Anasayfa | Işımalar | Osman Ziya | İfade -i Meram | Yöntem Bilim | İnsan Bilim | Din-Fen | BTÖ | Yazılar | E-Posta |

  Aktif KullanıcılarAktif Kullanıcılar  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  SkinsSkins
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Dünya
 YöntemBilim Forumu | Genel | Dünya
Mesaj icon Konu: hakikat nedir ? Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4001

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Konu: hakikat nedir ?
    Gönderim Zamanı: 11-Kasım-2015 Saat 07:42

HAKiKAT nedir ?

HAK i KAT dizini içindeki dosyalar
20151111_073942_HAK_i_KAT.rar



Hikmet hakkında bir yaz yazdım yakında.. bu bir reklam yazısı idi ve maksad tabloları götürmekti.. bu hakikat başlığında ise içerikli yazı yazacağım reklam değil.. ancak buna karşılık önce tabloları teker teker izlemenizi.. imgelemenizi ve irdelemenizi isteyeceğim.. tabi çoğu kişi bunu yapmayacak.. ancak bir kişi yapacak.. çünkü bu içeriği onun için yazıyorum.. çünkü kendisi ISRARLA yöntembilimi talib ya da talebe olmak istiyor. Eğer o dahi önce tabloları incelemeden.. irdelemeden.. imgelemeden.. izlemeden bu yazı içeriğini okursa.. sanıyorum ki maksadına hasıl olmayacak yöntembilimi merak duyup sonradan terk eden kişiler listesine yazılacak.. burada şu adlarını söylemediğim ve benim bildiğim on beş yirmi bay ve bayan âdemin ayak izleri var zihnimde… burada negatif reklam yapıyorum.. korkutuyorum.. çünkü bu işe cesur yürekler lazım…


HAK hedefe ulaşmak için HAKİKAT çölünden geçmek gerekiyor.. kapının eskimiş anahtarını paslı kilidine uydurmak kolay değil.. ulaşılmaz duvarları delip bir kapı açmak gerekiyor.. karanlıkları aydınlıklara çevirmek.. kapılıları açık hale getirmek.. sağlam ışık ve sağlıklı anahtar gerekiyor ki bu ikisine birden ÇELİKIŞIK diyoruz.



Mecaz.. teşbih.. istiare.. remiz.. işaret.. delalet.. hikaye.. hakikat.. bir biri üstüne örülmüş ve örtülmüş perdeler. Bunları aşmak ya da aralamak sabır ve metanet istiyor. Buna benim zamanım vardı.. çünkü zamanın sahibi bana bu imkanı verdi.. belki başkalarının zamanı olmayacak lakin bu zaman içine ortaya çıkan alet ve edevat ile gelecek zamanda olacaklar çok daha kısa zamanda yöntembilisel analizin anlam hızı ve anlatım çabukluğu ile dilin ivmesini artıracaklar.. dünyanın ve dinin inceliklerine dokunacaklar.. bilim ve hukuk gizemini izleyecekler.. san’at ve hikmet şarkısını ve sazını çınlatacaklar..



desemde inanma bizzat kendin gör.. çünkü hakikatı örmedikçe göremezsin.. gördüğün ise değişmesi mukadder VAR SAYIM ve yanılması muhakkak VAR SANI’dır. Bu var sanılan görüntü ve var sayılan görüntülerle Hakk dini aramaya yerine hakikatı vaaz edenler ve filolojiyi filozofiye çevirip felsefe diye edebiyat satanlar.. teolojiyi teozofiye çevirip ezoterik yapanlar   belki dediklerimi anlamayacaklar.. olsun.. dilin kafamıza geçirilmiş sepetinden bunalanlar ve düşüncenin başımıza geçirilmiş çorabından sıkılanlar çıkacaktır. Anlamaktan bıkmış ve anlatmaktan usanmış bazıları da su’yun gölgesinde hassayet-i seker gışavesini tadarak ve us’un bölgesinde hissiyat-ı meker hudasını tutarak.. ölümle uyanmayı bekleyenleri terk ederek.. mekan ve zaman berisini.. mana ve gaye ötesini arayacaklar..



işte o zaman hakikat’ı DİRAYET edenin RİVAYET-İ hikayesi başlayacaktır.



HAKİKAT nedir ?


The matrix filmi.. Matriks nedir, “What is the Matrix” diye başlamıştı…


Ben olsam şöyle başlatırdım: GAYE nedir ?



En genel geçer yasa olan

“önce başlat sonra bitir” (OLANAK) yasasını şöyle ifade edemez miyiz ?


HAKİKAT başlat GAYE bitir.. ya da GAYE başlat HAKİKAT bitir..

daha doğrusu;

Hakikat’ı BAŞLAT Gaye’yi BİTİR.. ya da Gaye’yi BİTİR hakikat’ı BAŞLAT.


Bu cümlelerin hepsi anlamı görünse bile BOŞ tümcelerdir, yuvarlak sözlerdir.
Hakikat ise elle tutulur ve gözle görülür somut nesnelerdir ve şeytanlık ayrıntıdadır.
Bu yüzden size elinizle tutacağınız ve gözünüzle göreceğiniz somut bir resim vereceğim.




BİRİNCİ PERDE…


Hakikat ASLINDA bir bütündür ve fakat biz onu insan ve kainat diye İKİYE bölerek izleriz.. dışımızda mekanı ve içimizde zamanı yerleştiririz.. ya da dışımızda manayı içimizde gayeyi oturturuz.. biz bu iletinin dizininde bulunan m=hakikat WORD tablosunda; içimizi BATIN dediğimiz ALT TARAFA yerleştirdik.. dışımızı da ZAHİR adı verdiğimiz ÜST TARAFA yerleştirdik.. sonunda üstte görünün dünya ve kainat oldu.. altta ise görünmeyen insan ve din bulundu. Şimdi bu word’un SÖZCÜK işlemci penceresini açın ve o pencerede yaptığım tabloyu inceleyin.. buna birinci perde dedim. Bu perdeyi yukarıdan aşağıya.. sağdan sola.. ya da tersine soldan sağa.. aşağıdan yukarıya izleyin.. ne imgeliyorsunuz.. simgeler nasıl yerleştirilmiş.. iki simgeyi örneğin insanı ve kainat adını irdeleyin; niçin kainat ile insan simetrik yerleştirimiş.. neden dünya ve din bu simetrik eksenin uçlarına oturtulmuş ?



İşte “hakikat” insan ve kainat arasında bulunan.. din ve dünya ortasında duran bir “H” ve “K” ve “K” harfleriyle seslendirilen bir “HAK” özek veya “HAKİKAT” merkezi haline geldi. Bir tek hak ya da bir çift hakikat artık ne ise bu merkez (özek) ya da mihrak (odak) “hakikat” ya da “gerçek” ya de “realite” adını versen, değişmeyen bir manaya ve anlama sahip olabilir mi ? Anlam nedir ? Anlamsız işler ya da kimseler amaç edinilir mi ? Kainatı mekan ve zaman ayaklarıyla alta yazsak, insanı mana ve gaye kanatlarıyla üste koysak tablonun anlamı değişir mi ? İnsan yerine din desek mana bozulur mu ? Dünya yerine kainat yazsak sonuç değişir mi ?



Şimdi şöyle düşünüyorum.. bu dört hakikat ya da sözcük ya da “HKK” yani GAYE ve MANA ile MEKAN ve ZAMAN terimleri, bizim şuurumuzun dört TANE köşe taşıdır. Şuur başımızı bu dört köşeden dışarı çıkaramıyoruz. Bilgi ve buyruklarımız buralarda sonlanıyor.



Tablonun üst sağ ve sol taraflara yerleştirilmiş “zaman” ve “mekan” tanı ve tanımlarımız.. kesin bir sonuca varmıyor, durmadan değişiyor. Newton’da sabittiler Enisten’de hız sabitleştir bunlar mütehavvil oldular. Yarın ne olacak bilmiyoruz. Şimdilik kurama göre ışık hızında ise gayb olup sıfırlanıyorlar.



Keza gaye ve mana tanıma ve tanımlamalarımız.. bunların temeline ve köküne ulaşamıyor.. anlamı anlamlandıramıyoruz.. amacı amaçlandıramıyoruz.. olduğu gibi kalıyorlar.



Mekan neyin içinde.. zaman kimin dışında… Anlamlı olan amaç mıdır yoksa amaç olan anlam mıdır ? Bu sorunun yanıtı yok.. varsa bu sefer anlamın ve amacın anlamı ve amacı kalmıyor.



İşte bu durumda şunu söyleyebiliriz: Ben bu dördünü gösterebileceğim bir RESİM yapabilirim: Bu terimlerim tam anlamlarını ve bu sözcüklerin kesin tanımlarını ve bu değişkenlerin tartışmasız değerlerini bilmesem ve bilemesem bile başkalarıyla tartışabileceğim bir MODEL oluşturabilirim.



Ördüğüm ve böyle gördüğüm bu MİSAL’den sonra bana mekanın hakikatını.. zamanın hakikatını.. mananın hakikatını.. gayenin hakikatını aramak ve sormak ve tartışmak ve bulmak düşer.. Bu tablo bile kardır.. en azından hakikatın birden fazla parçasının ya da üyesinin ya da biriminin ya da bölgesinin bulunduğunu biliyorum çünkü.



Bazıları insanın hakikatının asıl, KAİNAT’ın gerçeğinin gölge olduğunu söylese de .. ya da tam tersine bazıları kainatın gerçeğinin asıl, İNSAN’ın hakikatının sözde bulunduğunu söylese bile.. hepimiz için ortak bu dört sözcüğü toplayan beşinci sözcük olan HAKİKAT etrafında toplanabiliriz.



Bundan sonra “hakikat” artık YUVARLAK bir sözcük değildir.. BOŞ bir küme değildir. Bu nedenle örneğin girişte söylediğim yuvarlak ve boş tümceleri eleştirebilirim. Hakikat gayeden ibaret değildir mana dahi vardır.. hatta gaye ve manadan başka zaman ve mekan bile vardır, derim.



Ancak akıllı ve zeki ve kurnaz birisi bana.. her şey yani mekan, zaman, gaye hepsi manadan ibarettir ve manadan başka hakikat yoktur diye kanıtlayabilir.. ve bunun resmini de sunabilir.. Ben ortaya “hakikat” sözcüğünü koydum, o da “mana” adını yerleştirebilir. işte bize sunulan bu tür resimleri tartışabilmek için gerekli kural ve yolları anlatan bilime yöntembilimsel analiz adı veriyorum.



Yöntembilimsel analiz.. seçmeye yarar.. ama seçim yapamaz.. seçimi bu aleti kullanan insan ya da makine yapar. Ancak secimi yapan İNSAN, bütünü parçaladığının ve bu bütüne bir yandan baktığının ayırdında olmalı.. şuhudu gaybdan ayırmalı.. ortak şuhudumuzu ayrık gaybı içinde kaybetmemeli.. bizim genel, müşterek ve dar alanımızı, kendi geniş ve özel ayrık dünyası içinde hapsetmemeli.. hem kendini hem bizi üzmemelidir. Belki biz onun bildiğini bilmiyor olabiliriz.. öyle ise ortak olarak bildiğimiz.. ördüğümüz.. gördüğümüz.. resimlediğimiz tablo çerçevesinden kadar konuşmalıdır.



Umarız ki bu arkadaşımız yöntembilimsel analiz diliyle   ortak dünyamızın ve müşterek dinimizin.. daha doğrusu dilimizin sunabildiklerini nazara alarak, sunamadıklarının çok daha geniş ve büyük olduğu irfanını taşımak suretiyle, biz gerçeği SUNMA yerine hakikati daha açık ve seçik olarak ortaya koymak noktasında kendisinin ÖRDÜĞÜ VE GÖRDÜĞÜ tabloyu resimlemeye çalışarak, müşterek çabamızı kesintiye uğratmadan sürdürmeye çalışır. Eğer bir resmi yoksa bizi üzmesin.. biz soyut hakikat satıcısı ya da alıcısı değiliz, müşahhas ve somut hakikat arayıcısıyız.



Yazının girişinde HAK ve hakikat arayışından bahsetmiştik.. hakikat tamam.. HAKK nedir ?



Eğer kişi, kainat (sen) ve insan (ben).. sözcüklerinden,   sonsuz evren adında bir YARATAN   ve özgür evrim adında bir TAPILAN çıkarıyorsa ki böyle yaratan ve tapılan bir TANRI arayışı, samimi bir arayış olduğu kadar aynı zamanda ciddi bir gereksinimidir ki yöntembilimsel analiz.. bu tanımlanan TANRI’ların bir SANRI olduğunu yada olmadığını göstermeye yarar mı yaramaz mı ?

Bunu bilmiyorum.. zaman gösterecek.. ölmeden önce dil sepeti kaldırılır.. onun altındaki düşünce çorabı çıkartılır.. işaret dolayımı ve delalet aracılığı kalmaz.. doğrudan doğruya hak ve hakikat görülür ve gösterilir mi ? Hiç sanmıyorum. Bu dünyada dil teklifi ve düşünce imtihanı her zaman olacaktır.



Ne kadar garip.. ortada pek çok dil ve yol var ise de yöntembilimsel analiz yolu daha henüz ortaya çıkarılmadı.. biz onun geleceğini konuşuyoruz.. oysa bu gün onun sadece reklam ve propagandasını yapıyoruz o kadar.



Bu iletinin dizini içinde daha 27 perde daha var.. eğer bunları da konuşacak zaman ve mekan imkanı verilirse tabloları konuşturacağız. Fakat benim bu içerikli bilgileri vermeye hiç hevesim ve iştiyakım yok.



Sağlıcakla kalın.


OSMANZİYA

Sentaks / sözdizimsel / BEYANÎ eksikliklerim VE
semantik / anlambilimsel / MAANÎ yetersizliklerim
için düz yazıdan özür dilerim

.

NOT:
Evet, aslında benim kullandığım sistemde
cümleye, kelimeye hatta harfe de ihtiyaç yok…

http://groups.yahoo.com/group/BAKARA/
http://groups.yahoo.com/group/oku-ikra/
http://groups.yahoo.com/group/yontem-bilim/
http://groups.yahoo.com/group/insanbilim/

www.yontembilim.com
www.insan-bilim.com
www.osmanziya.com
www.mustafabugucam.com.tr



http://sites.google.com/site/yontembilim/
http://sites.google.com/site/insanilim






Düzenleyen osmanziya - 11-Kasım-2015 Saat 07:45
IP
yakansu
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 11-Ekim-2015
Gönderilenler: 4

Hak Puan : 0
Kidem : 5
OrtalamaHak : % 0
Irtibar :0

Alıntı yakansu Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13-Kasım-2015 Saat 00:47
Kainat, mükevvenat, Cenabı Hakkın KÜN emri ile ortaya çıkan nesneler. İnsan ise bu mevcudat arasında özel bir yere sahip mahlukat ve masnuat. Bu özel ve seçkin nesneye İNSAN adının verilmesi ve onun kainattan ayrı bir yere konumlanması zerrenin ve hücrenin birey ve toplum halinde insana hizmet etmesi bir hakikat mı yoksa insan böyle bir vehmi mi hayal ediyor ? Bu can alıcı bir soru bence. Beşer kendisine ve uygarlığına bir ömür hizmet eden madde ve hareketin ve kısaca kainatın yanında kendi uygarlığının durumuna bir baksın. Makinalar yapan makina olan kendisinin de bir nasıl bir kainat olduğunu görsün. Kavunun çekirdekleri gibi insanda kainatın bir çekirdeğidir. Kavun çekirdeğinden bir KAVUN çıktığı gibi insandan da bir KEVN çıkacağı da kesin. Sadece ev ile av arasında eş ve aş arayan ve başka bişi bilmeyen şişler bunu anlamaz.

İşte bu hayal uçuk bir hakikattir. Hayal bile bu hakikatın yanında mon-O-ton kalıyor. Eğer bunu görmüyorsan palton'u giy, çık git bu dünyadan. Öyle ise Platon ol ve deki femonemin arkasındaki Noumen ve Nous kozmos ile kaos arasında bir eşya ile eşhas mabeyninde bir imkan ve potansiyeldir.

Tanrı sonsuza dek bilinecek bir olanaktır. Ve bizler bu ay-na ile yolculuğumuzu sürdüreceğiz. İhdi-na-ssıratalmüstakim.



Düzenleyen yakansu - 13-Kasım-2015 Saat 00:50
IP
osmanziya
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 12-Temmuz-2010
Gönderilenler: 4001

Hak Puan : 5
Kidem : 6
OrtalamaHak : % 50
Irtibar :2

Alıntı osmanziya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13-Kasım-2015 Saat 00:57
Yakansu.. Tanrı olanakların üstündedir. Makul ve mümkün bir mevcud olmanın fevkinde bir Vacil-ül-Vucud Vahid-i Ehaddir ki madum ve mevcudun musavatı olan mümkünat belki insan ve kainattan dahi daha zayıf bir gölgedir. Bu aynayı Tanrı ile karıştırma.. Tanrı'yı tanımak, bilmek, sevmek, düşünmek, anlamak, inanmak ve bağlanmak noktasında daha yiyeceğimiz çok fırın ekmek var. Cehennem onları pişiriyor. Doğrusunu Allah bilir...

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide
Türkçe Çeviri : Nuri Cengiz
Tasarım & Düzenleme : BeyazSeytan
WebWizTurk