak sol goruş haline gelir saga sagir olur.

sag duyu surekli kullanilarak sağ duyuş haline gelir sola kör olur.

Sonra solun culku çikar SOLCULUK.. ezberlerini surdurur.
sagin cılki çikar.. SAGCILIK.. telkinlerini devam ettirir.
Yeni gelenler de fikretten nazima.. solunu.. akiften fazila.. sağini.. yurutur.
Bizde dediginiz "sessizlik kumkumasi" içine surunuruz.

Saygılarımla
0Z0 yontembilim.com
20.07.2026 17:20




Bu yazıyı yazmaya venüsyen art'ın şu paylaşımı vesile oldu:

Eskiden göz tanıktı, şimdi göz sanık sandalyesinde.
Felsefe açısından bu yeni durum aslında eski bir hayaletin teknolojik kostüm giymiş hâlidir. Platon mağarasında gölgeleri gerçek sanan insanlardan söz ederken, henüz ekranlarımız yoktu; ama zihnimizin gölgeye âşık olma zaafını çok iyi görmüştü. Descartes kötü cin varsayımıyla duyularımızın bizi aldatabileceğini düşünürken, bugünün algoritmik cinlerini sezmiş gibiydi. Deepfake, bize radikal bir ders verir: Duyu verisi, bilgi değildir. Görüntü, hakikatin kendisi değil, hakikate dair bir iddiadır. Her iddia gibi sorgulanmalı, bağlama oturtulmalı, başka kanıtlarla sınanmalıdır.
Bu noktada mesele basitçe teknoloji korkusu değildir. Matbaa da yalanı çoğaltmıştı, fotoğraf da manipülasyona açıktı, televizyon da propaganda üretti. Fakat deepfake’in farkı, gerçekliğin en içgüdüsel kapısını hedef almasıdır: yüz, ses, mimik, beden. İnsan zihni, yüz tanımak için evrimleşmiş bir makinedir. Bir bakıştan niyet, bir titremeden korku, bir gülümsemeden samimiyet okuruz. Deepfake tam da bu eski kabile yeteneğimizi hack’ler. İçimizdeki avcı, ateş başında kimin dost kimin düşman olduğunu seçmeye çalışırken, karşısına sinir ağlarıyla üretilmiş bir maske çıkar.
Peki bu çağda gerçeğin tanımı ne olabilir? Belki de hakikati artık tek bir parlak görüntüde değil, ilişkiler ağında aramalıyız. Gerçek, yalnızca görünen şey değil; zamanla, kaynakla, tanıklıkla, tutarlılıkla ve denetlenebilirlikle ayakta kalan şeydir. Bir video gerçek olabilir; ama gerçekliğini, çıplak gözümüze değil, izlenebilir kaynağına, teknik doğrulamasına, bağımsız tanıklara ve olay örgüsünün mantığına borçludur. Hakikat, tek başına bir kare değil, bir ekosistemdir. Bir ağaç gibi kökü, gövdesi, halkaları ve çevresi vardır.
Burada tehlikeli bir uçurum belirir: Her şey sahte olabilir diyerek hiçbir şeye inanmamak. Bu, şüphecilik değil, zihinsel teslimiyettir. Epistemolojik şüphe, karanlıkta kılıç sallamak değil; kılıcı bilemek, hedefi görmek, adımını ölçmektir. Bilge şüphe, inancı öldürmez; onu eğitir. Paranoya ise bütün köprüleri yakar ve insanı kendi yankı odasına hapseder. Deepfake çağının erdemi, saf inançla saf inkâr arasında üçüncü bir yol bulmaktır: yavaş düşünmek. Bir görüntü karşısında hemen öfkelenmemek, paylaşmadan önce beklemek, duygunun hızını aklın terazisine koymak.
Alıntı sonsuz us






-------------
usul esasa mukaddemdir



Cevaplar:
Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 20-Temmuz-2026 Saat 17:51


Bu tabloda dunyayi anlatan çok şey yazilmişta bir kavi ve zayif nazara alinmamiş...

Sabah kalktığimizda eger uykumuz ALIP yorgunluğu vermişsek dinç ve güçlu yani KAVI bir şekilde güne başlariz.

Hatta yaşlilar sağlam yatar hasta kalkar.. gençler hasta yatar sağlam kalkar denilir.

Bu yuzden gençlere kavi yani taze ve güçlü yaşlilara zayif yani eski ve güçsüz denilir.

Ancak unutmayalim ki o yaşlida bir zamanlar genç iken güçlü ve kavi idi.. o gençte omru varsa yaşli ve zayif olacak.. yani bu yaşam ve zaman dongusunden kimse kurtulamaz.

Biliyoruz ki guçlu ve kuvvetli ana babalar bir zamanlar güçsuz bebeklerdi yaşlaninca güçsuz ve kuvvetsiz nine ve dedeler olacaklar.

Kuvvet.. sadece fizik ve biolojik olarak degil lojik.. psik.. külturel.. sosyal.. ekonomik.. politik ve askeri olarakta yukardaki SARI çizgiyi çizer.

Ancak biz bunu unuturuz.. nisyan ederiz.. hatta isyan ederiz. Halden anlamayiz kalimizle HAKKLI oldugumuza ilişkin ne kadar gerekçeler varsa siralariz.

Işte bu yüzden kavi olan haklı olur saniriz.. güçu olanibsöz sahibi yapariz.. parasina guvenen.. bilgisine güvenen diledigini yapabilir sayariz.. serveti bulunan.. şöhreti bulunan istedigini edebilir zann ve farz ederiz.

Kurt kocayinca köpeklerin maskarasi olur amma diri ve iri bir kurt iken ısirmadiği enik kalmamiştir.

Zalim koca yaşlaninca iktidar kari ve cocuklarin eline geçer kavi ve güçlu iken yaptiklari fiti fitil burnundan getirilir.

Işte bu yuzden SARI evrensel SINUZODIAL dalganin bir tarafina kavi ve HALK bir tarafina zayif ve HAKK yazarim. Yani G Ü Ç zehirlediginden çogu zaman haksizdir. HAKLI olmakta çogu zaman güçsüz taraftadir. Zaten bunun için MAHKEME bulunuyor.. Mahkeme-i KUBRA oluyor.
20.07.2026 uçkuyular 09;52

Saygilarimla

0Z0

yontembilim.com


-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 21-Temmuz-2026 Saat 02:21


Bu yazıyı da venüsyen art'ın paylaştığı bu fotoğraf vesile oldu:

dedim ki:

Zalimden alim.. alimden cahil doğar demiş atalarımız.. aslında başarının doğuştan gelen yetenekler ve dünyada elde edilen olanaklarla kazanıldığı sanılsa da.. tam tersine, nadirde olsa.. zor koşulların ve yoksunlukların verilen yetenekleri olanaksızlıklara rağmen ortaya çıkardığı verilen örneklerden anlaşılıyor. Verili yetenek ve bulunan olanaklar çoğu kişiyi atalete atıyor.. uyutuyor.. durduruyor.. ni'metlerin kadir ve kıymetini bildirmiyor. Zaten hayattın cemadın içinde nasıl çıktığı.. şuurun hayat içinde nasıl parıldadığı.. her ne kadar çağımızda bunlar arasındaki boşluklar doldurulmaya çalışılsa da.. büyük bir muamma.. bu paylaşımda sözü edilen BAŞARILAR dahi şuur içinde ortaya çıkarılan parıltılardır.. bir gün bizim de şuurun beşinci boyut olduğuna dair Toygar Akman'ın kitaplalarında yapılan hazırlıkları kendi çalışmalarımızla birleştirerek bu MUAMMA birazcık daha açıklık kazandıracağız İnşaallah. 0Z0 yontembilim.com

-------------
usul esasa mukaddemdir


Mesajı Yazan: osmanziya
Mesaj Tarihi: 21-Temmuz-2026 Saat 10:42
hakikat.. hem yatay çizginin sonunda.. hem sol üst köşede kullanılmış.. yöntembilimsel analizde bir sözcük ikinci kez geçmez.. bu nedenle yatay eksenin sağındaki "hakikat" sözcüğünü HAKAİK olarak düzeltiyor.. sol üst köşede yazılı "hakikat" sözcüğü dar anlamda somut ve tikel gerçek anlamında kullanıyoruz.. yatay çizginin sağındaki hakaik'i HAKAİK'I HİKAYE anlamında kullanıyoruz. hakakik'ı hikaye ya doğrudan "dirayet"le yapılıyor ya da yapılanları "rivayet" edeiyoruz.. bu da iki şekilde oluyor; ya işaretleri zikr ederek.. ya da delaletleri fikr ederek..
21.07.2016
on sene önce


-------------
usul esasa mukaddemdir



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info