YBA (YÖNTEM
BİLİMSEL ANALİZ)
Alakanızı minnettarım Hocam.. anlamamanız gayet
normal.. YBA dilini bilmeseydim.. ben de anlamazdım. Ancak tablonun esası bizim
mal denilen kalemimizin kitabetiyle AMELLER.. mel denilen kelamımızın
kıraatıyla EMELLER ortaya çıktığıdır.. bunlarda ye EMİK çıkar olur ve bizi
mutlu eder ya da ETİK yarar olur bizi kutlu eder. Peki bu nasıl olur.. işte
bunu yoğun bir indirgeme ve kısa açıklamalarla yapıyor.. ki bunları bir makale
ve kitap ile HAZIR açık ve seçik ANLAŞILIR hale getirme hocalığından ve
yazarlığından bilerek ve isteyerek kaçınıyorum. Ta ki insanlar bunu bulmaca çözer
gibi kendileri tabloya bakarak yapsınlar.. anladıklarını eleştirsinler..
anlamadıkalarını sorsunlar istiyorum. Nitekim http://www.yontembilim.com/?fbclid=IwAR1OxrY91rS9R7mVN7qZ1fLJSsVwK7WRRuaWU8JbrMEoQNjLiLFEIvXXAaA - www.yontembilim.com sayfamın FORUM kısmında bu
tabloların yalından karmaşığını doğru versiyon sırasıyla ilerleyen tablolarım
da bu mentalite ile hazırlandır.
ALIŞKANLIKLAR
ALIŞKANLIKLARIN
yüzde doksanı iyi değildir.. zamanında iyi olsalar bile şimdi iyi değildirler.
Bazı alışkanlıklar diğerlerinden daha yararlı olmaktan çıkıp zararlı oluyorlar.
Sanırım bunların başında YAKINMAK gelmektedir. Sorundan yakınmak iyidir.. çünkü
kendisinin ya da başkalarının çözümü yüklenmesine neden olur. Hatta sadece
sorundan yakınmak değil.. sürekli çözümü yüklenmekte aynı zararı verir. Hatta
bunun ikisine de alışmak insanı ne hale getirir biliyor musunuz ? DÜNYAYI
KURTARMA havasına getirir.
Genelde
kadına dır dır eder derler.. ama şunu görmezler.. sorunları ortaya koymazsa ve
yapılacağı talep etmezse.. erkek kılını kıpratmaz. Erkeği harekete geçiren
sadece kadındır, karısıdır. Ne ana babasını ne çoluk çocuğunu iplemez. Çünkü
onurlu bir erkeği karısının talebini yerine getirmemek rahatsız eder. Çünkü
erkeğin vazifesi karısını güldürmektir, en azından gülemsetmektir. Bunu da
ancak karısının istediklerini yerine getirmekle birlikte hürriyetini elinden
almamaktır. Böyle daşşaklı ve güvenilir erkekler fazla kalmadığından kadınlar
başının çaresine bakmak istiyorlar.
Sorundan
yakınma ve çözümü yüklenme.. konusundan kadınlık ve erkeklik konusuna atladık..
bu da normal çünkü güzellik ve dayanıklılık kadında.. iyilik ve güçlülük
erkektedir. Birinci SEVGİ ikincisi SAYGI doğurur.. Bu sevgi ve saygı ortamında
doğan SEKS'ten de sağlam ve sağlıklı çocuklar olur.. ki onlar bizim
geleceğimizdir.
OSMANLI
DÜŞMANLIĞI
Bi dogruyu
yazarken on tane yanlışı yazmak buna denir.. homoseksuellik her millete gorulen
bir pisliktir.. ozellikle seçkin ARISTOKRASİ tabakasında.. demek saltanat va
ataerkli kuralı.. aşirı ve yaşadışı hale gelince.. bu da gelenek ve alişkanlik
haline gelince.. burada betimlenen sonuçlari doguruyor.
Artik millet
ögrendi..
Asimile edilirken asimile edilmek olayı doğrudur.
Ancak bunlar gayet norma ve olagın işler.. KÜLTÜR böyledir.. birbirini
özümleyerek var olurlar. Nitekim bedenimizde kendi dışındaki yapı (protein),
yakı (karbonhidrat) ve yapış (lipit) taşlarını alarak varlığını sürdürebilir.
Ancak bu gün için türk ya da kürt.. osmanlı sünnisi ya da iran alevisi.. değil
beşeriyetin yapısından çıkan medeniyetin inşa etmekte olduğu İNSANLIK söz
konusu.. her birimiz kendimizi bir dile ya da dine ya da kültüre ait
hissetmemiz normal bir durum.. ancak "insanlık" olgusunu unuttuğumuz
sorun başlıyor.
Demek ki "insan" tanımaya ve
"insanlık"ı tanımlamaya başlayınca ve hele kendimizi bilmeye
girişince durumlarımızın bazıları anormal görünüyor ki yukarıda anlatılan
hikaye de bunun bir örneği. neyi saptadığım ve ne onaylamadığımı tespit etmek
ise ayrı bir tartışma konusu.
Bu yazıyı yazan DEĞERLİ ARAŞTIRMACI..
araştırmaları ve saptamaları içinde donup kalmış.. bildiği dışında bir gerçeği
tanımıyor görünüyor. Bildiği ve bize öğrettiklerinden başkaları ve bizimde
bildikilerimiz bulunuyor. Bunlar kültür denilen havuza girer onu değiştirir ve
dönüştürür. Bu gün ülkemiz tarihte görülmemiş yeni bir değişim ve dönüşüme
hazırlanıyor. Küresel ağaların hesapları ANADOLU'da bozulacak.
İNSANLIK VE İSLAMLIK
Şöyle bir sloganım vardı.. Dücane almış.. "bir insan olarak
doğdum, kendimi bir dil (Türkçe) içinde buludum.. insaniyet-i kübra olan
islamiyete doğru gidiyorum." belki bunu çalmamış da bunun aynısını ya da
benzerini Dücane'nin kendisi de düşünmüş olabilir bu ayrı bir konu.. ancak bu
İNTİHAL durumunu.. yani kaynak göstermeden FİKİR belirtme konusunu bir kaç
yerde duyurduğum halde bana bir dönüş olmadı.. Bu sözümde geçen
"insaniyet-i kübra" konusu ya da "islamiyet-i suğra" terimleri
İmamı Nursiye aittir. Ancak "Beşeriyetin yapısından çıkan medeniyetin inşa
ettiği en yüksek kule insaniyettir" cümlesi bana aittir. Hatta literatürde
"Bilgi Toplumu" ve "Hukuk Devleti" ülküsünü birlikte
dillendirmekte ilk defa bana aittir.
http://www.yontembilim.com/forum/forum_posts.asp?TID=1644 şimdi
anlatımımdaki meramım fikirlerimin GÖSTERİSİ kendimi öne çıkarmak değil.. ASIL
SORUNUN insanları başkalarının fikirlerine bağımlı kılan canlı öğrenme ve diri
düşünmeden yoksun olmaları ve böylece öğrenilmiş bilgiler.. ezberlenmiş
görüşler yoluyla başkalarına.. hocalarına.. yazarlarına bağımlı kalmak olduğunu
göstermektir. İnsanları kendi fikirlerimi paravana ve paratöner yaparak YBA
çağırmamın nedeni onun hızlı bir anlam sürücü ve kolay bir anlatım aygıtı
olarak bu bağımlılıktan kaçınmasına vesile olmasıdır.
Böylece görmelerinin.. örmelerinin.. bilmelerinin.. düşünmelerinin..
öğrenmelerinin.. anlamalarının.. inanmalarının.. korkularının.. umutlarının
farkında olan ve bunları birbirinden ayıran İNSANLAR kolay kolay dinleştirilmiş
felsefelere adanmaz ve ideolojileştirilmiş dinlere angaje olmaz. Karısına,
kocasına.. anasına.. babasına.. kızına.. oğluna.. patronuna.. amirine..
hocasına.. yazarına.. liderine âmâde yani kör olmaz. Kimlik ve
kişiliğini edinmiş kimseliğini BİREYSELLİK konumuna getirerek köleliğinde
onurunu korur ve kulluğunda krallığını edinir. Bununda başlangıcı bir ailesinin
bulunmasıdır.. kadınsa kocasının normal yani eril.. erkese karısının doğal yani
dişil.. olmasıdır.
Çünkü bu dünyada bizim asıl görevimiz yeni bir eril ya da dişil ÇOCUK
meydana getirmektir.. besleyip büyütmek, yetiştirip geliştirmektir. Onun
yeteneklerini saptayıp buna uygun olanakları hazırlamaktır. Bunun dışındaki
amaç, işlev, görev, ödev, istek, dilek ikincil ya da üçüncük kalır. Kimimiz
bilgi üretiriz.. kimimiz karar üretiriz.. kimimiz mal ve hizmet üretiriz..
ancak her birimiz bir çocuk TÜRETİRİZ. Bunun sağlam olması insanlık sağlıklı
olması islamlıktır.. diye düşünüyorum.
ERKEN YAŞTA EVLİLİK
INSAN da
bio-psik iki özellik var.. rüşt ve temyiz.. yani eril-dişil hücreleri
yumurtlama ve kötüyu iyiden ayırma.. yani rüşeym halinin bitmesi ve mezc
halinin son bulması.
Bu iki durum
ve statü de genel olarak örf ve bilim.. adet ve hukuk.. tarafından saptanır..
benim kararlarimla degil. Eskiden bu işi dil ve din yapıyordu. Bugun dil
tıbba.. din ahlaka intikal etti.. tıbbın hikmeti tamamini ve ahlakin sanati
kemalini bulunca kadin ve usta ÇABA (şarait).. erkek ve hoca YASA (şeriat)
istemez hale gelecek. Tapılası olmak isteyen karılara.. kulluk edilesi olmak
isteyen kocalara duyurulur.
Ne demiş
hukuk: KIMSE 18 yaşinda ise reşid ve mumeyyiz KİŞİ olur. (18 yaş ekvatorda 12
kutuplarda 25 olabilir.. yani sicaklik biyolojiyi etkiler) 15 yaşında ise hakim
karariyle evlenebilir. Evlilik işe yaşini tamamlamasa bile kimseyi kişi kılar.
Buradaki
sohbetlerle sözu edilen statu ve durumlarda zarar goren olursa hukuka ve hakime
başvurarak durumunu yasal konuma getirebilirler. Başvurulmamıs ise suç olan
veya buyuk bir zarar veren bir durum bulunmuyor demektir. Sosyol ve ekonomik
olumsuz sonuçları olmuyor demektir. Burada konuşup başkaları yerine karar
vermeyelim.
Bir de bir
işin fetvası (hukuku) ayri takvas (ahlakı) ı ayrı.. bir eylemin ruhsati
(yasallığı) ayri azimeti (yararlılığı) ayridir.
Bir gunde
hepimize 24 saat veriliyor amma kimimiz gunah kimimiz sevab kazaniyoruz. Hepimizin
bir gundec1440 dakikasi var amma kimimiz dakikada 1 bir kuruş ya da 10 kuruş ya
da 100 kuruş ya da 1lira ya da 10 lira ya da 100 lira ya da 1000 lira kazaniyor
veya benim gibi çalışmayan emekliysen hiç kuruş kazaniyor.. böyle oturup face
de geyik muhabbeti yapiyor.
|